{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/35 <br>KARAR NO:2025/697<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:02/03/2021<br>NUMARASI:2018/99 E. - 2021/32 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/04/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili şirketin 1996 yılından beri \"...\" markasını kullanarak faaliyetlerine kesintisiz bir şekilde devam ettiğini, büyük yatırımlar yaparak sektörün en önde gelen şirketlerden bir haline geldiğini, müvekkili şirketin sektöründe haklı bir itibarı ve pazar payı bulunduğunu, davalı şirketin ise müvekkili şirketin eski ortaklarından ...' ün pay sahibi olduğu bir şirket olduğunu, ...' ün müvekkili şirketin eski ortağı olan ...' ün akrabası olduğunu aynı zamanda ...' ün de davalı şirketin eski ortaklarından olduğunu, tarafların unvanlarından da anlaşılacağı üzere \"...\" markasının kullananın esasen müvekkili şirket olduğunu, müvekkilinin \"...\" markasını fiilen kullandığını geliştirmek için atılımlarda bulunduğunu ve dava tarihi itibariyle satış rakamlarını rekor seviyelere yükseltiğini, davalı şirket ortaklarından ...' ün müvekkili şirketin paylarını ...' e 1999 yılında devrettiğini, davalı şirkete ait olan ... numaralı \"...\" markası, hem ... numaralı \"...\" markası hem de ... numaralı \"...\" markası ... ve ... adına tescil edildiğini, daha sonra 1996 yılında müvekkili şirketin ve davalı şirketin kurulması ile \"...\" serisi markası ile \"...\" markası davalı şirkete, \"...\" markası ile müvekkili şirkete devredildiğini,... numaralı markanın daha sonra müddet olması nedeniyle devri yapılmamış ise de ... numaralı marka tescili müvekkili şirket adına yapılarak müvekkilin şirketin markayı kullanmasının sağlandığını, bu devirlerin ve tescilinin amacının \"...\" markasının müvekkili şirket tarafından kullanılması \"...\" markasının ise davalı şirket tarafından kullanılmasının sağlanması olduğunu İstanbul 2. FSHM nin 2015/62 Esas sayılı doyasından alınan hem kök hem de ek raporda bu hususun tespit edildiğini,  \"...\" markasının baştan itibaren gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkili şirketin markasının davalı şirket tarafından tescil edilmeye çalışılmasının kötü niyetli olduğunu, dava konusu markanın müvekkili şirketin önceki markalarında yer alan mal ve hizmetleri aynen içermesi, müvekkili şirket adına tescilli markalara yakınlaşması, benzeşmesi yönünden iltibas ve haksız rekabet oluşturduğunu, davalı şirketçe kötü niyetle adına tescil edilmiş ... başvuru numaralı, 25/05/2018 başvuru tarihli \"...\" ibareli markanın müvekkili şirkete ait sınıf ve emtiaları bakımından benzer olduğunun tespitine, kötü niyetli tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesini özetle; müvekkili şirketin \"...\" esaslı unsurlu markaların tek ve mutlak hak sahibi olup , Müvekkilinin TPE nezdinde 28.03.1988 tarih ve ...sayı ile kayıtlı \"...\", 25.02.1992 tarih ve ... sayı ile kayıtlı \"...\"  19.03.1998 tarih ve ... sayı ile kayıtlı \"...\"  ,13.10.2008 tarih ... \"...\", 06.10.2009 tarih... sayı ile  kayıtlı \"...\", 06.10.2009 tarih ...  \"...\", 4.11.2011 tarih  ... \"...\"  markalarının tescilli hak sahibi olduğunu, müvekkilinin \"...\" ve \"...\" esaslı unsurlu markaların mutlak ve gerçek hak sahibi olup müvekkilinin müktesep hak sahibi olduğu marka  hakkına dayanarak  sicilde adına tescil edilen ... başvuru numaralı 15.11.2018 tescil tarihli \"...\" marka tesciline yönelik açılan iş bu dava temelsiz ve hukuken dinlenemez nitelikte olduğu gibi ki  yine  sunulan marka devir ve marka lisans sözleşmeleri  ile davalının kötüniyeti açıkça sabit olduğunu, iş bu davanın yöneltilmesinin dürüstlük kuralına aykırılığı  ve hakkın kötüye kullanılmasının tipik bir örneği olduğunu, davacının lisans sözleşmesi ile lisans alını olarak sadece kullanma hakkı verilen marka olan \"...