{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1767 Esas<br>KARAR NO: 2025/857<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/09/2023<br>NUMARASI: 2022/184 Esas, 2023/146 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/06/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkillerinin ... San.ve Tic.Ltd.Şti. adına, ... markası, ilk kez, 20.sınıf başta olmak üzere ilgili diğer sınıflarda, 1992 senesinde tescil edildiğini, ... ibaresini içeren pek çok marka tescili bulunduğunu, ayrıca markanın ... no ile “tanınmış marka” olarak da koruma altında bulunduğunu, ... markasının  yurt dışındada  müvekkilleri adına marka olarak tescilli olduğunu, müvekkillerinin çatı markası: casa olmakla beraber, üretmekte olduğu ürünler üzerinde farklı ve alt markalar da kullanıldığını, bu alt markalardan bir tanesi: mobilya emtiası üzerinde kullanılan “...” ibaresi / markası olduğunu, Son altı yıldır, müvekkillerine ait bazı ürün tasarımları, sadece müvekkilleri şirkete özel olacak şekilde, Dünyaca ünlü ve endüstriyel tasarım alanında oldukça bilinen: “...” isimli İtalyan tasarımcıya yaptırıldığını, ...’nin, müvekkilleri için tasarladığı 3 koleksiyon bulunduğunu, Bunlar: “...”, “...” ve “...” olduğunu, İşbu davaya konu ... ibaresi, ... isimli koleksiyonda yer aldığını, , Müvekkilleri şirketin, davaya konu marka başvuru / tescili, marka sahibi ile ilgili en ufak bir bilgi sahibi dahi değilken, dava dışı bir şirket, her nasılsa TÜRKPATENT nezdinde tescil edilmiş işbu davaya konu markayı gerekçe göstererek ve sanki marka tescilinin sahibi kendisiymişçesine, işbu dava tarihine son derece yakın bir tarih olan 05.08.2022 tarihinde, müvekkilleri şirkete, ... ibaresinin markasal kullanımına son verilmesi yönünde bir elektronik posta gönderdiğini, bu elektronik postaya, aynı gün, cevap verildiğini, ... ibareli markanın, işbu davada hükümsüzlüğü talep edilen sınıf / alt sınıftaki tescilinden feragat edilmesi hususu ihtar edildiğini, Davalı taraf, marka hakkından feragat etmek bir yana, markanın tüm sınıflarda kendi adlarına tescilli olduğu noktasından hareketle, iddia ve taleplerini sonraki tarihte gönderdiği elektronik posta ile yinelediğini, Her ne kadar davaya konu marka, başkaca pek çok sınıfta tescilli ise de işbu davada, sadece 35.sınıfın ilgili alt sınıfında markanın hükümsüz kılınması talep edilmekte olduğundan, diğer sınıflara ilişkin bilgilere işbu dilekçede yer verilmediğini, Müvekkillerinin, davaya konu ... ibaresi üzerinde, hükümsüzlüğü talep edilen sınıf/alt sınıf olan “mobilya emtiası ve bunun satışı hizmetleri”nde, 6769 sayılı kanun md.6/3 anlamında gerçek ve öncelikli hak sahibi olup; ilgili marka tescilinin öncelikle bu nedenle hükümsüz kılınması gerektiğini, Bahse konu kataloğa internet üzerinden de https://www...com.tr/... linkinden ulaşılabilmekte olup, ilgili link içerisinde dahi ... isimli koleksiyonun piyasaya sunuluş tarihinin 2017 olduğu açık şekilde belirtilmiş durumda olduğunu, Bahse konu koleksiyonun lansmanının yapılmasının ardından, 2017 senesinden sonra da, ... ibareli müvekkilleri ürününün tanıtım ve reklamının yapılmaya devam edildiğini, ... markası ve markanın üzerinde kullanıldığı ürün görselleri, müvekkillerine ait sosyal medya platformları üzerinden de paylaşılmaya ve bu anlamda, ... masa şeklindeki markasal kullanımlar, sürekli ve fasılasız bir şekilde sürdürülmeye devam edilmiş ve halen de devam ettiğini, “sosyal medyada paylaşımlarının bulunduğunu, ... isimli alışveriş merkezinde yer alan mağaza, bu AVM resmi internet sitesinde, müvekkillerinin mağazası ile ilgili bölüme girildiğinde, davaya konu ... ibaresinin müvekkilleri tarafından markasal olarak kullanıldığının gözlemlenebileceğini, müvekkillerinin, ... isimli Mobilyacılar