{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/41 <br>KARAR NO:2025/658<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:15/10/2021<br>NUMARASI:2018/526 E. - 2021/308 K.<br>DAVANIN KONUSU:Patent (Maddi Tazminat İstemli)|Patent (Manevi Tazminat İstemli)|Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/04/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nin tanınmış söz yazarı, besteci ve yorumcu olduğunu, sanatçının, pek çok sanatçıya söz ve besteleriyle, aranjörlüğü ve prodüktörlüğü ile destek verdiğini, ülkemizin en başarılı sanatçılarından biri olduğunu, müvekkilinin 500 civarı müzik eserinin (söz/beste) sahibi olduğunu, müvekkiline ait (sözsüz, enstrümantal) müzik eseri (Eser, sözsüz, enstrümantal olduğundan esere verilmiş bir ad yoktur) ... marka ve mobil (cep) telefonların reklam filmlerinde, televizyon dizileri içerisinde yapılan ürün yerleştirme biçimli tanıtım ve reklamlarda reklam müziği olarak ve ... marka telefon cihazının içine (cihaz içine, cihaz içi müzik yazılım ve programına ) yüklenmek suretiyle izinsiz ve yasalara aykırı şekilde kullanıldığını, müvekkiline ait müzik eseri davalının ... marka ve mobil (cep) telefonların reklam filmlerinde, televizyon dizileri içerisinde (..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vb pek çok tv dizisinde) yapılar ürün yerleştirme biçimli tanıtım ve reklamlarda) reklam müziği olarak izinsiz şekilde kullanıldığını, kullanımlarla ilgili olarak müvekkilinden FSEK 52nci maddeye uygun şekilde yazılı izin alınmadığı gibi davalı tarafından müvekkiline herhangi bir telif hakkı ücreti de ödenmediğini, davalı şirketin yaklaşık 10 yıldır sözkonusu müziği, ... marka telefon cihazının içine, cihaz içi müzik yazılım ve programına yüklenmek suretiyle milyonlarca cep telefonunda izinsiz kullanım gerçekleştirdiğini, bu izinsiz kullanımla ilgili tazminat, davalı şirketin 10 yıllık süreçteki telefon satış adetleri, ticari defter ve kayıtları; gelirleri incelendiğinde mali/muhasip bilirkişi marifeti ile hesaplanacak olmakla birlikte davacı müvekkilinin, dava konusu haksız/izinsiz kullanım sebebiyle telif hakkı kaybı (fsek md 68 gereği ) en az 4-5 milyon TL olduğunu, FSEK 68nci maddesi gereği davalının, emsal ve rayiç bedelin 3 katı tutarında tazminatı müvekkiline ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkil'den FSEK'in 52'inci maddesine uygun şekilde yazılı izin alınmaksızın kullanılmasının müvekkilinin FSEK'in icracı sanatçıya tanıdığı mali ve manevi haklarının da ihlali olduğunu, davalının müvekkilinden  dava konusu müzik eserinin ... marka cep telefonlarımn tanıtım ve reklamı için dizilerde/ televizyonlardaki kullanımı için izin talep edilmiş olsaydı davalı firmadan bu güne kadarki kullanım için talep edeceği ve alacağı (rayiç, emsal) ücretin en az 250.000 TL + stopaj + Kdv olacağını, ancak, davalı şirketin izinsiz kullanım gerçekleştirdiğinden FSEK 68'nci madde gereği (rayiç bedel x 3 katı)  750.000 TL Stopaj + kdv olduğunu, ancak rayiç ve emsal bedel, yargılama safhasında bilirkişi incelemeleri vb şekilde araştırılacağından fazlaya dair tüm hak ve alacaklarını saklı tutulmak kaydı ile (Eserin, dava tarihine kadar davalının markası ... marka telefon çihazımın dizilerde televizyonlarda yapılan reklam ve tanıtımlarındaki kullanımı için) maddi tazminat taleplerinin şimdilik 50.000 TL olarak ikame edildiğini, ayrıca davalı şirketin yaklaşık 10 yıldır sözkonusu müziği, telefon cihazlarının (telefonların) içinde yüklenmek süretiyle milyonlarca cep telefonunda izinsiz kullanım gerçekleştirdiğinden FSEK 68'nci madde gereği (rayiç bedel x 3 katı) davacı müvekkilin yasal olarak talep edebileceği tutar FSEK 68'e göre tarafımızın hesabına göre en az (yaklaşık 10 yıllık izinsiz