{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ... <br>KARAR NO\t:  ... <br>KARAR TARİHİ\t: 19/06/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/04/2025 (Ek Karar)<br>NUMARASI\t\t: ... Esas ... Karar<br><br>DAVACI\t: ...  -...<br>\t  ...<br>DAVALI\t: ...  -...<br>\t  ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...- <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20/06/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına yönelik davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>Davacı dava dilekçesinde özetle: Davalı ... tarafından şahsına, eşine ve oğlu aleyhine 810.000TL bedelli senet ile Milas İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişilmiş olduğunu, davalı alacaklının takibe konu ettiği şekilde bir senet düzenlenip davalı tarafa vermesinin mümkün olmadığını, kendisinin alacaklısına böyle bir borcu bulunmadığını, takibe konu olan borcun kaynağını teşkil eden senedin, Türkiye Tarım Kooperatiflerine olan borcun ödenmesine karşılık verilmiş ve borcu da ödenmiş olduğunu, belirtilen senedin daha sonra tahrif edilerek, değiştirilip takibe konulduğunu, verilen senet ile icraya konulan senet arasında farklar bulunmadığını, senedin kambiyo senedi vasfı taşımadığını, takibin hukuka aykırı olduğunu, eşiyle arasında bono alıp verecek bir durum olmadığını, bir kimsenin, borçlusu eşi ve alacaklısı kendisi olan bir senet düzenleyip sonra bunu ciro edip 3.bir şahsa bu şekilde vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, senedin düzenlenme tarihinden sonrasında ... ile evli olduğunu, eşi tarafından verilen senedin alacaklı tarafından haksız ve kötüniyetle doldurulduğunu, toplumda eşlerin birbirine borç verirken bono düzenlemelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, takibe konu 810.000 TL nakit paranın, eşi tarafından kendisine borçlanıldığı ve kendisinin de ciro etmesinin sosyal gerçeklik realitesiyle bağdaşmadığı açık olduğunu beyanla, öncelikle teminatsız, mahkememiz aksi kanaatte ise uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın sonuna kadar paranın alacaklıya ödenmemesini, takibin durdurulmasını, verilecek ara kararın Milas İcra Dairesi Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına bildirilmesini, davanın kabulü ile davalıya borçlu olmadığının tespit edilmesini, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeniyle alacak miktarının %20'si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesi karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Keşidecisi ..., Lehtarı ... ve kefili ... olan 29/12/2017 düzenleme tarihli, 20/08/2021 vade tarihli, 810.000 TL bedelli bono, davacı ... tarafından müvekkiline ciro edildiğini, anılan senet nedeniyle 17/07/2023 tarihinde Milas İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davacı-borçlu ... ve diğer borçlular aleyhine kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibi başlatıldığını, ticari davalarda, arabulucuya başvurulması dava şartı olup, davacı arabulucuya başvurmadan işbu davayı açtığından öncelikle davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı-borçlunun dava dilekçesindeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, takibe konu bononun TTK 776 ve 777. maddeleri uyarınca taşıması gereken tüm geçerlilik koşullarını taşımakta olduğunu, bu nedenle takibe konu senedin, bono vasfını taşıdığı hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığını, davacı - borçlunun senetteki imzayı inkar etmediği gibi senet nedeniyle borçlu olduğunu kabul ettiğini, hatta borcunu ödediğini iddia ettiğini, ancak ödeme iddiasına ilişkin dosyaya herhangi bir yazılı delil sunmamış olup, haksız ve yersiz davanın reddi gerekeceğini, davacı-borçlunun senet altındaki imzaya itiraz etmediğini, bu nedenle alacaklının bonodan kaynaklı alacağını genel ispat kurallarının aksine ispatlamasının gerekmediğini, davacı-borçlu işbu davayı eşi ...'e karşı değil, müvekkili ...'e karşı borçlu olmadığının tespiti için açmış olup, bu nedenle HMK'nın 203. maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulanma imkanının bulunmadığını, tanık dinletilmesine muvafakat etmediklerini, Davacı-borçlunun dava dilekçesinde takibe konu senedin boş olarak verildiğini, sonrasında tahrif edilerek, değiştirilip takibe konduğu iddialarının da gerçek dışı olup haksız ve yersiz olduğunu, dava konusu senet üzerinde herhangi bir tahrifat veya değişiklik yapılmadığını, davacı-borçlu dava dilekçesinde takibe konu senedin altında bulunan ve açığa atılan imzanın aralarındaki anlaşmaya aykırı bir şekilde doldurulduğunu, açığa imzanın müvekkili tarafından kötüye kullanıldığını iddia ettiğini,  davacının bu iddialarının da haksız ve yersiz olup kabul etmediklerini, davacının ihtiyati tedbir talebinin de haksız ve yersiz olup, reddine karar verilmesini talep ettiklerini, İcra İflas Kanunu’nun 72/3 hükmü gereği takipten sonra açılan menfi tespit davası ile ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasının sağlanamayacağını, davacının davasın ispat eder dosyaya yazılı bir delil sunmadığından haksız ve yersiz davasının tümden reddine, davacı-borçlunun alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı-borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dava konusu bononun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 776 ncı maddesinde  belirtilen yasal unsurları taşıdığı ve temel ilişkiden mücerret borç ikrarını içerdiği, bono arka yüzündeki imzanın davacıya ait olduğunun sabit olduğu, keşideci imzalarına da bir itirazın olmadığı,  bu konuda davacı-borçlunun