{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/1942 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1126<br>KARAR TARİHİ\t: 02/06/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/01/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/135 Esas  2021/40 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 02/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 02/06/2025<br><br>Davacı vekili ile davalı ... Anonim Şirketi tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin  İzmir 6. İş Mahkemesinin 2016/351 esas, 2017/211 karar sayılı kararı ile hükmolunan ve İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2016/589 esas sayılı dosyasından aleyhine yürütülen takip sebebiyle dava dışı ... isimli kişinin işçilik alacakları için 24.057,81 TL ödeme yaptığını belirterek davalılar ile imzalanan hizmet alım sözleşmesi gereği davalılardan tahsilini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... tarafından müvekkili aleyhine İzmir 12 İŞ Mahkemesinin 2012/211 -2013/547 sayılı dosyası ile  açılan davanın reddedildiğini ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2015/3107-2793 sayılı kararı ile onanarak  kesinleştiğini bu itibarla  davalının kendisine yöneltilemeyeceğini, iş akdinin diğer davalı ... A.Ş tarafından sonlandırıldığını, işçilik alacaklarından sorumluğunun asıl-alt işveren ilişkisi kabul edildiği takdirde işçinin bünyesinde çalıştığı dönemle ve davacı ile ayrı yarıya olması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... ... .. vekili cevap dilekçesinde özetle: dava dışı işçiye iş akdinin sona ermesi üzerine kıdem tazminatının ödendiğini, bu nedenle  kıdem tazminat borcu olmadığını, işçiye borcu olmadığından feri borçlardan ve faiz, vekalet ücretinden sorumlu olmayacağını, 6552 sayılı kanunun 8.maddesi uyarınca kıdem tazminatından alt işverenin sorumlu olmayacağını, sözleşme ve teknik şartnamede işçilik alacaklarından hangi tarafın ne oranda sorumlu olunacağının belirlenmediğini, sorumluluk gündeme gelecek ise müvekkili ile davacının yarı yarıya sorumlu olmaları gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>MAHKEMECE: \"...,Dava dışı üçüncü kişi durumunda olan ve davalı firmalarda değişik dönemlerde çalışan işçinin açmış olduğu karara bağlanıp kesinleşen İzmir 6. İş Mahkemesi'nin 2016/351 Esas, 2017/211 Karar sayılı dosyasında, yalnızca üst işveren davacı şirketin hasım gösterilip kararın bu şekilde kesinleştiği ve bu ilamın İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2016/5891 Esas sayılı dosyasında takibe konulduğu, takip sonucunda takibe konu bedellerin davacı şirket tarafından ödendiği belirlenmiş olup anılan bu hususlarda taraflar arasında bir ihtilaf yaşanmamıştır. Aynı şekilde dava dışı üçüncü kişi konumundaki işçinin, davalı şirketlerde 10/04/2006-30/06/2015 tarihleri arasında değişik sürelerde çalıştığı hususlarında da bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>Taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı ile sunulan hizmet alım sözleşmesi değerlendirildiğinde, davacı idare ile davalılar arasındaki sözleşmelerin yapılan ihaleler sonucu düzenlenen hizmet alım sözleşmesi niteliğinde bulunduğu ve dava dışı üçüncü kişi olan işçinin bu sözleşmeler uyarınca alt işveren durumunda bulunan davalılar tarafından değişik sürelerde çalıştırıldığı anlaşılmaktadır. <br>Çekişme, dava dışı üçüncü kişi durumundaki işçiye mahkeme ilamı doğrultusunda ödeme yapan davacı şirketin yapmış olduğu bu ödeme miktarı üzerinden bu bedellerin davalılardan talep edip edemeyeceği, başka bir anlatımla ödenen bu bedellerde sorumluluğun hangi tarafta olduğu hususunda toplanmaktadır. Taraflar arasında yapılan sözleşme ve şartnamelerde yüklenici olan alt işverenler tarafından çalıştırılacak olan işçilerin işten ayrılmaları halinde bunlara ödenecek olan kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretleri gibi işçilik alacaklarından alt işverenin sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı şirketler tarafından çalıştırılan dava dışı üçüncü kişi konumundaki işçinin tüm işçilik ücretinden doğan alacaklardan davalıların sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu bakımdan yapılan incelemede dava dışı işçinin davalı ...  A.Ş nezdindeki 01/06/2012-30/06/2015 tarihleri arasındaki  döneme ilişkin kıdem tazminatı alacağının davalı şirket tarafından dava öncesinde dava dışı işçiye ödendiği, İzmir 6. İş Mahkemesinin 2016/351 esas, 2017/211 karar sayılı ilamına konu alacak döneminin dava dışı işçinin davalı  ... A.