kullanım bedeli ) 4-5 milyon türk lirası olduğunu beyanla, davaya konu maddi tazminat taleplerinin şimdilik 100.000 TL olarak ikame edildiğini, müvekkilinin FSEK'in manevi haklar başlığı altında sayılan adın belirtilmesi ve umuma arz haklarının da ihlali olduğunu, davalıdan 100.000 TL manevi tazminat talebi zaruri olduğunu, davalı şirkete iş bu hususu ihtar eden Beşiktaş ... Noterliği'nin 08 Mart 2018 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi müvekkil tarafından keşide edildiğini, sözlü ve yazılı olarak olumlu hiçbir cevap alınamadığını beyanla; FSEK 68 nci madde gereği fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000 TL (yüzbin Türk Lirası) maddi tazminatın iş bu davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi (en yüksek ticari,avans faizi) davalıdan alınarak, davacı müvekkile ödenmesine karar verilmesini, müvekkilinin FSEK kapsamındaki manevi haklarının davalı tarafça ihlali sebebiyle 100.000 TL (Yüzbin Türk Lirası) manevi tazminatın iş bu davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi (en yüksek dicari,avans faizi) davalıdan alınarak, davacı müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, hükmedilecek tazminat tutarları üzerinden Vergi Usul Kanunu kapsamında tahakkuk edecek stopaj ve KDV tutarının da ayrıca davalı tarafa yüklenilmesini, mahkeme hükmünün ülkenin en yüksek tirajlı 3 gazetesinde yayınlanmasına, davalının hukuka aykırı kullanımı devam etmekte olduğundan tecavüzün ref'i ne ve men'i ne karar verilerek, müvekkile ait müzik eseri davalının ...marka ve mobil (cep) telefonların teklam ve tanıtımlarında kullanılmasının ve ayrıca eserin cihazının içine (cihaz içine, cihaz içi müzik yazılım ve programına ) yüklenmek suretiyle kullanımının yasaklanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 07/04/2021 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; FSEK 68 madde uygulanmak suretiyle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 250.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle (en yüksek faiz - avans faiziyle) birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, yine 100.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek  reeskont faiziyle (en yüksek faiz - avans faiziyle) birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, yargılama harç ve giderlerinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ;Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davaya konu çalışmanın FSEK anlamında bir \"...\" olmadığını, zira bu çalışmanın \"...\" taşımadığını, FSEK m. 1/B hükmünde \"eser\"in tanımlandığını bu tanımlamada \"...\" kavramı ile kastedilen hususun Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 01.07.1977 tarih, 1976/5913 E. 1977/7617 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere incelemeye konu fikir ve sanat çalışmasının yaratıcı bir emek mahsülü olması, özgünlüğü havi ve herkes tarafından meydana getirilemeyecek bir nitelikte olması olduğunu, bu kapsamda davacının huzurdaki davaya konu çalışması, hiçbir şekilde mevcut eser hazinesinin üzerine çıkabilmiş, ayırt edici bir özellik taşıyan, yaratıcı olan, önceki çalışmaları aşan ve özgün bir çalışma niteliğini haiz olmadığını, eser mahiyetine kavuşacak değer içermediğini, bu sebeple davacı tarafın 5846 Sayılı Kanun kapsamında herhangi bir talepte bulunamayacağını, bununla beraber uyuşmazlığa konu çalışmanın FSEK. m.3'te tanımlanan \"musiki eser\" niteliğini de haiz olmadığını, huzurdaki dava kapsamında davacı, söz konusu çalışmasının FSEK anlamında bir musiki eseri olduğundan bahisle birtakım taleplerde bulunduğunu, ancak işbu çalışmanın bir musiki eseri olduğunun kabulü mümkün olmadığını, davacının bu iddiası gerçeği yansıtmadığını, fikir ve sanat eseri çeşitlerinden biri olan \"...