{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1177 Esas<br>KARAR NO: 2025/860<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/11/2021<br>NUMARASI: 2019/795 Esas, 2021/902 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali - Kayıt Kabul<br>KARAR TARİHİ: 19/06/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı bankanın 2006 yılından beri müşterisi olduğunu, davalı bankada ... nolu  döviz  hesabının bulunduğunu, müvekkilinin 13/12/2013 tarihinde ... nolu hesabına 31 günlük katılım hesabı ve vadeli hesap olarak 90.000,00 USD yatırdığını, daha sonradan müvekkilinin hesabından 16/12/2013 tarihinde 20.000,00 USD, 21/12/2013 tarihinde 20.000,00 USD ve 02/01/2014 tarihinde de 10.000,00 USD olmak üzere toplam 50.000,00 USD nin müvekkilinin haberi ve her hangi yazılı ya da sözlü talimatı olmaksızın çekildiğini, müvekkilinin bu durumdan 05/01/2014 tarihinde haberdar olduğunu, banka ile yapılan görüşmede çekilen paralardan sorumlu olmadıklarını bildirdiklerini, daha sonra Gaziosmanpaşa ... Noterliğinin 06/02/2014 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bankadan paranın iadesinin istenildiğini, ancak müvekkiline banka tarafından her hangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile davalı aleyhine  takip başlatıldığını, takibe haksız yere itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hesabından, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin miktarlar hakkındaki işlemleri de gerçekleştiren ...'ın geçmişte defalarca davacının hesabından işlem yaptığını, ...’ın ağabeyi davacı ...’ın bankalarındaki ilk hesabını 16.06.2006 tarihinde Bağcılar Şubesinde açtığını, hesabı açan operatörün .../... olduğunu, şahsın hesabına bağlı olarak 17.10.2008 tarihinde Sultançiftliği Şubesinde 5 no.lu TL cari ekin açıldığını, söz konusu hesap ekinin de ... tarafından açıldığını, ...’ın 21.11.2012 tarihinde İstoç Şubesi’ne atanmasının ardından 04.12.2012 tarihinde bu şubede 12 no.lu TL cari ekin açıldığının belirlendiğini, ...’ın abisi davacı ...’ın bankacılık işlemlerini yakından takip ettiği kanaatinin davalı bankanın Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan soruşturmada edinildiğini, ...’ın ... tarafından hesabına yatırılan tutarlara, ... tarafından başka müşterilerin hesaplarından zimmetine geçirdiği tespit edilen tutarların kendi hesabına yatırılmasına ya da ... tarafından hesabından çekilen diğer tutarlara itiraz etmezken, ...’ın gerçekleştirdiği zimmet eyleminin açığa çıkmasından sonra ... hesabından onaysız/imzasız olarak havale ettiği 50.000,00 USD’ye itiraz etmesinde tutarsızlıklar bulunduğunu, bu hususların müvekkili bankanın teftiş raporunda tespit edildiğini, konuya ilişkin ayrıntıların Teftiş Kurulu Raporunun 3, 4, 5. sayfalarında ayrıntılı olarak açıklandığını, davacının zimmet şüphelisi kardeşi ile ilgili bu kadar yoğun işlem yaptırmasının ve ticaret ile uğraşan davacının daha sonra olayların ortaya çıkmasından sonra dava konusu tutara itiraz etmesinin iyi niyetli olmadığını, heyet halinde konusunda uzman bilirkişiler tarafından yapılacak incelemeler neticesinde, akrabalık bağları kapsamında gerçekleştirilen işlemlerin geçmişten beri devam ettiğinin tespit edileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; 6098 Sayılı Borçlar Kanunu 66. maddesinde “Adam çalıştıran, çalışanın kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.” hükmünün düzenlendiği, buna göre; söz konusu işlemlerle ilgili olarak davalı banka tarafından 16.12.2013-24.12.2013 ve 02.01.2014 tarihlerinde davacı hesabından yapılan toplam 50.000,00 USD tutarındaki havale ve ödeme işlemlerine ilişkin olarak hesap sahibi ...'