{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2291 Esas<br>KARAR NO: 2025/960 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI:  2018/524 Esas -  2021/389 Karar <br>TARİH: 05/10/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 12/06/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının taşıma işleri ile iştigal ettiğini, davalı ile deniz taşıma hususunda anlaşma sağlandığını, anlaşma sonucu yükleme davacı tarafından boşaltma ise alıcı tarafından yapıldığını, davacının davalıya ait malların nakliyat işlerini yapmış ve yapmış olduğu işlerin karşılığında navlun, elleçleme , ardiye masrafları ve diğer ücretlere ilişkin fatura düzenlendiğini, davalının davacıya herhangi bir ödeme yapmadığını, davacı tarafından alacağın tahsili amaçlı olarak davalı aleyhine Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında takip başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini takibin durduğunu belirterek, davalının icra takibine yaptığı haksız itirazın İptalini, itiraz edilen alacağın 14.553,04 TL olarak tespiti ile takibin devamını, davalıya % 20 'den  az olmamak  kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, ticari faiz ve vekalet ücreti  ve yargılama giderlerinin davalı  tahmiline karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevli ve yetkili mahkemede açılmadığını, davalının davacıdan alacaklı olduğunu, davacının alacağı konusunda mutabakat bulunmadığını, davalı aleyhine Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi ile davacının likit olmamasına rağmen faiziyle birlikte alacak talep etmesinin haksız ve fahiş olduğunu, ticari defterlerin incelenmesi sonucunda davacının haksız ve fahiş bir miktar talep ettiğini, hakkedilmiş alacağın mutabakat olmamasına rağmen karşılandığı ve hatta davalının davacıd m alacaklı olduğunun ortaya çıkacağım belirterek, davanın reddini, vekalet ücretinin  ve yargılama giderlerinin davacı tahmiline karar verilmesini talep  ve beyan ettikleri görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 05/10/2021 tarih ve 2018/524 Esas -  2021/389 Karar  sayılı kararında; \"Dava;  taraflar arasındaki taşıma ilişkisi kapsamında oluşan navlun, elleçleme, ardiye masrafları ile sair ücretlere ilişkin alacağın tahsili talebi ile başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup, uyuşmazlığın; mahkememizin görevli ve yetkili olup olmadığı, dava konusu alacak miktarı konusunda taraflar arasında bir mutakabat bulunup bulunmadığı, tahkim konusu borcun ödenip ödenmediği ve borç miktarının tespiti hususunda toplandığı anlaşılmıştır. Küçükçekmece  ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Alacaklı ... Taşımacılığı A.Ş. Tarafından borçlu ... Ltd. Şti. Aleyhine 30/06/2016 tarihinde toplam 19.234,93 TL 'nin tahsili için ilamsız icra takibi yapılmış olduğu, borçlular ödeme emrinin 20/07/2016 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 21/07/2016 tarihli itirazı ile takibin durduğu, iş bu davanın 27/12/2018 tarihinde İİK Md. 67 uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler ... ve ... tarafından tanzim edilen 29/06/2020 tarihli  bilirkişi raporunda özetle; Davaya konu faturaların bir adedinin kara yolu taşımasına ve diğerinin ise kara yolu taşıma sonrasında yapılan deniz taşımasına ait faturalar olduğunu, taraflar arasında bu taşımaların yapıldığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığını, davacının davalıdan icra takip tarihi itibarıyla 4 adet fatura bedeli karşılığı 5.355,65 USD  ve 2.977,81 TL. alacaklı, davalının icra takibine müteakip yapmış olduğunu, ödemenin fatura bazınca mahsubu ile, 27.12.2018 dava tarihi itibarıyla 538,15 USD ve 2.114,85 TL. asıl alacak bakiyesinin bulunduğunu, davacının davalıyı icra takip tarihi itibarıyla temerrüte düşürdüğünün kabul edilmesi halinde yukarıda yapılan hesaplamalar neticesinde, 30.06.2016 icra takip tarihinden USD bakiye alacağına dava tarihine kadar 800,43.USD işlemiş faiz talep edebileceğini, 30.06.2016 icra takip tarihinden 2.114,85 TL bakiye alacağına dava tarihine kadar 634,15 TL işlemiş faiz talep edebileceği görüş ve kanaatlerinin bildirildiği görülmüştür. Tarafların beyan ve itirazları üzerine icra dosyasında kapak hesabı yaptırılarak  dosyada muhasip bilirkişi ...'un yerine ...'