{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/336 <br>KARAR NO:2025/794<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:20/10/2021<br>NUMARASI:2019/222 Esas - 2021/1146 Karar <br>DAVA:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ... Şti. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesini, davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek Kadıköy ...Noterliğinin 09.10.2018 tarihli ihtarnamesinin keşide edilerek davalı kefillerin temerrüde düşürüldüğünü, borcun ihtara rağmen ödenmemesi üzerine... sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, talep edilen faiz oranının sözleşme ile belirlendiğini, alacağın likit olduğunu sileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; alacak miktarının belli olmadığını, alacağın likit olmadığını, genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak bankaya ipotek verildiğini ve bankaca ... sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi için takip başlatıldığını, takibin derdest olduğunu, aynı borç için iki kez takip yapılmasının alacağın likit olmasının önünde engel olduğunu, borcun tahsili için ipotekli takip yapılmasına rağmen  yeniden takip yapılmasının hatalı olduğunu, talep edilen temerrüt faizinin fahiş olduğunu, faizinin genel işlem koşullarına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, davacı banka dava dışı ...Şti ile aktedilen kredi sözleşmelerinden doğan alacağı için davalı kefiller aleyhine başlattığı icra takibine davalı kefiller tarafından yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar cevap dilekçesinde, temerrüt fazi oranının fahiş olduğunu, genel işlem koşulu olduğunu, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluşla yapılan takibin mevcut olduğunu, derdestlik itirazlarının olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.Davaya konu olan ... sayılı icra takibi dosyası celp edilerek dosyamız arasına konmuştur.Ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan ... sayılı takip dosyası de celp edilerek incelenmiştir.Davaya konu... sayılı takip dosyası incelendiğinde, bankanın ödenmemiş kredi borcu sebebiyle 15/03/2019 tarihli takip talebi ile 5.000.000 TL asıl alacak için icra takibi başlatıldığı,  borçluların 27/03/2019 tarihinde borca, faize ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durduğu, itirazın süresi içinde olduğu, davacının da süresi içinde 24/04/2019 tarihinde iş bu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu olan ... Ltd Şti arasında 19/08/2013 tarihinde 20.000.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların da 20.000.000 TL limitli olmak üzere müteselsil kefil olarak kredi sözleşmelerini imzaladıkları anlaşılmıştır. Kefiller yönünden,  icra takibinin kefalet limitinin altında olduğu anlaşılmıştır.Takibe ve davaya dayanak yapılan kredi sözleşme örneği, kredi kartı kayıtları ve hesabın katına dair ihtarname örnekleri dosyamıza sunulmuştur. Davacı bankanın icra takip tarihi itibari ile kullandırılan kredilerden dolayı davalı borçlulardan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespiti için bir bankacı bilirkişi marifetiyle şubede incelemeler yaptırılmıştır. Bilirkişi, 04/01/2021 tarihli kök raporunda özetle, '...bankanın lüşteriye 2 tane taksitli kredi 2 tane rotatif kredi kullandırdığını, takip tarihi itibariyle davacı bankanın 22.599.845,35 Tl alacaklı olduğunu, bankanın 5.000.000 TL alacak talebiyle takip başlattığını, temerrüt faizi bakımından bir kredi için %38, biri için %39, biri içni %48 oranında temerrüt faizi uygulanacağı, bankanın hangi kredi kalımi çin takip başlattığını açıklamaması sebebiyle ortalaması olan %38,18 temerrüt faizinin uyulanabileceğini; ayrıca  kefillerin 40 ve 43 nolu krediler yönünden her ne kadar ...altında