{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   16. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/720 - 2025/829<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  16. HUKUK DAİRESİ <br><br>DOSYA NO\t: 2024/720 <br>KARAR NO\t: 2025/829<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:  <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t:  <br>KATİP\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 07/12/2022<br>NUMARASI\t: ... Esas, ... Karar<br><br>DAVACI \t: ... - <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVALI \t: ... ENERJİ ÜRETİM ANONİM ŞİRKETİ  <br>VEKİLLERİ\t: Av.  <br>DAVA\t: Tazminat<br><br>KARAR TARİHİ\t: 26/06/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH \t: 26/06/2025<br><br>Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/12/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesine göre; davalı şirketin ... ... Mahallesi 105 ada 11 parsel sayılı taşınmazda enerji santrali (atıkları elektrik enerjisine dönüştüren) bulunmaktadır. Davacının bu santrale yakın mevkide ... ... Mahallesi 223 parsel, ... ada 5 parsel ve ... ada 3 parselde narenciye bahçesi ve evi bulunmaktadır. Santralin bacasından çıkan toz partikülleri çevreye ve bu kapsamda davacının narenciye bahçesine zarar vermektedir. Narenciye ağaçlarının yaprakları tozla kaplanmakta ve bu durum bitkilerin verimini etkilemektedir. Ayrıca tozun etkisiyle ek giderler (ilaç vb.) yapılmak zorunda kalınmaktadır. Bunun dışında çıkan toz ve duman davacının bahçe içerisindeki evin balkon, lavabo vb. yerlerini aşırı derecede kirletmektedir. Davacının bahçesinden yeterli verim alamadığı için sürekli stres ve psikolojik çöküş yaşadığı ileri sürülerek fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 1.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davanın reddini talep edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, mahkemenin görevsiz oluşu nedeniyle davanın usulden reddine, karar kesinleştiğinde HMK 20 maddesinde başvuru yapılması halinde dosyanın görevli mahkeme olan Adana Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; Müvekkilinin tarımsal faaliyetlerinde elde etmiş olduğu gelir esnaf işletmesi için belirlenen sınırı aştığını, uyuşmazlığa konu narenciye bahçesinden elde edilen gelirin esnaf işletmesi için belirlenen sınırını aştığı bilirkişinin vermiş olduğu rapor doğrultusunda tespit edilebileceğini, bilirkişi keşif sonrasında hazırlamış olduğu raporunda davalı işletmenin bacasından çıkan tozların narenciye bahçesindeki meyve ağaçlarında %25 verim kaybına sebep olduğu ve bu yüzdeliğin ortalama kg fiyatında dahi hesapladığında 163.813 TL'ye karşılık geldiğini beyan ettiğini, bu miktar göz önüne alınarak yapılacak hesapta dahi bahçenin tamamı değerlendirmeye alındığında esnaf işletmesi için öngörülen sınırın aşıldığının görüleceğini, Yerel mahkeme 09/11/2021 tarihli ön inceleme duruşmasında İstanbul Ticaret Odası kayıtlarına göre müvekkilini tacir kabul ettiğini, sayın mahkeme esnaf işletmesi sınırının aşılıp aşılmadığının belli olmadığını beyan etmiş ise de tapu kayıtlarından da açıkça anlaşıldığı üzere müvekkilinin uyuşmazlığa konu narenciye bahçesinin 180 dönüm bir alana sahip olmak ile birlikte, 2020 ÇKS kayıtlarında yer alan bilgilere göre 350 ton limon 250 ton portakal satışı gerçekleştirildiğini, ayrıca müvekkilinin Adana ili sınırlarında uyuşmazlığa konu olmayan narenciye bahçesi ve tarlalarının da mevcut olduğunu, her ne kadar uyuşmazlığa konu olmasa dahi burada elde ettiği gelirin de  tarımsal faaliyetlerinden kaynaklı elde edilen gelir olduğunu, bu durumda müvekkilinin tarımsal faaliyetlerinden elde ettiği kazancının  esnaf işletmesi için belirlenen sınırın aşılmadığını kabul etmek hayatın olağan akışına aykırı olacağını, dava açılış yılı olan 2021 yılında Cumhurbaşkanı  kararı ile  esnaf işletmesi için belirlenen sınır '' satılan malları olduğu gibi satanlar için yıllık alımlarının tutarının 2021 yılı için 300.000 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin tarımsal faaliyetlerinden kaynaklı gelirinin bu miktarı aştığını, müvekkilinin bahçesinin ticari işletme statüsünde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, komşuluk hukukuna dayalı maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>İlk Derece Mahkemesi tarafından Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>TMK m. 683 deki \"Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.<br>Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nun \"komşu hakkı\" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir. <br>Komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi davalarında davalının kusurlu olması aranmaz. Davalının kusurlu olup olmaması, kasıtlı hareket edip etmemesi, elatmanın önlenmesi davasına etkili değildir. Davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunması gerekir. Davalının hiçbir kusuru olmasa dahi, elatmanın önlenmesine, eski hale getirme ve tazminata hükmedilebilir.