ın imzasının bulunduğu herhangi bir yazılı talimat/vekalet sunulamadığı gibi işlemlere ait dekontlarda hesap sahibinin imzalarının da alınmadığı, netice olarak yapılan işlemlerin yetkisiz olarak ikmal edildiğinin tespit edildiği, davalı bankanın personeli tarafından yapılan yetkisiz işlemler neticesinde davacının 13.12.2013 tarihinde 1 ay vadeli olarak 90.000,00 USD'nin 50.000,00 USD tutarı ve faizi için zararının oluştuğu, söz konusu zarardan dolayı “Bankanın Kusursuz Sorumluluğu-Özen Sorumluluğu-Adam Çalıştıranın Sorumluluğu” olduğu, alınan bilirkişi raporuyla yapılan inceleme sonucunda davacının alacak miktarının 50.000,00 USD olduğu, bilirkişi raporunun hükme elverişli olması, ceza dosyası sonucunda verilecek olan kararın bankanın sorumluluğuna bir etkisinin bulunmaması, davalı hakkındaki iflas kararının kesinleşmesi, 2. alacaklılar toplantısın yapılmayacak olması dikkate alındığında toplam alacağın 53.895,89 USD olduğu, gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödendiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığından davanın kabulü ile; davacının 53.895,89 USD alacağının İstanbul ... İflas Müdürlüğünün... İflas sayılı ... Bankası A.Ş'nin iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; kayıt kabul davasına dönüşen iş bu dava hakkında karar vermekte İstanbul 1. ya da 2. Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli ve yetkili olduğunu, kayıt ve kabulüne karar verilen tutarın yabancı para cinsinden belirtilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davaya cevap dilekçesinde belirttikleri gibi dava konusu olaya ilişkin ceza soruşturması ve ardından ceza davası devam ederken, iş bu soruşturma ve ceza davası bekletici mesele yapılması gerekirken yargılamaya  devam edilmesinin hatalı olduğunu, davacının, geçmişte de tüm bankacılık işlemlerinin zimmet suçlusu kardeşi ... tarafından yapıldığını, davacının zimmet şüphelisi kardeşi ile ilgili bu kadar yoğun işlem yaptırması ve ticaret ile uğraşan davacının daha sonra olayların ortaya çıkmasından sonra dava konusu tutara itiraz etmesinin iyi niyetli olmadığını ve akrabalık bağları kapsamında gerçekleştirilen işlemlerin geçmişten beri devam ettiği düşünüldüğünde davacı talebinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, davacıya ait hesaptaki paranın banka çalışanı tarafından zimmete geçirildiği iddiasıyla hesaptan çıkışı yapılan toplam 50.000,00 USD ile işlemiş faizinin icra takibine konu edildiği, takibe itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığı, daha sonra davalı bankanın yargılama sırasında iflasına karar verilmesi nedeniyle kayıt kabul davasıdır. Müflis bankanın, BDDK'nın 22/07/2016 tarih ve 6947 sayılı kararı ile, 22/07/2016 tarihi itibariyle faaliyet izninin kaldırıldığı ve İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/41 Esas sayılı dosyasından 16/11/2017 tarihi itibariyle iflasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 08/01/2015 tarihli 2015/11 Esas 2015/4 Karar sayılı ilamı ile verilen tüketici mahkemesinin davada görevli olduğu gerekçesiyle verilen görevsizlik kararı neticesinde dosyanın Bakırköy 4. Tüketici Mahkemesinin 25/10/2018 tarihli 2015/598 E. 2018/617 K.  Sayılı ilamı ile davalının yargılama devan ederken iflas ettiğinden bahisle ticaret mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, daha sonra dosyanın Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edildiği, bu mahkemenin 2018/1161 E. 2018/768 K. Sayılı ilamı ile dosyanın Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesine iadesine karar verildiği, daha sonra Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/12/2018 tarihli 2018/1199 E. 2018/1378 K. Sayılı ilamı ile kayıt kabul davalarında HSK kararı gereğince 1,2,3 nolu ticaret mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle dosyanın Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesine iadesine karar verildiği, daha sonra Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/02/2019 tarihli 2018/1214 E. 2019/214 Karar sayılı ilamı ile görevli mahkemenin Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi odluğundan bahisle görevsizlik kararı verilerek dosyanın merci tayini için İstanbul Bam 37. HD. Ne gönderildiği, bu daire tarafından davanın iflas tarihinden önce açıldığı gerekçesiyle davada görevli mahkemenin Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verildiği, son olarak dosyanın yukarıda yazılı mahkemenin esasına kaydı neticesinde yargılamaya devam edilerek istinafa konu karar verildiği anlaşılmıştır.  