\" FSEK m. 3 hükmü ile; \" ..., her nevi sözlü ve sözsüz bestelerdir.\" şeklinde tanımlandığını, bu doğrultuda doktrinde de musiki eser, bir kompozisyon, opera, operet, senfoni, her türden saz için yazılmış parçalar, şarkı ve türkü gibi tamamlanmış, ses ve tona dayalı eserler olarak ifade edildiğini, bir eser içerisinde yer almayan, bir eserin parçası niteliğinde olmayan bir melodinin tek başına eser olarak korunmasının bir ritmin, bir ton skalasının veya tınlayışın eser olarak addedilmesinin mümkün olmadığını, aynı şekilde müzikal anlamda en küçük anlam bütünü olarak tarif olunabilecek bir motifin de tek başına eser olarak korunması söz konusu olmadığını, yine bir veya iki takttan veya en fazla yedi sesten ibaret melodilerin de, alışılmadık ve sürpriz kombinasyonlar içermedikleri müddetçe eser olarak kabul edilemeyeceğini, beş tam ve iki yarım sesten ibaret gamlar, üçlü akorlar, kesik tempolar, bu manada standart melodiler de eser olarak kabul edilemeyeceğini, bu bağlamda, huzurdaki davaya konu çalışmanın FSEK anlamında bir musiki eseri olmadığının açık olduğunu, cep telefonlarında kullanılmak amacıyla üretilmiş ve sadece bu kadar (8 saniye kadar) üretildiğini, FSEK m. 35 hükmün de, musiki eserlerden tema, motif veya pasaj gibi parçaların serbestçe iktibas olunabileceğinin ifade olunduğunu, bu manada bir pasaj, tema veya motiften ibaret bir sonucun da \"eser\" olarak görülmediğini ve görülemeyeceğinin aşikar olduğunu, davanın reddinin gerektiğini, aksinin kabulü anlamına gelmemek üzere, dava konusu çalışmanın, bir an için \"...\" olarak kabulü halinde dahi davacı tarafın 11 yıl sessiz kaldıktan sonra huzurdaki davayı ikame etmesi, MK m.2 uyarınca iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, taraflar arasında akdedilen şifahi sözleşme kapsamında davacı tarafın ... marka cep telefonlarında kullanılacak zil sesinin hazırlanması işini üstlenmiş ve bu çalışmasının karşılığı olan 100.000,00 (yüzbin) TL sözleşme bedelinin tamamı eksiksiz bir şekilde kendisine ödendiğini, bu kapsamda, davacının eserinin izinsiz kullanıldığı şeklindeki gerçek dışı iddialarının kabulü anlamına gelmemek üzere; davacının uzun bir süre sessiz kaldıktan sonra yönelttiği haksız taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafın, uyuşmazlığa konu ettiği eylemleri bilmesine ve haberdar olmasına rağmen, 2007 yılından bu yana 11 yıl boyunca bahsi geçen çalışmanın kullanımına uzun bir süre sessiz kaldığını müvekkili şirketten ne yazılı ne de şifahi olarak herhangi bir ücret talep etmediğini, dolayısıyla söz konusu kullanıma zımni rıza gösterdiğini, nitekim davacının bu kadar uzun süre sessiz kalmış olması ve müvekkil şirket markasının geçen bu zaman içerisinde değer kazanmasından sonra huzurdaki davayı açarak hak iddia etmesi Türk Medeni Kanununda düzenlenen dürüstlük kuralına da açıkça aykırı olduğunu, davacının yıllar sonra yönelttiği davasında iyiniyet kurallarına aykırı davrandığını, davacı tarafın 2007de hazırladığı çalışmayı, hazırladığı sene değil de düşündürücü bir şekilde yıllar sonra, 2010 yılında ... ve 2016-2017 yıllarında da ... a bildirdiğini, davacı taraf, bu bildirimlerinin akabinde müvekkile başvurmadığını, müvekkilin bu bildirimlerinden sonraki yıllarda da melodiyi kullanmasına sessiz kaldığını, müvekkilin markasına yatırım yapmasına kötüniyetli olarak göz yummuş ve açıkça MKnın 2. maddesindeki iyiniyet kurallarına aykırı hareket ettiğini, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin iş görme sözleşmelerinden biri olan vekalet sözleşmesi olduğunu, davacı taraf, sözleşme kapsamında müvekkil için yaptığı çalışmayı müvekkile tüm sonuçlarıyla birlikte teslim ettiğinden, dava kapsamındaki taleplerinin hukuki dayanağı