Sitesinde de bir mağaza sahibi olduğu, ...’ya ait resmi internet sitesinin müvekkillerine ait ... ile ilgili sayfasında da yıllardır, müvekkillerinin ... Masa markasal kullanımlarının devam ettiğini, Müvekkillerinin, ... ibaresini ticaret alanına konu ettiği ve markasal olacak şekilde 2017 senesinden bu yana, son derece aktif, ciddi ve yoğun şekilde kullanmakta olduğunu tevsik eden faturaların da dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, Hükümsüzlüğü talep edilen ... ibaresinin üzerinde kullanıldığı MASA ürünü, müvekkilleri şirket adına, TÜRKPATENT nezdinde, ... no ile çoklu tasarım olarak tescilli olduğunu, Davalı şahıs, fiili hiçbir kullanımının olmadığı aşikar olan bir alan mobilya emtiası üretim ve satışı hizmetlerinde, müvekkilleri tarafından 2017 senesinden bu yana gerçekleştirilmekte olan markasal kullanımları sonlandırma niyeti içerisinde olduğunu, davaya konu marka tescilini bir araç olarak kullandığını, özellikle kısmen hükümsüzlüğü talep edilen sınıfta, ticari ve markasal anlamda davalının “kullanmadığının” sabit olduğunu, Davalının mevcut uyuşmazlıktaki tutumu ve kötü niyeti de göz önüne alınarak, Davaya konu ... no’lu “...” markasının, 35.sınıftaki: “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 20.sınıftaki “Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar… mallarının bir araya getirilmesi” hizmetlerinde, KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ne karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilİnin 25.08.2000 tarihinden beri imalat ve ticaret ile iştigal ettiğini, Davacı firmanın patentli ve müseccel ismi ''...'' olduğunu, müvekkilleri adına tescilli ... ismiyle ilgili herhangi bir tescili olmadığını, Davacı tarafın imal ettiği birçok mamul olup, masa ya da sehpa olduğunu iddia ettiği bir ürüne yine gerçekliği ispatlanmaya muhtaç bir şekilde ... ismini verdiğini, ... isminin müvekkilleri tarafından tescil ettirilmiş bir marka olduğunu, Markaların benzer olmadığı, makul düzeyde bilgili, dikkatli ve özenli olduğu kabul edilen ortalama tüketici tarafından karıştırılması ya da ilişkilendirmesi ihtimali olmadığı açık olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"... Somut uyuşmazlıkta Davacı tarafından sunulan ve bilişim ile mali incelemeye konu edilen deliller incelendiğinde, davalının marka başvuru tarihi öncesinde “...” ibareli sosyal medya ve internet sitesi kullanımları gerçekleştirildiği görülmektedir. Keza sunulan faturalarda da “levanzo” ibareli masa ve komidin niteliğindeki ürün satışlarının bulunduğu tespit edilmiştir.  Davacı tarafın ilgili kullanımları 20. mal ve hizmet sınıfında yer alan mobilya( masa ve komidin) emtiası yönünden gerçekleştirilmiş olup davacının bu emtia yönünden ciddi ve yoğun biçimde kullanımlarının olduğu ve gerçek hak sahipliğinin bulunduğu mali yönden yapılan inceleme ve faturalarda tespit edilmiştir.  Ancak davacı tarafından davaya konu edilen “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilya mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (35-5)(20-1) 1)” yönünden ciddi kullanımın mevcut olmadığı bilirkişi heyetince  tespit edilmiştir. 35. mal ve hizmet sınıfına konu olan tescil tüketicilere perakende satış ortamlarında malların sunumu hizmeti olup davacı tarafından hükümsüzlük talep edilen hizmetlerin verildiğine dair ciddi kullanım gösterir dokümanların sunulmadığı anlaşılmıştır.  