{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t:...<br>KARAR NO\t: ....<br>KARAR TARİHİ\t: 08/05/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ....<br>ÜYE\t\t: ....<br>ÜYE\t\t: ....<br>KATİP\t\t: ....<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:\t:....<br>TARİHİ\t\t: .....<br>NUMARASI\t\t: .... <br>İhtiyati Tedbire İtiraz <br>Eden Davalı \t\t:....<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>Davacı \t: ...<br>VEKİLİ\t: Av....<br>DAVANIN KONUSU\t: Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 08/05/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen ara kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili ihtiyati tedbir  talepli dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine 1.500.000,00 TL bedelli senet üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine dayanak senette borçlu olarak davacı adına atılan imzanın davacı tarafından atılmadığını, yani senedin sahte olarak düzenlendiğini, kambiyo senedinin malen veya nakden ibarelerini içermediğini, davacı ile davalılar arasında herhangi bir eşya veya para alışverişi olmadığını, davacının bilgisi ve haberi olmaksızın sahte imza ile düzenlenen ve icra takibine konulan bono nedeniyle davacının mağdur olduğunu, bu nedenle öncelikle HMK'nın 209. maddesi gereğince teminatsız olarak icra takibinin durdurulmasına, bunun mümkün olmaması halinde icra dosyasındaki satışların durdurulmasına, bunun da mümkün olmaması halinde ise, icra dosyasına giren paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesine ve ayrıca icra takibine konu senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve davalı taraf aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Adli Yardım talep eden davacı vekili ibraz ettiği dilekçesi ile ; Davacı şirketin tek ortağı ve temsilcisi/yetkilisi olan müvekkilinin ceza evinde olduğunu, yine, davacıların hem şirket hem de müvekkili olduğu göz önünde bulundurulduğunda, müvekkilinin/müvekkili şirketin hiçbir gelire sahip olmadığının yapılacak basit bir sosyo ekonomik araştırma ile de tespit edileceğini, müvekkilinin cezaevindeki tüm ekonomik ihtiyaçlarının eşi ve kardeşi tarafından karşılandığını, müvekkilinin yargılama masraflarını karşılayacak durumu olmadığını, bu nedenle, adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Mahkemece 05/12/2024 tarihli ara kararı ile;  Davacı şirket her ne kadar kamuya yararlı dernek veya vakıf statüsünü haiz olmayıp, limited şirket statüsünde tüzel kişi ise de, davacı şirketin yukarıda açıklanan aktif  ve pasif malvarlığı durumuna göre, ödeme gücünden kısmen yoksun olduğu kanaatine varılmakla, mahkemeye erişim hakkının engellenmemesi bakımından, davacı  şirketin de adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. <br>Mahkemece 05/12/2024 tarihli ara kararı ile , \"Eldeki davanın icra takibinden sonra açılmış olması nedeniyle;  İcra dosyasındaki takibin ve satışların 6100 sayılı HMK'nın 209. Maddesi gereğince tedbiren durdurulmasına karar verilmesi yasal olarak mümkün olmadığından, davacı tarafın bu yöndeki ihtiyati tedbir talebinin reddine,  \"Çoğun içinde az da vardır\" kuralı gereğince, davacı tarafın adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiş olduğundan, şimdilik TEMİNATSIZ olarak, 2004 sayılı İİK'nın 72/3. Maddesine göre ihtiyati tedbir talebinin kabulünü, ......İcra Müdürlüğü'nün .... Esas ve ..... Esas sayılı icra dosyalarına giren/girecek olan paranın davalı(alacaklı) tarafa ÖDENMESİNİN, dava sonuçlanıncaya kadar, İİK'nın 72/3. Maddesine göre, tedbiren durdurulmasına\" karar verilmiştir. <br>İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin 13/01/2025 tarihli itiraz dilekçesi ile; Davacı tarafça İİK'nın 72.maddesi gereğince menfi tespit istemiyle açılan davada İİK'nın 72/3.maddesi gereğince icra dosyasına yatan/yatacak olan paranın karar kesinleşinceye kadar alacaklı tarafa ödenmemesine dair ihtiyati tedbir kararı verildiğini, verilen kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafın iddia ve davalarını kanıtlayacak herhangi bir delil sunamadığı halde tedbir kararı verilmesinin yerinde olmadığını, menfi tespit davasının davalı alacaklının alacağına kavuşmasını engellemek veya geciktirmek için açıldığını ve itirazlarının kabulüyle davalı yanın icra dosyasına hiç bir ödeme yapmadığı göz önüne alınarak davalı müvekkilinin tedbir yolu ile icra takibinin durdurulmuş olması nedeniyle müvekkilinin mağdur olduğundan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk derece mahkemesi 12/02/2025 tarihli ara kararında;   davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair verilen kararın yerinde olduğu, tedbir kararının kaldırılmasını haklı kılacak herhangi bir delilin itiraz eden davalı tarafça dosyaya sunulmadığı ve bu nedenle itirazın reddine dair  karar verilmiştir.