imzlaarı mevcut ise de özel olarak taksitli ticari kredileri de kapsadığını gösteren bir sözleşmenin olması veya ödeme planında imzası olması gerekebileceğini..' belirtmiştir.Bu rapora karşı davacı banka vekili, takibin 40 nolu krediden doğan alacağın tahsili için başlatılıdğını, sözleşmenin 5. maddeisne göre %24,44 faiz oranına ilave 30 puan ile %44,24 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiğini, ... nin 14. maddesinde eşit takitli ticari kredilerin de kapsamda olduğunun belirtilmiş olduğunu, ek sözleşmeye veya ödeme planı üzerinde imza olmasına ihtiyaç olmadığını, kefillerden ... yönünden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmasının bu takibi usulsüz hale getirmediğini beyanla itiraz etmiştir.Davalı vekili, rapora karşı yazılı bir itiraz dilekçesi sunmamış, duruşmada derdestlik itirazını yenilemiş, ... yoluyla yapılan takibin mevcudiyeti sebebiyle takibin usulsüz oludğunu, davanın reddini talep ettiğini beyan etmiştir.Davacı vekiline, takip ile tahsili istenen kredi alacağının hangi kredi alacağından kaynaklandığı hususunda açıklama yapması için üsre verilmiş; davacı vekili, 29/01/2021 tarihli beyan dilekçesi ile ... nolu kredi sebebiyle takip yapıldığını açıklamıştır Bankacı bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi 23/08/2021 tarihli ek raporunda, '...kefil açısından taksitli ticari krediler için kefilin imzasının olması gerektiği veya kefilin bilgi sahibi olduğunun belli edilmesi gerektiği kanaatinde olduğunu, temerrüt faizi yönünden sözleşmede ‘kredi türü ne olursa olursa olsun temerrüt tarihinde bankaca ticari kredili mevduat hesapları iin uygulanan kredi faiz oranına 20 puan ilavesi ile bulunacak faiz oranı üzerinden temerrüt faiz tatbik edimeceğinin’ düzenlendiğini, bankanın temerrüt tarihinde %24,44 oranında faiz uygulandığını belirttiği ve buna göre 20 puan fazlası ile %44,24 oranında temerrüt faizi istenebileceği, ..40 nolu kredi için banka alacağının takip tarihi itibariyle 18.071.588,84 TL olduğunu, talebin 5.000.000 TL asıl alacak üzerinden takibin devamı olduğunu, ... yoluyla takibin sonuçlanması gerektiğini' belirtmiştir. Davacı banka vekili bu ek rapora da itirazla, ... nin 14 maddesi ve 40. maddesi uyarınca kefillerin açıkça doğmuş doğacak bütün borçlardan limitle sınırlı olmak üzere sorumlu olacaklarının açık olduğunu, davalı müteselsil kefillerin ...’ni imzalayarak ileride doğması muhtemel borçlar da dahil olmak üzere müşteriye (asıl borçluya) kullandırılan krediler sebebiyle sorumlu olduklarını, ödeme planında ...’nun imzasının mevcut olduğunu, ...’nun hem... Madencilik şirketi yetkilisi hem de ...Ltd Şti nin ortağı olduğunu,  doğmuş doğacak borçlar hakkında sorumlu olacaklarını bildiklerini,TBK nun 582 maddesine uygun geçerli bir kefalet ilişkisi kurulduğunu, bankacı bilirkişinin hukuki meselelerde yorum yaptığını, bu sebeple de üç kişilik bankacı bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep etmiştir.Gelinen aşama itibariyle davacının rapora itirazları, davalının cevap dilekçesindeki savunmaları ve bilirkişi tespitlerinin mahkememizce değerlendirilebilecek hukuki meseleler olduğu anlaşılarak yeni bir heyet oluşturulmaması talebi yerinde görülmemiştir.Uyuşmazlık kefaletin geçerli olup olmadığı, taksitli krediyi kapsayıp kapsamadığı,... yoluyla takibin beklenmesi gerekip gerekmediği, kredi sözleşmesinin genel işlem koşulu vasfında olup olmadığı, temerrüt faizinin fahiş olup olmadığıdır.Kefaletin TBK.nun 584,586 maddelerine uygun kurulduğu,...’de imzaları ve el yazıları bulanan davalıların, asıl borçluya kullandırılan kredilerden kefalet limiti ile sınırlı olmak üzere sorumlu oldukları açıktır. Bu bakımdan yerleşik içtihatlara aykırı  olan bilirkişi kanaatine iştirak edilmemiştir. (Ticari kredi sözleşmeleri sürekli borç ilişkisi doğurduğundan, hesap açık bırakıldığı sürece, (borç sıfırlanmış olsa bile) her kredi yenilenmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefilin aynı şartlarda ve aynı miktarda borçlanacağı kabul edilir.)