{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/1695 \t\t               (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN<br>KARAR NO\t: 2025/685\t\t           ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/06/2022<br>ESAS NO\t\t: 2019/481 E 2022/442 K<br><br><br>DAVA\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 30/05/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 30/06/2025<br><br><br>Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Asıl davada davacılar ...,  ..., ...,  ..., ..., ...  vekili Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben düzenlediği dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Yapı ve Tesisat Ltd Şti ve ... Pazarlama A.Ş. ile davalı arasında 07/11/2009 tarihinde danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin müvekkili şirketler tarafından ... Fabrikası A.Ş aleyhinde açılmış olan tazminat davasının kabulle sonuçlandırılması için davalı danışman tarafından hukuki yardım tedarik edilmesi ve hizmet bedellerinin ödenmesine ilişkin olduğunu, tarafların sözleşmeyi gerçekte 07/11/2009 tarihinde imzalamış iseler de aralarındaki anlaşmanın gerçek tarihinin 01/01/2009 olduğunu, bu nedenle geçmişte yapılan işlerin de sözleşmeye dahil edildiğinin sözleşmenin 7. maddesinde açıklandığını, davalının üstlendiği işi yerine getirmek üzere önce Av. ... ve Av. ... ile anlaşarak kendileriyle 06/02/2009 tarihli sözleşme imzalandığını, adı geçen avukatların işten el çekmesi üzerine bu sözleşmenin karşılıklı olarak ortadan kaldırılarak ibranamelerin alındığını, davalının bu kez Av. ... ile anlaşarak davanın takip görevini kendisine verdiğini, daha sonra Av. ... tarafından garanti talep edildiği bahanesiyle 600.000,00 USD bedelli bir bono tanzim edilerek kendisine verilmesini istediğini, dava dışı ... Kozmetik Ltd Şti tarafından ... lehine tanzim edilen 05/11/2009 keşide tarihli bila vadeli ve 600.000,00 USD tutarındaki teminat bonosunun müvekkili şirketler tarafından cirolanarak davalıya teminat olarak verildiğini, bu teminat senedinin gerek sözleşmenin 4.3 maddesinde gerekse taraflarca sonradan imzalanan diğer metinlerde bedelsizlik nedeniyle iade edileceği kararlaştırılan bir bono olduğunu, sözleşmede davalı ücretinin Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davanın başarıyla sona erdirilmesi ve tahsilatın akabinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının sözleşme imzalanır imzalanmaz derhal bir şeyler yapılmazsa davanın kaybedilebileceği, söz verdiği yer ve kişilerin doğacak alacakları için teminat istedikleri, verilen bononun yeterli olmadığı, sözleşme ücretinin daha etkili bir evraka bağlanması gerektiği, temlikname verilmesi halinde 600.000,00 USD bedelli senedin kendilerine derhal iade edileceği hususlarını dile getirerek müvekkillerinin iradesini fesada uğrattığını ve psikolojik baskı uygulayarak şarta bağlanmış ücreti için temlikname imzalatmayı başardığını, böylece müvekkili şirketlerin davalı ile imzaladıkları 10/05/2010 tarihli ivazlı temlik sözleşmesi ile davalının 07/11/2009 tarihinde sözleşmeden doğacak ücretine karşılık müddeabihin 1.082.752,55 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizleri ile birlikte davalı ...'e temlik ettiklerini, tarafların aynı gün imzaladıkları 10/05/2010 tarihli ek sözleşmeye göre temlik edilen bu tutarın Av. ..., Av. ... ile Av. ...'a yapılacak ödemelerden sonraki bakiyesinin taraflar arasında eşit olacak paylaşılacağını, yani 07/11/2009 tarihli sözleşmede belirlenen ücretin taraflarca %50 oranında tenkis edildiğini, ancak tarafların bir süre sonra tenkis işleminin gereksiz para hareketine neden olacağı düşüncesiyle 22/02/2010 tarihinde önceki temliknamenin geçersiz olduğunu kayıt altına alan yeni bir alacağı temlik etme vaadi sözleşmesi imzaladıklarını, bu temlikname bedelinin daha öncekinin tam yarısı yani 541.378,75 TL olduğunu, 22/06/2010 tarihli bu 2. temliknameyle daha önceki temlikname ve ek sözleşmenin geçersiz kılındığını, davalı ...'in davaya konu 600.000,00 USD bedelli senedi müvekkillerine iade etmediğini, bunun üzerine 23/08/2010 tarihli temlik ilişkisinin daha önce imzaladıkları temliknameleri ve ek sözleşmeyi geçersiz kılarak son kez yenilenerek temlik bedelinin 681.378,00 TL'ye yükseltildiğini, davalı danışman tarafından satın alınan hizmetlerin temlikname tarihindeki dolar kuruna göre değerinin toplam 1.120.000,00 TL olduğunu, müvekkilleri tarafından üstlenilen kısmının ise 560.000,00 TL olduğunu, davalının 23/08/2010 tarihli bu temlikname ile birlikte Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan davaya asli müdahil başvurusu yaptığını, mahkemece ilgili davada 681.378,00 TL'nin müvekkili şirketlere ait müddeabihden ayırarak faizi ile birlikte davalıya ödenmesine karar verildiğini, davalının icra takibi yoluyla 3.195.457,60 TL'ye ulaşan bu alacağını 31/07/2010 tarihinde tahsil ettiğini, bununla birlikte söz konusu davanın müvekkili şirketler yönünden kısmen kabulle sonuçlandığını ve cezai şartın reddedildiğini, yerel mahkeme kararı karşısında sözleşmeye göre davalı lehine danışmanlık ücretinin doğmadığını, müvekkilinin cezai şart tazminatına ilişkin kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesi tarafından bozulması ve davalının tüm engellemelerine karşı yerel mahkeme tarafından 28/11/2016 tarihinde kabul edilmesi neticesinde kavuştuğunu, müvekkilinin buna rağmen davalının hak etmediği alacağını icra takibine koymasına ve tahsil etmesine karşı çıkmadığını, hala danışmanın sözleşmedeki edimlerini yerine getireceğini düşünmekte olduğunu, ancak davalının takip edilen süreç içerisinde müvekkiline karşı olan yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi hukuki hizmet satın alan kişilerin ödemelerini ifa etmediğini ve müvekkilini zarara uğrattığını, sadakat ve özen yükümünü ihlal etmeye, düşmanca davranmaya başladığını, davanın sözleşme ve temlikname ile üstlenmiş olduğu halde, 30/05/2010 ve 22/06/2010 tarihli temlikname asıllarını iade etmediğini, aksine iptal edilen bu temliknameler geçerliymiş gibi sözde haklarını ... isimli başka bir şahsa yeniden temlik ederek müvekkilini 3. kişilerin hak iddialarına maruz bıraktığını, görülen dava sırasında hukuki hizmet satın alınan Av. ...'a taahhüt ettiği hizmet bedellerini ödemediğini ve müvekkillerini bu kişilerin alacak taleplerine maruz kaldığını, müvekkillerine iade edileceği kararlaştırılan 600.000,00 USD bedelli senedi iade etmediğini, bu senedin ... tarafından protesto edilmesine neden olduğunu, davalının bununla da yetinmeyip, müvekkillerinden daha fazla para alabilmek için devam eden yargılamada karşı taraf gibi hareket etmeye başladığını, sözleşmeye konu doğmamış alacağını tahsil ettiği halde, ilamın müvekkili yönünden bozulan kısmıyla ilgili yargılamaya müdahilliğini sürdürerek çeşitli usul işlemleri ve bilirkişi incelemesi talepleri ile davanın 2 yıldan fazla uzamasına neden olduğunu, müvekkilleri tarafından davalıya  15/04/2015 tarihli  noter ihtarının  gönderildiğini, davalının Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2016/8558 Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili şirket aleyhine 396.113,05 TL'lik icra takibi başlattığını, davalının bu süreçte kendisi istemediği sürece yerel mahkemenin davayı bitirmeyeceğini hatta yıllarca sürdürebileceğini, dava sonuçlansa bile, Yargıtaydaki etkili hemşeri ve dostlarının bu davanın onaylanmasına izin vermeyeceklerini vb. beyanlarla müvekkilleri üzerinde yarattığı durum ile irade fesadına uğrattığını ve müvekkillerini bir miktar daha para vermeye zorladığını, davalının ve davalı ile birlikte hareket eden ...'