{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/136 - 2025/1104<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/136 <br>KARAR NO\t: 2025/1104<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t               :14/11/2023<br>NUMARASI\t:2023/182 Esas - 2023/595 Karar<br><br>DAVACI\t:......<br>VEKİLİ\t:......<br>DAVALI\t:......<br>\t:......<br>VEKİLİ\t:......<br><br>DAVA\t:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t:11/04/2023<br>KARAR TARİHİ\t:30/05/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ :23/06/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı şirkete hizmet vermiş olduğunu, cari hesapta davalı şirketten alacağı bulunduğunu, davalı şirketin işbu borcu ödememiş olduğundan davaya konu Kocaeli İcra Dairesi'nin 2022/122767 Esas sayılı dosyası ile aleyhinde icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin borca haksız yere itiraz etmiş olması sebebiyle takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde davalı ile anlaşmaya varılamadığını belirterek, açılan davanın kabulü ile haksız yapılan itirazın iptali ile Kocaeli İcra Dairesi'nin 2022/122767 Esas sayılı dosyası üzerinden takibin devamına, borca haksız itiraz eden davalı şirket aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı Trakya Sanayi A.Ş., tarafından ve yönetim ve idaresi tek merkezden yürütülen grup şirketleri olan davalı müvekkil Al-Co Alm. Bak. ve Mad. San. Tic. A.Ş. ile Avpil Avrupa Plastik San. Tic. A.Ş., Berolina Plastik San. Tic. A.Ş.'yi temsilen, müvekkil şirketin çalışanlararına sunulacak yemeklerin hazırlanması ve servisi için 01/09/2018 tarihinde süreli catering hizmet sözleşmesi akdedildiğini, belirtilen sözleşmenin ikinci sayfasında yer alan  \"2. SÖZLEŞMENİN KAPSAMI başlığının\" f  bendinde sözleşme kapsamının yalnızca Trakya San. A.Ş. ile sınırlı olmadığı aynı zamanda müvekkil davalının yanı sıra  Avpil Avrupa Plastik San ve Tic A.Ş., ve Berolina Plastik San. Tic. A.Ş.nin de sözleşme tarafı olduğu yazılmış ve belirtildiğini, davacının müvekkil adına temsilen akdedilen sözleşme kapsamında müvekkil şirket çalışanlarına da hizmet vermiş yemek servisi yaptığını, her ne kadar müvekkili şirket ile davacı arasında hizmet sözleşmesi mevcut ise de sözleşmeye konu hizmetin davacı ya da onun takdirinde olarak grup şirketi çalışanları işçilerin istihdam edilerek müvekkili şirket yemekhanesinde verildiğinden yerleşik Yargıtay kararları uyarınca işçilik alacakları yönünden müvekkil şirket ile davacının sözleşme gereğince istihdam ettiği işçileri sigortalı olarak gösterdiği dava dışı  DLD Yönetim ve Temizlik Danışma Hizmetleri Ticaret Anonim Şirketi arasında İş Kanunu m.2 gereğince Asıl İşveren-Alt İşveren ilişkisi olduğu kabulünden hareketle müvekkil şirkette, bu şirketin çalışanlarının özlük haklarından, çalışanların müvekkil şirkette çalıştığı süreye tekabül eden zaman dilimi için müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek, taraflar arası sözleşmeye konu hükümlerin uygulanması noktasında akıbetleri işbu davayı etkileyecek nitelikte olan; Kocaeli 7. İş Mahkemesi'nin 2022/286 E. ve Kocaeli 5. İş Mahkemesi'nin 2021/355 E. sayılı iş davalarının sonucunun, HMK m. 165 kapsamında bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini, davacıya takibe konu edilen miktarda borçlarının olmaması, Süreli Catering Hizmet Sözleşmesi'nin 4. Personel g maddesi gereğince hapis haklarını kullanmaları, TBK m. 97 hükmü uyarınca ödemezlik defi ileri sürmemiz sebepleri ile mevsimsiz olarak başlatılmış olan takibe yönelik itirazlar ile haklılıklarının tespiti ile huzurda ki  haksız ve hukuka aykırı davanın tüm talepler yönünden reddi ile alacağın %20'den aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın KISMEN KABULÜ ile Davalının Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2022/122767 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 21.302,93 TL asıl alacak üzerinden takip talebinde talep edilen faiz oranı üzerinden takibin devamına,<br>Alacak likit olduğundan hüküm altına alınan 21.302,93 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı yanın süreli catering sözleşmesindeki 4.f maddesi gereği üstlendiği müvekkil iş yerinde çalıştırdığı işçilere ait ücret, kıdem vb. yükümlülüklerini yerine getirmemiş olup anılan sözleşmenin 4.g maddesi gereği hapis haklarının nazara alınmadığını, davacı ile dava dışı DLD Ltd. arasındaki organik bağı tespit etmelerine karşın yerel mahkeme söz konusu şirketler arasında organik bağın mevcut olmadığından bahisle hatalı bir karar verdiğini,  hem HMK kapsamındaki temel ilkelerden olan usul ekonomisi hilafına yerel mahkeme tarafından yargılama yapılmış hem de müvekkil şirketlerin işçi alacağından dolayı sorumlu olduğu miktarlar  bilirkişi raporunda net biçimde belirlenmediğini, ayrıca, davacı ile müvekkil arasındaki davada aynı taraf ve uyuşmazlıktan