{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1960 Esas<br>KARAR NO: 2025/856<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/10/2019<br>NUMARASI: 2017/324 Esas, 2019/957 Karar<br>DAVA: Rücuen Tazminat (Hizmet Sözleşmesi Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 19/06/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin abone su sayaçlarının okunması ve faturalandırılması işinde çalışan ve en son işveren davalı tarafından iş akdi feshedilen ... tarafından, işçilik alacaklarının tahsili için İstanbul 2. İş Mahkemesinin 2010/1130 esas sayılı dosyasında dava ikame edildiğini,  yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiğini, temyiz incelemesi sonucunda kararın kesinleştiğini, müvekkili ve davalı şirket aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi yapıldığını, davalı tarafça icra takibine  konu borcun ödenmemesi sebebiyle müvekkili tarafından icra takibi konusu borcun ödendiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı tarafından davaya karşı cevap dilekçesi sunulmamıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraflar arasındaki sözleşme hükümleri incelendiğinde, ödenecek işçilik alacakları yönünden davalının sorumlu olduğuna dair bir hükmün mevcut olmadığı, davacı her ne kadar, ödenen işçilik alacaklarından tamamen davalının sorumlu olduğunu iddia ederek dava açmış ise de; imzalanan sözleşme kapsamında bu yönde bir hükmün bulunmadığı, bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146) maddesi gereğince tarafların ödenen bedelden eşit oranda sorumlu oldukları, bu durumda davacı tarafından ödenen 28.678,28 TL'nin yarısı olan 14.339,14 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; sözleşmenin 22. maddesi, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi 38. madde ve İdari Şartname 25.3.2. maddesi gereğince davalının müvekkili idare tarafından ödenen bedelin tamamından sorumlu olduğunu, Kamu ihale mevzuatı hükümleri ile diğer yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; işçi çalıştırma ve işten çıkarma yetkisine sahip yüklenici firmaların, çalıştırdığı işçilerle yaptığı iş akdinden ve 4857 sayılı İş Kanunundan kaynaklanan tüm yükümlülükleri yerine getirmek zorunda olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen bedelin rücuen tazmini istemine ilişkindir. Üsküdar 2. İş Mahkemesinin 2008/966 Esas, 2009/1009 Karar sayılı dosyasının  incelenmesinde; davacısının ..., davalısının ... Toplama Hizmetleri Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi olduğu, davanın işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama neticesinde 12.268,70 kıdem tazminatı, 2.482,42 TL ihbar tazminatı ve 666,66 TL yıllık izin alacağının tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır. İstanbul 2. İş Mahkemesinin 2010/1130 Esas, 2013/362 Karar sayılı kararı dosyasının yapılan incelemesinde; davacısının ..., davalısının ... Genel Müdürlüğü  olduğu, Üsküdar 2. İş Mahkemesinin 2008/966 Esas, 2009/1009 Karar sayılı dosyasında alt işverene açılan dava sonucu davanın kabulüne karar verildiği belirtilerek bu bedellerden asıl işveren sıfatı ile ...'nin de sorumlu olduğu iddiası ile dava açıldığı ve yapılan yargılama neticesinde Üsküdar 2. İş Mahkemesinin 2008/966 Esas, 2009/1009 Karar sayılı dosyasında tahsiline karar verilen net 12.268,70 kıdem tazminatı, net 2.482,42 TL ihbar tazminatının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ... Genel Müdürlüğünden tahsiline karar verildiği, kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2014/6556 Esas, 2015/14574 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; alacaklının ..., borçlunun ... Genel Müdürlüğü olduğu, İstanbul 2. İş Mahkemesinin 2010/1130 Esas, 2013/362 Karar sayılı ilamı gereği başlatılan icra takibi nedeniyle, ... Genel Müdürlüğü tarafından 25/06/2015 tarihinde 5.680,39 TL ve 26/06/2015 tarihinde 22.997,89 TL olmak üzere toplam 28.678,28 TL ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Mahkemece iki farklı bilirkişiden rapor alınmış olup taraflar arasındaki sözleşmede hüküm bulunmadığından davalının işçilik alacaklarından yarı oranından sorumlu olduğu yönünde rapor tanzim edilmiştir. Mahkemece, işçilik alacaklarından sözleşmede ayrıca hüküm bulunmadığından davalının yarı oranında sorumlu olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. Uyuşmazlık, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarından davalıların sorumlu olup olmadığı ve buna göre ödenen bedelin tamamının davalılardan talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmıştır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25.01.2021 tarihli 2019/2330 E. 2021/175 K. sayılı ilamında; ''İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücü davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir.'' denilmiştir. Yine emsal bir davada asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K. sayılı ilamı ile; \"...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir...\" şeklinde uyuşmazlığın giderilmesine karar verildiği görülmüştür. Somut davada, yüklenici ile davacı işveren arasında imzalanmış olan sözleşme hükümleri ve eklerine göre, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması ve davacı ...'nin yüklenicinin işçisi ile organik bağı olduğu ispatlanamadığından, davacı asıl işverenin, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulamayacağı ve dava dışı işçiye ödenen bedellerden alt işverenlerin sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Somut davada, taraflar arasında imzalanan \"Hizmet Alımları Tip Sözleşmesi\" 23. maddesinde yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları düzenlenmiş olup buna göre yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve genel şartnamenin altıncı bölümünde belirlendiği belirtilerek yüklenicinin bunları aynen uygulamakla yükümlü olduğu kararlaştırılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinde sözleşme ekleri başlığı altında 9.1. bentte, ihale dökümanının bu sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğu, idareyi ve yükleniciyi bağlayacağı, sözleşme hükümleri ile ihale dökümanını oluşturan belgelerdeki hükümler arasında çelişki veya farklılık olması halinde ihale dökümanlarında yer alan hükümlerin esas alınacağı, 9.2. bentte ihale dökümanını oluşturan belgeler arasındaki öncelik sıralamasının sırasıyla, hizmet işleri genel şartnamesi, idari şartname, sözleşme tasarısı, özel teknik şartname, ihtiyaç listesi, sipariş mektubu, yüklenici teklifi ve noter onaylı ortaklık sözleşmesi olarak belirtildiği, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin altıncı bölümünde ise \"Yüklenicinin Çalıştırdığı Personel, Çalışanların Hakları ve Çalışma Şartları\" üst başlığı ile 38. maddede çalışanların özlük hakları düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinde işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı, aksine sözleşmelerin eki mahiyetindeki Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 6. bölümünün konuya ilişkin 38. maddesinde \" Yüklenici çalıştırdığı işçilerin, işin yapılmakta olduğu bir işkolu veya meslekte aynı tipteki bu iş için mevzuatla kabul edilenlerden daha az elverişli olmayan şartlarda çalışmalarını ve ücret almalarını sağlayacaktır. Ücret, yan ödeme ve çalışma şartlarını toplu sözleşme veya mevzuatla tespit edilmemiş olması halinde yüklenici, en yakın ve uygun bir bölgedeki işkolu veya meslekteki aynı tip bir iş için mevzuatla tespit edilenlerden daha az elverişli olmayan ücret, yan ödeme ve çalışma şartlarını uymalarını sağlamak için gerekli tedbirleri alacaktır.\" ve İdari Şartname 25.3.2. maddesinde \"Çalışanların ücretlerinin zamanında ödenmesinin temini için; Hakediş düzenlenme tarihinden önceki aya ait çalışanların maaş listesi yüklenici tarafından tahakkuk ettirilerek kontrol teşkilatına teslim ettirilecektir. İdarece maaşların uygun şekilde tahakkuk etirilip, ettirilmediği kontrol edilir. Yapılan incelemeler neticesinde, çalışanlara maaşlarının zamanında ödenmediği anlaşıldığı takdirde, personel listesinin ve ücretlerinin net olarak kontrol teşkilatına iletilmesi istenecek. Buna göre hesaplanan ücretlerin toplamı hakedişle ayrı bir kesinti kısmında gösterilerek firmaya ödeme yapma safhasında personel ücretlerinin ödendiği banka hesabına uygun şekilde aktarılması sağlanacaktır.\" düzenlemelerinin bulunduğu anlaşılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunun 2/6. maddesinde, asıl işveren - alt işveren açıklanmış ve bu ilişkide asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işverenle birlikte sorumludur hükmüne yer verilmiştir. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül söz konusudur. Asıl ve alt iş verenler dava dışı işçiye karşı müteselsilen sorumludur. Bu düzenleme işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla alınmıştır. Sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt iş veren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, TBK ve sözleşme hükümleri esas alınacaktır. Bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerekecektir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu konudaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Bu durumda yukarıda ifade edildiği gibi serbest iradeleri ile yaptıkları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacaktır. Açıklanan nedenlerle, gerek İş Kanunu ve gerekse de İş Kanununda değişiklik getiren 6552 sayılı yasanın ilgili maddeleri işçi alacağını korumaya yönelik olup, alt ve üst işveren arasındaki uyuşmazlıklarda taraflar arasında gerçekleştirilen sözleşme hükümleri esas olduğundan ve sözleşme şartlarına göre işçi alacaklarından işverene karşı davalı alt işveren sorumlu olacaktır. Dosya kapsamında alınan ilk bilirkişi raporunda, dosya içeriği SGK kayıtlarında 21.09.2001-19.02.2005 tarihleri arasında ... SGK sicil nolu ... Sist. A.Ş. ve 19.02.2005-02.07.2008 tarihleri arasında 1024169.34 SGK sicil nolu ile ... San. Tic. A.Ş çalışanlarının incelemeye tabi tutulduğu, SGK Başkanlığı Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kadıköy Sosyal Güvenlik Merkezi yazı ve evraklarına istinaden, davalı şirkette çalışan ...'ın 02.09.2000 tarihinden itibaren davacı idareden ihale ile sayaç okuma işini üstlenen önce ... A.Ş. de, 19.02.2005 tarihinden itibaren ise davalı şirket  de çalışmakta iken, yeni ihaleyi kaybetmesi üzerine 02.07.2008 tarihinde çıkışının yapıldığı ve ... isimli çalışanın yeni ihaleyi kazanan ... Ünvanlı şirkette çalışmaya devam ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece, sözleşme hükümleri dikkate alınarak yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere SGK kayıtlarına göre dava dışı işçinin birden fazla şirket nezdinde çalışması tespit edildiğinden alt işverenlerin işçilik alacaklarından kendi dönemleriyle sınırlı olarak tamamından sorumlu olduklarına karar verilmesi gerekirken davalının yarı oranında sorumlu olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir. O halde mahkemece, SGK hizmet dökümlerine göre dava dışı işçinin çalıştığı şirketlere ilişkin çalışma dönemleri gözetilerek davalı şirketin sorumlu olduğu dönemle sınırlı olarak davacının davalı şirkete ne kadar rücu edebileceğinin tespiti için konusunda uzman  bilirkişiden denetime elverişli rapor alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekecektir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkeme kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine iadesine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/324 Esas, 2019/957 Karar sayılı ve 17/10/2019 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 247,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,4‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"da1613922962adf0","SID":"64de22865b5901f0"}}