ın davaya müdahilliği üzerine duruşmanın ertelendiğini ve bu eylemlerden bunalan müvekkilinin 18/11/2016 tarihinde kendisi ile yeni bir sözleşme imzalayarak ilaveten 1.000.000,00 TL daha ödeme yapmayı kabul etmek zorunda kaldığını, bunun üzerine asli müdahil talebinde bulunan ...'ın 20/11/2016 tarihli dilekçe ile Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesindeki davada asli müdahillik talebinden feragat ettiğini, ilgili mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verildiğini, davalıların müvekkillerinin iradelerini fesada uğratarak imzalamak zorunda bıraktıkları 18/11/2016 tarihli sözleşmenin nispi butlan nedeniyle geçersiz olduğunu, bu sözleşme kapsamında tanzim olunan 1.000.000,00 tutarındaki bono sebebiyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, davalıların eylemleri sebebiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/10385 sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemeindeki davanın karara çıkmasından sonra davalının bu kez de müvekkillerine Yargıtay aşamasında büyük riskler olduğunu ve bazı isimler de vermek suretiyle bu kişilerin görülmemesi halinde kararın müvekkiller aleyhine bozulacağını söylemek suretiyle korkutularak verilmiş olan 1.000.000,00 TL'lik senede ek olarak 1.500.000,00 TL daha para istediğini, bu tutarı dosyanın Yargıtay sürecinde kullanacağını beyan ettiğini, davanın korkutmayla sonu gelmeyen taleplerinden bunalan ve hukuka aykırı akçeli işlerin parçası olmak istemeyen müvekkilinin icra takibine konulması halinde 30.000.000,00 TL'lik alacağının  %40'ından vazgeçerek 01/02/2017 tarihinde borçlu şirket ... Fabrikası A.Ş. ile sulh olduğunu ve tüm dava ve talep haklarından feragat etmek zorunda kaldığını, hiç kimsenin icraya konulabilecek bir karar varken karşı tarafa yaklaşık 10.000.000,00 TL indirim yaparak sulh olma yolunu seçmeyeceğini, kaldı ki bu kararın Yargıtay denetiminden geçmiş, yerel mahkemece bozma doğrultusunda verilmiş müktesep hakların olduğu bir karar olduğunu, müvekkillerinin davanın bu korkutma ve baskıları sonucu sulh olmak zorunda kalarak önemli ölçüde zarar ettiklerini, bu nedenle kendilerine verilen bononun geçersizliğine hükmedilmesinin zorunlu olduğunu, müvekkilinin sulh olduğunu kendilerinden öğrenen davalının 19/11/2016 tarihinde sözleşme alacağının ifa yoluyla sona erdiğinden bahisle geri çekmiş olduğu müdahillik talebine rağmen Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararını temyiz ettiğini, davalının bu yolla müvekkillerinin feragat sonucuna bağlanan alacağına kavuşmasını bir kez daha engellemek istediğini, bu davranışı ile 16/11/2016 tarihli sözleşmeyi ihlal ettiğini, ayrıca elinde bulunan 1.000.000,00 TL bila tarihli bonoyu sözleşmeye aykırı doldurarak Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/48 Değişik İş ve Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2017/3060 Esas sayılı dosyaları üzerinden ihtiyati haciz ve icra takibine koyduğunu, düzenlenen senedin vade içermemesi, sözleşmeye bağlı verilmesi nedeniyle kayıtsız şartsız borç ikrarı içermemesi nedeniyle senedin kambiyo vasfına yönelik yapılan şikayet başvurusunun Ankara 3. İcra Mahkemesinin 08/06/2017 Tarih 2017/188 Esas sayılı kararı ile kabul edildiğini ve takibin durduğunu, huzurdaki menfi tespit davası dışında müvekkillerinin maruz kaldığı zararların giderilmesi için tazminat davası açıldığını, huzurdaki davayla süresi içinde fesih bildiriminde bulunduklarını belirterek 16/11/2016 tarihli sulhname ve feragatname kapsamında davalıya verilen 18/11/2016 tanzim bila vade, 0601 numara ve 1.000.000,00 TL tutarındaki bono ve müvekkili şirketler tarafından ciro edilerek davalıya verilen, davalı tarafından da ...'a cirolanan keşidecisi ... Kozmetik Ltd Şti olan 05/11/2009 tanzim tarihli bila vadeli ve 600.000,00 USD bedelli senet nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Birleşen davada davacı ... vekili tarafından davalılar ...,  ..., ...,  ..., ...  aleyhine açılan itirazın iptali dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılar ... Yapı ve Tes. San. Ltd. Şti ve ... Pazarlama Tic. San. A.Ş. arasında 2009 yılından bu yana hukuki ilişki bulunduğunu, davalı şirketlerin Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen 2013/124 Esas sayılı dosyasındaki alacak haklarının bir kısmını müvekkiline temlik ettiğini, müvekkilinin asli müdahil sıfatıyla davaya katıldığını, müvekkilinin temlik bedelini 2014 yılında tahsil ettiğini, ancak davalı şirketlerin müvekkilinin kalan alacağı için herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı şirketler aleyhine icra takibi başlatıldığını, uzun süren husumetleri sona erdirmek ve sulh olmak amacıyla tarafların bir araya gelinerek 18/11/2016 tarihli sulh protokolü imzaladığını, sulh protokolü gereğince müvekkilinin vazgeçtiği alacaklarının karşılığında ödenmek üzere 1.000.000,00 TL bedelli bononun verildiğini, bononun ödeme zamanının davalı şirketlerin Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesindeki davadan olan alacaklarına hak kazandıkları tarih olarak düzenlendiğini, bu ödeme tarihinin 08/02/2017 tarihi olduğunun taraflarca kararlaştırıldığını, sözleşmenin uygulanması ve müvekkilinin alacaklarının ödenmesi için şirket yetkilileri davalılar ...,  ..., ...'ın garantör sıfatıyla bağımsız olarak sözleşmeden kaynaklı borcu ödemeyi taahhüt ettiğini, davalılar  ..., ...'ın aynı zamanda bonoda avalist olduğunu, müvekkilinin sulh sözleşmesi şartlarına uyarak Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasındaki alacağından vazgeçtiğini, diğer asli müdahil ...'ın da davadan feragat ettiğini, 28/11/2016 tarihinde Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında davalı şirketler lehine alacağa hükmedilerek karar verildiğini, Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi davasında davalının ... Fabrikası olduğunu, davalı şirketler ve ... Fabrikası A.Ş. arasında yapılan sulh sözleşmesi ile ... Fabrikası A.Ş. tarafından davalı şirketlere 21.784.265 TL ödeme yapıldığını, ödeme nedeniyle sulh sözleşmesi nedeniyle temyizden vazgeçildiğini ve davadan feragat edildiğini, mahkemenin ek karar ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verdiğini, ek kararın kesinleştiğini, davalı şirketlerin ilgili davadan alacaklarını tahsil etmesine rağmen müvekkilinin senetten kaynaklı 1.000.000,00 TL alacağını vadesinde ödemediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından senede dayalı olarak ihtiyati haciz kararı alınarak Ankara 9.