bulunmadığını, bu sözleşme ile davacının cep telefonlarında kullanılabilecek melodiler yapmayı taahhüt ettiğini, burada davacı tarafın, bir sonucu değil bir süreci taahhüt ettiğinden anılan sözleşmenin vekalet akdi niteliğinde olduğunu, ihtilafa konu melodinin, vekalet akdi çerçevesinde müvekkili şirket adına üretildiği için melodiye bağlı, eğer varsa, telif ve sair tüm haklar da müvekkil şirkete devrolunduğunu, davacı tarafından ... marka cep telefonları için yapılan çalışmanın karşılığı ücret, taraflar arasındaki vekalet sözleşmesi kapsamında davacı tarafa ödendiğini, müvekkil şirket ... A.Ş., ... A.Ş. firmasının 20.07.2010 tarihinde kurulmasıyla birlikte ... marka cep telefonları ile ilgili ticari hayatına başladığını, dolayısıyla, davacı tarafın iddialarının kabulü anlamına gelmemek üzere, öncelikle, müvekkil şirketin işbu tarih öncesine ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı ve olası bir tazminat hesabında bu tarihten öncesinin hesaplamaya dahil edilmemesi gerektiğini, daha sonra müvekkil şirket bünyesinde birleşen ...firmasının kurucularından olan diğer firma ... A.Ş. ile davacı ... arasında akdedilen şifahi sözleşme kapsamında davacı taraf, uyuşmazlığa konu çalışmayı, yani zil sesi olarak kullanılabilecek melodi hazırlama işini yapmayı üstlendiğini ve 100.000,00 TL ücreti mukabilinde çalışmasını teslim ettiğini, bu hususlar karşısında, huzurdaki dava kapsamında ileri sürülen izinsiz kullanıma ilişkin iddialar gerçeği yansıtmayıp, haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacının huzurdaki dava kapsamındaki talepleri, zamanaşımına uğradığını, taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesi olduğundan, 5 yıllık dava zamanaşımı süresi sona erdiğini, Borçlar Kanunu m.147/5 uyarınca; vekalet sözleşmeleri kapsamındaki iddia ve taleplerin, 5 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde öne sürülmesi gerektiğini, davacının iddialarının kabulü anlamına gelmemek üzere bir an için davacının iddialarının doğru olduğunun ve FSEKten kaynaklanan bir ihlalin söz konusu olduğunun kabul edilmesi halinde dahi, eBK uyarınca geçerli olan 1 yıllık zamanaşımı süresi sona erdiğini, davacı tarafından iddia edilen ihlaller 2007 yılından başladığını, iddia edilen ihlallerin başladığı dönemde geçerli olan Borçlar Kanununda, haksız fiiller bakımından 1 yıllık zamanaşımı süresi öngördüğünü, huzurdaki dava bakımından da ilgili taleplerin zamanaşımına uğradığının aşikar olduğunu, huzurdaki davanın Asliye Hukuk mahkemelerinin görev alanında olduğunu, dava şartı noksanlığından davanın usulden reddi gerektiğini, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa aykırılık söz konusu olmadığını, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan bu uyuşmazlığın, 6098 sayılı TBK genel hükümlere tabi olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesi kararıyla;\"Tüm dosya kapsamı sunulan bilirkişi heyet raporu ve izahı yapılan mevzuat kapsamında talep değerlendirildiğinde; dava konusu melodinin eser niteliğinde olduğu ve davacının eser sahibi olduğu anlaşılmış olmakla birlikte her ne kadar izinsiz kullanıma dayalı olarak iş bu dava açılmış ise de  davacının davalı kullanımlarından haberdar olduğu, izinsiz kullanımın bulunmadığı, davalı tarafça sunulan ödeme belgeleri ve davacının medyada yer alan beyanları melodi kullanımına ilişkin ödeme de yapıldığı dikkate alındığında izinsiz kullanım iddilarının ispatlanamadığı, kullanımların davacının bilgisi ve muvafakatine dayandığı, şekle aykırılık ve reklam ve tanıtımlara ilişkin aşkın kullanım iddiaları yönünden aradan geçen süre dikkate alındığında davacının uzun süre sessiz kalmak suretiyle kullanımlara muvafak gösterdiği,melodi olarak kullanmasına izin verilen esere ilişkin olarak bunun tv ve diğer mecrada kullanılamayacağının kabulünün de hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yine şekle aykırılık iddilarının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı gibi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu hukuken korunmayacağı sonucuna ulaşılmış olup davacının sübut bulmayan tazminat davalarının reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.