\" ibareli markaların ayniyet arzeden marka tescillerinin kötüniyetli tescil niteliğinde olduğunun açık olduğunu resmi sözleşmeler ile  devir ettiği ve lisans alarak kullanım sağladığı markaya yönelik  müvekkilin marka hakkını gasbetmek saiki dışında açıklanamaz surette bu markaya yönelik  gerçek hak sahibi olduğu yönündeki beyanlarının akıl ve izan dışı ve hukuken abesle iştigal eden beyan niteliğinde olduğunu, davacının müvekkiline karşı lisans alan sıfatına haiz iken marka lisans sözleşmesine aykırı ve kötüniyetli surette  müvekkili markaları ile ayniyet arzeden surette marka  tescil başvurularında bulunması üzerine lisans sözleşmesi haklı nedenlerle fesih edilmiş akabinde davalının kötüniyetli marka tescillerinin hükümsüzlüğü ve sicilden terkini  taleplerini içerir  İstanbul 2.FSHM nin 2015/62 E. dosyası ile davacı şirketin kötüniyetli marka tescillerinin iptali talebi ile dava açıldığını,  mahkemece  hukuka aykırı surette  hiçbir surette somut ihtilafa uygulanma şartları bulunmamasına karşın  taraflar arasında \"piyasada birlikte varolma ilkesinin\" uygulanması gerektiğinde bahisle davalının markaları hakkındaki hükümsüzlük taleplerinin red edilmiştir ki  karar hukuka aykırı olup kararın istinaf edildiğini, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının hiçbir surette dinlenemeyeceğinin açık olduğunu,  haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İlk Derece Mahkemesi'nin 02/03/2021 tarihli 2018/99  E.  2021/32 K. sayılı kararı ile;Mahkemece; \"1-Davanın REDDİNE,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1996 yılından bu yana “...” markası ile faaliyet gösterdiğini, markanın tanınırlık ve itibarı bakımından güçlü bir konumda olduğunu, müvekkili şirketin ticari unvanının da esaslı unsuru olan “...” markasının, uzun yıllardır fiilen kullanıldığını ve  korunmakta olduğunu, buna karşılık davalı şirketin, müvekkili şirketin eski ortaklarından olan ...’ün pay sahibi olduğu bir şirket  olduğunu, bu kişilerin müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra müvekkilin sahip olduğu markayı kullanmaya başladıklarını , geçmişte tescil edilmiş olan... sayılı “...” markası, ... sayılı “...” markası ile ... sayılı “...” markalarının öncelikle ... ve ... adına tescil edildiğini, daha sonra bu markalardan “...” ve “... yıldız serisi” markalarının davalı şirkete, “...” markasının ise müvekkil şirkete bırakıldığını, ... sayılı marka daha sonra müddet olması nedeniyle devredilemese de ... sayılı marka tescilinin müvekkili adına yapıldığını, bu şekilde “...” markasının müvekkili şirkette kalmasının hedeflendiğini, bu durumun İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/62 E. sayılı dosyasındaki bilirkişi raporlarında da açıkça tespit edildiğini, “...” markasının baştan beri müvekkili şirkete ait olduğu yönünde görüş bildirildiğini, müvekkilinin “...” ana markasının yanı sıra, “...”, “...” gibi seri markaları da uzun süredir kullandığını ve tescil ettirdiğini , davalı şirketin müvekkil şirketteki pay devrinden sonra, marka üzerindeki gerçek hak sahipliğini hiçe sayarak, kötü niyetle markaya yönelik çeşitli hükümsüzlük ve tescil taleplerinde bulunduğunu, bu kapsamda açılan davaların tamamının reddedildiğini, aynı şekilde Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapılan ... başvuru numaralı “...” markası tescil talebinin de reddedildiğini, bu durumun davalının kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu , müvekkili şirketin hisselerinin ... isimli yabancı tüzel kişiye devrinden sonra davalı şirketin ardı ardına marka tescil başvurularında bulunduğunu, bu başvuruların müvekkili şirkete zarar verme kastı taşıdığını, davalının müvekkili şirkete ait markalara karşı hükümsüzlük ve terkin davaları açtığını, ancak tüm bu girişimlerinin başarısız olduğunu ve davalının kötü niyetli markasal faaliyetlerinin açıkça ortaya çıktığını, ayrıca, davalı şirketin “...” markasını hiçbir zaman fiilen kullanmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin davalının markasal faaliyetlerine sessiz kalması gibi bir