kaynaklandığı aktarılarak bu dosya ile birleştirilmesi talep edilmişse de buna olumsuz karşılık verildiği, yine dosyaların birleştirilmesinin önemlerinden biri de mükerrer ödemenin önüne geçmek olduğunu, dosyaların birleştirilmemesinin diğer bir sakıncası ise işçilik alacaklarından sorumluluk karşısında kendisini göstermekte olup bu husus usul ekonomisi ilkesinden daha önemli bir neden olduğunu, bilirkişi raporunda işçi alacaklarındaki sorumluluk ve paylar hiçbir şekilde değerlendirilmemiş olup bu yönüyle hükme elverişsiz bir rapor olduğu ve tehiri icra taleplerini beyan ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/11/2023 tarih, 2023/182 Esas - 2023/595 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacının davalı ile aralarındaki ticari işlerden kaynaklı olan alacağının tahsili amacıyla  Kocaeli İcra Dairesi'nin 2022/122767 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın iptali amacıyla eldeki davayı açtığı, davalı tarafından davanın reddinin savunulduğu, Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verildiği, davalı tarafından kararın istinaf edildiği görülmektedir.<br>4721 sayılı TMK'nın (6) ve 6100 sayılı HMK'nın 190-(1) maddeleri uyarınca; ispat yükü, özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine HMK'nın 200-(1) maddesi uyarınca; eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir.<br>Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.<br>Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir.\t<br>7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.”<br>İlk Derece Mahkemesi tarafından aldırılan 15/09/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacı kayıtlarına göre, davacının 418.273,30 TL alacaklı olduğu, davalının kayıtlarına göre davacının 21.302,93 TL alacaklı olduğu, bu farkın davacının banka kayıtlarını defterlerine işlememesinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Taraflar arasında davacının yemek hizmeti sunmuş olmasından kaynaklı ticari ilişki zaten tarafların kabulündedir. Davalı tarafından davacı ile arasındaki süreli catering hizmet sözleşmesi kapsamında hapis hakkı bulunduğundan ödemezlik definde bulunulmuştur. Öncelikle taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde;<br>4.g maddesinde \"Yüklenici’nin, Müşteri uhdesinde çalıştırdığı işçilerin; ödenmesi gereken işçilik hakları ve tazminatlarının Yüklenici tarafından ödenmemesi veya ödendiğinin ispat edilmemesi halinde İŞVEREN, hizmetin ifasından kaynaklı Yüklenici’nin cari hesapta alacaklı olduğu miktarlar üzerinde hapis hakkına sahip olup, işçinin alacağının mahkeme kararı ile sabit ve ödenmesi gereken bir aşamaya geldiği ahvalde söz konusu, üzerinde hapis hakkını kullandığı bedelleri, işçiye ödeme ve ödediği bedelleri Yüklenici’nin cari hesabına virman sureti ile borç kaydetme hakkına sabit olduğunu taraflar peşinen kabul ve taahhüt ederler\"  düzenlemesinin bulunuğu görülmektedir.<br>2.f. Maddesine göre dava dışı Trakya Sanayi A.Ş ile davacı arasında imzalanan sözleşmeyi, davalı da aynı şartlarda imzalamış kabul edilmiştir. Buna göne her müşteri firma kendi personelinin yemek gideri kadar kendisine fatura kesilmesini ve ödeme yapmayı kabul etmektedir, her firma ödemesinden kendi sorumlu olacaktır.<br>Bu hüküm ile birlikte tüm firmaların davacı ile birlikte ayrı ayrı sözleşme imzaladığının kabulü gerekir.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü açısından takas savunması üzerinde de durulması gerekmektedir.<br>Türk Hukukunda takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukuki işlemdir. Böylece takas ifa masraf ve külfetine katlanmadan, her iki tarafı da borcunu ifa ve alacağını tahsil etmiş durumuna getirir.<br>Diğer taraftan Türk Hukuk Lûgatında  takas için “İki kişi karşılıklı olarak bir miktar ya da özdeş (aynı cinsten) diğer edimleri birbirlerine borçlu iseler her iki taraf muaccel (istenebilir) olan borçlarından ya da alacaklarından vazgeçerek sözleşmeyi sona erdirebilirler” (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 1052) denilerek Kanun maddesi ile aynı doğrultuda tanımlama yapılmıştır.<br>6098 sayılı Kanun'un 139. maddesinde takasın koşulları düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre;<br>“İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.<br>Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.<br>Zaman aşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zaman aşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir.”<br>Maddeden de anlaşılacağı üzere takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu olması) gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Ayrıca takas için yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins veya özdeş edimlerin takası mümkündür. Takas için aranan üçüncü koşul ise kural olarak her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olması gerekir. Dördüncü koşul ise tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir.  