Öte yandan davalıların ... yoluyla başlatılan takibe işaret ederek, bu davaya konu takibin usulsüz olduğuna dair itirazı üzerinde durmak gerekir.  19/08/2013 tarihli 20.000.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi davalı ...bank ve dava dışı... Şti. ile imzalanmıştır. ... Madencilik firmasının maliki olduğu Kocaeli ili, Dilovası İlçesi, Çerkeşli Köyü , 430 Ada, 2 parsel de bulunan taşınmazın,  davalıya 24.800.000 bedelli, 3. Derecen (serbert dereceden istifa kaydı ile ) %63 faiz oranlı olarak 20/09/2013 tarihinde ipotek verildiği anlaşılmıştır.Dosyamızda ihtiyati hacze itirazın reddi kararı istinaf edilmiş, İst. BAM, 14 HD’nin 2019/2558 E, 1738 K sayılı kararda da; 'İİK.nun 45. maddesine göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı, yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. 6098 sayılı TBK'nın 586. maddesi uyarınca da kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz (Yargıtay  11. HD 2016/13086 E 2016/9051 K 22.11.2016 T. Yine Yargıtay 19 HD 2012/4803 E 2012/10127 K 14.06.2012 T. Ve 2010/6302 E 2010/10114 K 22.09.2010 tarihli emsal  kararı). Asıl borçlu ... Ltd. Şti.'ne alacaklı Banka tarafından kredi kullandırılmış,  ... ve ... Madencilik ....Ltd. Şti. kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış, kredi borcu vadesinde ödenmediği için asıl borçlu ve kefillere hesap kat ihtarnamesi gönderilmiştir. Asıl borçluya hesap kat ihtarı tebliğ edilmiş olmakla, TBK'nın 586. maddesindeki ihtarın sonuçsuz kalması koşulunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir.  ... ve... Madencilik Ltd. Şti.'nin   kredi sözleşmesinin müteselsil kefili oldukları ihtilafsızdır.  TBK'nın 586. maddesi uyarınca, alacaklının rehni paraya çevirmeden önce, müteselsil kefiller hakkında takip yapmasına ve bu bağlamda ihtiyati haciz talep etmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.' denmiştir. Aynı kararda, 'ipotek senet içeriğinden, ipotekle güvence verilen borçlara ilişkin kısıtlamaya yer verilmediği, bu kapsamda verilen ipoteğin sadece asıl kredi borçlusunun borcunu teminat altına almak için verildiğinin söylenemeyeceği, kefil olan  ...Madencilik Ltd. Şti.'nin kefalet borcunu da  teminat altına aldığının kabulü gerektiği'  belirtilmiştir.Bu durumda kefalet tutarının ... Madencilik şti yönünden kefalet borcunu da görüldüğüne göre, bu davalı yönünden İİK. m. 45 uyarınca ancak  ipotek miktarını aşan kısım için davalı-kefil  hakkında ilamsız icra takibi başlatılması mümkündür. ... sayılı takip dosyası uyap üzerinden celp edilerek incelenmiş, 14/11/2018 tarihinde başlatılan (örnek no 6’ya göre) takipte borçlunun ... Şti olduğu, toplamda 24.801,218,45 TL alacak talebinde bulunulduğu, Gebze icra dairesine talimat yazıldığı, ... tal sayılı dosyada ... Madencilik…Ltd şti ye ait Kocaeli, Dilovası, ... Mah. ... ada ... parsel sayılı taşınmazda kıymet takdiri yapılmak üzere 25/05/2021 tarihinde dosyanın bilirkişilere verildiği, bilirkişilerin taşınmaza 113.813.145 TL değer biçtiği, takibin devam ettiği, henüz tahsilat yapılmadığı görülmüştür.Buna göre banka tarafından, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığı ve ipotek tutarını aşan kısım için ... Madencilik..Ltd şti aleyhine icra takibi başlatıldığı ispatlanamadığından bu davalı yönünden takibin usulden reddine;  diğer davalı müteselsil kefil yönünden ise tahsilde tekerrüre yer vermemek kaydıyla takibin devamına karar verilmesi gerekmiştir.Davalılar takipte temerrüt faiz oranlarına itiraz etmişse de, itibar etmek mümkün değildir. Temerrüt faizi, TCMB nin duyurusu kapsamında belirlenmiştir. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt faizine ilişkin Kanun'un 1. maddesinde: 'Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hallerde' denilmek suretiyle bu iki kanuna göre ödenmesi gereken faizler birbirinden ayrılmıştır. Faize ilişkin olarak mülga  6762  sayılı  Türk  Ticaret Kanunu ve 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu 8, 10. maddelerine Borçlar Kanunu'nda bulunmayan, ticari işlere özgü hükümler konulmuş, Türk Ticaret Kanunu 8. maddesinde ticari işlerde faiz miktarında serbesti ilkesi benimsenmiştir. Dava konusu ticari işte de temerrüt faizine hükmedilirken 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun gerek akdi faize ilişkin 88. maddesi gerekse temerrüt faizine ilişkin 120. maddesi kısıtlamaları prensip olarak uygulanması mümkün değildir. Bu bağlamda mahkemece taraflar arasındaki sözleşme serbestisi ilkeleri çerçevesinde belirlenen akdi faiz oranı ve temerrüt faizi oranının geçerli olacağı kabul edilerek uygulama yapılması yerindedir. (Yarg. 11. H.D 03/11/2014 T- 2014/9271-16695) Bankanın talep ettiği ve bilirkişinin ek rapor ile tespit ettiği faiz oranı sözleşmeye uygun görülmüştür. Davalının temerrüt faizinin genel işlem koşulu olduğuna dair itirazları da isabetli değildir. Genel işlem koşulları TBK'nın 20 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Tarafların sıfatı, sözleşmenin ve el yazısı bulunan kefaleti de içeren akdin yapıldığı tarih ve nitelikleri de gözetildiğinde somut olay bakımından genel işlem koşulu ile ilgili TBK'nın 20. ve 21. maddelerinin uygulama yeri bulunmamaktadır.Ticari kredilerde tarafların itirazsız olarak kabul ettikleri hususlar diğer bankalardan alınacak bilgilerle değiştirilemez. Diğer yandan 6502 sayılı yasa hükümleri de, ticari krediler yönünden uygulanamaz.Davacı bankanın, 20 puan fazla temerrüt faizi alacağı hükümleri dürüstlük kurulu kararına aykırı, haksız işlem şartı sayılamaz. Zira tüm bankalar tarafından benzer hükümler mevcut olup, bu hususun bilinmediği de ileri sürülemez.\"  gerekçesiyle, davalı Ali Hatipoğlu'na yönelik davanın kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak üzere ... sayılı takibine yönelik itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %44,24 oranında temerrüt faizi uygulanarak takibin devamına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının bu davalıdan davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... Şirketi'ne yönelik davanın HMK'nın 114 ve 115. maddeleri uyarınca usulden reddine, bu davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar  verilmiştir.Bu karara karşı,  davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili ile dava dışı ... Şti arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla katıldıklarını, sözleşme kapsamında davalı şirketçe, dava dışı şirketin borçları için Dilovası... Mahallesi ... ada ... parsel üzerinde ipotek tesis edildiğini ve ipoteğin paraya çevrilmesi için ... sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, bu davaya konu takibin ise tahsilde tekerrür olmamak üzere açıldığını, ancak mahkemece davalı borçlu şirketin hem aseleten hem de kefaleten borçlarının teminatı olarak taşınmaz ipotek ettirdiği gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın reddine karar verildiğini, müvekkilince dava dışı şirketin borcu sebebiyle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, ayrıca genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzalayan davalı borçlular aleyhine ilamsız takip başlatılmasında hukuka aykırılık bulunmadığını,Mahkeme kararının doğru olduğu kabul edilse dahi ipotekli takibin 14.11.2018 