durumun da söz konusu olmadığını, aksine davalının tüm marka başvurularına karşı zamanında itiraz edildiğini, “...”, “...” ve “...” gibi başvuruların da  müddet olduğunu, ilgili markaların aynı sınıfta ve benzer nitelikte mal ve hizmetler için tescil edilmek istenmesi nedeniyle, aralarında iltibas ihtimali bulunduğunu, bu durumun haksız rekabet doğurduğunu, davalı şirketin “...”, “piyasada birlikte var olma” ve “sessiz kalma nedeniyle hak kaybı” ilkelerine aykırı hareket ettiğini, TMK m. 5/1-ç maddesi uyarınca mutlak ret sebebi bulunan bu markanın hükümsüzlüğü gerektiğini  beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.<br>GEREKÇE:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, davalı adına tescilli olan ... tescil numaralı \"...\" markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.Davacı vekili, müvekkili şirketin 1996 yılından beri \"...\" markasını kesintisiz kullandığını  davalı şirketin markayı tescil ettirme girişiminin kötü niyetli olduğunu, \"...\" markasının müvekkiline, \"...\" markasının ise davalıya ait olması yönünde anlaşmalar yapıldığını, \"...\" ibareli marka başvurusunun müvekkilin markalarına benzerliği nedeniyle iltibas ve haksız rekabet oluşturduğu beyanla ... başvuru numaralı, \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep etmiştir.Davalı vekili, müvekkilinin \"...\" esaslı markaların tek ve mutlak hak sahibi olduğunu davacının sadece lisans alan sıfatına sahip olduğunu , lisans sözleşmesi ile kullanma hakkına sahipken, bu sözleşmeye aykırı şekilde tescil başvuruları yaptığını, bu nedenle lisans sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini , davacı şirketin kötü niyetli marka tescillerinin iptali için müvekkili tarafından İstanbul 2. FSHM’de dava açıldığını , belirterek  davanın reddini talep etmiştir. İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen 2015/62 Esas , 2018/124 K. sayılı dosyasında, eldeki dosya davalısı ... tarafından eldeki dosya davacısı aleyhine ..., ...ve ..., ...,..., ...+şekil, ..., ... markalarının hükümsüzlüğünün talep edildiği, mahkemece \" taraf şirket kurucularının 1991 yılında yaptıkları ortak marka kullanım sözleşmesinin davanın açıldığı 2015 yılına kadar devam ettiği, bu tarihe kadar taraflar arasında hiçbir hukuki ihtilafın yaşanmadığı, dolayısıyla taraf şirketler arasında bir arada var olma sözleşmesinin olduğu, coexistence kavramının uygulanması gerektiği, ayrıca tarafların bu kadar uzun süre ihtilaf yaşamayarak markalan birlikte kullanmalarına, piyasada aynı tüketici gurubuna hitap etmelerine ve piyasada kardeş şirketler olarak anılmalarına, bu kanının oluşmasına sessiz kalarak izin vermelerinin ardından, hükümsüzlük davasının açılmasının hakkın kötüye kullanılması sayılacağı,  anlaşılmakla asıl davanın reddine\" karar verildiği,  istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 2020/1133 -2022/1126 sayılı kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği, temyizi üzerine Yargıtay 11. H.D.'nin 2022/5700-2024/2164 tarihli kararı ile onanmak suretiyle 18.03.2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. 07/10/2019 tarihli bilirkişi raporunda; taraf markalarının benzer olduğu, belirtilen sınıflar açısından benzer olduğu, aralarında iltibas ihtimalinin bulunduğu, ancak taraf şirketlerinin kurucuları ... ve ... tarafından ... ve ... markalarının birlikte yaratıldığı, markaların yine taraf şirketler kurularak şirketlere devredildiği, ... markasının ... şirketi tarafından, ... markasının ise ... şirketi tarafından fiilen kullanıldığı ve ticaret unvanı olarak seçildiği, 1996 yılından itibaren ticaret unvanı ve marka olarak kullanıldığı, taraflarca fiilen ayrı ayrı kullanılan ... ve ... marka tescillerinin 2001 yılına kadar marka sahipliğinin ... şirketinde toplandığı, bu tarihten sonra markaların marka sahipliğinin devir ile ... şirketine geçtiği, ancak yapılan inhisari süresiz lisans sözleşmesi ile yine kullanımın tamamen ... şirketine