<br>Mahkemece yapılacak araştırmalarda somut olayın özelliği, komşu taşınmazların yerleri, nitelikleri, konumları, kullanma amaçları göz önünde tutularak, normal bir insanın hoşgörü ve tahammül sınırlarını aşan bir elatmanın bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Davacının sübjektif ve aşırı duyarlılığı ile değil, objektif her normal insanın duyarlılığına göre elatmaya katlanıp katlanamayacağı araştırılmalı; sonuçta katlanılabilir, hoşgörü sınırlarını aşan bir zarar veya  elatmanın varlığı tespit edildiği takdirde  mülkiyet hakkının taşkın olarak kullanıldığı sonucuna varılmalıdır. <br>Taşkın kullanma belirlendiği takdirde elatmanın tamamen ortadan kaldırılması veya tahammül sınırları içerisine çekilebilmesi için ne gibi önlemlerin alınması gerektiği bilirkişiler aracılığı ile tespit edilerek, tarafların yarar ve çıkar dengelerini gözetilerek bunların en uygununa karar verilmelidir. <br>Bunun için de mahkemece öncelikle taraflara ait taşınmazların tapu kayıtları ile çap ve krokileri getirtilmeli, yapılacak keşifte, kadastro mühendisi veya tapu fen memuru bilirkişi yanında davanın niteliğine, tarafların iddia ve savunmalarına göre, en uygun ihtisas grubu ve meslek erbabından seçilecek bilirkişiler hazır bulundurulmalı; düzenlenecek bilirkişi raporlarında, alınması gereken önlemler ile tazminat, ecrimisil, yıkım ve eski hale getirme istekleri varsa, bunlar gerekçeli olarak gösterilmelidir. Davacının zararının önlenmesi esas olmakla birlikte, davalıya da en az zarar verecek veya külfet yükleyecek önlem veya önlemler belirtilmelidir. <br>Davaya konu olayda uygulama imkanı bulunan TMK’nun 737. maddesi; “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır” hükmünü içermektedir.(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/1211 Esas, 2016/8657 Karar sayılı ilamı)<br>Somut olayda; davacı vekili, davacı müvekkiline ait narenciye bahçesi yakınlarına davalı şirket  tarafından atıkların enerjiye dönüşmesi için işletme kurulduğunu, davalı şirketin enerji santralinden çıkan toz/duman vb. partiküllerden dolayı davacının narenciye bahçesinde verim düşüklüğü ve fazladan ilaç kimyevi madde vb. kullanımı yapıldığı, evinin tozdan etkilendiğini belirterek komşuluk hukukuna dayalı tazminat istemli bu davayı açtığı, yerel mahkemece görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik yönünde karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından istinafa taşındığı görülmektedir<br>Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu olmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/05/2014 tarihli ve 2013/13-2166 Esas, 2014/709 sayılı Kararı da bu yönde değerlendirmeler içermektedir.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre ise, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır.<br> HMK'nin 1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi ancak kanunla belirlenir. Asliye hukuk mahkemelerinin görevi HMK'nin 2. maddesinde belirlenmiş olup 2/1 maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarda aksine bir hüküm bulunmadıkça asliye hukuk mahkemeleri görevlidir; 2/(2) maddesine göre de bu Kanun ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Başka bir deyişle Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre asliye hukuk mahkemeleri genel görevli mahkemedir.<br>Eldeki dosyada dava, tarafların ticari faaliyetinden kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkin olmayıp, TMK’nin 737. maddesinden kaynaklanan komşuluk hukukuna ilişkindir. <br>Benzer bir olayda Yargıtay 14. H.D. 24.02.2020 gün ve 2016/17233 E, 2020/2091 K. sayılı ilamında davanın esası hakkında karar veren ticaret mahkemesi kararının asliye hukuk mahkemesi görevli olduğu gerekçesiyle bozmuştur. (Benzer yönde Adana BAM 1. H.D.nin 09.12.2024 tarih, 2022/2783 E. 2024/1968 K.,  Ankara BAM 17. H.D.nin 03.03.2022 tarih, 2019/1060 E. 2022/234 K. Sayılı ilamları)<br>O halde yerel mahkemenin dava şartı yokluğu nedeniyle görev yönünden davanın usulden reddine, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğuna yönelik kararında bir isabetsizlik yoktur.<br>Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda, usul yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 534,7‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun HMK 362/1-C Maddesi gereğince KESİN  olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.26/06/2025\t\t\t<br><br> <br> Başkan                                Üye                                 Üye                    Katip                          <br>                              <br>              İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"95fed2cd90a3c6ec","SID":"b1a4d8a2db9fb294"}}