<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde dava konusu .... İcra Dairesi.... Esas ve .... İcra Dairesi......... Esas sayılı icra takip dosyalarının dayanağını oluşturan senetlerin asılsız olduğu iddia edildiğini, çeklerde yer alan imzalara itiraz edildiği ve bu kapsamda ilgili icra dosyalarına ihtiyati tedbir konulması davacı tarafça talep edildiğini,  Yerel mahkemece bu talebin kabulüne ilişkin karar verilmiş olsa da bu kararı taraflarınca kabul etmediklerini, dava konusu icra takiplerinin dayanağını oluşturan senetlerde yer alan imzaların davacı şirketin yetkilisi olan ..... ait olmadığını dayanak göstererek davacı şirketin müvekkiline herhangi bir borcunun bulunmadığını iddia ettiğini, bu iddiayı kabul etmediklerini, dava konusu icra takiplerinin dayanağını oluşturan senetlerin müvekkilinin davacı şirkette bulunan payını 15/06/2022 tarihinde dava dış..... devretmesi sonucunda, devir bedelinin bir kısmına karşılık olarak müvekkiline verildiğini,  İlgili devir işlemine dair 15/06/2022 tarihli .... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nin .... Sayfasında yer alan ... sıra sayılı pay devrine ilişkin ilan ihtiyati tedbire itiraz dilekçesi ile dosya kapsamına sunulduğunu, dava konusu senetlerin tanzim tarihlerinin de 15/06/2022 tarihi olduğu göz önününe alındığında ilgili senetlerin müvekkiline  işbu pay devrine karşılık verilmiş olduğunu, Ticaret Sicil Gazetesi ilamı incelendiğinde dava konusu senetlerin düzenlenme tarihinde davacı şirketin yetkilisinin.... olmadığını, ihtiyati tedbir talep eden tarafın, HMK 390. maddesine göre davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek durumunda olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesi incelendiğinde öne sürdüğü mesnetsiz iddialara ilişkin hiçbir somut gerekçe sunamadığını, davacı taraf yalnızca soyut beyanları ile dava konusu senetlerin geçersiz olduğunu öne sürmüş olup yerel mahkemece bu soyut beyanlara itibar edilerek verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının hukuka ve vicdana aykırılık teşkil ettiğini, senetlerin düzenlenme tarihinde davacı şirketin yetkilisinin dava dışı .... olmamasına rağmen davacı tarafça senetlerde yer alan imzaların ... ait olmadığı gibi mesnetsiz sebepler dahi öne sürülerek müvekkilinin alacağının olmadığını iddia eden davacı tarafın bu mesnetsiz beyanları dahi davacı tarafın dayanaksız olarak kötü niyetli şekilde hareket etmek suretiyle ihtiyati tedbir talep ettiğini, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla yerel mahkemece davacı tarafın iş bu dava kapsamındaki talebinin, davacı tarafın mesnetsiz şekilde talep etmiş olduğu ve yerel mahkemece hukuka aykırı olarak verilmiş olduğu ortada olan olan adli yardım talebinin kabulü yönündeki karar doğrultusunda teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi yasaya, usule ve hakkaniyete aykırı olmasına rağmen ihtiyati tedbire yönelik itirazlarının eksik ve hatalı şekilde değerlendirildiğini, yerel mahkemece yasaya, usule ve hakkaniyete aykırı şekilde şirket lehine adli yardım kararı verilmiş olmasına rağmen kabul anlamına gelmemek kaydıyla ihtiyati tedbirinde teminatsız olarak kabulüne karar verilmesinin de açıkça hatalı olduğunu, Adli yardım, HMK’da da görüleceği gibi ödeme gücünden yoksun olan kişilerinin faydalanabileceği bir uygulama olduğunu, fakat davacı şirket ödeme gücünden yoksun olmamasına rağmen adli yardım talebinde bulunduğunu ve bu talebin de yerel mahkemece haksız bir şekilde kabul edildiğini, dava dilekçesinde, davacı şirketin yetkilisinin şu anda hapiste olduğu ve davacı şirketin bu sebeple hiçbir gelirinin olmadığı beyan edilmiş olsa da tek başına bu sebebin halen konkordato veya iflas için hiçbir talepte bulunmayan ve aktif olarak faaliyet gösteren bir şirketin adli yardımdan yararlanacak kadar maddi güçsüzlük içinde olmasına vesile olmayacağını, huzurdaki davanın konusunu oluşturan ... İcra Dairesi .... E. Numaralı dosya kapsamında yapılan sorgu sonucunda.....Mahallesi, .... Ada, ... Parselde