bırakıldığı, bu nedenle fili durumun da ... markasının ... şirketi tarafından, ... markasının ise ... şirketi tarafından kullanımına devam edildiği, 2007 yılından sonra tarafların farklı sınıflarda kapsama alarak başka markalar da tescil ettirmeye başladığı, ... şirketi tarafından ... kaynak unsurlu markaların, ... tarafından da ... kaynak unsurlu markaların tescil ettirildiği, bu durumun da hem tarafların marka paylaşımına devam ettikleri hem de birbirlerinin tescillerinden haberdar oldukları neticesine ulaşıldığını, bu durumun tescillerin kötü niyetle yaptırıldığından bahsedilemeyeceği, zira karşı tarafın kullanıma ve tescile onayının olduğu varsayımı  ile gerçekleştirildiği, ayrıca devir ve aynı tarihte yapılan lisans sözleşmesinin tarafların fiili durumu korumaya yönelik iradelerini gösterdiği, bu nedenle taraf şirket kurucularının coexistence kavramının uygulanması gerektiği, ayrıca tarafların bu kadar uzun süre ihtilaf yaşamayarak markaları birlikte kullanmalarına, piyasada aynı tüketici gurubuna hitap etmelerine ve piyasada kardeş şirketler olarak anılmalarına, bu kanının oluşmasına sessiz kalarak izin vermelerinin ardından, hükümsüzlük davasının açılmasının hakkın kötüye kullanılması sayılabileceği, davacı ... AŞ. Tarafından davalı ... ŞTİ. Aleyhine açılan dava konusu ... başvuru numaralı \"...\" ibareli marka için marka hükümsüzlüğünün  talebinin şartlarının oluşmadığı belirtilmiştir. 11/03/2020 tarihli ek raporda kök rapordaki kanaat tekrarlanmıştır.-Taraf şirketlerin kurucuları olup kardeş  olan ... ve ...'ün   1982 yılından bu yana elektrik malzemeleri ticareti yaptıkları, birlikte yarattıkları ... markasını 13.8.1985 tarihinde... sayı ile adlarına elektrik malzemesi emtiasında tescil ettirdikleri , bilahare ... markasını da 28.3.1988 tarih ve ... sayı ile kendi adlarına tescil ettirdikleri, ... numaralı ...ibareli markayı da kendi adlarına tescil ettirdikleri,-... ve ... ibareli 1985 ve 1988 tarihli marka tescilleri sonrası ... ve ... tarafından  Üsküdar ... Noterliğinin 13/06/1991 /...sayılı sözleşmesi  ile markaların ortaklaşa olarak kullanımı konusunda sözleşme yaptıkları,-... ... Şti.nin  ... ve ... tarafından  27.02.1996 tarihinde kurulduğu, aynı tarihte ... Ltd. Şti.nin de ... ve ... tarafından kurulduğu,  27.03.1997 tarihinde ...'ün ... şirketindeki  hisseleri devrederek şirketten ayrıldığı,...'ün ise 1999 yılında, ... şirketindeki paylarını ...'e devrederek, şirketten ayrıldığı, -Şirket kuruluşlarından sonra  Beşiktaş ... Noterliğinin 21/08/1996 tarih ... yevmiye numaralı marka devir sözleşmesi ile ... sayılı ..., ... sayılı ..., ve ... sayılı ... ibareli markanın davacı ... ŞTİ' ne devredildiği, ... sayılı ... ibareli markanın müddet olması nedeniyle 1997/... numaralı ... markasının  ... LTD. ŞTİ  adına yeniden tescil edildiği, -Şirketteki pay devrinden sonra  sonra Beşiktaş ... Noterliği 07.08.1997 tarih,  –  ... yevmiye no ile ... numaralı ...markasının , ... Ltd. Şti.'ne devredildiği, -04.10.2001 tarihli  Ankara ... Noterliği ... yevmiye no ile ... numaralı ..., ... numaralı ... ve ... numaralı ... markaları, ... Ltd. Şti.'den ... Ltd. Şti.'ne devredildiği,-04.10.2001 – Ankara ... Noterliği ... yevmiye no ile ... numaralı ... markasının süresiz ve inhisari olarak ... Ltd. Şti. tarafından kullanılması için lisans sözleşmesi yapıldığı, -2007-2014 tarihleri arasında ,  davacı ... şirketi tarafından  ... esas unsurlu yeni marka tescilleri yapıldığı, ( ..., ... ve ..., ... ..., ...+şekil, ..., ...) , aynı şekilde davalı tarafından da    (... , ...,  ... markalarının adına  tescil edildiği, -08.01.2015 tarihli Üsküdar ... Noterliği ... yevmiye no ile, ... numaralı ... markasına ilişkin lisans sözleşmesinin ... tarafından  feshedildiği,-Bu fesih sonrası ... Ltd. Şti. Tarafından yukarıda özetlenen  İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde 2015/62 E.sayılı marka hükümsüzlüğü davası açıldığı, davalı – ... Ltd. Şti. Tarafından da  karşı dava açıldığı ilk derece mahkemesince  asıl ve karşı davaların reddine karar verildiği,  18.03.2024 tarihli Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/5700 E., 2024/2164 K. Sayılı kararı ile kesinleştiği, Yukarıda taraflar arasında marka tescilleri ,marka devirleri ve  sözleşmeler kapsamında özetlenen  süreç ile tüm dosya kapsamına göre, 1985 yılında ... ve ...'