{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/856 - Karar No:2025/701<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/856 <br>KARAR NO\t: 2025/701<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2020/470 E-2023/400 K<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 12/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 13/06/2025<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; yüklenicisi davalı olan ve ihalesi ... tarafından yapılan Bingöl Bitlis Boru hattı yapım işinin davacı tarafından taşeron sıfatıyla yürütüldüğünü, söz konusu işlerin geçici kabulünün 03/07/2015 tarihinde yapıldığını, takiben kesin kabulün de yapıldığını, işin başlangıcından bugüne değin davacı müvekkilinin alacaklarının sürekli eksik ödendiğini, ödemelerde güçlükler yaşandığını, davacının hakedişlerinin eksik ödendiğini , davalı tarafından davacıya sözleşme dışı işler yaptırıldığını ve bedellerinin ödenmediğini, ayrıca yapılan nakdi teminat kesintilerinin de kendisine ödenmediğini, ödemelerin yapılması için davalıya Ankara 9. Noterliği 13223 yevmiye numaralı ve 12/08/2015 tebliğ tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, Ankara 9.Noterliği 14986 yevmiye numaralı ve 15/09/2015 tarihli ihtarnamesi keşide edilerek hakedişlerden yapılmış olan kesintilerin iadesinin talep edildiğini, taraflar arasındaki 11.03.2013 tarihli taşeronluk sözleşmenin 3-D maddesine göre; \"Ana sözleşme gereği işverenin yaptığı her hakediş tutarında %7 oranında nakit kesinti yapılacaktır. Bu kesintiler aynı oranda taşerona da yapılacak ve idarenin işverene bu nakdi kesintileri ödemesini takiben, taşerona bu kesintiler iade edilecektir.\" maddesi gereği davacının yapmış olduğu bütün hakedişlerden davalı tarafından %7 oranında kesinti yapıldığını, hakediş için düzenlenen fatura bedellerinden %7 oranında yapılan kesintinin davacıya ödenmediğini, kesintinin ne zaman iade edileceğinin maddede yazılı olduğunu, buna göre yapılan kesintilerin, idarenin işverene (davalıya) nakdi kesintileri ödemesini takiben taşerona (müvekkiline) iade edilmesi gerekirken iade edilmediğini, haksız olarak davalı tarafından davacıya ödenmeyen teminat kesintilerinin tahsili, hakedişlerin eksik ödenmesi ve sözleşme dışı yapılan işlerin bedelinin ödenmemesi nedeniyle şimdilik 600.000,00 TL alacağın temerrüte ilişkin Ankara 9. Noterliği'nin 13223 yevmiye numaralı ve 12/08/2015 tebliğ tarihli ihtarnamenin tebliğinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve  davacı vekili 24/02/2021 tarihli dilekçesi ile dava konusu 600.000,00 TL alacağın kuruşlandırılmasını, hak ediş alacağı için 50.000,00 TL, sözleşme dışı işler için 50.000,00 TL, nakdi teminat kesintisi için 500.000,00 TL olarak yapmıştır. <br>\tDavalı vekili; usule ilişkin olarak zaman aşımı ve ödeme iddiasında bulunmuş, esasa ilişkin olarak ise, davacıya haketmiş olduğu tüm alacakların ödendiğini, 20/08/2015 tarihinde temerrüde düşürüldüğü iddiasını kabul etmediklerini, dava dilekçesinde temerrüde dayanak gösterilen ihtarname öncesinde ve sonrasında davacıya müvekkili tarafından ödemeler yapıldığını, avans olarak yapılan ödemelerin alacak olarak kaydedildiğini, davacı şirketin sözleşme ile yüklenmiş olduğu işleri tamamlamadığını, şantiye sahasını terk ettiğini, Ankara 56.Noterliğinin 11/08/2015 tarih 11627 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek sözleşme ile üstlenilen işlerin tamamlanmasının, ihale makamı tarafından düzenlenen geçici kabul tutanağında davacının tamamlamadığı tespit edilen işlerin tamamlanmasının,aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, davacının