\" şeklindeki gerekçeleri ile,Davacının açmış olduğu maddi ve manevi tazminat davalarının reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararı ile dava konusu bestenin FSEK kapsamında eser olduğunun açıkça ortaya konduğunu, davalının eseri izinsiz kullandığını, FSEK 52.maddeye uygun şekilde müvekkili ...'den yazılı izin almayan davalı tacirin iyi niyet iddiasında bulunamayacağını, davacının davasını hemen ikame etmeyerek sessiz kalmasının davacı müvekkilinin FSEK kapsamındaki haklarını ortadan kaldırmayacağını, davalının iddia ve itirazlarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı şirkete davacı müvekkili tarafından Beşiktaş ... Noterliği’nin 08 Mart 2018 tarih ve ...yevmiye no’lu ihtarnamesi keşide edildiğini, dava konusu eserin davalı tarafından tv dizilerinde, YouTube reklamlarında, reklamlarda izinsiz kullanımının 2014-2018 yılları arasında olduğunu, dava konusu eserin davalı tarafından ... marka ve mobil telefonların içine yüklenmek şekilde zil sesi olarak izinsiz kullanımının 2012-2018 yılları arasında olduğunu, dava ve taleplerinin sadece melodinin zil sesi olarak kullanımı değil, diğer izinsiz kullanımlarına da dayandığını, davalının 11 yıl beklediği şekildeki beyanının gerçekle bağdaşır bir yanı olmadığını, davacı müvekkilinin izinsiz kullanımdan 2018 yılı başında televizyon dizilerinden, youtube reklamlarından haberdar olduğunu, ... marka cep telefonu kullanmayan müvekkilinin bu marka telefon içinde yüklü müzikten uzun süre haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, dava dışı \"...\" isimli albüme yönelik yerel mahkemenin değerlendirmelerinin haksız olduğunu, dava dışı ... A.Ş. ile yine dava dışı ... Şti arasnıdaki ticari ilişkinin FSEK ve dava konusu müzik eserinin davalıca reklamlarda, cep telefonu içinde kullanımı ile hiçbir ilgisi olmadığını, davalıya dava konusu eserin telefon cihazları içinde ve markanın reklamlarında TV dizilerinde, sinema filmlerinde kullanımı hususunda herhangi bir yazılı izin verilmediğini, davalı tarafından herhangi bir telif hakkı ücreti ödenmediğini, davacı müvekkili ile davalı şirket arasında herhangi bir sözleşme olmadığını, FSEK'e uygun herhangi bir izin verilmediğini, yerel mahkemenin kararını kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı müvekkilinin eserini davalıya melodi/zil sesi olarak kullanımına izin verdiği varsayılsa dahi işbu iznin eserin reklam ve dizilerde kullanımını kapsamayacağını, davalının dava konusu müzik eserini hala dijital mecralarda kullanmakta olup haksız eylem devam ettiği için zamanaşımı süresi ihlalin her tekrarında kesilmekte, yeniden başlamakta olduğunu, dosyada mevcut davalı şirket vekilinin ve satış müdürünün beyanlarının dahi davalının dava konusu iddia ve taleplerini kabul ve ikrar eder nitelikte olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafın maddi tazminat talebine ilişkin olarak 5.900,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin harca esas değer olan 250.000,00 TL üzerinden 25.950,00 TL olması gerektiğini, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının bu yönde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının talep ve beyanlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalının 2 haftalık yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvuru harçlarını