tarihinde başlatıldığını, 24.01.2019 tarihinde talimat icra dairesinden kıymet takdiri raporu alındığını ve taşınmazın değerinin 80.123.049,55 TL olarak belirlendiğini, 26.11.2020 tarihli satışın katılım olmaması nedeniyle düştüğünü, 11.06.2021 tarihinde, talimat icra dairesinden alınan kıymet takdiri raporundan taşınmazın değerinin 113.813.145,00 TL olarak belirlendiğini, 28.07.2021 tarihinde kıymet takdirine itiraz davası açıldığını ve davanın derdest olduğunu, müvekkilinin güncel alacağının 60.000.000,00 TL'yi aştığını ve taşınmazın satılması halinde bile borcun karşılanmayacağını, zira taşınmaz üzerinde müvekkili lehine 24.800.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiğini, zaman içinde ödenmeyen borcun miktarının arttığını, takibin 2018 yılında başlatılmasına rağmen taşınmazın üç yılda satılamadığını, kaldı ki bu takibin tahsilde tekerrür olmamak üzere açıldığını, bu nedenle ipotek veren hakkında takip başlatılmasında hukuki yarar bulunduğunu, ipotek edilen taşınmazın satış kabiliyetinin bulunmaması sebebiyle amacına hizmet etmediğini, buna rağmen mahkemece davalı borçlunun hem asaleten hem de kefaleten borçlarının teminatı olarak taşınmazı ipotek ettirdiği ve bu nedenle işbu davaya konu ilamsız takip açılamayacağına karar vermesinin  yasaya aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davalı şirket yönünden de davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın davalı kefillerden tahsili amacıyla başlatılan ilamsız  takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali  istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı banka ile dava dışı borçlu ... Ltd. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmelerine davalılar müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza atmışlardır. Kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından gönderilen Kadıköy ...Noterliğinin 09.10.2019 tarihli ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği ve kullandırılan 40, 43,46, 49 ve 654 nolu krediler bakımından 28.09.2018 tarihi itibariyle 23.791.919,59 TL'sına ulaşan borcun ödenmesi istenmiştir.Mahkemece alınan kök bilirkişi raporundan; bankaca 5.000.000 TL'nin tahsili amacıyla takip başlatıldığı, bu miktarın asıl alacak mı faiz mi olduğunun belirtilmediği, toplam alacağın 25.535.271,59 TL olduğu, alacağın tahsili amacıyla ayrıca ...sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı belirlenmiştir.Davacı banka vekili rapora yönelik itirazında takibe konu alacağın 40 nolu krediden kaynaklanan asıl alacak olduğu belirtilmiştir. Mahkemece alınan ek raporda sözleşme gereğince bankanın belirlenen alacağının %24,24 akdi faiz oranı ve buna eklenmesi gereken 20 puan  ile belirlenecek olan % 44.24 oranındaki temerrüt faiziyle tahsili gerektiği belirlenmiştir.Davacı ... sayılı dosyasında, bankanın ödenmemiş kredi borcu sebebiyle 15.03.2019 tarihli takip talebi ile 5.000.000 TL asıl alacak için icra takibi başlatmıştır. Borçluların 27.03.2019 tarihinde borca, faize ve ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, 24.04.2019 tarihinde açılan itirazın iptali davasının süresinde olduğu anlaşılmıştır.Dava konusu genel kredi sözleşmeleri kapsamında, borçlu ... Şti ile banka arasında  19.08.2013 tarihinde 20.000.