üstlenmiş olduğu işlerin tamamlamadığını, bunun üzerine müvekkili tarafından Ankara 24. Noterliğinin 19.08.2015 tarih 25081 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taraflar arasındaki sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, davalı tarafından keşide edilen Ankara 56. Noterliğinin 11/08/2015 tarih ve 11627 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihale makamı tarafından düzenlenen Geçici Kabul Tutanağı’nda tespit edilen işlerin tamamlanmaması halinde işin müvekkili şirket tarafından tamamlanacağını, uğranılan maddi zararın teminatlardan karşılanacağını, alacaklarının borçlarından takas mahsup edileceğinin davacıya bildirildiğini, davacının yapılan ödemelere, kesintilere ve takas mahsuba itirazda bulunmadığını, ihale makamının düzenlediği geçici kabul tutanağında davacı tarafından tamamlanmayan işlerin tespit edildiğini, müvekkili şirketin ihale makamının ihtarı üzerine davacının üstlenmiş olduğu ancak yarım bıraktığı işleri tamamlamak zorunda kaldığını, davacının kusuru ile sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle yüksek maddi zarara uğradıklarını, davacı şirketin, tedarikçilerine ödeme yapamaması, borçlarını ödemekte güçlük çekmesi nedeniyle sözleşme ile yüklenmiş olduğu işleri gereği gibi yerine getirmediğini, davalının işin devamını sağlamak amacıyla davacının  üçüncü kişilere ve kurumlara olan borçlarını ödemek zorunda kaldığını, davacıya avans ödemeleri yapıldığını, davacının SGK borçlarınının ödediğini, davacı adına/ namına yapılan ödemelerin davacının borç hanesine yazıldığını, davacının herhangi bir itirazda bulunulmadığını, ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde davalı müvekkilinin alacaklı konumda olduğunun ve davacıya herhangi bir borcu bulunmadığının anlaşılacağını, davacının, şirket yetkilileri olarak görev yapmış olan işçilerin açtığı davaların halen devam etmekte olduğunu, davalının maddi riski bulunmadığını, Ankara 9. İş Mahkemesi 2020/96 Esas Sayılı dosyası ve Ankara 45. İş Mahkemesi 2016/1025 Esas Sayılı dosyası ile açılan işçilik alacakları talepli dava dosyalarının celbi ile dosyaya teminat yatırıldığının görüleceğini, davalı tarafından davacı lehine avans ödemeleri yapıldığında ya da davacı adına işçilik alacakları, SGK borçları ödendiğinde itirazda bulunulmamış olmasına rağmen bu davaya konu edilmiş olmasının açıkça TTK.'da belirlenen basiretli tacir hükümlerine aykırı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tMahkemece, iddia, savunma, taraflarca dayanılan deliller, bilirkişi rapor ve itirazları karşılar şekilde düzenlenen ek rapor ve tüm dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde, taraflar arasında mevcut 11/03/2013 tarihli taşeronluk (eser) sözleşmesi kapsamında, davacının yapmış olduğu ve tarafına ödenmeyen hak ediş alacağı bulunmadığı, yine davacının sözleşme harici yaptığı ve kanıtlayabildiği bir iş ve dolayısıyla bu istek kalemi ile ilgili bir alacağı bulunmadığı, özellikle iş sahibi olan ... tarafından davalı yüklenici ile arasında olan sözleşme kapsamında işin 22/11/2017 tarihinde kesin kabulünün yapıldığı, 18 nolu hak ediş karşılığında toplamda 8.481.580,56 TL'lik imalat gerçekleştirildiği, kesin kabulün yapıldığı tarih dikkate alındığında idarenin davalı yükleniciye yapmış olduğu bu tutarın %7'si oranındaki idare nakit kesintisi toplamı 593.710,64 TL'nin davacı alt yükleniciye iadesi gerektiği, <br>taraflar arasındaki cari hesap ekstreleri karşılaştırılarak yapılan incelemede 593.710,64 TL nakit kesintisi de davacı alacağı olarak kabul edilerek yapılan hesaplama sonucu, mahkemece