kain Arsa niteliğinde ortalamaya göre çok değerli bir taşınmazın davacı şirket adına kayıtlı olduğunu, müvekkili tarafından davacı aleyhinde başlatılan .... İcra Dairesi... E. Numaralı dosyada davacı adına kayıtlı bu taşınmaza ilişkin kıymet takdiri işlemi yapıldığını, taşınmazın 74.000.000,00-TL değerinde olduğunu, ayrıca bu taşınmazın aylık 200.000,00-TL üstünde kira geliri olduğunun da öğrenildiğini, bu denli değerli bir arazinin maliki olan davacı şirketin adli yardım talebinin kabulü yönünde verilmiş olan kararın ödeme gücünden yoksun olan kimseler için ayrılmış olan bu bütçeye haksız zarar vereceğini, davacı şirket adına bu denli değerli bir taşınmaz varken davacı tarafın hazineyi zarara uğratmak pahasına adli yardım talebinde bulunması hem haksız hem de kamuyu zarara uğratmaya yönelik olduğunu, mahkemece hatalı şekilde tesis edilen Adli Yardım kararı yasaya, usule ve içtihatlara aykırı olduğundan yok hükmünde olduğunun kabulünün gerektiğini, bu haliyle önemle belirtmek gerekir ki adli yardım kurumunun uygulanmasının geçersiz olduğu noktada teminatsız şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi de mümkün olmadığından iş bu dosya kapsamında tesis edilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasını, mahkemece aksi kanaat olursa teminat karşılığı ihtiyati tedbir tesis edilmesini talep ettiklerini,  ayrıca davacı ........ müvekkili aleyhine ikame etmiş olduğu ve halen .... İcra Hukuk Mahkemesi .... E. Numaralı dosya ile derdest olan bir başka davada davacı taraf işbu huzurdaki davada olduğu gibi mesnetsiz şekilde adli yardım talebinde bulunduğunu,  ancak mahkemece yapılan inceleme sonucunda davacı tarafın adli yardım talebinin, davacının HMK 334. maddesine göre adli yardımdan yararlanacak kişiler arasında bulunmadığından reddine karar verildiğini, dosya kapsamında taraflarınca sunulmuş olan bu karar doğrultusunda da yerel mahkemece verilmiş olan kabul kararının hukuka ve vicdana aykırı olduğunun açıkça anlaşıldığını, bu nedenlerle istinaf başvuru taleplerinin kabulü ile, .... Asliye Ticaret Mahekmesi'nin .... E. Sayılı dosyası kapsamında verilmiş olan 05/12/2024 ihtiyati tedbir kararına karşı itirazlarının kabulü ile ihtiyati tedbirin kaldırılmasını, Bölge Adliye Mahkemece aksi kanaat hasıl olursa adli yardım kararının kanuna açıkça aykırı olduğundan teminatsız ihtiyati tedbirin kaldırılmasını,  ihtiyati tedbir kararının mahkemenin uygun göreceği teminat karşılığında ihtiyati tedbire ilişkin karar verilmesini, mahkemece kanuna aykırı şekilde tesis edilen, adli yardımdan yararlanamayacak kişilerden olan davacı hakkında tesis edilen adli yardım kararınını kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini istemiştir. <br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi ile; Müvekkili şirket yetkilisinin, ......Noterliğinin 25.08.2022 tarih, .... sayılı genel kurul kararı  ile.... olmasına karar verildiği  ve .... müvekkili şirketin tek yetkili müdür olarak belirlenmesine karar verildiğini, müvekkili şirket yetkilisi .... 12.10.2022 tarihinde cezaevine girdiğini, müvekkili şirket aleyhine, müvekkili şirket yetkilisinin cezaevinde bulunduğu tarihte yani 15.09.2023 tarihinde .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasıyla 500.000 USD ana para ve işlemiş faizi ile birlikte ve yine aynı sözde alacaklılar tarafından .... İcra Dairesinin ... E.sayılı dosyasıyla  icra takibine geçildiğini, icra takiplerine dayanak olarak sunulu bonoların tanzim tarihinin 15.06.2022 olduğunu, müvekkili şirketin Ticaret Sicil Gazetesi kayıtları incelendiğinde, sözde alacaklı ... tarafından şirketin tüm yetkileri takibe dayanak senedin düzenlenme tarihi olan 15.06.2022 tarihinde 15.06.2022 tarihli .... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ile tüm yetkiler.... devredildiğini, dava dışı sözde alacaklı .... nezdinde 1 hafta gibi kısa bir süre şirket müdürlüğünde nasıl bu kadar büyük bir meblağ borç ilişkisi içerisine girdiğinin anlaşılmadığını, dava dışı sözde alacaklılar hakkında ve iş bu dosyanın davalı/alacaklısı da dahil olmak üzere birçok kişi hakkında..... Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, bunun üzerine sözde alacaklılar ....... ve ..... hakkında yapılan suç duyurusu sonrasında hazırlanan iddianame kabul edilerek .....Ağır Ceza Mahkemesinin .... E.sayılı dosyası açıldığını, ilgili ceza dosyasından tanzim edilen 02.