Sunulan katalog, sosyal medya paylaşımları ve faturalarda 20. Mal ve hizmet sınıfını içerir kullanımların bulunduğu, ancak “...” ibaresinin 35. Sınıfa özgü şekilde kullanıldığını gösterir herhangi bir delilin bulunmadığı, bu doğrultuda SMK m.6/3 hükmü yönünden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Üstelik ... ibaresi davacının tasarım ürününe verdiği  bir isim olup, markasal olarak yani ürün ... marka ve ibaresi dışında başlı başına mobilya emtiasını yada işletmeyi temsil ederek kullanılmamıştır.Yani davacının kullanımı bu bakımdan davalının her hangi bir hakkını ihlal eder nitelikte değildir. Sunulan faturalarda da markasal kullanım  ... ibaresi ile kesilmiş olup, ... ibaresi ise tasarım tescili almış ürünü tanıtmaya yöneliktir.  Bilindiği üzere markanın işlevleri arasında malın menşeini gösterme, ayırt etme, malın garantisini etme, reklam fonksiyonu ve alıcıyı çekme fonksiyonları yer almaktadır. Bu bağlamda tüketici ... ibareli bir ürün gördüğünde bunu marka olarak değil tasarımın adı olarak algılayacak ve ... markası adı altında satıldığı için bu işletme ile bağlantı kuracaktır. Bu açıdan davalı yanca davacıya gönderilen ihtarın da yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Zira davalı davacıdan önce tasarım tescilli ürününe modeli ifade etmek için ... ibaresini vermiş olup tescilsizde olsa kullanım hakkı bu yönden davacıya aittir(sadece tasarıma konu model ile sınırlı olarak) Nitekim mobilya sektöründe ürün ve çeşitlilik çok olduğundan sipariş fişlerinde özellikle ürünler verilen kodlar yada isimler ile kesilmektedir. ...Huzurdaki uyuşmazlıkta da Faturalarda ... çatı markası altında ... ibaresi ile birlikte masa /komidin ibaresi de kullanılmış olup dolayısıyla ürünün nitelik ve modelini tasvir için ... ibaresinin kullanıldığı anlaşılmaktadır.   Somut olayda davacı  ürünlerini kullanan ilgili tüketici kitlesinin, mobilya hizmetlerine ilişkin olması , bu hizmeti alan/ kullanan toplum kesiminin daha çok araştıran piyasa analizi yapan grup olduğu, tüketicinin söz konusu hizmetleri tedarik ederken geçmiş tecrübelerinden istifade ettiği,  hizmet alımında internet vs. reklam kanallarını kullandığı, şikayet forumlarını takip ettiği, birbirlerine tavsiyelerde bulunduğu; şikayetlerini internet üzerinden dile getirdiği de açıktır. Dolayısıyla mobilya sektörü açısından ana marka ve bu marka adı altında sunulan ürün adlarını bir başka işletmenin ana markası ile karıştırılması mümkün bulunmadığından davacının SMK 6/3 maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı taraf SMK m.6/6 hükmünü gerekçe göstererek davalı tarafa ait markanın kısmi hükümsüzlüğünü de  talep etmişse de;  davacı tarafın tescilli ... numaralı tasarımına ait  on iki adet görseli bilirkişilerce de  incelenmiş ve davalı tarafa ait “...” markasını içerir herhangi bir  ihlal teşkil eden , telif yada tasarım hakkını ihlal eden kullanımın bulunmadığı, somut olayda  gerek SMK 6/3 gerekse 6/6 maddesine dayalı hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı taraf SMK m. 5/1-c hükmünde yer alan “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar,amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.” yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu iddia etmiştir. İlgili hükme gerekçe olarak gösterilen İtalya'da bulunan bir adaya ait isim olması hususu tek başına yeterli değildir. Zira bu hükmün tescil engeli olması ya da tescilli bir markanın hükümsüzlüğüne neden olması için ilgili coğrafi bölge ile tescile konu mal ve/veya hizmet arasında bir ilişki olması ve bu yönde coğrafi kaynak belirten durum olması gerekmektedir. Ancak mevcut delil durumu göz önüne alındığında hükümsüzlük talebine konu hizmetlerin belirtilen coğrafi bölge ile ilişkili olmadığı görülmekte olup, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Davacı taraf SMK m. 5/1-f hükmünde yer alan “Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak işaretler” hükmünü gerekçe göstererek hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu da iddia  etmiştir. Bu hükümde belirtilen yanıltıcılık, malın niteliği, özelliği gibi hususlar