Ş nezdindeki 10/04/2006-31/05/2012 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olduğu, bu nedenle davalı  ... A.Ş adına dava dışı işçiye ödeme yapmak zorunda kalan davacının yapmış olduğu ödemeyi taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre davalı ... A.Ş den talep edebileceği, davacının anılan ilama istinaden yapmış olduğu ödemenin tamamından davalı ... A.Ş'nin sorumlu olduğu, dava dışı işçiye karşı dava öncesinde  yükümlülüklerini yerine getiren ve İzmir 6. İş Mahkemesinin 2016/351 esas, 2017/211 karar sayılı ilamına konu alacak dönemi  ile ilgisi bulunmayan davalı ... ... A.Ş'nin iş bu davaya konu alacak yönünden sorumluluğunun bulunmadığı,  dosya kapsamına uygun, gerekçeli ve denetime elverişli kök ve ek bilirkişi raporunda belirlenen bedel üzerinden davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili ile davalılardan ... ve ... .A.Ş.vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yukarıda esas ve karar numarası yazılı dava dosyasının kısmen kabul kısmen reddine  karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı ... ...  A.Ş.nin de diğer davalı ile birlikte müvekkili şirkete karşı sorumlu olduğunu, müvekkili şirket ile aralarında ki sözleşme gereği sorumluluğunun devam ettiğini,  ayrıca davalı ... ...  A.Ş'nin de mahkeme kararı ile hüküm altına alınmış olan kusuru sebebiyle müvekkili şirketin ödeme yapmak zorunda kaldığını,  yasaya uygun olarak ibraname alınmış olması durumunda müvekkili şirketin ödeme yapmak zorunda kalmayacağını, müvekkili şirket aleyhine açılan davaya davalıların sebebiyet verdiklerini ve  müvekkili şirketin hangi şirketin sebep olduğunu bilebilecek durumda olmadığını, kabul anlanıma gelmemek şartıyla davanın kısmen kabulünün bir an için doğru olduğu kabul edilse bile  vekalet ücretine müvekkili şirket aleyhine hükmedilmemesinin gerektiğini, dava dışı .. Görevlisi ... isimli kişi tarafından şirketleri aleyhine girişilen İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2016/5891 E. sayılı icra takip dosyasına şirketleri tarafından ödenme yapılmak zorunda kalındığını, söz konusu yargılama sırasında davanın ... ...  A.Ş. ile ... ve ...  A.Ş’ye ihbar olunduğunu, ihbarın, şirketleri ile davalılar arasında akdedilen “... Hizmeti Alımı Sözleşmeleri ”  gereği yapıldığını, taraflar arası imzalanan  sözleşmeler  gereğince davalı şirket personelinin mali sosyal ve özlük haklarının yerine getirilmesinden ... ...  A.Ş  ile ... ve ..i A.Ş  sorumlu olduğundan davalı Şirketler işçisi ...’un  müvekkili şirket ve davalı  İhbar Olunan Şirketler aleyhine açmış olduğu davada müvekkili şirket tarafından 24.057,81-TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirket tarafından yapılan ödenen miktarın rücuen tahsili için işbu davanın açıldığını, ancak yerel mahkeme davanın kısmen kabulüne karar vererek hukuka aykırı hüküm kurduğunu,  bunun sonucunda davalı ... ...  A.Ş lehine müvekkili şirket aleyhine vekalet ücretine hükmettiğini belirterek  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın  kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>Davalı ... ve .... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin; asıl işveren tarafından, ilgili ilam sonucu, dava dışı işçiye ödenen miktarın tamamının yüklenici müvekkili şirket tarafından ödenmesi gerektiğine ilişkin kararının yasaya ve hukuka uygun olmadığını, müvekkili şirketin bir ... şirketi olup müşterilerine ... hizmeti sunduğunu, davacı işçinin müvekkili şirket nezdinde ... görevlisi olarak 10.04.2006 tarihinden 31.05.2012 tarihine kadar çalıştığını, sonrasında ise ihaleyi alan yeni ... firmasında aynı işverenin .....nezdinde çalışmasını sürdürdüğünü, yerleşik Yargıtay içtihatları ile bir işçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde işyeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesinin uygun olduğunun kabul edildiğini, dava dışı ...'un müvekkili şirket bünyesindeki çalışmasının  31.05.2012 tarihi itibariyle sonlandığı, devreden işveren olarak devir tarihinin üzerinden iki yıldan fazla bir süre geçtiği tüm dosya kapsamında sabit iken müvekkili şirketin dava tarihi itibariyle hukuken bir sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin dava dışı ...'u çalıştırdığı döneme ilişkin sorumluluğunun bulunduğu bir an için düşünülse dahi