İcra Müdürlüğünün 2017/3060 Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo takibi başlatıldığını, davalıların ihtiyati haciz kararına karşı sözleşmeye bağlı alacağın şarta bağlı olduğu ve muaccel olmadığı iddiası ile yaptığı itirazın mahkemece red edildiğini, kararın istinaf edilmesi üzerine BAM tarafından istinaf itirazlarının esastan red edildiğini, daha sonra İcra Hukuk Mahkemesine davalılar tarafından açılan davada bononun sözleşmeye göre verilmesi nedeniyle takibin durdurulduğunu, kararın istinaf ve temyiz yolundan geçmek suretiyle kesinleşmesi nedeniyle kambiyo takibinin kadük hale geldiğini, bunun üzerine Ankara 31.İcra Müdürlüğünün 2019/9911 Esas sayılı ilamsız takibinin başlatıldığını, davalıların haksız olarak takibe itiraz ettiklerini, davalıların sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğini,  müvekkilinin 3.kişilerden olan alacak haklarını engelleyici fiilerde bulunduklarını, müvekkili aleyhine haksız fiilden kaynaklı tazminat davası ve ayrıca menfi tespit davası açıldığını, menfi tespit davasında verilen görevsizlik kararının istinaf incelemesinde olduğunu, davalıların bedelsiz senedi kullanma ve dolandırıcılık suçundan yaptığı şikayet üzerine savcılık tarafından takipsizlik kararı verildiğini, karara yapılan itirazın da red edildiğini, bu süreçte sözleşmeden doğan borçlara bağımsız şekilde garantör olan davalı ... Yapı Ltd. Şti. yetkilisi davalı ...'a 16/01/2018 tarihli noter ihtarı gönderilerek borçları ödemesinin istendiğini, ancak sözleşmedeki yükümlülüğünün yerine getirilmediğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Asıl davada davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, 600.000,00 USD bedelli senedi haksız iktisap etmiş olan dava dışı ... tarafından müvekkili aleyhine Ankara 8.İcra Müdürlüğünün 2017/10202 sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, takibin davacılara yöneltilmediğini, sadece borçlu olarak müvekkiline yöneltildiğini, alacaklı ...'ın davacılara İİK 89.maddesine göre haciz ihbarnamesi gönderdiğini, davacıların haciz ihbarnamesine itiraz etmediklerini ve haksız olarak işbu davayı açtıklarını, haricen öğrenilen bilgilere göre davacılar ile ...'ın anlaştığını, davacıların ödeme yaparak kendilerini ibra ettirdiklerini, müvekkiline olan borcu ödememek için birlikte hareket ederek müvekkilinin davacılar aleyhine giriştiği Ankara 9.İcra Müdürlüğünün 2017/3060 Esas sayılı dosyası üzerine haciz koydurduğunu, müvekkili tarafından 600.000,00 USD bedelli senet için davacılar aleyhine yapılan takip olmadığından davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, davacıların geçmiş yıllarda yapılan temlik sözleşmelerinde irade fesadına uğratıldıklarına dair iddianın doğru olmadığını, 18/11/2016 tarihli sulh sözleşmesi ile davacıların geriye dönük tüm işlem ve eylemlerden dolayı hiçbir hak talebi olmaksızın gayri kabil olarak müvekkilini ibra ettiğini, taleplerinden feragat ettiğini, 15/04/2015 tarihli noter ihtarının müvekkiline tebliğ edilmediğini, davacıların taraflar arasındaki husumeti sona erdirmek için sulh olmak istediklerini, bunun üzerine haftalar süren çalışma ile  sulh sözleşmesinin hazırlandığını, sulh sözleşmesinin davacıların iradesinin fesada uğratılarak imzalandığına yönelik iddiaların da doğru olmadığını, 1.000.000,00 TL bedelli bono için müvekkili tarafından alınan ihtiyati haciz kararına itiraz edildiğini, mahkemece sözleşme incelenerek alacağın muaccel olduğuna karar verilerek itirazın red edildiğini, istinaf itirazlarının da BAM tarafından red edildiğini, sulh sözleşmesine göre alacağın muaccel olduğunu, davacı şirketlerin ... Fabrikası A.Ş. ile uzlaşarak mahkemenin hükmettiği alacakları 01/02/2017 tarihinde tahsil ettiğini, şeker fabrikası ile yapılan tahsilat sözleşmesinin müvekkili için de hak doğurduğunu, bu sözleşmeye göre davacının temyiz ve davadan feragat ettiğini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesindeki davada cezai şartın tahsil edilerek davanın başarı ile sona erdirildiğini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. <br>Birleşen davada davalılar  ...,  ..., ...,  ..., ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu senet ve senedin tanzimine esas sulh sözleşmesi nedeniyle müvekkilleri tarafından açılan menfi tespit davası ile işbu davanın birleştirilmesini talep ettiklerini, davacı ...'in başçavuş olarak görev yaptığı silahlı kuvvetlerinden 01/10/2002 tarihli sağlık raporu doğrultusunda akıl hastalığı nedeniyle 15/11/2003 tarihinde emekliye sevk edildiğini, davalının fiil ehliyetinin olmadığını, davacının takibe konu senet ve sözleşmeye dayalı olarak önce ihtiyati haciz kararı alarak Ankara 9.İcra Müdürlüğünün 2017/3060 Esas sayılı dosyası üzerinden infaz ettirdiğini, Ankara 3.İcra Hukuk Mahkemesinin 08/06/2017 Tarih, 2017/188 Esas, 2017/543 Karar sayılı dosyasında senedin teminat senedi olarak verilmesi ve muaccel olmaması gerekçesiyle takibin durdurulmasına karar verildiğini, kararın istinaf ve temyiz aşamasından geçmek suretiyle kesinleştiğini, kararın kesinleşmesinden sonra süresinde icra takibini başlatmadığından itirazın iptali davası açma hakkının bulunmadığını, ancak genel usullere göre alacak davası açabileceğini,  davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, müvekkili ile davacı şirketler arasında 07/11/2009 tarihli danışmanlık hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin konusunun müvekkili şirketler tarafından ... Fabrikası A.Ş. aleyhine açılmış olan tazminat davasının kabulle sonuçlanması için danışman tarafından hukuki hizmet tedarik edilmesi ve hizmet bedellerinin danışana ödenmesi, karşılığında başarıya endeksli olarak müddeabih üzerinden kendisine pay verilmesi olduğunu,  davacının  hukuki hizmet tedariki için Avukat ... ile anlaştığını, anlaşmanın garantisi olarak müvekkilleri tarafından cirolanarak kendisine verilen 600.000,00 USD bedelli teminat senedinin cirolanarak ...'a devir ve temlik edildiğini, davacının daha sonra hizmet satın aldığı kişilerin alacaklarını teminat altına almak için temlik istediklerini bahane göstererek müvekkilleri ile birbirini geçersiz kılan üç adet temlik sözleşmesi imzaladığını, son temlik sözlemesiyle danışmanlık sözlemesinden doğacak alacakların 681.378,00 TL olarak belirlendiğini, davacının temliknameye dayanarak Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında asli müdahillik başvurusu yaptığını, mahkemece bu miktarın davacıya ödenmesine karar verilmesi üzerine davacının Ankara  2.