yönünden tüketicilerin yanıltılacağına dair güncel ve ciddi bir tehlikenin varlığı halinde söz konusu olmaktadır. Davacı tarafın davalı markasının üretim yeri ile ilgili olarak yanıltıcı nitelikte bulunduğunu ifade etmiştir. Ancak bilirkişi heyetince  yapılan değerlendirmede söz konusu “levanzo” ibaresini içeren hükümsüzlük talebine konu hizmet ile meşhur bir yer olmadığı, dolayısıyla yanıltıcı işaret olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı da sabit olup  hükümsüzlük talep edilen  coğrafi bölge arasında marka ile tüketici arasında kurulacak herhangi bir ilişiğin bulunmadığı da gözetilerek bu yöndeki hükümsüzlük isteminin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı taraf SMK m. 6/9 hükmünü hükümsüzlük gerekçesi olarak belirtmiştir. İlgili hükümde “Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” Denilmektedir. Somut dava dosyasına sunulu deliller incelendiğinde; davalı tarafın marka başvurusunu kötüniyetli şekilde yaptığına dair somut bir delilin bulunmadığı, davacı yana ihtar gönderilmesinin tek başına kötüniyetli tescil sebebine dayalı hükümsüzlük istemine gerekçe olamayacağı, kaldi ki davacının bu kullanımının markasal olmaması, mobilya alanında ürün ismi olarak davalı tescilinden önce kullanılması nedeniyle davalının markasına bir tecavüzün de söz konusu olmadığı  anlaşıldığından davacı yanın davalının tescilin kötüniyetli yapıldığı iddiasına dayalı  hükümsüzlük isteminin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Toplanan tüm deliller, marka ve tasarım tescil belgeleri, alan adı sahiplik kayıtları, reklam görselleri, fatura ve ticari belgeler,  HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile birlikte incelendiğinde; davalının ... tescil nolu ''...'' ibareli markasını 8, 11, 21, 24, 27  ve 35. Sınıflar için 27.11.2020 tarihinde tescil ettirdiği  , davacının ise 6789 sayılı  SMK 6/3,6/6, 6/9, 5/1-c ve f bentleri kapsamında davalı markasının 35. Ve 20. Sınıflar yönünden kısmen hükümsüzlüğünü talep etmişse de sübut bulmayan,-DAVANIN REDDİNE, \" Şeklinde karar vermiştir. <br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde; Mahkemenin ... ibaresinin markasal olarak kullanılmadığına ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığını, 6769 sayılı Kanun 4/1 maddesinin koşullarının ve 9/1 maddesinin koşullarının oluştuğunu, ... ibaresinin  müvekkili tarafından üretilen \"masa, sehpa ve benzeri mobilya\"  emtiasında diğer işletmelere ait mobilya emtiasından ayırt etmek amacıyla kullanıldığını, gerekçeli kararın aksine ... ibaresinin masa sehpa gibi bir mobilya emtiasının niteliğinin modelinin tasviri için kullanımı olmadığını, Çatı markanın ... markası olmasının bu marka altında başkaca alt markaların kullanılmasını, bu işaretin marka olmadığı anlamına gelmediğini, Mahkemenin gerekçesinin hem müvekkilinin önceki markasal kullanımlar nedeni ile gerçek hak sahibi olduğu yönündeki kendi gerekçesi ile hem de rapor ile çeliştiğini, Mahkemenin 20.sınıfta mobilya emtiasında kullanımı kabul ederken 35.sınıfın alt sınıfındaki bu emtia yönünden kabul etmemesinin ve \"benzerlik\" hususunu gözardı etmesinin yerinde olmadığını, Doktrinde de eskiye dayalı kullanım nedeni ile üsn ve öncelikli hak yönünden sadece bu emtia ve hizmetler ile BENZER EMTİA VE HİZMETLERİN dikkate alınacağının belirtildiğini, Y.11HD'nin 2016/6571, 2018/546 K sayılı, 2021/6546 Esas, 2023/1227 Karar sayılı, YHGK 2022/11-486, 2022/788 Karar sayılı ilamının da bu yönde olduğunu, mahkemenin dar yorum yaptığını, bu yönden kararın kaldırılması gerektiğini, Davanın da davalının ... markasının kullanımına son verilmesine yönelik ihtarname üzerine açıldığını, Davanın SMK 6/9 maddesi gereğince de kabulü gerektiğini, kötüniyetin tescil aşamasında