Merci tayini kararı neticesinde karar verildiğinden davalı vekilinin görev noktasındaki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Bakırköy 4. Tüketici Mahkemesinin 2015/598 E. Sayılı dosyasında  düzenlenen 09/01/2017 tarihli bankacı bilirkişi raporunda; iddiaya konu hesap açma föyü, föydeki müşteri imzası, iddiaya konu müşteri talimatları, para hareketleri ve dekontların dosyada bulunmadığı, davacıya ait ihtarnamenin dosyaya sunulmadığı, bu haliyle değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı belirtilmiştir. Bakırköy 4. Tüketici Mahkemesinin 2015/598 E. Sayılı dosyasına hitaben düzenlenen 24/11/2017 tarihli bankacı bilirkişi raporunda; dava konusu işlemlerle ilgili olarak davalı banka tarafından 16.12.2013, 24.12.2013 ve 02.01.2014 tarihlerinde davacı hesabından yapılan toplam 50.000,00 USD tutarındaki havale ve ödeme işlemlerine ilişkin olarak hesap sahibi ...'ın imzasının bulunduğu herhangi bir yazılı talimat/vekalet sunulamadığı gibi işlemlere ait dekontlara hesap sahibinin imzalarının da alınmadığı, netice olarak yapılan işlemlerin yetkisiz olarak ikmal edildiğinin tespit edildiği, davalı bankanın personeli tarafından yapılan yetkisiz işlemler neticesinde davacının 13.12.2013 tarihinde 1 ay vadeli olarak 90.000,00 USD nin 50.000,00 USD tutarı ve faizi için zararı oluştuğu, söz konusu zarardan dolayı “Bankanın Kusursuz Sorumluluğu, Özen Sorumluluğu, Adam Çalıştıranın Sorumluluğu” olduğu tespit edilmiştir. Bekletici mesele yapılması talep edilen İstanbul 8. Ağır ceza Mahkemesinin 17/03/2022 tarihli 2016/12 E. 2022/148 K. Sayılı ilamının dosyaya celp edilmediği tespit edilmekle birlikte uyap üzerinden re'sen yapılan incelemede dosyanın istinaf incelemesinde bulunduğu, dolayısıyla ceza dosyasının henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi uyarınca, ceza mahkemesince verilen beraat kararı; kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliliği, illiyet gibi esasları hukuk hâkimini bağlamayacaktır. Ancak hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle \"fiilin hukuka aykırılığı\" konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacaktır. Bu doğrultuda, maddi vakıanın tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlayıcı olup ceza mahkemesince bir maddi vakıanın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-92 E 2018/1362 K sayılı kararı). Somut olayda, davalı banka tarafından işlemlerin davacının rızasıyla yapıldığı iddia edildiğinden ceza mahkemesi kararının yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması gerekirken yargılamaya devam edilerek karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Kabule göre de, İİK. 195. maddesine göre iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibariyle hesaplanıp, belirlenmesi gerekir. İflasın açılması ile ipotekle temin edilen alacaklar hariç, diğer alacaklar muaccel hale gelir ve iflasın açıldığı tarihe kadar işleyen faizler ve takip masrafları da asıl alacağa eklenerek masaya yazılır. İflas davalarının kamu düzenini ilgilendiren davalardan olması ve mahkemece kayıt kabulüne karar verilecek miktarın diğer alacaklıların alacak miktarlarını ve haklarını da etkileyecek olması sebebiyle, davacının müflis şirketten olan alacağının iflasın açıldığı tarihteki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilerek, iflas tarihine kadar doğan iflas alacağı ve fer'ileri ile takip masrafları belirtilerek masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde asıl alacağa yabancı para cinsinden hükmedilerek ve fer’ileri de açıkça gösterilmeyerek hüküm tesisi doğru olmamıştır. (Y. 6. HD. 20.12.2021 T. 2021/5097 E. 2021/2375 K. Sayılı ilamı) Davacının yabancı para cinsinden olan alacağı, davalı müflis bankanın iflasının açıldığı 16/11/2017 tarihli T.C. Merkez Bankası Efektif Döviz Satış Kuru esas alınarak hesaplanmalıdır. Mahkemece, kabule göre de yukarıdaki paragraflarda belirtilen usule uygun olarak karar verilmemesi de yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine iadesine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/795 Esas, 2021/902 Karar sayılı ve 23/11/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Davalı Tasfiye Halinde ... Bankası A.Ş. harçtan muaf olduğundan  harç alınmasına YER OLMADIĞINA, bu nedenle davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf harçlarının talep halinde İADESİNE, 5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"177fa4197b46885d","SID":"b249ee51c8e1ec35"}}