İcra Müdürlüğünün 2012/4401 Esas sayılı dosyası üzerinden 31/07/2014 tarihinde alacağı ferileriyle birlikte 3.195.457,60 TL olarak tahsil ettiğini, ancak Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesindeki davanın kısmen kabulle sonuçlandığını ve cezai şart talebinin reddine karar verilmesi nedeniyle davacının danışmanlık ücretinin doğmadığını, davacının hak etmediği ücreti tahsil ettiyse de müvekkillerinin davaya devam ettiğini, davacının müvekkiline karşı yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sadakat ve özen yükümlülüğünü ihlal ederek düşmanca davranmaya başladığını, hukuki hizmet aldığı kişilerin ödemelerini de ifa etmeyerek müvekkilinin bu kişiler karşısında güç durumda bıraktığını, 15/04/2015 tarihli noter ihtarı ile edimlerini yerine getirmesi, düşmanca hareketlerden vazgeçmesi, davadaki müdahillikten vazgeçmesi, dosyanın karara çıkmasınının engellenmemesi, 600.000,00 USD bedelli senedin ve temlikname asıllarının iadesi yönünde gönderilen ihtarın sonuçsuz kaldığı gibi davacının şantajlarına devam ettiğini, davacı tarafından satın alınan hizmet bedelinin ödenmemesi üzerine ... tarafından senedin protesto edilerek takibe konulduğunu, davacının Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesindeki davada yargılamayı uzatmaya matuf taleplerde bulunduğunu, bunun üzerine müvekkilinin davacının şantajlarına boyun eğerek 18/11/2016 tarihli sulhnameyi imzalamak zorunda kaldığını, sulhname üzerine davacının ve diğer asli müdahil ...'ın davadan çekildiklerini, çekilme üzerine mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, kabul kararı üzerine davacının Yargıtay aşamasında riskler olduğunu, ismini verdiği bazı kişilerin görülmemesi halinde kararın aleyhe bozulacağıyla müvekkillerini korkutarak ilaveten 1.500.000,00 TL daha istediğini, bu paranın Yargıtay üyelerine dağıtılacağını söylediğini, davacının korkutma ve sonu gelmeyen taleplerinden bunalan müvekkillerinin ... Fabrikası A.Ş. ile anlaşarak davadan feragat ettiğini, feragatin kendilerine maliyetinin yaklaşık 7.500.000,00 TL olduğunu, buna rağmen davacının kararı temyiz ettiğini, temyiz hakkının bulunmadığı gerekçesiyle Yargıtay tarafından talebin reddedildiğini, davacının kambiyo vasfı bulunmadığı icra mahkemesi tarafından tespit edilen senede dayalı alacağını açıklaması ve ispat etmesi gerektiğini, davacı ile imzalanan danışmanlık hizmet sözleşmesinin adli işlere özgü olduğunu, adli iş ve işlemleri takip etme hakkının baro levhasına yazılı avukatlara ait olduğunu, davacının avukat olmaması nedeniyle danışmanlık sözleşmesi ve bu sözleşmeye bağlı sulh sözlemesinin TBK 27/1 göre emredici kanun hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olması nedeniyle ... olarak hükümsüz olduğunu, 18/11/2016 tarihli sulhname ve 18/11/2016 tanzim tarihli bila vadeli 1.000.000,00 TL bedelli senedin irade fesadı ve davacının fiil ehliyetinin bulunmaması nedeniyle hükümsüz olduğunu, dava dosyalarına giren yazılı ve sözlü beyanlarla davacının danışmanlık sözleşmesine dayalı alacağının kalmadığının ikrar edildiğini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t\t<br>Asıl davada Ankara 25.Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/09/2018 Tarih, 2017/290 Esas, 2018/496 Sayılı kararı ile Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine ilişkin kararın Dairemizin 28/03/2019 Tarih, 2019/408 Esas, 2019/566 Sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmesi üzerine dosyanın gönderildiği mahkemece asıl ve birleşen davada ile ilgili yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacılar-birleşen dosyada davalılar vekili davalı-birleşen dosyada davacı ...'in temyiz gücü ve hukuki fiil ehliyetinin olup olmadığı yönünde adli tıptan rapor alınması talebinde bulunmuş ise de; dosya kapsamı itibariyle ve davalı vekili tarafından sunulan bilgi-belgelere göre, ...’in fiil ehliyetinden yoksunluğu hususunda bir şüphe ve belge bulunmadığı, duruşmalarda da bu yönde bir teşhis yapılmadığından davayı uzatmaya yönelik talebin yerinde görülmediği,  taraflar arasında öncelikle 07/11/2009 tarihli danışmanlık hizmet sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre danışanların  ... … A.Ş, ... … Ltd. Şti., danışmanın ise ... olduğu, sonrasında 18/11/2016 tarihli sulhname başlıklı sözleşme ile taraflar arasındaki tüm anlaşmazlıkların sona erdirilmesi ve sonuçta önceki alacak borçların kaldırılmasının amaçlandığı ve bu doğrultuda danışman ...'e danışmanlık ücret alacağına ilişkin 1.000.000,00 TL bedelli davaya konu senedin verildiği, sulh sözleşmesinin  ... … A.Ş, ... … Ltd. Şti., ..., Ltüfi T. Sam ve ... tarafından imzalandığı, davalı ...'ın senette imzasının bulunmadığı ama sulh sözleşmesine göre garantör sıfatının bulunduğu, bu nedenle 1.000.000,00 TL senede dayalı alacaktan sorumlu olduğu, asıl davaya konu 600.000 USD'lik senedin 07/11/2009 tarihli sözleşmedeki ücret alacağına ilişkin olarak verildiği, ancak bu sözleşmedeki alacağın 18/11/2016 tarihli sulh sözleşmesi ile sona erdirildiği, böylece bu senede ilişkin davacıların davalı ...'e borçlarının bulunmadığı, asıl ve birleşen davaya konu 1.000.000,00 TL bedelli senedin 18/11/2016 tarihli sulh sözleşmesine dayalı borcun ödenmemesi hali için teminat olarak verildiği ve danışman ... tarafından Ankara 31. İcra Müdürlüğü'nün 2019/9911 Esas sayılı dosyası ile sözleşmeye ve senede dayalı ilamsız takip yapıldığı, borçluların borcunu ödemediği hususunun tarafların beyanına göre sabit olduğu, aynı şekilde sulh sözleşmesinin de  tarafların kabulünde olduğu ve senetteki imzalara bir itirazın bulunmadığı anlaşılmış olup 1.000.000,00 TL bedelli senede ilişkin asıl davada davacıların iddiasının sulh sözleşmesindeki edimlerin yerine getirilmediğine ve ikraha dayandığı, 18/11/2016 tarihli sulh sözleşmesinde davalı ...'in edimleri Kayseri 1.ATM'nin 2013/124 Esas sayılı dosyanın sonuçlandırılması ve Ankara 32.İcra Müdürlüğü'nün 2016/8558 Esas sayılı icra takibinden vazgeçilmesi olarak belirlendiği, edimlerin yerine getirilmediğine ilişkin iddianın incelenmesinde; Kayseri 1. ATM'nin 2013/124 Esas 2016/1325 Karar sayılı dosyasında;davacılar ... ... Ltd. Şti. ve ... ... A.Ş, davalı ... Fabrikası olup, sulhname gibi davanın kabulle sonuçlandığı, Ankara 2.İcra Müdürlüğü'nün 2012/4401 Esas sayılı dosyası ile ilama bağlı alacağın takibe konularak tahsil edildiği, Ankara 32.İcra Müdürlüğü'nün 2016/8558 Esas sayılı dosyasında ise; borçlu ... ... A.Ş., alacaklı ... olup ilamsız takibin itiraz üzerine durduğu ve takip edilmediği, işlemden kalkma koşullarının oluştuğu, böylece davalı-birleşen dosya davacısı ...'in 18/11/2016 tarihli sulh sözleşmesindeki edimlerini yerine getirdiği, ikrah iddiasının incelenmesinde; taraf tanıklarının dinlendiği, davalı-birleşen dosya davacısı ... tanıklarının ikrah iddiasının doğru olmadığını belirttiği, davacı-birleşen dosya davalı tanıklarının ise taraflar arasındaki konuşmalara değinerek bu konuşmalara ilişkin tarafların düşüncelerini ifade ettiği,  tanık beyanlarından ikrahı içeren bir hususun tespit edilemediği, tanıkların görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı, böylece ikrah iddiasının ispatlanamadığı, asıl davada davacıların açıkça yemin deliline de dayanmadıkları, bu şekilde  18/11/2016 tarihli sulh sözleşmesi ve 1.000.000,00 TL bedelli bonoya ilişkin davacı-birleşen dosya davalılarının borçlu oldukları gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 600.000,00 USD bedelli senet nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, bu senede dayalı davalı tarafından yapılan takip bulunmadığından İİK 72/5 davacıların tazminat taleplerinin reddine, 1.000.000,00 TL bedelli senet yönünden davanın reddine, bu senetle ilgili verilen tedbir kararı bulunmadığından davalının tazminat isteminin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 1.000.000,00 TL asıl alacak yönünden itirazın iptaline, senedin sulh sözleşmesine dayalı verildiği, sözleşmeye göre sözleşmenin ifasından sonra alacağın muaccel olacağı, bu nedenle alacağın muaccel olmasından sonra borçlunun temerrüde düşürülmesi gerektiği, ancak borçlunun temerrüdüne ilişkin bir ihtarın dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle işlemiş faiz talebinin reddine, davacının sözleşme ve senede dayalı alacağının ve davalıların iddialarının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t<br>Asıl davada davacı birleşen davada davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin taraf sıfatlarında hata yaptığını, ...'in davacı ... davalı sıfatının kalmadığını, birleşen itirazın iptali davasına konu icra takibinin dayanağı sulhnamenin 6.maddesinde yazılı izin şartına bağlanmış temlik yasağının bulunduğunu, müvekkilinin yazılı izni bulunmadığından temliğin geçersiz olduğunu, temlik geçerli kabul edilse dahi ...'in itirazın iptali davasına ve kısmen de menfi tespit davasına konu Ankara 31.