yahut sonradan ortaya çıkabileceğini, davalının mobilya emtiasında filli hiçbir kullanımı olmadığını, Müvekkilinin 2017 tarihinden itibaren devam eden markasal kullanımlarının Ağustos 2022 Tarihli ihtarname ile engellenmeye çalışıldığını, Mahkemenin ... İbaresinin ada smi olduğunu kabul etmekte olduğuna göre SMK 5/1-C MADDEsi gereğince mobilya sınıfında bir marka olan İtalya ve bu ülkedeki ada ismini birebir içeren markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, SMk 5/1-f maddesi koşullarının da oluştuğunu, ... markasının üzerinde kullanıldığı masanın tasarım olarak tescilli olduğundan SMK 6/6 md koşullarının da oluştuğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.<br>GEREKÇE Dava, ... markasının kısmen hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının faturalarında “...” ibareli masa ve komidin niteliğindeki ürün satışlarının bulunduğu, davacı tarafın ilgili kullanımlarının 20. Sınıfta yer alan mobilya ( masa ve komidin) emtiası yönünden gerçekleştirildiği, davacının bu emtia yönünden ciddi ve yoğun biçimde kullanımlarının olduğu ve gerçek hak sahipliğinin bulunduğu mali yönden yapılan inceleme ve faturalarda tespit edilmiştir. SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım nedeni ile öncelikli hak hangi emtia ve hizmetler için elde edilmiş ise, sadece bu emtia ve hizmetler ile benzer sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden  tescil engeli söz konusudur. (ÇOLAK Uğur, Türk Marka Hukuku, Eylül 2018, sf.334)  Bu durumda davacı “...” ibaresi yönünden 20. Sınıfta yer alan mobilya ( masa ve komidin) emtiası yönünden eskiye dayalı üstün hak sahibi olduğundan bu sınıftaki malların satışına özgülenmiş olan 35.sınıftaki \" “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için  “Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar… mallarının bir araya getirilmesi” hizmetleri yönünden benzerlik/tamamlayıcılık olmakla davanın bu yönden kabulü gerekirken reddi yerinde görülmemiş, davacı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir. Davacı vekili istinafında SMK 6/6, 6/9, 5/1-c, 5/1-f maddeleri gereğince de hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; mevcut deliller ve bilirkişi raporuna göre davacının bu yönlerdeki iddialarının ispatlanamadığı, mahkemenin bu husustaki red gerekçelerinin yerinde olduğu dikkate alındığında davacı vekilinin bu yöndeki istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 29/09/2023 gün ve 2022/184 Esas, 2023/146 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-  Davanın KABULÜNE, Davaya konu TPMK nezdinde 2020/148945 numara ile tescilli ... markasının 35.sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için...\" sınıfında yer alan “Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar\"... alt sınıfı yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ İLE sicilden KISMEN TERKİNİNE,Karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince TPMK'ya gönderilmesine,4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;- Alınması gereken 615,40Tl harçtan, peşin yatırılan 80,70Tl harcın mahsubu ile, bakiye 534,70TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, -Davacı tarafından yapılan 6000TL bilirkişi ve pos, teb, müz, gideri olan 283TL yargılama gideri olmak üzere toplam 6.283TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT gereğince 40.000TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;-İstinaf talebi kısmen kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 738TL istinaf yoluna başvurma harcı, 190TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 928TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere 19/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"31c83bb68682a1ef","SID":"21d7f7642caa99cd"}}