davacının nakit kesintisinden alacağı (davalının ödediği SGK prim tutarı yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacağından mahsup edilmeyerek) 504.107,94 TL olduğunun anlaşıldığı ve mahkemece de bu yönde kanaat edinilmiş olmakla, davanın 600.000,00 TL değer gösterilerek açıldığı, istek kalemlerine göre kuruşlandırma,  hak ediş alacağı için 50.000,00 TL, sözleşme dışı işler için 50.000,00 TL, nakdi teminat kesintisi için 500.000,00 TL olarak yapılmış olmasına göre, hakediş alacağı için istemde bulunulan 50.000,00 TL ve sözleşme dışı yapıldığı iddia edilen işler için istenilen 50.000,00 TL toplamı 100.000,00 TL için davanın reddi cihetine gidilip, nakdi teminat kesintisi olarak talep edilebilecek 504.107,94 TL için, istek 500.000,00 TL olmakla, bu miktar için davanın kısmen kabulü gerekmekle birlikte, mahkemece sehven 550.000,00 TL yönünden davanın kısmen kabulüne cihetine gidildiği belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile 550.000,00 TL'nin 30/09/2020 olan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>\tDavacı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece hakediş alacağı ve sözleşme dışı yapılan istemler yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın kısmen reddine yönelik kısmının kaldırılması gerektiğini, dava dışı ... A.Ş tarafından farklı tarihlerde ihalesi yapılmış olan “Bingöl-Bitlis  Doğal Gaz Boru Hattı” ihalesinin davalı ... A.Ş'de, Tunceli Doğal Gaz Boru Hattı ise ... A.Ş.- ... A.Ş. iş ortaklığı uhdesinde kaldığını ancak her iki işin de taşeronluğunun müvekkilince yürütüldüğünü, işbu davanın konusu uyuşmazlığın ise ”Bingöl-Bitlis Boru Hattı” boru  döşeme işi ile ilgili olup “Tunceli Boru Döşeme İşi”nin bu davanın konusu olmadığını, Bingöl-Bitlis Boru Hattı işi tamamlanarak geçici ve kesin kabulü yapıldıktan sonra ihale makamı olan müteahhitin, iş ortaklığı uhdesinde olan %95 seviyesinde bulunan Tunceli işinin ağır yürütüldüğünden bahisle, söz konusu işin sözleşmesinin feshedildiğini, feshedilen işin Bitlis- Bingöl işi değil, davaya  konu olan ve dava konusu bulunan alacak taleplerinin Bingöl-Bitlis Boru Hattı inşası ile ilgili olduğunu, mahkemece yapılan değerlendirme neticesinde, davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, hakedişlerden eksik yapılan ödeme ve  sözleşme  ve proje dışı yapılmış olan iş bedeli yönünden davanın reddine, nakit teminat kesintisi yönünden kabulüne karar verildiğini, oysaki dosya kapsamındaki delillere göre davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan 03/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda hesaplama hatası yapıldığını, bilirkişi raporuna göre (kabul anlamına gelmemek kaydıyla maddi hatanın anlaşılması açısından) müvekkilin davalıdan alacağının 10.387.559,13 TL, davalının müvekkiline yaptığı ödemelerin 10.477.161,83 TL olup, farkın 89.602,70 TL, teminat kesinti toplamının 593.710,64 TL müvekkilinden haksız kesilen SGK prim 268.950,78 TL olup, bakiye alacağın 862.661,42 TL olduğunu, bakiye alacağın ise - 89.602,70 TL= 773.058,72 TL iken davalı tarafından müvekkili alacağından haksız kesilen sgk primlerini davalının cari hesabına alacak kalemine ekleyerek daha sonra davalının ödeme toplamından düşülme işlemi yapılmasının, yapılan haksız sgk kesintisi müvekkili alacağına eklenmemiş olduğunu, böylece haksız kesilen sgk primlerinin nazara alınmadan ve müvekkilinin alacak kalemine işlenmeden hesaplanmasına sebebiyet verildiğini, müvekkilinin alacağına eklemesi gerekirken davalının yapmış olduğu toplam ödemeye eklenerek toplamdan düşülmesinin hatalı olduğunu, müvekkili tarafından yapılan