ın iştiraki ile dosya bilirkişi kuruluna yeniden tevdi edilmiştir. Bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen  03/06/2021  tarihli  bilirkişi raporunda özetle; Kök raporda ulaşılan ve icra takibi ile istenebilir 5.355,65 USD ve 2.977,81 TL. anapara fatura alacağı üzerinde takibin yürütüleceği kabul edildiğini, 5.355,65 USD yabancı para alacağına 30.06.2016 takip tarihinden itibaren 3095 S. Faiz K. 4a. Md. göre Kamu Bankaları azami mevduat faiz dönem ve oranları uygulandığını,  2.977,81 TL anapara takip çıktısına, icra takip tarihinden itibaren 3095 s. Faiz K. 2. Md. göre avans (ticari) faiz hesaplama yapılacağını, c- 20.11.2017 tarihli 10.422,00 TL. ve 22.11.2017 tarihli 20.000,00 TL. ödemelerin, yabancı para açısından ödeme günü TCMB USD efektif satış kur karşılığı nazara alınarak, icra masrafı, harç, nispi vekalet ücreti hesaplandığını,  Kısmi ödemeler TBK. md. 100 e göre öncelikle yığılmış icra masrafına mahsup edilerek, 27.12.2018 dava tarihinde icra dosyası kapak hesabına göre 4.035.78 USD fatura anapara alacak kalanı olduğunu, dava tarihinden itibaren dairesince 4.035,78 USD anapara fatura alacak kalanı üzerinden 3095 s. Faiz K. 4a md. göre Kamu Bankaları azami mevduat faizi yürütüleceğini, kapak hesabına göre eksik takip dışı icra ferağat harcının ve işleyecek ilk icra masrafı kapak hesabına dahil edildiğinden, başkaca oluşacak icra masrafları ile, icra nispi vekalet ücreti dosya borcunun tamamının sona erdiğini, tarihteki tarife üzerinden hesaplanıp farkın alacağa dairesince dahil edileceğini, dayanakları gösterildiğini,  tarafların mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli raporlarının  HMK.'nun 266, 279/4, 282,maddeleri, uyarınca bilcümle hukuki niteleme, yasa maddelerinin yorumu, delillerin takdir ve değerlendirmesi mahkemeye ait olduğunu  görüş ve kanaatini bildirildiği görülmüştür.Davalı vekilince her ne kadar HMK 6 maddesi gereğince davanın, müvekkilinin mukim olduğu Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılması gerektiğinden bahisle görev ve yetki itirazında bulunulmuşsa da,davaya konu uyuşmazlık taraflar arasındaki deniz taşıma ilişkisinden kaynaklanmakla birlikte  mahkememizin Deniz İhtisas Mahkemesi olduğu hususu gözetilerek TTK 5/2 maddesi uyarınca ve mahkememizin yetkisinin İstanbul ili  ile sınırlı olması nedeni ile, davalı vekilinin itirazı yerinde görülmemiştir. Davaya ve takibe konu olan 177315 Nolu Fatura incelendiğinde;  faturada hem ara hem de ana konşimento numaraları yer almakta olup, dosyaya her iki konşimentonun da sunulmuş olduğu; akdi taşıyan sıfatıyla davacı firma tarafından düzenlenen 06/01/2016 tarihli ... nolu ara konşimentoda taşıtan/gönderenin davalı firma olduğu, 2 adet ( 1 adet standart + 1 adet flat rack) 20 feet konteynerin İstanbul Limanından, Mısır'ın İskenderiye Limanına ... isimli gemi ile deniz yoluyla taşındığı görülmektedir. Bu taşımaya ilişkin olarak fiili deniz taşıyanı tarafından düzenlenen 06/01/2016 tarihli 642DISTALE429/01 nolu ana konşimento bilgilerinin ise ara konşimento bilgileri ile uyumlu olduğu ve esasen taraflar arasında davaya konu deniz taşımasının yapıldığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır.Takibe ve davaya konu olan 177317 Nolu Fatura incelendiğinde ise;  faturanın \"yurt içi uzun mesafeli nakliye\" konusuyla düzenlendiği, faturada davalı taşıtan, ara ve ana konşimento, ağırlık, kap adedi, alıcı, gemi adı, yükleme ve tahliye limanı gibi konşimentolar ile uyumlu