İcra Müdürlüğünün 2019/9911 Esas sayılı dosyasındaki takip çıkışı 1.335.506,85 TL alacağın 1.330.000,00 TL sini yargılama sürerken 17/09/2020 tarihli temlikname ile  ...'e devrettiğini, temlik alacaklısının 27/03/2021 tarihi dilekçe ile temlik eden yerine geçerek davayı takip etmek yerine itirazın iptali davasına ... yanında feri müdahil olarak katılmak istediğini, mahkemece temlik alacaklısının feri müdahillik talebinin 01/07/2021 tarihli duruşmada kabul edildiğini, 22/04/2021 tarihli duruşmada ve tutanağa yansıyan sözlü beyanlarla takipsiz kalan itirazın iptali davasının 1.330.000,00 TL lik kısmının HMK 125, 66, 150/6 maddeleri gereğince düşürülmesi ve 1.000.000,00 TL bedelli senetle ilgili menfi tespit davasının temlik alana yönetilmesine karar verilmesinin talep edildiğini, mahkemece takipsiz kalan kısmın düşürülmesine yönelik talep hakkında karar verilmediğini,17/09/2020  temlik tarihi itibariyle kapak hesabının alacağın ferileri dahil 1.197.074,31 TL vekalet ücreti, harç ve giderler dahil kapak hesabının 1.304.624,31 TL olduğunu,  Avukatlık Kanunu ve Harçlar Kanununa göre harç ve vekalet ücreti dışında kalan kısım alacaklıya ait olacağından ...'in temlik edebileceği alacağın üst sınırının 1.197.074,31 TL olup temlik edilen miktarın bu kısmı aşması nedeniyle ...'in takip dosyasında alacaklı ve itirazın iptali davasında davacı sıfatının sona erdiğini, gerekçeli kararda taraf sıfatlarının hatalı yazıldığını, 22/04/2021 tarihli duruşmada menfi tespit davasının HMK 125 maddesi uyarınca temlik alana karşı yürütülmesine karar verildiği halde gerekçeli kararda davalı olarak ...'in gösterilerek ...'in ise temlik alan olarak gösterildiğini, itirazın iptali davasında da talep üzerine ...'in feri müdahil olarak katılmasına karar verildiği halde gerekçeli kararda temlik alan olarak gösterildiğini, ...'in fiil ehliyetinin araştırılmadığını, 01/10/2002 tarihli Etimesgut Askeri Hastanesinin sağlık raporunda ayırt edilemeyen tip kronik nitelik kazanmış psikopotik bozukluk olarak tanı konulduğunu, ...'in akıl hastalığı nedeniyle emekliliğe sevk edildiğini, GATA'nın 14/01/2009 tarihi sağlık raporunda davalıya %80 oranında ve sürekli şizofreni teşhisi konulduğunu, ...'in yargılandığı Ankara 22.Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında da ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığının araştırılması yönünde mahkemeden talepte bulunulduğunu, fiil ehliyeti yönünden inceleme talebinin haksız yere red edildiğini, davalının itirazın iptali davasında alacağın sebebini açıklayarak ispat etmesi gerektiğini, işbu dava dışındaki dava dosyalarında davalının beyanlarında alacağın ödünç para ilişkisine dayandığına ve danışmanlık sözleşmesinin bu işi örtülemek için yapıldığından bahsetmekte olduğunu, ...'ın tanık olarak dinlenmesi yönündeki talebin red edildiğini, davalının danışmanlık hizmet ücretini hak etmeden tahsil ettiğini, sözleşmeye göre tahsilatın gerçekleştiği tarihte davalının ücret alacağının doğmadığını, danışmanlık hizmet sözleşmesi gereğince sadakat ve özen borcuna aykırı davrandığını, Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesindeki davada süreci uzatmaya yönelik talepleri nedeniyle müvekkilinin 18/11/2016 tarihli sulhnameyi imzalamak zorunda kaldığını, davalının 1.000.000,00 TL alacağa karşılık sulh sözleşmesinde hiçbir ediminin olmadığını, üstlendiği tek edimin artık düşmancı hareket etmeyi bırakmak olduğunu, sulh sözleşmesinden sonra davalının ilgili dava dosyasında müdahallikten vazgeçtiğini, bunun üzerine davanın kabulüne karar verildiğini, karar verilmesinden sonra davalının  tekrar 1.500.000,00 TL ilave para istediğini, aksi halde dosyanın Yargıtayda bozulacağını beyan ederek müvekkilini korkuttuğunu, bunun üzerine müvekkilinin karşı tarafla sulh yaparak indirim yapmak suretiyle anlaştığını, karşı tarafla anlaşma yapıldığını öğrenen davalının bu sefer kararı temyiz ederek müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemeye çalıştığını, mahkemenin bu delilleri incelemediğini, bilirkişi raporu almadığını, sunulan delillerle ikrahın ispatlandığını, davalının sulhnameden doğan edimlerini yerine getirmediğini, ilgili dava dosyasında müdahillik taleplerinin geri çekilmesine rağmen kararı temyiz ettiğini, davalının bu davranışının sulhname ile yüklendiği asli edime aykırı olduğunu, davalının avukat olmaması nedeniyle danışmanlık sözleşmesi ve sulh sözleşmesinin geçersiz olduğunu, senette müvekkili ...'ın imzasının bulunmadığını, sözleşmedeki imzasının da garantör sıfatıyla atıldığına dair ibare bulunmadığını, senedin teminat senedi olduğundan aval verilemeyeceğini, kefalet hükümlerinin uygulanacağını, kefalet şekil şartlarının bulunmadığını, itirazın iptali davasının sözleşmenin tarafı olan şirketler tarafından kabul edilmesi gerekirken senet üzerinde açığa imza atan ... ve ... ile senette imzası bulunmayan ve sözleşmeyi garantör olarak imzaladığı ortaya konulamayan ...'ın borçtan sorumlu tutulmasının doğru olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>Asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; birleşen itirazın iptali davası yönünden,  takipte talep edilen işlemiş faizin haksız olarak red edildiğini, borçluların bir çok kez mütemerrit olduğunu, sözleşmede davacıların ... Fabrikası A.Ş.'den alacaklarını tahsil ettikleri günün (01/02/2017) ödeme tarihi olarak kabul edildiğini, borçluların kambiyo senedi ile yapılan takibe 10/02/2017 tarihinde itiraz ettiklerini, 15/06/2017 tarihinde menfi tespit davasının açıldığını, davalılara noterden gönderilen 16/01/2018 tarihli ihtarın 23/01/2018 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarnamenin mahkemenin dikkatinden kaçtığını, alacağın kambiyo senedine dayandığını, senette yazan 08/02/2017 tarihinin de ifa günü olduğunu, borçluların borcu ödememek için 10/02/2017 tarihinden itibaren sürekli dava açarak direnç göstertiklerini, alacak likid olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği halde talebin red edildiğini, asıl dava olan menfi tespit davası yönünden, menfi tespite konu 600.000,00 USD bedelli senette müvekkilinin ciranta olduğunu, hamil ... tarafından sadece müvekkiline karşı icra takibi başlatıldığını, icra takibi başlatanın müvekkili olmadığı için bu senet yönünden müvekkiline husumet yöneltilmeyeceğini, davanın müvekkiline karşı açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, müvekkilinden önceki ciranta olan ... Yapı A.