Özdeşliğin, 6098 sayılı Kanun'un 143 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan“Takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir.” cümlesinden hareketle borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirdiği anda mevcut olması gerekir. Karşılıklı alacaklardaki özdeşlik, cins ve nitelik bakımından aranır. Yoksa miktar bakımından bir özdeşlik söz konusu değildir. Çünkü, 6098 sayılı Kanun'un 143 üncü maddesinin birinci fıkrasında da belirtildiği gibi, takasla her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer. Aynen ifa borcu, sonradan tazminat borcuna dönüşmüşse, diğer tarafın borcu da para borcu ise, özdeşlik gerçekleşmiş olduğundan takas yapılabilir. Özdeşlik koşulu, alacakların kaynağının da aynı olmasını gerektirmez. Bu bakımdan sözleşmeden doğan bir alacağın, karşı tarafın haksız fiilden doğan tazminat alacağı ile takası mümkündür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/11-454 esas 2023/1221 karar sayılı ilamı,)<br> Somut olayda; davacı taraf taraflar arasında cari hesap ilişkisi nedeniyle alacaklı olduğunu beyan etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarihli 2017/19-919 E. 2019/886 K. sayılı ilamına göre 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89.  maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. <br>Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.<br>Eldeki olayda taraflar arasında 6102 sayılı yasanın 89.maddesi anlamında cari hesaba ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığından taraflar arasındaki ilişkinin açık hesap ilişkisi olduğu, açık hesap ilişkisinin dayanağının ise taraflar arasındaki “Süreli Catering Hizmeti Sözleşmesi”nin oluşturduğu anlaşılmıştır.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık anılan bedele ilişkin sözleşmenin 4/g maddesi kapsamında davalının hapis hakkı olup olmadığı yönündedir. Her ne kadar davalı vekili, süresi içinde ve usulüne uygun  verdiği cevap dilekçesi ile işçilik alacaklarından dolayı hapis hakkının bulunduğunu ileri sürmüş ise de;  HMK 33. madde gereğince hukuki nitelendirme hakime ait olup, davalının yüklenici şirket işçilerinin işçilik alacaklarının tahsili için açtıkları davalarda ödenmek zorunda kalınan  veya kalınacak  bedellerden yüklenicinin sorumlu olduğuna dair savunması  takas niteliğinde ödemezlik def'ii olduğundan (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/5490 esas 2022/5953 karar sayılı ilamı) eldeki olayda takasın şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.<br>Yukarıda detaylandırıldığı üzere; 6098 sayılı yasanın 139.maddesinden de anlaşılacağı üzere takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu olması) gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Ayrıca takas için yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins veya özdeş edimlerin takası mümkündür. Takas için aranan üçüncü koşul ise kural olarak her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olması gerekir. Dördüncü koşul ise tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir.<br>Eldeki olayda; davalının takas definde bulunduğu işçilik alacaklarına ait dava dosyalarında davacı taraf olmadığı gibi, yine anılan davalardaki alacak taleplerinin davacıya karşı ileri sürülen bir dava olmadığı, dolayısıyla tarafların bir birinden borçlu olması şartının bu aşamada gerçekleşmediği; ayrıca davalı tarafından dava tarihi itibariyle ödenmiş bir işçilik alacağının bulunmaması nedeniyle takas definin ileri sürüldüğü zaman itibariyle muaccel bir borçtan da bahsedilemeyeceği, dolayısıyla takasın şartlarının eldeki olayda oluşmadığı anlaşıldığından işçiler tarafından açılan davaların sonuçlanmalarının beklenmesine gerek bulunmamaktadır.<br>Yine sözleşmenin 2/f maddesi gereği sözleşmeye taraf olan her firmanın ödemesinden kendi sorumlu olacağı ve Trakya Sanayi'nin ödemelerden sorumlu olmayacağı kararlaştırılmış olduğundan davalının dosyanın diğer firmaların açtığı davalar ile birleştirilmesi yönündeki talebi de yerinde değildir.<br>Dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre; davacının 21.302,93 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, davalı tarafından anılan bedele ait ödeme iddiasının ve ödemeye ait belgenin sunulmadığı, yukarıda açıklandığı üzere davalının takas definin şartlarının dava tarihi itibariyle mevcut olayda oluşmadığından davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,<br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 1.455,20 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 363,80 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.091,40 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/05/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c96e1d7c6a631754","SID":"604e5c17ad3d567a"}}