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda, ........ tarafından, 15.06.2022 tarihli 30.10.2022 ödeme günlü, alacaklı .... adına 500.000 USD tutarlı senet düzenlendiği, ancak ilgili şirketin 2022 yılı resmi defterleri ve bilançosu incelendiğinde ... adına verilen senetler kaydı görünmediği, Ayrıca, yukarıda konu edilen senetler şirket resmi defterlerinde kayıtlı olmadığından dolayı HMK madde 222'ye göre ticari defterler delil niteliğinde olduğundan ve söz konusu bonoların şirket resmi defterinde kayıtlı olmaması nedeni ile şirketin söz konusu kişilere düzenlenen bono tutarları kadar borçlu olmadığı kanısına varılmıştır'' şeklinde rapor tanzim edildiğini, müvekkili şirket adına kayıtlı değeri çokça yüksek olan bir taşınmazı bulunduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin cezaevine girmesini fırsat bilen sözde alacaklılar, müvekkili hakkında senet düzenleyerek (kimi sahte imza ile kimi ise yetkili olmadığı döneme ilişkin senet düzenleyerek) müvekkili şirket elinde bulunan taşınmazı kamu gücü de kullanarak el değiştirmesini sağlamak istediklerini, davalı tarafından HMK'da belirtili ihtiyati tedbire itiraz sebepleri ile itiraz edilmediğini, bu nedenle de, ihtiyati tedbire itiraz edenin itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiğini, Davalılar tarafından; mahkemenin yetkisine, teminata, ihtiyati tedbirin şartlarına itiraz edilmediğini, davalının yapmış oldukları savunmalar davanın esasını ilgilendirdiğinden mahkemenin bu itiraz aşamasında dar yetkili olması nedeniyle bu iddiaların ihtiyati tedbire itiraz aşamasında ileri sürülmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle, davalının HMK'nun 394/II koşullarını taşımadığı ihtiyati tedbire itirazlarının ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerektiğini,  mahkemece adli yardım taleplerinin kabul edildiğini ve akabinde teminatsız olarak ihtiyari tedbir kararının kabul edildiğini, ihtiyari tedbirin teminatsız olarak verilmesinde hukuka aykırı bir yan bulunmadığını, davalı tarafın adli yardım talebinin kabulü yönünde itirazları iş bu istinaf incelemesinin konusu olamayacağını, adli yardım taleplerine ilişkin kararlarda itiraz incelemesi sonucunda verilen kararlar kesin olmakla birlikte istinaf incelemesine konu olmayacağını, bu nedenlerle; davalı tarafın istinaf başvurusunun reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; icra takibinden sonra açılan menfi tespit, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ise  ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.<br>Mahkemece İİK'nun 72/3 maddesinde belirtildiği üzere icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden davacı vekilinin takibin durdurulmasına yönelik talebinin reddine, ancak çoğun içinde azı da vardır kuralı gereğince; adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi nedeniyle teminatsız olarak ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesine dair karar verilmiş, ara karara karşı itiraz üzerine verilen itirazın reddine dair karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>Geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK.nun 389.maddesinde düzenlenmiş olup anılan düzenleme \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\"hükmünü içermektedir.<br>Dava, İİK'nun 72. maddesinde düzenlenen menfi tespite ilişkindir. Menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir talebine ilişkin İİK'nun 72/3 maddesi ''İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.\" amir hükmündedir. <br>Dosya içeriği, mevcut deliller ile ilk derece mahkemesinin imza inkarı mevcut olması nedeniyle İİK 72/3. maddesi uyarınca koşulları değerlendirerek ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik kararında isabetsizlik bulunmadığı, adli yardıma ilişkin HMK 334 vd. Maddelerinde sadece adli yardım talebinin reddi halinde itiraz kanun yolunun öngörüldüğü, adli yardım talebinin kabulüne dair ara kararlara karşı HMK 334 vd ve HMK 341. Madde uyarınca istinaf kanun yolunun açık olmadığı kanaatiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyasında verilen 12/02/2025 tarihli ara karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davalı  tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi. 08/05/2025\t\t\t\t<br>.....<br>Başkan<br>.....Üye<br>....Üye<br>....Katip<br> <br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c54802f0dfaebb81","SID":"b931dfe54a961861"}}