sözleşme dışı işler bulunmakta olup, bedelinin ödenmediğini, sözleşmenin birim fiyat ve anahtar teslimi usulünde olduğunu, sözleşmenin 2.c maddesinde  yapacağı işin kapsamının belirtildiğini, buna göre de işverenin ana sözleşme ile yapmakla yükümlü olduğu Bingöl-Bitlis Doğal Gaz Boru Hattı yapım işinde ana sözleşme ve eklerinde belirtilen işlerin tamamlanması ile ilgili olup, dava konusu Bingöl işi ile ilgili çalışmalar sırasında bazı yer ve zeminlerde; ihale dosyasında ve projede yer almadığı halde boruların geçeceği yol güzergahının  maddi koşulların değişmiş olmasından dolayı yeni koşullara çözüm olabilecek yöntemlerin bulunarak buna uygun imalat yapma zorunluluğunun hasıl olduğunu, bunun davalıya bildirilerek onayı alındıktan sonra işe başlandığını, müvekkilinin yapım işini üstlendiği güzergah ile ilgili günlük ilerleme raporları incelendiğinde sözleşme dışı yapılan bu işlerin tespiti edileceğini, öte yandan dava konusu Bingöl-Bitlis Boru Hattı işi ile ilgili müvekkilinin sözleşme dışı yapmış olduğu yerlerin ise \"Muş- Bingöl kesiminde km:8+224 (Muş-Korkut asfalt yolu geçişi), km:18+992 (Sungu- Çukurbağ asfalt yolu geçişi), km:85+561 (Solhan–Dilektepe yolu geçişi), km:123+953 (Muş-Bingöl devlet yolu), km: 135+212 (Güvençli köyü yolu geçişi), Muş-Bitlis geçişinde ise km:10+043 (kanal geçişi),km:22+938,00 (Güroymak yolu geçişi) geçişleri yer aldığını ancak talep edilen Bingöl kısmı km:121+600,122+788,132+00,135+211'' şeklinde olup, mahkemece belirtilen bu hususların yeterince irdelenmediğini, sözleşme dışında müvekkili tarafından yapılan işlerin sözleşme kapsamı dahilinde olup olmadığı, sözleşme kapsamında ise öngörülme ihtimali bulunup bulunmadığı değerlendirilmediği gibi, bu iş için harcanmış olan malzeme bedelinin ayrıştırılmadığını ve hesaplanmadığını, kaldı ki sözleşme dışı yapılan işler ile ilgili yargılama safhasında bilirkişi raporuna yönelik sunulan itiraz dilekçesinde, işlerin yerinin ve niteliğinin tek tek sayıldığını, davalının cevap dilekçesinde sayılı işlerin yapılmadığının ifade edilmediğini ancak savunma olarak yapılmış olan işlerin sözleşme kapsamı içinde yapıldığını, bu nedenle bu işler için ayrıca herhangi bir bedel talep edilmeyeceğinin ifade edildiğini, bu işlerin sözleşme kapsamı içinde sayılı işlerden olmadığını, çalışmalar sırasında zorunlu olarak yapılması gereken imalatlar olup, ek işlerin ne olduğu konusunda şantiye şefi tarafından taraflarına verilmiş olan belgenin dosyaya kazandırıldığını, sözü edilen işlerin yeri ve niteliği belli olduğundan keşif yapılmadan da hesaplama yapılabileceği gibi mahallinde inceleme yapılarak işin bedelinin hesaplanabileceğini, müvekkiline eksik hakediş ödemesi yapıldığını, hakediş alacağının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde bulunması gerektiğini, anahtar teslimi yöntemi ile iş yapıldığından davalı tarafından idareye sunulmuş olan hakedişlerdeki işlerin tamamının müvekkili tarafından yapıldığını, davalı yüklenicinin iş bedeli olarak idareden tahsil etmiş bulunduğu hakediş toplamından, yüklenici ile müvekkili arasında yapılmış olan sözleşme ile kararlaştırılan birim fiyat üzerinden yapılacak hesaplama arasındaki farkın müvekkilinin alacağı olduğunu, müvekkilinin toplam alacağı hesaplandıktan sonra davalı tarafından müvekkiline yapılmış olan ödemelerin düşüldükten sonra aradaki farkın müvekkilinin ödenmemiş alacağı olduğunu, raporda 31.03.2013 ile 31.03.2015 tarihleri arasında dönem dönem ... A.Ş'ye hitaben yazılan yazıda, ... A.