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır. Davalılar bu sözleşmeyi 20.000.000 TL limitle müteselsil kefil olarak imzalamışlardır. Dava konusu sözleşmelerde, TBK'nın 183. maddesine uygun olarak kefillerin sorumlu oldukları miktarın, kefalet tarihinin ve türünün el yazısı ile yazıldığı ve kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu belirlenmiştir. Diğer yandan, TBK'nın 586. maddesine göre kefile başvuru için gereken şartların da sağlandığı anlaşılmaktadır. Esasen bu yönlere ilişkin istinaf başvurusu bulunmamakla birlikte kefaletin geçerliliği bakılından Dairemizce re'sen inceleme yapılmıştır. Eldeki davada verilen ihtiyati hacze itiraz eden borçlular vekilince itiraz edilmiştir. Dairemizin 03.01.2020 tarih ve 2019/2558-1738 E.K sayılı kararında, borçlu/ davalı ... Şirketi tarafından banka lehine 24.800.000 TL ipotek verildiği, akit tablosunda ipotek güvencesi verilen borçlara ilişkin kısıtlamaya yer verilmediği, bu kapsamda verilen ipoteğin sadece asıl borçlunun borcunun teminatı altına almadığı, aynı zamanda ipotek veren borçlunun borcunun da ipotek limiti içinde bulunduğu belirlenmiş ve  İİK'nın 45. maddesine aykırı takip nedeniyle verilen ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.Bu durumda  İİK'nnı 45. maddesi uyarınca kefil aleyhine ipotek dışında takip yapılması nedeniyle, bu hususun yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. İstinaf başvurusunda, ipoteğin sadece asıl borçlunun  borcunu teminen verildiği ve kefalet borcunu kapsamadığı ileri sürülmemiştir.Bu durumda,Dairemizin yukarıda belirtilen kararındaki tespit ve gerekçelerin geçerliliğini koruduğu anlaşılmaktadır. İİK'nın 45. maddesi hükmüne göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı, yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. TBK'nın 586. maddesi uyarınca da kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz (Yargıtay  11. HD 2016/13086 E 2016/9051 K 22.11.2016 T. Yine Yargıtay 19 HD 2012/4803 E 2012/10127 K 14.06.2012 T. Ve 2010/6302 E 2010/10114 K 22.09.2010 tarihli emsal  kararı).Somut olayda, asıl borçlu... Ltd. Şti.'ne alacaklı Banka tarafından kredi kullandırılmış,  ... ve ... Şti. kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış, kredi borcu vadesinde ödenmediği için asıl borçlu ve kefillere hesap kat ihtarnamesi gönderilmiştir. Asıl borçluya hesap kat ihtarı tebliğ edilmiş olmakla, TBK'nın 586. maddesindeki \"ihtarın sonuçsuz kalması\" koşulunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir. ... ve ... Ltd. Şti'nin kredi sözleşmesinin müteselsil kefili oldukları ihtilafsızdır. TBK'nın 586. maddesi uyarınca, alacaklının rehni paraya çevirmeden önce, müteselsil kefiller hakkında takip yapmasına ve bu bağlamda ihtiyati haciz talep etmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Dosyadaki ipotek akit tablosunda, borçlu müteselsil kefillerden  ... Ltd. Şti. tarafından alacaklı banka lehine 24.800.000 TL'nin teminatı olarak, adına kayıtlı taşınmaz üzerine ipotek tesis edilmiştir. İpotek senet içeriğinden, ipotekle güvence verilen borçlara ilişkin kısıtlamaya yer verilmediği, bu kapsamda verilen ipoteğin sadece asıl kredi borçlusunun borcunu teminat altına almak için verildiğinin söylenemeyeceği, kefil olan  ... Şti.'nin kefalet borcunu da teminat altına aldığının kabulü gerekmektedir. Yani kefil, ihtiyati haciz talebine konu alacak tutarı da gözetildiğinde, kendi kefalet borcunu da teminen yeterli ipotek verdiğinden, İİK'nın 45. maddesi uyarınca, kefil aleyhine ipotek dışında takip yapılması mümkün değildir.Yasadaki açık hükme rağmen, kefil hakkında ipotek dışında takip yapılmış olması usulsüzdür. Borcun sonradan artmış olması ve ipotekli taşınmazın ihalede satılmamış olması bu durumu değiştirmez. Zira talep edilen miktarın üstünde ipotek bulunmaktadır. İpotek limitini aşan bir borç için talepte bulunulmadığından davacı banka vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafınca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın, karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair,HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  08.05.2025  tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d3a3f7e70d44a877","SID":"79354662d98a5c9f"}}