yatırmadığını, mahkemenin davanın reddi kararını kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece davalı lehine hükmolunan maktu vekalet ücretinin hukuka uygun olduğunu, tüm bu nedenlerle davalının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;davacının müvekkili şirketin dava konusu melodiyi izinsiz kullandığı şeklindeki iddialarının somut gerçeklikten uzak ve ve dayanaksız olduğunu, kabul anlamına gelmemekle davacının 11 yıl sessiz kaldıktan sonra huzurdaki davayı ikame etmesinin TMK m.2 uyarınca iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu,  davacıya ödenen 100 bin TL'nin ... isimli albüm sponsorluğu kapsamında yapıldığı şeklindeki iddianın asılsız ve dayanaksız olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere HMK 188/3 uyarınca sulh görüşmeleri esnasında yapılan ikrarın tarafları hiçbir şekilde bağlamayacağını, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava 5846 sayılı FSEK kapsamında eser sahipliğine tecavüze dayalı 68.maddesi uyarınca açılan,  maddi  ve manevi tazminata ilişkin olup Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi görevlidir.Davacı tarafından; müvekkiline ait eserin davalı'ya ait ... marka telefonun dizilerde/ televizyonlarda yapılan reklam ve tanıtımlarında, izinsiz kullanılması sebebiyle  FSEK 68.nci madde gereği fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000 TL. maddi tazminatın ve eserin davalıya ait ... marka telefon cihazının içine (cihaz içine, cihaz içi müzik yazılım ve proğramına ) yüklenmek suretiyle izinsiz kullanılması sebebiyle, FSEK 68nci madde gereği fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000 TL. maddi tazminatın ve davalı tarafından müvekkilinin  FSEK kapsamında manevi haklarının ihlali sebebiyle 100.000 TL. manevi tazminatın,  dava tarihinden itibaren  işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.28/01/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;\" davalı dava konusu kullandığı (eser niteliğine sahip) müzikle ilgili olarak davacıya yukarıda açıklanan “...” çerçevesinde -sektörel koşullara- uygun bir para ödediği, dava konusunun tamamen bağlantısız, ilişkisiz, hiçbir ücret ödemeden bambaşka, davalının tanımadığı, ilişkide olmadığı bir kişinin müziğini kullanımı olarak görülemeyeceği, davalının ücretini ödediği hizmetin bir parçasını kullandığı, davacı l - 2 yıllık makul bir süreden sonra ll yıl boyunca sessiz kaldığı, bu şekilde davalının dava konusu müziği tereddütsüz ve engelsiz kullanımına rıza gösterdiği şeklinde sonuca varmış oldukları, yine ihlal olmadığı yaklaşımından hareketle emsal ücret konusunda bir değerlendirme yapılmadığı, ayrıca ödemelerin davacı yerine şirkete ...°a ödenmesinin sektörde karşılaşılabilecek bir durum olduğu,  bu kapsamda nihai takdiri sayın Mahkemeye ait olmak üzere yukarıdaki yaklaşım benimsenmeyecek olursa, davacı ile davalı arasında FSEK md.52 uyarınca bir sözleşmenin yapılmamış olduğu, eseri ekonomik açıdan kullanan kişinin bu kullanımını FSEK tarafından öngörülen yazılı izine bağlı kalması gerektiği, aksi takdirde sözlü şifahi izinle kullanılması durumunda, bu kullanımının kapsamının belirlenmesinde basiretli tacir olmamn da gereği dikkate alınarak bazı risklere katlanmasının gerekeceği, basiretli tacirin müzik eserinden ticari açıdan yararlanmak istediğinde basiretli tacir olmanın gereği olarak bu konuda eser sahibinden gerekli ayrıntılı hükümleri içeren sözleşme ilişkisine girmesinin gerektiği, bu meyanda FSEK md.52'ye uygun bir sözleşme yapmasının bekleneceği, eser sahibinden alınan iznin/rızanın kapsamının belirlenmesinde FSEK sistemimizde geniş yorum değil de daha ziyade dar yorum yapılması gerekliliği de dikkate alındığında, diğer bir deyişle verilen rızanın kapsamının dar