{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/595 <br>KARAR NO: 2025/590<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/02/2025<br>NUMARASI: 2024/1103 Esas, 2025/105 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 03/06/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasında düzenlenen eser kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup; mahkemece görevsizliğe   dair verilen karara davalı vekilince  istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili ; müvekkilinin dava dışı ... İnşaat A.Ş'nin ... A.Ş'den ihalesini aldığı konut projesinde davalı şirketin alt yükleniciliğini üstlendiği Adıyaman ili Merkez ilçesi ... Mah. Bulunan Adıyaman ... Konutları B Etabı 1.Kısım inşaatı ile altyapı ve çevre düzenlemesi işine ilişkin olarak toplam 1.000 dairenin sözleşmesi tamamlanan mekanik tesisat işçiliğini, daire başına 33.000 anahtar teslimi götürü bede usulü ile üstlendiğini, taraflar arasında yazılı sözleşmenin 01/03/2024 tarihinde imzalandığını ancak tarafların Aralık 2023 te anlaştıklarını ve anlaşmaya göre müvekkilinin 25/12/2023 tarihinde eylemli olarak işe başladığını, sözleşme ilişkisinin 25/12/2023 tarihinde kurulduğunu, taraflar arasındaki anlaşma gereği ve ayrıca sektörde teamül olduğu üzere, davacının çalıştırdığı işçilerinin SGK Bildirgeleri ve sigorta yükü davalı şirkete ait olduğunu, işçilerin asgari ücret miktarınca ücretleriyse davalı şirket tarafından davacının ilgili aya ilişkin  hakedişinden  kesilmekte ve işçiye ödendiğini, çerçevede, davacının ilgili hakkediş dönemine ilişkin alacak tutarı belirlenirken,  ilgili hakediş dönemdeki imalata göre alacak miktarı belirlendikten sonra, ilgili dönem işçi ücretleri  toplamı kesilmekte ve sonrasında nakit teminat tutarı düşüldükten sonra bulunan miktar hakkediş alacağı olarak davacıya  ödendiğini, davalı şirketin, 04.07.2024 tarihinde iş ilişkisini sonlandıracağını davacıya sözlü olarak bildirdiğini, 12.07.2024 tarihinde davacının çalışanlarının SGK çıkışlarını yaparak  davacıyla  iş ilişkisini sonlandırdığını, davalı şirketin, tarafların mutabakatına uygun olarak müvekkilinin Nisan ve Mayıs 2024 dönemlerine ilişkin hekedişlerini hesaplamadığını, müvekkilinin alacaklarının ödemediğini, sonuç olarak  pursantaj oranlarında tek taraflı değişiklik yapılarak alacakların azaltılmaya çalışıldığını, işçi çıkışları nedenleri ile cezai kesintilerin yapıldığını, servis ücreti ödemesinin yapılmadığını, temerrüt faizi ve diğer alacakların ödenmediğini  belirterek ,  20.000 TL'nin , arabuluculuk tutanağının imzalandığı 29.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlarda TCMB avans işlemlerinde uygulanan faiz oranı nispetinde temerrüt faiziyle birlikte , davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5.000 TL 'nin hakediş tarihi ile 29.11.2024 tarihi arasında işleyecek temerrüt faizi alacağı namıyla davalıdan alınarak davacıya verilmesine, duruşma günü beklenmeksizin tensiple birlikte, 9 no.lu delili olan , davalı şirket yetkililerinin kullanımında olan   ....no.lu telefon  ile  ...8 no.lu telefondan davacının kullanımında olan ... no.lu telefona gönderilmiş olan konuya ilişkin mesajların, kaybolması ihtimaline binaen, tensiple birlikte delil tespiti zımnında bilirkişi marifetiyle tespit edilerek kayıt altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili ,dava konusunun eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olduğunu,  kanun koyucu tarafından ticari dava olarak kabul edilen ya da Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir düzenleme getirilmediğini, söz konusu uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için; her iki tarafında tacir ve uyuşmazlık tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerektiğini ,  aksi takdirde söz konusu borç adi borç olarak sayılacaktır ve görevli mahkeme herhangi bir ihtisas mahkemesi değil ise; uyuşmazlık, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemelerinde görüleceğini, davacı ...'ın herhangi bir mükkellefiyet kaydı, ticari işletme kaydı ve esnaf kaydı bulunmadığının tespit edildiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığını, davacı tarafın  sunduğu sözleşmenin eklerde bulunamadığını, müvekkili şirkette de davalı ile yazılı bir sözleşme veya sözleşmesel ilişkisi olmadığını belirterek davanın  reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece , davacı ...'ın tacir araştırmasının yapılması için Küçükköy Vergi Dairesi, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterli olduğu , bu davaların kanun gereği ticari dava sayılan davalar olduğu,<br>Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olduğu , 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılacağı , bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gerektiği , bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli olmadığı , 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyeceği , zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediği , hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava  haline  getirmeyeceği, Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalar olduğu , yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görüldüğü, 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup, uyuşmazlık konusunun TTK'nın 4. maddesi kapsamında sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, yapılan araştırma neticesinde taraflardan hepsinin tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın nispi ticari dava türüne girdiği de söylenemeyeceği , dolayısıyla HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu  gerekçesiyle kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile , göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince davanın usulden reddine , Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiştir.Davalı vekili istinafında , davacının davasında usuli eksiklikler olduğunu buna ilişkin karar verilmediğini , müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olup . Davacı yüklenici , davalı iş sahibi durumundadır.Davacı vekili dava dilekçesinde , müvekkilinin davalıdan inşaatın mekanik tesisat işçiliğini anahtar teslim götürü bedelle üstlendiğini . Ancak alamadığı hak edişlerini talep etmiştir.Davalı vekili , davaya asliye hukuk mahkemesince bakılması gerektiğini , davacı ile aralarında sözleşme ilişkisi olmadığını , davacının her hangi bir mükellefiyet kaydı bulunmadığını bildirerek davanın reddini talep etmiştir.Eldeki davada taraflar arasında mekanik tesisat işçiliğine dair eser sözleşmesi bulunmaktadır. Eser sözleşmesinden kaynaklanan davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların tacir ve uyuşmazlığın  her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekmektedir.  Vergi Dairesinin cevabı ve Ticaret Sicil Müdürlüğü cevaplarına göre davacı tarafın tacir olmadığı anlaşıldığından somut uyuşmazlığa bakmakla asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Bu sebeple yerel mahkeme kararı isabetlidir.Yerel mahkeme ,görevsizlik kararında , HMK madde 331/2 gereğince davacıyı yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum edemez. Bu sebeple yerel mahkeme kararı dosya kapsamına , hukuka ve usule uygun olup , davalı vekilinin istinaf talepleri isabetsiz olduğundan reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1 - Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/02/2025 tarih ve 2024/1103 Esas, 2025/105 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 -Harç peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 3 - Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03/06/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"510b9ef70733968c","SID":"b6a1d37eb3634f6e"}}