{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: <br>TARİHİ\t\t:<br>NUMARASI\t\t:<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t:23/06/2025 <br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının dava konusu çekten dolayı borçlu olmadığını, çekin tefecilik amacı ile davacının elinden alınan bir çek olduğunu, davalının tefeci olduğunu bu konuda şikayette bulunduklarını ve ... Başsavcılığı ... sayılı dosyasından soruşturma başlatıldığını, savcılık dosyasında da çekin tefecilik yolu ile davacının elinden alındığının belirtildiğini, davalının fahiş faizler karşılığı davacıya paralar verdiğini,  aralarında hiç bir şekilde ticari bir ilişki olmadığını, 2017 yılından 2019 yılının başına kadar davalı ile davacı arasında para alışverişi olduğunu, davacının davalıdan  ödünç aldığı paradan fazlasını davalıya ödediğini, buna dair dekontların mevcut olduğunu, 2017 yılında almış olduğu 108.495,00 TL'yi elden yaptığı ödemeler hariç bankadan toplam 286.295,00TL ödeme yaptığını,  2019 yılında müvekkilinin davalıdan 244.400,00TL para aldığını karşılığında aynı yıl içerisinde 284.305,00TL ödeme yaptığını bu ödemelerin çek tahsili yolu ile bankada gözüken ödemeler olduğunu, müvekkilinin davalıya elden 330.000,00TL ödeme yaptığını, dava konusu çekin davacının  rızası olarak alınmış bir çek olmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu beyan ederek  davacının ... A.Ş.'ye ait ... tarihli ... isimli ... seri nolu ... TL'lik davalının kötü niyetle almış olduğu çekten davacının sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının tefecilik yaptığına ilişkin iftira teşkil eden ifadeler ve şikayet hakkında  yasal yollara başvurulacağını, davalının, davacının belirttiği gibi tefecilik işi ile uğraşan kimselerden olmadığını, davalının güven ilişkisi çerçevesinde davacıya borç verdiğini ancak karşılığında aylarca iyi niyetle borcunu ödemesini beklediği davacının borcu ödemekten imtina etmesi karşısında mecburi olarak yasal yollara başvurmak zorunda kaldığını, ... Müdürlüğü ... takip sayılı dosyasında başlatılan icra takibi sonrası yine davacı taraf ... Mahkemesi ... E. Sayılı dosyası ile menfi tespit davası açmış olup davanın derdest olduğunu, davacı tarafın dosyada 20/01/2019 ödeme tarihli 100.000 TL bedelli senet ile ilgili yine aynı iddialar ile borçlu olmadığını iddia ettiğini, davacı tarafın, davalının iyi niyetini suistimal ettiğini, o dosyaya sunmuş oldukları karz yazılı banka dekontlarında davacıya müvekkili tarafından gönderilen yüklü miktarda para olduğunun görüleceğini, davacı ile davalı arasında daha öncesinde de pek çok güven ilişkisine dayalı olarak para alışverişi bulunduğunu,  davacı tarafın davalıdan borç para aldığını kabul edip, aralarında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, yalnızca ödünç aldığını kabul ve beyan ettiğini, davacının 50.000 TL bedelli çek borcundan dolayı borçlu olmadığını borcu ödediğine dair belgeler ile ispatlaması gerektiğini beyan ederek  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; \"... Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında davalı hakkında tefecilik suçundan beraat karar verilmiş ve ilgili karar kesinleşmiş olup, davacı dava konusu çekin tefecilik amacıyla davalı tarafındam alındığını ispat edememiştir. Yukarıda açıklandığı üzere davacı davasını ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine, İİK 72/4 maddesindeki \"Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.\" hükmü uyarınca daha önce mahkememizce tedbir kararı verildiği ve bunun uygulandığı gözetildiğinde senet bedelinin %20’si oranında hesaplanan 10.000,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde taraflar arasındaki para alışverişlerine dair ayrıntılı açıklamalarını yaptıklarını, para alışverişine dair çizelgelerin mahkemeye sunulduğunu, tüm diğer hususlara ilişkin de belgelerin celp edilmesi açısından gerekli bilgiler dosya arasındaki dilekçeler ile de ilk derece mahkemesine verildiğini, taraflar arasında para alışverişinin olduğunun davalı yanın cevap dilekçesinde de açıkça beyan edildiğini, yani zaten taraflar arasında borç ilişkisinden kaynaklı alacak verecek ilişkisi olduğunu ve ilgili senetlerin de bu alışveriş ilişkisinin içerisinde ödendiği hususu davalı yanın ikrarı ile sabit  olduğunu, davacının ödemiş olduğu fazla fazla paralarla elbette ilgili senetteki borcunu da ödediğini, kimsenin kimseye öncelikle senetteki borcunu bitirmeden, ödünç olarak 405.201,97 TL (... Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında bulunan bilirkişi raporunda belirtilen değer) fazladan ödeme yapmayacağını, bu hususun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı ile davalı arasında 2017 yılından dava tarihinin son 3-4 ay öncesine kadar para alışverişi olduğunu, bu para ilişkisini davacının yaşamış olduğu ekonomik sıkıntıların meydana gelmesinden dolayı başladığını, bundan dolayı davacının zaman zaman  davalıdan ödünç para aldığını  ve ödünç olarak aldığı bu paraların karşılığını da fazlasıyla ödediğini, davacının 2017 yılı içerisinde davalıdan 108.495,00 TL aldığını, bunun karşılığında ise (elden yapmış olduğu ödemeler hariç) toplamda 286.295,00 TL ödemede bulunulduğunu, yine 2018 yılında davacı ile davalı arasında para alışverişinin devam ettiğini, davacının davalıdan 209.695,00 TL aldığını, buna karşılık davacının davalıya çek tahsilatı ve para göndermi sağlayarak toplamda 319.000,00 TL ödeme yaptığını, 2019 yılında ise davacının davalıdan 244.400,00 TL aldığını, daha sonrasında aynı yıl içerisinde 284.305,00 TL ödeme yapıldığını, bu durumda taraflar arasındaki ilişkinin ister para alışverişi ister ticari ilişki olsun; her halde davacının davalıdan alacaklı durumda olduğundan ve senet bedelinin davacı tarafından davalıya ödendiğinden davacının davalıya borçlu olmadığının aşikar olduğunu, işbu sebeple  davacının davalıya çekin değerini aşacak nitelikte fazlaca para ödediğinin bilirkişi raporlarıyla sabitken, İlk derece Mahkemesi'nin sadece Ceza Mahkemesi'nin beraat kararına istinaden vermiş olduğu bu kararın kabulünün mümkün olmadığını, mahkeme tarafından bütün delillerin ve taleplerin detaylıca incelenmesi gerektiğini, bundan dolayı İlk derece mahkemesi tarafından verilen 05/02/2025 tarihli kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın istinaf başvuru dilekçesinde her ne kadar davaya konu senedin bedelini fazlasıyla ödediğini iddia etmiş ise de davacı tarafın bu iddiası kabul edilebilir olmadığını, yerel mahkeme tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde davacının iddialarını ispatlayamadığının da aşikar olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde taraflar arasında ticari ilişki olmadığını, yalnızca para alışverişleri olduğunu açıkça ikrar etmiş olmasına karşın yerel mahkeme tarafından davacı tarafın ticari defter ve kayıtları incelenmek neticesinde bilirkişi raporu tanzim edildiğini, davacı tarafın taraflar arasında ticari ilişki olmadığını açıkça ikrar etmesine rağmen istinaf başvuru dilekçesinde ticari defter ve kayıtlar incelenmek suretiyle aldırılmış bilirkişi raporlarının hükme esas alınmadığını iddia etmiş ise de bu hususun da gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın takip ve dava konusu bononun hileyle alındığını, davalı tarafın tefecilik yaptığını ve yine takibe konu bonoya konu borcu ödediğini iddia etmiş ise de bonoda yer alan imzaya itiraz etmediğini, tefecilik iddiası davalının beraati ile sonuçlandığını ve takibe konu borcu ödediği iddiasını ise senetle ispat kuralı çerçevesinde hiçbir şekilde ispatlayamadığını, davacının davalının alacağına kavuşmasını geciktirmek maksatlı ve kötü niyetli olarak iş bu davayı ikame ettiğini, davalı hakkında gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu beyan ederek  yerel mahkeme tarafından verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Her ne kadar istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması talep edilmiş ise de; HMK'nın 356. Maddesinde aynı Yasanın 353. Maddesinde belirtilen haller dışında istinaf incelemesinin duruşmalı yapılacağının düzenlendiği ve incelemeye konu dosyanın kapsamından da HMK'nın 353. Maddesi uyarınca duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilebileceği anlaşıldığından, duruşma talebi yerinde görülmemiş ve istinaf incelemesi dosya üzerinden gerçekleştirilmiştir.<br>Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (\"İİK\") m. 72 hükmü uyarınca icra takibinden önce açılan, çeke dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>Somut olayda, davacı çekteki imzayı inkar etmediği; davalı ile aralarında ticari ilişki bulunmadığını, davacının davalıdan maddi olarak zor durumda olması nedeni ile zaman zaman borç para  aldığını, dava konusu ... A.Ş.'ye ait keşidecisi davacı ... , lehtarı davalı ... olan, ... keşide tarihli, ... seri nolu,  ... TL bedelli çekin davalı tarafından zor durumundan yararlanılarak, tefecilik amacıyla kendisine verilen paralara teminat olarak alındığını, başka bir deyişle çekin davalı ile aralarında aşırı faizli para alıp verme nedeniyle tefecilik ilişkisi kapsamında kendisinden alındığını ve çekin bedelinin ödediği halde davalının ilgili çeki kendisine iade etmediğini bu sebeple de borçlu olmadığının tespitini talep ettiği; davalının  iddiaları inkar ederek davacıya borç para verdiğini savunduğu anlaşılmıştır.<br>Davalı aleyhine tefecilik suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açıldığı, buna göre ... Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında yapılan incelemede; katılanın ... , sanıkların ... olduğu, suçun tefecilik yapmak iddiasına ilişkin olup Mahkemenin 01/06/2023 tarihli kararı ile davalının tefecilik suçundan beraat ettiği ve verilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması neticesinde ... Dairesinin ... tarihli, ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek neticeten hükmün 05/06/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi ticari senet (kambiyo senedi) alacağı da prensip olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren veya elindeki kambiyo senedini devreden ve bu senedi alan herkes, bütün bu hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Senedi alan şahsın, bu senede sahip olup olmayacağı, yani senette mündemiç hakkı iktisap edip etmeyeceği bu gayeye bakılarak tespit olunur. Dolayısıyla söz konusu gaye, bir kambiyo senedinde (kıymetli evrakta) mündemiç hakkın husulü (doğumu) veya devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Senet bu gaye yönünden “ifa amacıyla”, daha açık bir ifadesiyle “mevcut bir borcu ifa için”  veya “mevcut borcun yerine kaim olmak üzere” verilmiş olabilir. Senedin teminat amacıyla veya başka bir maksatla verilmesi (mesela kredi sağlamak, hibe vs.) de mümkündür.<br>Bir “teminat çeki”ndan söz edilebilmesi için, ya çeki düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile çeki vermiş olması gerekir. Öğretide verilen örneklerde, örneğin bir müteahhidin inşaatı zamanında bitirememesi durumunda ödemek zorunda kalacağı cezai şart karşılığında verdiği çek, bir teminat çeki olduğu gibi, satın alınıp, bedeli ödenmekle birlikte tapuda henüz devri yapılmadığı için satın alan kişinin adına tescil edilemeyen bir taşınmazın bedeline ilişkin olarak düzenlenip alıcıya verilen ve devir gerçekleştikten sonra karşılıksız kalacağı öngörülen bir çek de bu niteliktedir. Aynı şekilde, kiracının, kiralanana vereceği muhtemel zararların teminatı olarak kiralayana verdiği çek da bu anlamda bir teminat çekidir. (Ahmet Türk, Kambiyo Senedi Borçlusu Tarafından Açılan Bedelsizliğe ve Hükümsüzlüğe Dayalı Menfi Tespit Davalarının Gösterdiği Özellikler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 2005, Cilt 7, s. 329, 330). Senedin teminat senedi olup olmadığı yargılama sonucunda belli olur. (Hüseyin Ülgen vd., Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul, 2015, s. 148).<br>\tKambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür.<br>\tDavacı tarafça takip konusu çeklerin teminat çeki olduğu iddia edilmekte olup çek ödeme vasıtası olduğundan teminat iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerekir. İddianın tanıkla ispatı mümkün değildir. Dosya kapsamında, davaya konu çekin teminat çeki olduğu hususu, davacı tarafça usulüne uygun  kesin delille/yazılı delille ispat olunamadığı gibi, davalı yönünden beraatla sonuçlanan ceza dosyasında davalının çekin tefecilik ürünü olarak düzenlendiğine ve bedelinin ödendiğine ilişkin ikrar niteliğinde bir beyanının da bulunmadığı, bu nedenle davacının dava konusu çekin teminat çeki olduğunu ve tefecilik yolu ile alındığının ispat olunamadığı anlaşılmıştır.<br>\tDavacı tarafın dava konusu çek bedelinin davalıya ödendiği hususundaki istinaf sebebinin değerlendirilmesinde ise; <br>\t6098 Sayılı TBK'nun 101. maddesi,\" Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. <br>\tBorçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.\" şeklinde,<br>\t102. maddesi ise; \"...Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.<br>\tBirden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>\tTaraflar arasında dava konusu edilen çek dışında birden fazla para alışverişi olduğu, dosya içerisinde yer alan ödeme kayıtlarından davacı tarafça davalıya banka havaleleri aracılığı ile yapılan ödemelerde dava konusu edilen çeke yönelik bir açıklama bulunmadığı  anlaşılmıştır. Davacıya davalı tarafça banka aracılığı ile gönderilen para miktarı ile davacı tarafça davalıya borç ödemesi gönderilen para miktarı kıyaslandığında davacının davalıdan borç aldığı iddia olunan miktardan daha fazla miktarda davalıya ödeme yapması, davaya konu çek bedelinin ödendiğini ispata yeterli değildir. İspat yükü kendisinde bulunan davacı, dava konusu edilen çeke yönelik ödeme iddiasını yazılı ve yasal delillerle ispatlayamamış olup Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>Hal böyle olunca;  davacı tarafın  dilekçesinde yer verdiği itirazlarının yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına,  mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre davacı tarafın istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince  esastan reddine karar verilmiş ve  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>1-... Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı dosyasında verilen 05/02/2025 tarihli karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,<br>3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br> 5-HMK’nın 359/4. maddesi uyarınca iş bu kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 19/06/2025\t\t\t<br>... <br> <br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"65f21f4aa14f33a7","SID":"db75800043b25cf3"}}