Ş. dışındakilerin müvekkiline karşı dava yöneltemeyeceğini, davacılar ... Pazarlama Tic. Ve San. A.Ş., ... ve ...'ın bu senette taraf olmadıklarından bu senede dayalı müvekkiline husumet yöneltemeyeceğini, 1.000.000,00 TL bedelli senet yönünden mahkemece ikrah iddiası kabul edilmemiş iken 600.000,00 USD bedelli senet yönünden ikrah iddiasının kabul edilmesinin kendi içinde çelişki oluşturduğunu, kaldı ki 600.000,00 USD bedelli senedin keşide tarihinin 2009 olduğunu, 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, icra takibine karşı zamanaşımı itirazında bulunarak takibi durdurma imkanı varken menfi tespit davasının açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, aynı senetle ilgili müvekkilinin ... aleyhine açtığı menfi tespit davasında ... şirketlerinin ... yanında feri müdahil olarak davaya katıldıklarını, ilgili davada mahkemenin müvekkilinin ...'a borçlu olduğuna karar verdiğini, işbu davada ise davacıların borçlu olmadıklarını iddia ederek çelişkili davranma yasağını ihlal ettiklerini, maddi olarak iki farklı mahkeme kararının ortaya çıktığını, müvekkilinin bedelsiz senedi kullanma suçundan yaptığı şikayet üzerine görevi kötüye kullanmadan açılan ceza davasında verilen beraat kararının Yargıtay aşamasında olduğunu, müvekkili hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan takipsizlik kararı verildiğini, menfi tespit ve itirazın iptali davasının birlikte görülmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek itirazın iptali davası yönünden 01/02/2017 tarihinin temerrüt tarihi olduğunun tespit edilmesini, icra takibinin başlangıç faizinin 08/02/2017 tarihinde başladığının kabul edilmesine, işlemiş faiz yönünden talebin kabulü ile icra inkar tazminatına karar verilmesine, 600.000 USD bedelli senet yönünden menfi tespit  davasının görev, hukuki yarar, husumet, zaman aşımı, hak düşürücü süreler yönünden değerlendirilerek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına, 1.000.000,00 TL bedelli bono yönünden menfi tespit  davasının esastan red edilerek kötü niyet tazminatına, davacı tarafından kötü niyetli ve haksız dava açılmış olması nedeniyle HMK 329 maddesine göre cezalandırılmalarını, müvekkili tarafından karşılanacak olan 325.000,00 TL vekalet ücretinin karşı tarafça ödenmesine karar verilmesini istemiştir. <br>Temlik alan ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; asıl dava olan menfi tespit davası yönünden, müvekkilinin davalı olarak kabul edilerek müvekkilinin aleyhine hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, menfi tespit davasına konu 600.000,00 TL bedelli senetle müvekkilinin ilgisinin olmadığını, sulh sözleşmesi hükümlerine göre tarafların arasındaki geriye dönük alacak borç ilişkisinin sona erdirildiğini, rızaen sona erdirilen hukuki ilişki için mahkemece yeniden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, 600.000,00 USD bedelli senet yönünden açılan dava veya takip bulunmadığından menfi tespit  davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, tüm davacılar yönünden bu senet nedeniyle menfi tespit davasının kabul edilmesinin hatalı olduğunu, ...'den önceki ciranta ... Yapı ve Tes. San. A.Ş. dışındaki davacıların dava açmasında aktif husumetlerinin bulunmadığını, menfi tespit davasının kötüniyetli açılmış olması nedeniyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, birleşen itirazın iptali davası yönünden, işlemiş faiz ve icra inkar tazminatının reddi kararlarının yerinde olmadığını, sulh sözleşmesinde ödeme tarihinin ... Fabrikası A.Ş.'nin ödeme yaptığı tarihi (01/02/2017) olarak kararlaştırıldığını, temerrüdün gerçekleştiğini, ...'in 16/01/2018 tarihli noter ihtarının 23/01/2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davalıların açtıkları dava ve takiplerde ödeme yönünde direnç gösterdiklerini, alacağın likid olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada verilen kararların usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Asıl dava menfi tespit, birleşen dava itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Danışan olarak ... Yapı ve Tesisat End. San. Tic. Ltd. Şti., ... Pazarlama Tic. A.Ş. ile danışman olarak ... arasında  07/11/2009 tarihli danışmanlık hizmet sözleşmesi imzalandığı,  sözleşmenin konusunun danışanların Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesinde ... Fabrikası A.Ş. aleyhine açtıkları tazminat davasında kısmen kabul kararı verilmesi üzerine davanın kabulüne yönelik hukuki yardım alınması olduğu, sözleşmenin teminatı olarak davaya konu 600.000,00 UsD bedelli senedin teminat olarak verildiği belirtildiği, sonrasında her biri öncekini iptal eden 10/05/2010 tarihli ivazlı temlik sözleşmesi, aynı tarihli ek sözleşme, 22/06/2010 tarihli alacağı temlik etme vaadi sözleşmesi, 23/08/2010 tarihli temlik sözleşmelerinin imzalandığı, son olarak 18/11/2016 tarihli sulhname başlıklı sulh sözleşmesinin imzalandığı, işbu sulh sözleşmesiyle tarafların aralarındaki uyuşmazlık ve husumetin sona erdirilerek önceki alacak borçların kaldırılmasının amaçlandığı, bu doğrultuda danışman ...'e danışmanlık ücret alacağına ilişkin 1.000.000,00 TL ödenmesi, borcun garantisi olarak davaya konu 1.0000.000,00 TL  bedelli senedin verildiği, sözleşmenin 9.maddesinde sözleşmenin ifasında sözleşmeyi imza eden şirket yetkililerinin de münferiden ve müteselsilen, şahsi olarak, garantör sıfatıyla sorumlu olduklarının belirtildiği, sözleşmenin ... … A.Ş, ... … Ltd. Şti., ..., ... ve ... tarafından imzalandığı görülmüştür. Davalı ...'ın sözleşmede imzasının bulunduğu,  senette imzasının bulunmadığı görülmüştür. <br>Asıl dava olan menfi tespit davasına konu iki adet senedin yapılan incelemesine göre;<br>1.senedin; 05/11/2009 keşide tarihli, 15/02/2016 vade tarihli, 600.000,00 USD bedelli, nakden ihdas nedenli olduğu, keşidecisinin dava dışı ... Kozmetik Gıda İmalat İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti., lehtarın ..., lehtar cirosundan sonra sırasıyla ... İç ve Dış San. Tic. A.Ş, ... Yapı ve Tes. End. Tic. Ve San. A.Ş., ... 'in cirosunun bulunduğu  görülmüştür. <br>2.senedin; 18/11/2016 keşide tarihli, 08/02/2017 vade tarihli, 1.000.000,00 TL bedelli nakden ihdas nedenli olduğu, keşidecisinin ... Pazarlama San. Tic. A.Ş., ... Yapı ve Tesisat End. Tic. San. Ltd. Şti., kefillerin ..., ..., lehtarın ... olduğu görülmüştür. <br>Dava konusu 600.000,00 USD bedelli senede dayalı olarak dava dışı hamil ... tarafından Ankara 8.İcra Müdürlüğünün 2017/10202 Esas sayılı dosyası üzerinden 18/05/2017 tarihinde senede dayalı olarak borçlu ... aleyhine 600.000,00 USD asıl alacak olmak üzere toplam 661.200,00 USD alacağın tahsili için kambiyo takibi başlatıldığı, borçlu ... tarafından açılan davada Ankara 4.