bilgilere yer verildiği görülmektedir. Konşimentodaki 2 adet konteynerin, deniz taşıması öncesinde, yükleme limanı İstanbul'a kara yoluyla taşınmış olduğu anlaşılmakla, bu hususta da esasen taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı tarafça alacağa konu hizmetlerin ifa edildiği davalının da kabulünde olmakla, uyuşmazlık esasen davalı tarafça yapılan ödemeler ile davaya ve takibe konu fatura bedellerinin ödenip ödenmediği hususunda toplanmaktadır.Bu kapsamda taraflara ait ticari defterler üzerinde yapılan inceleme ile davalı vekilince yapılan kısmi ödemeler sonrası İcra Müdürlüğü tarafından yapılan kapak hesabı bir arada değerlendirilerek düzenlenen bilirkişi raporu neticesinde; yapılan kısmi ödemeler TBK. 100 maddesine göre öncelikle yığılmış icra masrafına mahsup edilerek, 27/12/2018 dava tarihinde icra dosyası kapak hesabının 4.035.78 USD fatura anapara alacak kalanı olduğu belirtildiğinden; dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş ve dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler ise mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan bilirkişi raporu da hükme esas alınarak, dava tarihi itibarı ile USD kuru doğrultusunda davacı alacağının dava tarihi itibarı ile, 21.392 TL olduğu kabul edilmiş ancak davacının dava dilekçesindeki  talebi ile bağlılık kuralı da gözetilerek davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Ancak her ne kadar alacak faturaya dayanmaktaysa da, davalı şirket tarafından yapılan bir kısım ödemeler dikkate alındığında alacak miktarı yargılama neticesi ve bilirkişi raporu doğrultusunda ortaya konulduğundan, alacak davalı nezdinde likit ve belirlenebilir kabul edilmemiş bu nedenle de davacı vekilinin icra inkar tazminatının reddine karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile, ''1-Davanın KABULÜ ile, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ...  Esas sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın İPTALİNE, takibin 14.553,04TL asıl alacak bakımından DEVAMINA,-Asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren ticari faiz UYGULANMASINA, -Şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı isteminin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili (katılma yoluyla) ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle;Yerel Mahkemece dava konusu alacağın likit olmadığı gerekçesi ile %20 İcra İnkar talebini reddettiğini, gerekçe olarak alacağın bilirkişilerce hesaplama sonucu bulunduğunu ileri sürdüğünü, oysa ki; alacağın likit olduğunu, taşıma hizmetinin yapıldığını ve bu hizmet sonucunda da alacağa hak kazanıldığını, sadece takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin dosya kapsamından düşülerek hesaplama yapılması gerektiğini, bu durum kesinleşen bir alacağın hesaplanmaya muhtaç olduğunu göstermediğini,Davacı istinaf eden müvekkili,  davalı ... Taah. LTD. ŞTİ.'ne ait malların nakliyat işlerini yaptığını ve yapmış olduğu işlerin karşılığında navlun, elleçleme, ardiye masrafları ve diğer ücretlere ilişkin faturaların düzenlendiğini, Davalı şirket yetkilileri düzenlenen faturaları tebellüğ etmiş olmalarına rağmen vadesi gelen faturalar için müvekkili firmaya  kısmen ödeme yaptığını ancak tamamen  ödemenin yapılmadığını, buna rağmen müvekkili şirketin yasal prosedürlere uygun hareket ettiğini ve işini gördüğü davalı şirketin menfaatlerini de gözeterek taşıdığı eşyaları alıcıya teslim ettiğini, yaptığı bu ticari faaliyeti mevzuata uygun bir şekilde ticari defterlerine kaydedildiğini, böylece alacağın likit hale geldiğini ve bilirkişi incelemeleri ile de bu durumun tespit edildiğini, Bu yönden kararın ortadan kaldırılarak davadaki &20 İcra inkar tazminatı  taleplerinin kabulü ile birlikte davanın kabulüne dair yeni bir karar verilmesi için istinaf başvurusu yapma zorunluluğunun ortaya çıktığını, Davalının istinaf nedenlerini