ün , ... ibaresini oluşturup ... numaralı ... markasını kendi adlarına tescil ettirdikleri, adlarına tescilli olan markaları ortaklaşa kullanma konusunda anlaştıkları, 1996 tarihinde şirketleşme yoluna giden marka sahiplerinin  markalar hakkında  devir ve lisans sözleşmeleri yaptıkları, tarafların uzun süre boyunca markaları fiilen bu anlaşmalarına uygun kullandığı ve karşılıklı olarak bu kullanımlar nedeniyle ihtilaf yaşamadıkları, dolayısıyla yaptıkları sözleşme ve devirlerle  birbirlerinin kullanımlarından haberdar olan tarafların  piyasada birlikte var olma  prensibi ile hareket ettikleri ,04.10.2001 tarihli  Ankara ... Noterliği ... yevmiye no ile ... numaralı ..., ... numaralı ... ve... numaralı ... markaları, ... Ltd. Şti.'den ... Ltd. Şti.'ne devredildiğinden  markanın sahibinin  ... Ltd. Şti. olduğu , kullanım hakkının ise aynı tarihte düzenlenen  süresiz ve inhisari lisans sözleşmesi ile  ... Ltd. Şti.'ne bırakıldığı, ... tarafından yapılan devrin muvazaalı olduğu iddiası ileri sürülmüş ise de, muvazaanın tarafı olan davacı şirketin  muvazaayı ileri sürerek kendi lehine hukuki sonuç yaratmasının hukuken korunmayacağı gibi muvazaa iddiasının ispatına yarar yazılı kesin bir delilin de sunulmadığı,  marka devir sözleşmesinin geçerli kabul edilmesi gerektiği, ... markasının şirket kurucuları tarafından birlikte oluşturulduğu ve sonrasında taraflarca kesintisiz kullanıldığı ,  markaları devreden davacının devam eden  kullanımının lisans  sözleşmesine dayalı olduğu , kendi adına 2007 den itibaren ... esas unsurlu seri markaları tescil ettirdiği, lisans sahibi davacının sonraki  kendi adına  marka tescillerinin hükümsüzlük talebinin  başından itibaren markaların birlikte kullanımı iradesinin olduğu, tarafların markanın hak sahipliğinde ortak oldukları, piyasada barışçıl şekilde birlikte var oldukları  bu nedenle seri marka yaratma yolundaki sonraki tescillerin kötüniyetli kabul edilemeyeceği gerekçesi ile  reddedilip kesinleştiği (İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen 2015/62 Esas , 2018/124 K. sayılı), \"...\" ve \"...\" markalarının  şirket kurucuları tarafından tescil edilen 1985 tarihli ilk ... ibareli markanın  devamı olduğu,  her iki markanın esas unsurunun ortak ... ibaresi olduğu,  davalı şirkete ... markasının bırakıldığı bu nedenle ... ibaresi üzerinde  davalının  hakkının bulunmadığının söylenemeyeceği, davacının ortak kullanımı ve hak sahipliğini kabul edip  marka devri yaptığı halde  sonradan markanın  tek ve gerçek hak sahibi olduğu iddiasının yasal ve hukuki dayanağının bulunmadığı,  yine  davacının adına tescilli 2007 ve sonraki tarihli  ... unsurlu davaya mesnet markalarından daha eski tarihli  ... esas unsurlu markaların davalı adına tescilli oluşu ve tarafların ... ibaresi üzerinde ortak hak sahibi oluşları , davacının davalıya göre öncelik hakkının söz konusu olmaması, kesinleşen kararda ... şirketi yönünden seri marka tescil hakkı bulunduğu tespitinin eşit durumda olan ... şirketi yönünden de aynen geçerli olduğunun kabulü gerekliliği   karşısında davalının  davaya konu ... Sayılı ... markasının tescil ettirmesinin kötü niyetli tescil olarak kabul edilemeyeceği,  tüm  bu nedenlerle davanın reddi kararının dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu  davacı vekilinin istinaf talebinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/03/2021 tarih ve 2018/99 E. 2021/32 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL  harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8d396fa20205f35a","SID":"3d94b20d5740617e"}}