yorumlanması gerektiğinin kabul edilmesi, rızamn her türlü mecra ve sınırsız kullanımı kapsayacak şekilde verilmediğinin kabul edilmesinin durumunda, davalının kullanımının rıza/izin kapsamım aştığı sonucuna varılacak ve bu durumda rıza kapsamı dışında kullanıma uzun süre ses çıkarılmamasının sonuçlarımn ele alınmasının gerekeceği, Yargıtay'ın eser sahibinin gerçekleşen ihlaller karşısında sessiz kalması durumunda gerçekleşen ihlallere karşı dava açılıp açılmayacağı noktasında iki farklı yaklaşımı gösteren kararlarının bulunduğu, bir yaklaşıma göre uzunca süre sessiz kalmanın bu süre içinde gerçekleşen ihlallere karşı artık dava açılamayacağı sonucunu doğurduğu diğer yaklaşıma göre uzunca süre sessiz kalınmış olsa da ihlallere karşı yine de dava açılabileceği, genel olarak ifade etmek gerekirse ihlale uzun süre ses çıkarılmamasının, her zaman, sessiz kalma yoluyla hak kaybı sonucunu doğurmayacağı, kaldı ki sessiz kalma yoluyla hak kaybının daha ziyade marka hukukuna ilişkin bir kurum kavram olduğu, FSEK'de böyle bir kavramın olmadığı, diğer yandan uzun süre sessiz kalmanın MK md.2 açısından değerlendirilmesi yapılırken yapılacak yorumun, uzun süre sessiz kaldıktan sonra tazminat davası açılmasının götürü bir şekilde, davanın reddedilmesini gerektirecek bir durum olarak görülmesinin isabetli olmayacağı, tazminat talebinin zamanaşımı süresi içinde gerçekleşmesi durumunda, zamanaşımı süresi içinde sessiz kalınmasının kural olarak hak kaybına yol aç bir durum olarak kabul edilmemesi gerektiği sonucuna da varılabileceği, nihai takdirin sayın mahkemede olduğu\" belirtilmiştir.Davalı, 2007 yılında ... markası için melodi yapımı işinin, mesleki kariyerine büyük katkıda bulunacağı düşüncesiyle hareket eden davacı ...’nin, cevap dilekçesinde de belirttikleri  üzere, kendisine yapılan ödeme karşılığında bu melodiyi tüm haklarıyla devrettiği hususu, her türlü izahtan vareste olduğunu, bilirkişi heyetinin, davacıya yapılan ödemelerin melodi için yapıldığı tespitini kabul etmekle birlikte ödemelerin paket şeklinde sponsorluk için de yapıldığı yönündeki tespitlerine itiraz ettiklerini, zira ödemeler (2007) ile albüm (2009) farklı zamanlara ilişkin olduğunu, buna rağmen bilirkişiler tarafından, ödemelerin albüm sponsorluğu için de olduğu kabul edilerek yapılmış olan değerlendirmelerin hatalı olduğunu, davacıya yapılan ödemelerin, üretilen melodiye ilişkin olduğunu, nitekim bu ödemelerin, davacının iddia ettiği gibi, “...” isimli albümün sponsorluğu için ödenmediği hususu, sunulan DVD’nin 2009 yılına ait olması sebebiyle de açık olduğunu, bu bakımdan bilirkişilerin, salt davacının iddialarına göre sponsorluk için de ödendiğini kabul etmesi açıkça hatalı olduğunu, akdedilen şifahi sözleşme kapsamında; davacı tarafa, ... marka cep telefonlarında kullanılacak melodinin hazırlanması ve tüm haklarıyla devri işini üstlenmiş ve bu çalışmasının karşılığı olan 100.000,00  TL. sözleşme bedelinin tamamının kendisine ödendiğini davacı taraf, uyuşmazlığa konu ettiği eylemleri bilmesine ve haberdar olmasına rağmen, 2007 yılından bu yana 11 yıl boyunca bahsi geçen çalışmanın kullanımına uzun bir süre sessiz kaldığını, dava konusu melodi açısından sahibinin hususiyetini taşımadığını eser olarak değerlendirilmesinin  mümkün olmadığını ileri sürmüştür.İncelenen bestenin süresinin 8 sn olduğu ancak sürenin kısa olmasının  eser olma niteliğini değiştirmediği, dava konusu çalışmanın FSEK madde l/B ve FSEK md. 4 anlamında musiki eseri/müzik eseri olduğu olduğu, hususiyet taşıyan melodinin eser niteliğinde olduğu, eser niteliğindeki melodinin sahibinin davacı olduğu  anlaşılmıştır.Eser üzerindeki mali hakların devri  FSEK madde 52'ye uygun bir şekilde yapılması gerekir. FSEK madde 52 uyarınca, “Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi gerekmektedir.FSEK madde 52'ye uygun bir şekilde yapılmayan anlaşmalar bazı durumlarda hüküm ifade ederler. Diğer bir deyişle, FSEK  madde 52'nin ileri sürülmesi dürüstlük aykırılık oluşturabilir.