kabul etmediğini, davalı şirketin faturalara itiraz etmediğini, takip tarihinden sonra ödemelerde bulunulduğunu, dolayısıyla yapmış olduğu ödemeleri dahi davacının yüklendiği hizmetin tam ve eksiksiz yerine getirdiğinin göstergesi olduğunu, bilirkişilerin son hesap raporlarının ise açıklayıcı ve ödemelerin tam eksiksiz hesapların sonucunu doğurduğunu, davalının istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiğini,İleri sürerek, İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/524 E.ve 2021/389 K. nolu Mahkeme kararının istinaf incelemesi ile  ortadan kaldırılarak, yeniden yapılacak yargılama sonucu davanın kabulüne, davanın da red edilerek hüküm altına alınan %20 İcra İnkar tazminatına hak kazanıldığına hükmedilerek karar verilmesini, istinaf itirazlarının kabulüne, davalının istinaf başvurusunun  reddine karar verilerek yargılama gider ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosyada gerekçeli kararın 24.09.2022 tarihinde tarafa e-tebliğ edilmiş olduğunu, süresi içerisinde istinaf taleplerini sunduğunu, icra takibinde alacağın TL olarak talep edildiğini, İcra İflas Kanunu madde 60/1'de ''Alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58 inci maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtları'' şeklinde belirtilmek suretiyle ödeme emrinin ihtiva etmesi gereken hususların belirtildiğini, atıf yapılan İİK 58. madde de ise ''alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi'' ödeme emrinde bulunması gerektiğinin belirtildiğini, davaya konu Küçükçekmece ... İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyasında alacak takip tarihindeki kur üzerinden Türk lirasına çevrilmiş olduğunu, fiili ödeme tarihine göre kurun hesaplanacağı yönünde bir talepte bulunulmayarak alacaklının takip tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası ödeme yönünde seçimlik hakkını kullandığının görüldüğünü, bu durumda artık takibin Türk Lirası üzerinden devam etmesi gerekeceği hususunun sayın mahkemece değerlendirilmediğini,Kararın esas hesaplamasının hatalı şekilde yapıldığını, kısmı ödemelerin hangi tarihteki kura göre hesaplandığının belirtilmediğini, Gerekçeli karara esas alınan bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere 20.11.2017 tarihinde 10.422,00 TL ve 22.11.2017 tarihinde 20.000,00 TL olmak üzere alacaklıya 2 adet ödemenin yapıldığını, takip çıkışı 5.355,65 Dolar olarak hesaplandığını,İlk ödemeye kadar bu tutara 390.56 USD faiz ve 3.749,02 TL yasal faizin, icra vekalet ücretinin, icra gideri ve harcın eklendiğini, kararda yapılan kısmi ödemeler için hangi kurun esas alındığının belirtilmediğini, ancak borçlunun daha dezavantajlı olduğu fiili ödeme günündeki kura göre (3,8990) TBK madde 100'e göre hesaplama yapılsa dahi ilk ödemeden sonra sadece 4.035,65 USD ana para alacağının kalması gerektiğini,  22.11.2017'de yapılan ikinci ödemenin ise 20.000 TL olduğunu, bu tarihe kadar 0.58 USD faiz ve 115,52 tahsil harcı ve 1.859,97 TL icra vekalet ücretinin söz konusu olduğunu, yine borçlunun daha dezavantajlı olduğu fiili ödeme günündeki kura göre (3,9790)  TBK madde 100'e göre hesaplama yapılırsa borcun ferilerini düştükten sonra 4.529 USD ana parayı ödemesinin hesaplanması gerektiğini, bu halde de müvekkilin 4.035,78 USD borçlu değil 494,129 USD alacaklı olduğunun tespiti gerekirken hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, Kararda kısmi ödemeler bakımından nasıl bir değerlendirme yapıldığının belirtilmemesini ve hesaplama esasının açıklanmasının müvekkilin gerekçeli karar hakkının ihlal ettiğini, uyuşmazlığı çözmekle görevli ve yargısal koruma tekniklerinin uygulayıcısı olan kurumların somut olayda olduğu gibi yetersiz gerekçe ile kararın kaleme almasını, eldeki uyuşmazlığın çözümüne katkı sunmak yerine yeni bir uyuşmazlığın ortaya çıkmasına neden olacağını, bize göre mahkemelerin gerekçe