{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/649 - 2025/852<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/649 <br>KARAR NO\t: 2025/852<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/370 E.  -  2022/266 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü  <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/10/2022 tarih ve 2021/370 E. - 2022/266 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin \"...\" ibareli tanınmış markalarının bulunduğunu, davalı Şirketin ise 2020/79311 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkili itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, bu karara yönelik müvekkili itirazının ise YİDK tarafından kısmen kabul edildiğini ve başvuru kapsamından bir kısım hizmetlerin çıkarıldığını, oysa davalı başvurusunun hiçbir ayırıcı vasfının, baskın unsurunun, orijinal niteliğinin bulunmadığını, davalı Şirketin, dava konusu başvurunun tescilinde hiçbir üstün hakkının olmadığını, dava konusu başvuru ile müvekkili markalarının aynı ve ayırt edilmeyecek derecede benzer olduğunu, tescili halinde davalı markasının, müvekkili markasının serisi olarak algılanacağını, marka kapsamlarındaki emtia yönünden de benzerlik şartının gerçekleştiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkili markasının tanınmış bulunduğunu ve bu nedenle de Kurum kararının yerinde olmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-8532 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru kapsamında kalan hizmetler yönünden taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>            Davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının  \"...+şekil\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil benzerlik oluşmuş ise de davalı markasının kapsamında kalan emtia ile davacının itirazına mesnet markaların kapsamındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığı gibi ilişkili ve bağlantılı mallar/hizmetler de bulunmadığı, bu nedenle SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların oluşmadığı, davacının \"...+şekil\" ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, SMK'nın 6/5 maddesinde düzenlenen koşulların da oluşmadığı, davacı tarafın, dava konusu başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil  diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı, yine başvurunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>         <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkeme tarafından denetime elverişliliği bulunmayan bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, markaların kapsamları arasında benzerliğin bulunmadığı belirtilmişse de müvekkili markalarının kapsamlarındaki mallarla ilişkili mal ve hizmetlerin, davalı markasının kapsamında yer aldığını, bu ürünlerin birbirleri yerine ikame edilebilen ürünler olduğunu, davalı markasının da gıda ürünleri için tescil edildiğini, mahkemece markaların düşük fiyatlı olduğu ve ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği, tüketicilerin bu ürünlere ayırdıkları sürenin çok daha sınırlı olduğu, bu nedenle müvekkil markası ile davalı markasını seri marka olarak değerlendirebileceği, hatta aynı marka olarak değerlendirebileceği ihtimallerinin değerlendirilmediğini, bu yönde yaptıkları itirazlar dikkate alınmadan verilen kararın bu yönüyle eksik ve hatalı olduğunu, müvekkili markasının tanınmışlığı sebebiyle de davalı marka başvurusunun tüm sınıflar için reddinin gerektiğini, müvekkiline ait marka ibaresi ile davalıya ait marka ibaresinin, tüketici çerçevesinde aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı markasının, müvekkili markasına benzer harfler ve düzenle oluşturmasının tesadüf olarak kabul edilemeyeceğini, marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanma ve gerçekte kullanmayıp yedekleme, marka ticareti yapma niyetinin açıkça ortada olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu başvurunun kapsamında kalan hizmetlerle, davacı markalarının kapsamlarındaki mallar arasında benzerlik olmadığı, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olduğunun ve SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının oluştuğunun da ispat edilemediği, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının da kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br> <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ac25fa6d215ab9e4","SID":"752e44b352451f48"}}