davacı tarafından ...'a ödenen bedelin tamamından müştereken ve müteselsilen müvekkili şirketin sorumlu olduğunun düşünülmesinin hatalı olduğunu, hiçbir surette kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin ... lehine hükmedilen kıdem tazminatından sorumlu olduğu düşünülse dahi bu sorumluluğun ancak ...'un müvekkili şirkette çalıştığı dönem ve bu dönem de aldığı ücretle sınırlı olabileceğini, bu nedenle de müvekkili şirketin icra dosyasına ödenen bedelden sorumlu olmasının düşünülemeyeceğini, davacı tarafın, İzmir 16. İcra Müdürlüğüne yaptığı ödemenin tamamını müvekkili şirketten talep etmiş ise de icra takibe ve icra takibine konu davanın açılmasına müvekkili şirketin sebebiyet vermediğini, bu nedenle icra dosyası ve dava dosyası nedeni ile oluşan yargılama giderleri, vekalet ücretleri, harçlar ve bilumum masraflardan müvekkili şirketin sorumlu olmasının mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini  istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Dava,  dava dışı işçiye davacı kurumca ödenmiş olan miktarın rücuen  tahsili istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> Dava konusu olayda davacı ile davalılar arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenler ile birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş Hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.   <br>Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim  Türk Borçlar Kanununun 167. maddesinde düzenlenen, \"Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.\" şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de  belirtilmiştir. <br>Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2019/2245 esas 2020/3609 karar sayılı emsal kararında \"Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması  sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.   <br>İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.\" şeklinde karar verildiği görülmüştür.Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2019/1093 esas 2020/2269 karar sayılı kararı da aynı yöndedir.<br>Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2022/3256 esas 2022/3847 karar sayılı emsal ilamında \"Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması  sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.\t<br>İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği  bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.<br>Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye  devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. <br>İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. <br>Bu durumda mahkemece yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde, iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanan kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak  davalı yüklenicilerin işverene karşı sorumlu oldukları dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, işçi ile işveren arasında uygulanması gereken kanun maddeleri gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.\" şeklinde karar verildiği görülmüştür.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, sözleşme ve eki genel şartname  hükümlerine göre, davacı tarafça dava dışı   işçiye ödenen tazminat bedelinden alt iş veren  davalı  ... A.Ş'nin çalıştırdığı dönem itibariyle sorumlu olduğunun, dava dışı işçinin davalı ... ... A.Ş nezdinde çalıştığı döneme ilişkin kıdem tazminatı alacağının davalı şirket tarafından dava öncesinde işçiye ödendiğininden bu davalının sorumluğunun bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin ve davalı ... A.Ş  vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurularının  esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/01/2021 tarih, 2019/135 Esas ve 2021/40 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili ile davalı ... Anonim Şirketi vekillerinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 411,00 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 204,40 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... Anonim Şirketinden alınması gereken 1.643,38 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 410,85 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 1.232,53 TL'nin bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>4-Taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 02/06/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6f7db3b54047b9df","SID":"72566503a3b34494"}}