Ş.'nin taahhüdü altında yapımı devam eden ''Bitlis- Bingöl  Doğal Gaz Boru Hattı Yapım İş Projesi'' yapım işlerine ait Mart 2015 dönemine ait hakediş alacağının bulunmadığı şeklinde müvekkili imzasına havi belgelerin sunulduğunu, bilindiği üzere müteahhidin ihale makamından hakedişlerini alabilmesi için taşarona bir borcunun olmamasını tevsik eden bir belge vermesi gerektiğini, bu nedenle sürekli olarak taşeronlara bir ödeme yapılmadığı halde hakediş ödemelerinden önce kendilerinden böyle bir belge alındığını, uygulamada ''borcu yoktur'' şeklinde tanımlanan yazının tüm taşeronlardan alınan matbu bir evrak olduğunu, matbu olarak tanzim edilen  ve verilen bu belgenin yüklenici firmanın idareden hakedişini alması amacıyla olağan yapılan işlemlerden olduğunu, dolayısıyla uygulamada bu şekilde yer alan durumun hukuken müvekkilinin aleyhine değerlendirilmesinin kabul edilemez olduğunu, bu konuda ticari defter ve belgeler incelendiğinde gerçek hakediş alacağının ortaya çıkacağını, bilirkişi raporunda; davacı taşeronun hakediş (imalat) alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı konusunda, ''davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu belgelerden detayı ekte sunulduğu üzere sözleşme fiyatları ile 18 nolu hak ediş karşılığında toplamda 8.481.580,56 TL'lik imalat gerçekleştirdiği, kdv dahil imalat tutarının 9.646.422,34 TL olduğu görülmektedir.\" şeklinde değerlendirmede bulunmuş ise de, ticari defterler incelendiğinde, hakediş alacağının daha fazla olduğunun ve bu miktarda da bir ödemenin yapılmadığının ortaya çıkacağını, bilirkişinin müvekkiline ödenmesi gereken hakedişi hesaplamadığı gibi müvekkiline yapılan ödemeleri de ayrıştırarak belgelendirmediğini, zira bu konuda davalının herhangi bir delil sunmadığını, banka ödemelerinden söz edilmekteyse de, bu ödemelerin hem Bitlis-Bingöl hem de Tunceli işi için yapıldığına göre, bu iki iş için yapılmış olan ödemelerin ayrıştırılmasının zorunlu olduğunu, bu konudaki eksik inceleme giderildikten sonra talepleri doğrultusunda kabul karar verilmesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece husumet itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının da kabulünde olduğu üzere Bingöl- Bitlis Boru Hattı Yapım İşi'nin müvekkili ... İnş. Taah. Mak. San. ve Tic. A.Ş.- ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. adi ortaklığı tarafından ihale makamından üstlenildiğini, adi ortaklığı oluşturan şirketlerin zorunlu dava arkadaşlığı olduğunu,  davanın bu şirketlere beraber yöneltilmesi gerektiğini, davacı tarafından adi ortaklığa ait tüm şirketlere dava yöneltilmediğinden husumet itirazında bulunduklarını, yine davacının da kabulünde olduğu halde  müvekkili şirketin, davacı adına ödenmiş olduğu SGK primlerini hesaplanan alacaktan mahsup edilmediğini ve gerekçe olarak farklı işe ilişkin olduğunun ve sözleşmeye konu işlerden kaynaklı ödeme olmadığının gösterildiğini, bu gerekçenin kabul edilemeyeceğini, öncelikle müvekkilinin, davacı şirkete keşide ettiği ihtarnamede tespit edilen eksik işlerin tamamlanmaması halinde sözleşmenin feshedileceğinin açık bir şekilde bildirildiğini, akabinde de Ankara 24. Noterliği'nin 25081 yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini, bu ihtarnamede açık bir şekilde eksik işlerin nakit teminatlardan karşılanacağının, takas mahsup yoluna gidileceğinin belirtildiğini ve davacı şirketin ise buna itiraz etmediğini, davacının takas mahsup ilişkisini bildiğini, hali hazırda dosyadaki bilirkişi raporlarında ise SGK ödemesinin dava konusu iş dışında başka bir işe ait olduğuna dair bir tespit ve değerlendirme bulunmadığını, mahkemece bu hususta bir değerlendirme yapılacak ise SGK ödemelerinin detaylı