da bir itirazının bulunmadığı, bononun anlaşmaya aykırı olarak sahtecilik yoluyla düzenlendiğinin ispat yükünün davacıda olduğu, davacının yazılı bir delil göstermediği, senedin yalnızca imzalanarak boş bir şekilde tedavüle çıkartılması mümkün olup, diğer kısımlarının sonradan doldurulmuş olmasının kıymetli evrak vasfını etkilemediği, dava konusu bononun hile ve sahtecilik yoluyla oluşturulduğunun davacı tarafından ispatlanamadığı, miktar itibariyle tanık dinlenmesinin de mümkün olmadığı, davacı taraf dava ve cevaba cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı, kötüniyet tazminat şartları oluşmadığı gerekçesi ile; \"1-Açılan davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE,\" dair karar verilmiş, davacı tarafça işbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Yerel mahkeme 09/04/2025 tarihli Ek Kararı ile; 6100 Sayılı HMK'nun 345.maddesinde belirtildiği üzere istinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. Gerekçeli kararın davacı ...'e 13/03/2025 tarihinde tebliğ edildiği, ancak istinaf başvurusunun kanuni süre bitimi olan 27/03/2025 tarihi geçtikten sonra 02/04/2025 tarihinde yapıldığı gerekçesi ile; \"6100 sayılı HMK'nun 345 ve 346/1.maddesi gereğince istinaf talebinin süre yönünden REDDİNE,\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı 29/04/2025 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Mahkemece tebligatın tarafıma tebliğinden sonra var olan bayram tatili süresi dikkate alınmaksızın istinaf talebinin reddine dair karar verildiğini, mahkeme kararının tarafına 16/03/2025 günü tebliğ edildiğini, hafta sonu ve resmi bayram tatili nedeniyle 02/04/2025 günü istinaf dilekçesini verdiğini, davalı ... tarafından, şahsım, eşim ve oğlum aleyhine 810.000TL bedelli senet ile Milas İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, haksız ve dayanaksız icra takibine itiraz ettiğini, davalı alacaklının takibe konu ettiği şekilde bir senet düzenlenip davalı tarafa vermesinin mümkün olmadığını, takip alacaklısına böyle bir borcu bulunmadığını, takibe konu olan borcun kaynağını teşkil eden senedin Türkiye Tarım Kooperatiflerine olan borcun ödenmesine karşılık verilmiş ve borcunun da ödenmiş olduğunu, senet daha sonra tahrif edilerek değiştirilip takibe konulduğunu, senedin boş halde verilmiş halini gösterir fotoğrafı dava dilekçesi ekinde sunduğunu, verilen senet ile icraya konulan senet arasında farklar bulunmakta olup senet kambiyo senedi vasfı taşımadığını, bu nedenle takibin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin gerekçesinin hatalı olduğunu, mahkemenin eksik ve hatalı şekilde hüküm kurduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, mahkemece resen inceleme yapılacaksa davanın kabulüne, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (\"İİK\") m. 72 hükmü uyarınca icra takibinden sonra açılan, bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuş; Mahkemece 09/04/2025 tarihli ek karar ile; gerekçeli kararın davacı ...'e 13/03/2025 tarihinde tebliğ edildiği, ancak istinaf başvurusunun kanuni süre bitimi olan 27/03/2025 tarihi geçtikten sonra 02/04/2025 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından 2 haftalık istinaf süresi geçtikten sonra hüküm istinaf edildiğinden davacının istinaf isteminin süre yönünden reddine karar verildiği; ek kararın davacıya 24/04/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 29/04/2025 tarihli istinaf başvuru dilekçesi ile mahkemenin istinaf isteminin süre yönünden reddi kararının kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.<br>İstinaf başvuru dilekçesi ilk derece mahkemesine verildiğinde mahkeme dilekçenin süresinde verilip verilmediği, usule ilişkin eksiklikler bulunup bulunmadığı, istinaf edilen kararın istinaf kanun yolunun açık olup olmadığı gibi hususlarda inceleme yaptıktan sonra buna uygun bir karar verir. Mahkeme, istinaf kanun yoluna başvurunun yerinde olmadığını belirlerse istinaf başvurusun reddine karar verir. Nitekim HMK'nın 346. Maddesinde; \"İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 346 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder.\" şeklinde düzenlemenin olduğu görülmektedir. <br>İstinaf dilekçesinin reddine karar verildikten sonra ilgili tarafın nasıl hareket edeceği de aynı maddenin 2. Fıkrasında düzenlenmiştir.<br>HMK 346/2. maddesi uyarınca bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararı veren mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge adliye mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar.<br>Dosyanın incelenmesinde; gerekçeli kararın davacıya 13/03/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davacının ise tebliğden itibaren 2 haftalık istinaf süresi geçtikten sonra 02/04/2025 tarihinde yani yasal süreden sonra istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmış olup, buna göre ilk derece mahkemesinin istinaf isteminin süre yönünden reddi yönünde vermiş olduğu ek kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davacının ek karara ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/04/2025 tarih, ... Esas ... Karar sayılı ek kararına karşı davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen yatırana iadesine,<br>6-İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine,<br>7-Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br> Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/06/2025\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>  Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"48f64c10de2ae4a2","SID":"047a2079faf94fe9"}}