Öğretide belirtildiği üzere, “..., sözlü anlaşma ile bazı mali hakların bir kişi tarafından kullanımına rıza göstermiş ise, bu izin FSEK'in 52. maddesinin amir hükmü karşısında mali hakkın ileriye dönük devri sonucunu doğurmaz. Sadece, sözlü biçimle verilen izinle gerçekleşen mali haklan kullanımının -rıza sınırları dahilinde- hukuka uygun olduğu sonucunu doğurur. Başka bir ifadeyle kullanıma yönelik taraflar arasındaki sözlü akit geçerliymiş gibi kabul olunur.  Bu durumda, mali hakkı hukuka uygun biçimde kullandığı kabul olunan diğer tarafın, -sözlü olarak kararlaştırılan- kulanım karşılığı olan bedeli eser sahibine ödemesi gerekir...\" ( Yavuz, Levent/ Alıca, Türkay/ Merdivan, Fethi. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu, Ankara2013, 5. 1647,1648),Dosya kapsamına sunulan; 09/10/2017 tarihli ... gazetesi -... isimli ekinde  davacının yayınlanan röportajında;\"...\" şeklindeki beyanından, davacının bu melodinin ... markalı telefonlarda zil sesi olarak çalacağını bildiği, izinsiz kullanım iddiasının yerinde olmadığı gibi, davacı vekilinin 07/04/2021 tarihli dilekçe içeriğinden de;... isimli programda, 2014 yılında reklam/tanıtım yapıldığı  ve youtube'da yayınlandığının anlaşıldığı, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde de bu hususu beyan ettiği, davacının FSEK 52. Maddeye göre müvekkilinden yazılı izin alınmadığına yönelik iddiasının ileri sürülmesinin iyiniyetli olmadığı anlaşılmıştır.Davacı vekilinin dilekçe içeriklerinden, eserin 10 yıldan fazla bir süredir çeşitli mecralarda kullanıldığını beyan ettiği anlaşılmıştır.Somut olayda toplanan tüm deliller ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, Davacıya ait bestenin eser niteliğinde olduğu, taraflar arasında sözlü anlaşma yapıldığı, rızanın sınırlarının belirlenmesinin  önemli olduğu, davacıya ödenen paranın miktarına bakıldığında, bu paranın her türlü kullanma (hem süresiz hem de her türlü mecrada kullanımı) kapsayacak şekilde anlaşılması gerektiği,  buna göre, sektörel koşullarda hatırı sayılır derecede önemli bir meblağın ödenmiş olması salt bir kerelik kullanımı kapsamayacağından, davacı tarafından 09/10/2007 tarihinde ... gazetesi-... isimli ekinde yayınlanan röportajında ki beyanları da göz önünde bulundurulduğunda, davalı tarafından 1-2 yıllık makul bir süreden sonra 11 yıl boyunca sessiz kaldığı, bu şekilde davalının dava konusu müziği tereddütsüz ve engelsiz kullanıma rıza gösterdiği anlaşılmakla davanın sübut bulmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; davalı istinafında  harca esas değer olan 250.000,00 TL maddi tazminat yönünden lehe hükmedilmesi gereken vekalet ücreti 25.950,00 TL. olması gerekirken, maktu ücret olan 5.900,00 TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de, AAÜT 13/4 e göre, maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi halinde hükmedilecek vekalet ücreti bu tarifenin ikinci kısmının  ikinci bölümüne göre maktu vekalet ücretine hükmedileceğinden bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekili  ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı  esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/10/2021 tarih ve 2018/526 E., 2021/308 K. sayılı kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,6-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,8-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi zdüzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d7e0c9629e7f0130","SID":"9a6355a8d8e0669f"}}