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 05/12/2017 Tarih, 2017/570 Esas, 2017/901 Karar sayılı ilamı ile hamilin cirantaya 1 yıl içinde kambiyo takibi başlatmadığı gerekçesiyle takibin durdurulmasına karar verildiği, istinaf isteminin Ankara Bam 19. Hukuk Dairesinin 14/11/2018 Tarih, 2018/238 Esas, 2018/2051 Karar sayılı ilamı ile esastan red edildiği, kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 05/02/2020 Tarih, 2019/971 Esas, 2020/877 Karar sayılı ilamı ile onandığı görülmüştür. <br>Dava konusu 1.000.000,000 TL bedelli senede dayalı olarak Ankara 9.İcra Müdürlüğünün 2017/3060 Esas sayılı dosyası üzerinden alacaklı ... tarafından borçlular ..., ..., ... Pazarlama tic. Ve San. A.Ş., ... Yapı ve Tes. End. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine kambiyo takibi başlatıldığı, Ankara 3.İcra Hukuk Mahkemesinin 08/06/2017 Tarih, 2017/188 Esas, 2017/513 Karar sayılı ilamı ile senedin teminat senedi olması nedeniyle kambiyo takibi yapılamayacağı gerekçesiyle takibin durdurulmasına karar verildiği, istinaf itirazlarının Ankara BAM 18. Hukuk  Dairesinin 19/12/2017 Tarih, 2017/2796 Esas, 2017/2548 Karar sayılı ilamı ile red edildiği, kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 19/06/2019 Tarih, 2018/1715 Esas, 2019/10639 Karar sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmıştır. <br>Birleşen itirazın iptali davasına konu\tAnkara 31.İcra Müdürlüğünün 2019/9911 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 16/07/2019 tarihinde alacaklı ... tarafından borçlular  ...,  ..., ...,  Tasfiye Halinde ..., Tasfiye halinde ... Yapı ve Tesisat San.Tic.Ltd.Şti. aleyhine  18/11/2016 tarihli sulhname ve 1.000.000,00 TL bedelli senede dayalı  1.000.000,00 TL asıl alacak, 335.506,85 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.335.506,85 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı davalı borçluların süresinde takibe ve borca itiraz ettikleri, itirazın iptali davasının İİK 67.maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Takibe konu alacakla ilgili olarak 17/09/2020 tarihli ivazlı temlikname başlıklı temlikname ile takip miktarı olan 1.335.506,85 TL alacağın 1.330.000,00 TL'sinin tüm ferileri ile birlikte ...'e temlik edildiği, kalan 5.506,85 TL alacak hakkının ...'e ait olduğunun belirtildiği görülmüştür. <br>Davacılar Tasfiye halinde ... Pazarlama Tic. San. A.Ş. Ve Tasfiye halindeki ... Yapı ve Tesisat End. San. Tic. Ltd. Şti. Tarafından ... ve ... aleyhine açtığı Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/06/2019 Tarih, 2017/292 Esas, 2019/297 Karar sayılı dosyasında danışmanlık sözleşmesi kapsamında ikrahla 18/11/2016 tarihli sulh sözleşmesinin imzalanarak 1.000.000,00 TL bedelli senedin verildiği, zarara uğratıldığı iddiası ile haksız fiil nedeniyle tazminat isteminde bulunulduğu, mahkemece yapılan yargılama sonucunda ikrahın ispat edilemediği, illiyet bağının bulunmadığı, davanın ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verildiği, istinaf isteminin Ankara BAM 4. Hukuk Dairesinin 28/12/2021 Tarih, 2019/2969 Esas, 2020/3400 Karar sayılı kararı ile esastan red edildiği, kararın Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20/04/2022 Tarih, 2022/1133 Esas, 2022/3845 Karar sayılı ilamı ile onandığı görülmüştür. <br>Davaya konu 1.000.000,00 TL bedelli senetle ilgili  bir kısım davacıların şikayeti üzerine ... ve ... hakkında yapılan soruşturma sonucunda bedelsiz senedi kullanma ve dolandıcılık suçlarından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/103085 Sor. nolu dosya ile 26/04/2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, karar yapılan itiraz red edildiği görülmüştür. <br>Birleşen davada davacı ... tarafından birleşen davada davalılara yönelik gönderilen 16/01/2018 tarihli noter ihtarında senet bedeli olan 1.000.000,00 TL'nin 1 hafta içinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin davalı ...'na 02/02/2018 tarihinde, davalı ...'a  03/02/2018 tarihinde, davalı ...'a 19/01/2018 tarihinde, davalılar ... Yapı ve ... Pazarlama şirketlerine 23/01/2018 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. <br>Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle asıl davada davalı birleşen davada davacı ...'in istinaf ve temyiz incelemesinden de geçen çok sayıda ceza ve hukuk dava dosyasında taraf olup fiil ehliyetinin bulunmadığına yönelik itirazın yerinde olmamasına,  danışmanlık sözleşmesi ile teminat olarak verilen 600.000,00 USD bedelli senedin taraflar arasındaki borç alacak ilişkisini bitirmeye yönelik imzalanan 18/11/2016 tarihli sulhname ile bedelsiz kalması nedeniyle asıl dava olan menfi tespit davasında 600.000,00 USD bedelli senet yönünden davanın kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamasına, 18/11/2016 tarihli sulhname ve sulhname kapsamında teminat olarak verilen 1.000.000,00 TL bedelli senedin ikrah ile verildiği ispat edilemediği gibi aynı iddialarla açılan istinaf ve temyiz aşamasından geçmek suretiyle kesinleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesindeki görülen tazminat davasında ikrahın kabul edilmemesine,  1.000.000,00 TL bedelli senet yönünden sulhnamede şirketler dışında sulhnameyi imzalayan şirket yetkililerinin sulhnamedeki ifadan şahsen garantör olarak sorumlu olduklarının kabul edilmesi nedeniyle gerçek kişilerin de borçtan sorumlu olmalarına, 1.000.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak başlatılan kambiyo takibinin teminat senedi kabul edilerek takibin iptal edilmesinden sonra sulhname ve senede dayalı olarak başlatılan icra takibinin usul ve yasaya uygun olmasına, teminat senedine dayalı alacak likid olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olmasına, asıl davada temlik alan aleyhine hüküm kurulmamasına, HMK 329.maddesi uygulanma koşullarının oluşmamasına göre asıl davada tarafların tüm, birleşen davada davalıların tüm, davacı vekili ile temlik alan vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>Teminat senedi nedeniyle alacağın talep edilebilmesi için alacağın varlığının ve miktarının ispatı ve devamında temerrüt için ihtar gerekmektedir. Sulh sözleşmesindeki edimlerin yerine getirilmesi nedeniyle alacağın varlığı ispatlanmış olup 16/01/2018 tarihli ... tarafından gönderilen ihtar ile temerrüdün oluşmasına göre işlemiş faiz yönünden talebin kabul edilmesi gerekirken temerrüt gerçekleşmediği gerekçesiyle red edilmesi yerinde görülmemiş, birleşen davaya yönelik davacı vekili ile temlik alan vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir durum olmadığından usul ekonomisi gereğince re'sen yapılan hesaplamaya gereğince (birleşen davada ihtarnamenin tebliğ tarihine göre davalı ...'nun 10/02/2018, davalı ...'ın 11/02/2018, davalı ...'ın 27/01/2018, davalılar ... Yapı ve ... Pazarlama şirketlerinin 31/01/2018 tarihinde temerrüde düştüğü, ana paraxfaiz oranıxgün sayısı/36.500 formülü kullanılmak suretiyle yıllara göre değişen avans faizi oranları da dikkate alınarak temerrüt tarihinden takip tarihi olan 16/07/2018 tarihine kadar senet bedeli olan 1.000.000,00 TL asıl alacak için davalı  ... yönünden 521 gün üzerinden 138 gün için %9,75 ve 383 gün için %19,50 faiz üzerinden toplam işlemiş faizin 241.479,45 TL olduğu,  davalı ... yönünden 520 gün üzerinden 137 gün için %9,75 ve 383 gün için %19,50 faiz üzerinden toplam işlemiş faizin 241.212,33 TL olduğu,  davalı ...  