tespitinin yapılmak zorunda olduğunu, davacının Tunceli işini iddia ederek o işin tarafları farklı gibi bir algı yaratmak istediğini ancak Tunceli'de yapılan işin taraflarının da dava konusu ile aynı olduğunu, ayrıca bu primlerinin hangi iş için detaylı ödendiğinin de açıklığa kavuşturulmadığını, bu sebeple zaten davacının yıllara süre gelen davaya konu işin yapımında müvekkilinin ödemiş olduğu SGK primlerinin alacağından kesilmesine hiçbir zaman itiraz etmediğini, müvekkilinin 268.950,78 TL SGK prim ödemesi yaptığını, basiretli bir tacir olan davacının borçlarını öderken ve sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirirken acze düşmemesi gerektiğini, davacı şirket tarafından keşide edilen ihtarnamelerde de sık sık işçiler ile alakalı ödeme güçlüğüne düştüğünden bahsettiğini, yapılan SGK ödemelerinin alacaktan mahsup edilmemesinin kabul edilemez olduğunu, mahkemece müvekkilinin usulüne uygun açılış ve kapanış tasdikleri yapılan ticari defterine delil olarak itibar edilmediğini, gerekçe olarak müvekkili şirketin bilirkişi incelemesine ticari defterleri ibraz etmemesi ve 2019 yılında bazı hususların eksik yazdırıldığının gösterildiğini, bu gerekçenin gerçeği yansıtmadığını, zira 18.04.2023 tarih saat 10:32'de Ankara Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosu aracılığı ile bilirkişiler tarafından talep edilen tüm ticari defter ve bilgilerin klasörler halinde mahkemeye sunulduğunu, ayrıca müvekkili şirketin ticari defterlerinin bulunduğu yerin ve iletişime geçilecek kişilerin de harici olarak bildirildiğini, bu belgelerin sunulduğu tarihte dosya zaten bilirkişi incelemesinde olup, ilgili belgeler bilirkişiler aracılığı ile müvekkili şirketten istenildiğini, tüm belgelerin eksiksiz bir şekilde sunulmasına rağmen müvekkili şirketin hala ticari defterleri tam sunmadığı gerekçesinin kabul edilemez olduğunu, bilirkişi raporlarında da gerekçeli kararın aksine ticari defterlerdeki eksikliğe dair bir tespit bulunmamakta olup, yapılan değerlendirmelere göre müvekkilinin alacaklı gözüktüğünü, davacının usulüne uygun bir ticari defteri bulunmadığı için inceleme yapılamadığını, müvekkili şirketin usulüne uygun tutulmuş bir ticari defteri bulunmasına rağmen geçerliliğine ve doğruluğuna emin olunmayan cari hesap kayıtlarına göre hüküm kurulmasının kabul edilemez olduğunu, müvekkilinin alacaklıyken borçlu konumuna düştüğünü, davacının eksik bıraktığı işlerin, müvekkili tarafından başka şirketlere tamamlatılmış olup, bu hususun dosyadaki deliller ile sabit olduğunu, ihale makamı ... tarafından düzenlenen geçici kabul belgesinde de eksik işlerin tespit olunduğunu, bu sebeple bilirkişi ek raporunda davacı adına yapılan işlerin somut bir biçimde ispatlanmadığı iddiasını kabul etmediklerini, davacı her ne kadar bu durumun aksini iddia etmişse de, yargılama yapılırken alınan ilk bilirkişi raporunda da davacının eksik işlerden sorumlu olduğunun açıkça tespit olunduğunu, eksik işlerin bedelinin müvekkili şirket kayıtları incelenerek tespit olunmasının talep edildiğini, mahkemece bu taleplerinin de değerlendirilmediğini, mahkemece taraf itirazlarını karşılar, hüküm kurmaya elverişli ve talepler doğrultusunda bir bilirkişi raporu aldırılmadığını, bilirkişi raporlarında taraflar arasında akdedilen Bingöl- Bitlis Boru Hattı Yapım İşi'ne ait sözleşmenin feshi hususunda eksik ve hatalı bir değerlendirme yapıldığını, bilirkişi heyetinden müvekkilinin davacının yapmadığı eksik işten kaynaklı alacağının da hesaplanmasının talep edildiğini ancak bilirkişi raporlarının hiçbirinde bu alacağın hesaplanmadığını, müvekkilinin ticari