ödevinden kaçınmalarının mümkün olmadığını, bu nedenle kısmi ödemeler bakımından hangi kurun esas alındığının belirtilmemesi suretiyle yetersiz gerekçe ile kaleme alınan kararın kaldırılması gerektiğini, kararın mevcut haliyle denetime elverişli olmadığını, İleri sürerek, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/524 E. numaralı dosyada vermiş olduğu kararın istinaf  incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yukarıda izah edilen eksiklerinin giderilmesi suretiyle davanın reddine karar verilmesini, yargılama ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükeletilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava ve icra takibi dayanağı olan faturalara konu davacı tarafından davalıya verilen kara ve deniz yoluyla taşıma hizmeti karşılığında navlun ücreti ve diğer masraflar, nakliye bedeli ve vade farkına ilişkin bakiye alacağın ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.  Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalı vekili, Mahkemece davalı tarafından yapılan kısmi ödemenin hangi tarihteki kura göre hesaplandığının belirtilmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplamanın ne şekilde yapıldığının ayrıntılı olarak tablo halinde belirtildiği, yapılan kısmi ödemelerin ödeme günündeki TCMB USD efektif satış kur karşılığının nazara alındığının açıklandığı, söz konusu hesaplamaya ve alınan kura ilişkin davalı vekili tarafından yargılama aşamasında sunmuş olduğu rapora karşı beyan dilekçesinde herhangi bir itirazda bulunmadığı dikkate alındığında davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dava ve icra takibi dayanağı faturaların davalı tarafından kabul edilerek ticari defterlerine kaydedildiği, tarafların defter ve kayıtlarının bu anlamda uyumlu olduğu, davacı alacağının davalının da kabulünde olan faturalara dayanması sebebiyle belirlenebilir yani likit durumda olduğu ve icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşılmakla Mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken aksi gerekçe ile icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının  6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.   <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/10/2021 tarih ve 2018/524 Esas 2021/389 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 3-Davanın KABULÜ ile, Küçükçekmece .. İcra Müdürlüğünün ...  Esas sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın İPTALİNE, takibin 14.553,04-TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, Asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren ticari faiz UYGULANMASINA, -Hüküm altına alınan asıl alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Karar ve ilâm harcı olan 994,12-TL harçtan peşin alınan 247,61-TL harcın mahsubu ile bakiye 746,51‬‬-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 247,61-TL peşin harç, 35,90-TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 283,51-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı vekili için takdir edilen 4.080,00.TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 3.262,25-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,  9-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 11-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 12-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 994,12-TL nispi harçtan davalı tarafından istinaf aşamasında peşin yatırılan 248,7‬0-TL harcın mahsubu ile bakiye 745,42‬-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 13-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 111,00 TL istinaf gideri olmak üzere toplam 331,70 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 14-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 15-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 16-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8be38baf8dfad264","SID":"6c5475a9af47b85c"}}