yönünden 535 gün üzerinden 152 gün için %9,75 ve 383 gün için %19,50 faiz üzerinden toplam işlemiş faizin 245.219,18 TL olduğu, davalılar  ... Yapı ve ... Pazarlama şirketleri yönünden  yönünden 521 gün üzerinden 158 gün için %9,75 ve 383 gün için %19,50 faiz üzerinden toplam işlemiş faizin  244.150,69 TL olduğu hesaplanmakla) birleşen itirazın iptali davasının 1.000.000,00 TL asıl alacak ile hesaplanan işlemiş faiz miktarları üzerinden kısmen kabulüne yönelik HMK 353/1-b-2 maddesine göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Asıl dava yönünden taraf vekillerinin istinaf başvurularının ESASTAN REDDİNE,<br>2-Birleşen dava yönünden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>3-Birleşen dava yönünden davacı ... temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ ile<br>4-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/06/2022 tarih ve 2019/481 esas, 2022/442 karar sayılı kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,<br>4-A)Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile;<br>\ta)Dava konusu 05/11/2009 düzenleme ve 15/02/2016 vade tarihli, 600.000 USD bedelli senet nedeniyle davacıların davalıya borçlu bulunmadıklarının tespitine, davacıların tazminat talebinin reddine,<br>\tb)Dava konusu 18/11/2016 düzenleme ve 08/02/2017 vade tarihli, 1.000.000,00 TL bedelli senede dayalı menfi tespit talebinin reddine,  davalının tazminat talebinin reddine,<br> \tc)Alınması gereken 232.976,72 TL harçtan peşin alınan 53.042,72 TL harcın mahsubu ile eksik  179.934,00 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\td)Davacılar tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde hesap numarası bildirmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılmasına, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafın avanstan karşılanmak üzere PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine,<br>\te)Davacılar tarafından peşin yatırılan 53.078,72 TL harcın davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,<br>\tf)Davacılar tarafından yapılan ve ayrıntısı UYAP sistemi üzerinde gösterilen toplam 2.942,30 TL yargılama giderinin 2.265,57 TL’sinin davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine, kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,<br>\tg)Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 122.730,80 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine,<br>ğ)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 67.050,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak müdahil -temlik alana verilmesine,<br>B)Birleşen Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/413 Esas sayılı dosyasında davanın kısmen kabulü ile<br>a)Davalıların Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2019/9911 sayılı dosyasında yaptığı itirazın 1.000.000,00 TL asıl alacak, 245.219,18 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.245.219,18TL alacak yönünden iptali ile  (...'nun 241.479,45 TL, davalı ...'ın 241.212,33 TL  davalı ...'ın 245.219,18 TL, davalılar  ... Yapı ve ... Pazarlama şirketlerinin  244.150,69 TL ile sorumlu olmak kaydıyla) takibin aynı koşullarla devamına, <br>Fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>b)Alacak yargılamayı gerektirdiğinden şartları oluşmayan davacının tazminat talebinin reddine,<br>c)Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 85.060,92 TL harçtan peşin alınan 16.129,58TL harcın mahsubu ile bakiye 68.931,34TL harcın davalılardan ( davalı ... yönünden 68.675,88 TL, davalı ... yönünden 68.657,63 TL, davalı ... yönünden 68.931,34TL, davalılar ... Yapı ve ... Pazarlama şirketleri yönünden yönünden 68.858,35 TL  ile sorumlu olmak kaydıyla) alınarak hazineye irat kaydına,<br>d)Davacı ... tarafından peşin yatırılan 16.180,38 TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>e)Davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı UYAP sistemi üzerinde gösterilen toplam 2.012,40 TL yargılama giderinin 1.876,35 TL’sinin davalılardan (davalı ... yönünden 1.870,72 TL, davalı ... yönünden 1.870,31 TL, davalı ... yönünden 1.876,35TL, davalılar ... Yapı ve ... Pazarlama şirketleri yönünden yönünden 1.874,74 TL ile sorumlu olmak kaydıyla) alınarak davacı ...'e verilmesine, kalan kısmın davacı ... üzerinde bırakılmasına,<br>f)Temlik alan davacı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 186.330,69TL vekalet ücretinin (davalı ... yönünden 185.807,12TL, davalı ... yönünden 185.769,73 TL, davalı ... yönünden 186.330,69TL, davalılar ... Yapı ve ... Pazarlama şirketleri yönünden yönünden 186.181,10 TL ile sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan alınarak temlik alan davacıya verilmesine,<br>g)Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin 29.880‬,00 TL'sinn müdahil- temlik alandan, 120,00 TL'sinin davacı ...'den alınarak davalılara verilmesine,<br>h)Davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde hesap numarası bildirmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılmasına, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafın avanstan karşılanmak üzere PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine,<br>İstinaf aşamasında yapılan harç masraf yönünden<br>5-a)Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40TL harçtan peşin alınan 80,70TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,<br> b)Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu alınması gerekli 232.976,72 TL harçtan peşin alınan 58.245,00TL harcın mahsubu ile bakiye 174.731,72TL harcın davalı ...'den alınarak hazineye irat kaydına,<br>c)Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 232.976,72 TL harçtan peşin alınan 52.594,88TL harcın mahsubu ile bakiye 180.381,84TL harcın  davalı temlik alandan  alınarak hazineye irat kaydına,<br>d)Birleşen dava yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 68,310,00TL harçtan peşin alınan 17.077,50‬TL harcın mahsubu ile bakiye 51.232,50TL harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, <br>e)Birleşen dava yönünden davaca ve temlik alan davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,<br>6-Birleşen davada davacı ... tarafından yapılan 26,00TL yargılama giderinin  temlik alan davacı tarafından yapılan 5,00TL yargılama giderinin davalılardan alınarak adı geçen davacılara verilmesine, diğer taraflarca yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>7-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>8-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,    <br>9-Kararın tebliğinin Dairemizce  yapılmasına,<br><br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 30/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.     <br>\t\t\t\t<br>Başkan...<br> e-imzalıdır<br>Üye...<br> e-imzalıdır<br>Üye...<br> e-imzalıdır<br>Katip...<br> e-imzalıdır<br><br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bca688c58deeb6ff","SID":"adb665e957c74ebf"}}