defterlerinin bu talep yönünden detaylı incelenmediğini, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, yine mahkemece vekalet ücretlerinin hatalı hesaplandığını, davanın kısmen reddi sebebiyle müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücretinin eksik hesaplandığını, davanın reddedilen kısmının değeri 100.000,00 TL olup, vekalet ücretinin 16.000,00 TL olması gerekirken, 9.200,00 TL maktu vekalet ücreti verildiğini, aynı şekilde davacı lehine hesaplanması gereken vekalet ücretinin de 73.000,00 TL olması gerekirken, 78.500,00 TL olarak hesaplandığını ve hatalı hükmedilen vekalet ücretlerinin de düzeltilmesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDava, taraflar arasındaki Bingöl- Bitlis Doğal Gaz Boru Hattı yapım işi kapsamında belirtilen işlerin yapılmasını konu alan 11.03.2013 tarihli taşeron sözleşmesi kapsamında fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 600.000,00 TL'nin tahsili talebiyle açılmış, 24.02.2021 tarihli kuruşlandırma dilekçesi ile 600.000,00 TL'lik talebin, 50.000,00 TL'sinin bakiye hakediş alacağı, 50.000,00 TL'nin yapılan sözleşme dışı işler bedeli, 500.00.,00 TL nakdi teminat kesintisi  alacağı olarak açıklanmıştır.<br>\tMahkemece verilen kısa kararda davanın kısmen kabulü ile 550.000,00 TL'nin 30.9.2020 dava tarihinden itibaren işlenecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükmolunan bu bedelin veya kabul edilen alacak kaleminin neye ilişkin olduğuna yönelik bir açıklamanın kısa kararda yer almadığı görülmüş, gerekçeli  kararda ise, sadece nakti teminat kesintisine ilişkin kalem yönünden davanın kabul edildiği, bu kalem alacağın bilirkişi raporuyla 504.107,94 TL olduğu, taleple bağlı kalınarak 500.000,00 TL yönünden kabul kararı verilmesi gerektiği  sehven kısa kararda 550.000,00 TL olarak yazılmış olduğu  gerekçesiyle  550.000,00 TL yönünden hüküm kurulduğu belirtilmiştir.<br>\tBu açıklamalar kapsamında mahkemece kısa kararda hangi kalem alacak yönünden tahsil kararı verildiği belirtilmeksizin ve yine gerekçesinde nakdi teminat kesintisine yönelik talep yönünden 500.000,00 TL kabul gerekçesi oluşturuduğu ancak hükümde de kısa karardaki gibi 550.000,00 TL üzerinden karar verilmiş olması, gerekçe ve hüküm çelişkisi niteliğinde olup, bu husus HMK'nın 297. maddesine,  Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine aykırılık teşkil eder (Yargıtay (Kapatılan) 15. HD'nin 11.01.2017 tarih ve 2016/4164 Esas- 2017/118 Karar sayılı ilamı). Belirtilen nedenlerle gerekçesi ile sonucu arasında çelişki yaratılmaksızın hüküm kurulmalıdır.<br>\tAçıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esası incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>    <br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne,<br><br>\t2-Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/06/2023 tarih ve 2020/470 Esas- 2023/400 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına,<br>\t3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın  ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>\t<br>\t4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>\t5-Davalı tarafından yatırılan 9.400,00 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>\t6-Taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 12/06/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. \t \t\t<br><br>Başkan <br> e-imzalıdır<br><br>Üye <br> e-imzalıdır<br><br>Üye <br> e-imzalıdır<br><br>Katip<br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br> <br><br><br>   <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aedda309e5a34769","SID":"0280712b8a9f52f8"}}