{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/128 - 2025/1035<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/128 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1035<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t              : 09/11/2023<br>NUMARASI\t: 2023/184 Esas - 2023/602 Karar<br><br>DAVACI\t:......<br>VEKİLİ\t:......<br>DAVALI\t:......<br>\t:......<br>VEKİLİ\t:......     \t<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 10/04/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 28/05/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ: 28/05/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı şirkete hizmet vermiş olduğunu, cari hesapta davalı şirketten alacağı bulunduğunu, davalı aleyhine <br>Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2022/122798 Esas sayılı dosyası ile yapılan ilamsız icra takibinin<br>borçlunun itirazı üzerine durduğunu, başlatılan icra takibine davalının yapmış olduğu haksız tüm  itirazlarının iptali ile icra takibin devamına karar verilmesini, ayrıca davalının söz konusu itirazında kötü niyetle gerçekleştirdiği sabit olduğundan hakkında alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi gerektiğini, zorunlu dava şartı ticari arabuluculuk başvurusu gerçekleştirildiğini ancak anlaşmaya varılamadığını, tarafların  ticari  defter ve  muhasebe kayıtları incelendiğinde bu durum tespit edileceğini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin kendi adına ve diğer grup şirketleri  temsilen tüm şirketler çalışanlarına yemekhanede sunulacak yemeklerin hazırlanması ve servisi için davacı ile 01/09/2018 tarihinde süreli catering hizmet sözleşmesi akdedildiğini,  belirtilen sözleşmeyle başta müvekkili Trakya Sanayi A.Ş. olmak üzere dava dışı tüm grup şirketlerine  yemekhane hizmeti verilmesinin kararlaştırıldığını, davacı bu sözleşme gereğince yükümlendiği edimi,  başta yönetim ve idare; adres, iştigal konusu olmak üzere fiili ve hukuki organik bağ içinde olduğu davacı tarafın grup şirketi olan DLD Yönetim ve Temizlik Danışma Hizmetleri Ticaret Anonim Şirketi personelinin istihdamı sureti ile yerine getirdiğini, her ne kadar müvekkili şirket ile davacı arasında hizmet sözleşmesi mevcut ise de,  sözleşmeye konu hizmet, davacı ya da onun takdirinde olarak grup şirketi çalışanları işçiler istihdam edilerek müvekkili şirket yemekhanesinde verildiğinden, yerleşik Yargıtay kararları uyarınca işçilik alacakları yönünden müvekkili şirket ile davacının sözleşme gereğince istihdam ettiği işçileri sigortalı olarak gösterdiği dava dışı  DLD Yönetim ve Temizlik Danışma Hizmetleri Ticaret Anonim Şirketi arasında İş Kanunu m.2 gereğince Asıl İşveren-Alt İşveren ilişkisi olduğu kabulünden hareketle müvekkili şirkette, bu şirketin çalışanlarının özlük haklarından, çalışanların müvekkili şirkette çalıştığı süreye tekabül eden zaman dilimi için müteselsilen sorumlu olduğunu, davacının bir kısım işçilerin maaşlarını ödememesi, işten çıkardığı bir kısım işçilerin özlük haklarını ödememesi, işçilerin müvekkili şirketi asıl işveren olarak muhatap alıp, mevzuat kapsamında zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurması ve akabinde halen derdest olan işçilik alacakları için açılmış davalarda müvekkili asıl işveren olarak davalı olarak göstermeleri sebebiyle müvekkili şirket ve yine bu sözleşme gereğince davacıdan hizmet alan diğer grup şirketleri, davacının kendileri uhdesinde bulunan alacakları üzerinde sözleşmeden kaynaklanan hapis haklarını kullanmış olduklarını,  davacı vermediği bazı hizmetler için sair nam altında haksız ve dayanaksız faturalar da tanzim etmiş olduğunu, bu faturalara süresi içinde de itiraz edildiğini, bu yönü ile de takip ile talep edilen asıl alacak da ihtilaflı olup yargılamayı gerektirmekte olduğunu, davacının takibe konu ettiği asıl alacak miktar itibarı ile de haksızlığı, alınacak bilirkişi raporları ile de sabit olacağını, tüm bu sebeplerle davacının   haksız ve hukuka aykırı tüm taleplerinin reddini talep etmiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... <br>1-Davanın KABULÜ İLE;<br>   a-Davalının Kocaeli İcra Dairesinin 2022/122798 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 43.534,20-TL asıl alacak üzerinden devamına,<br>b-Asıl alacağa takip tarihi olan 09.12.2022 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına,<br>c-Alacağın %20'si oranında hesap edilen 8.706,84-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  <br>d-Davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine,...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı yanın süreli catering sözleşmesindeki 4.f maddesi gereği üstlendiği davalı iş yerinde çalıştırdığı işçilere ait ücret, kıdem vb. yükümlülüklerini yerine getirmediğinden anılan sözleşmenin 4.g maddesi gereği hapis haklarının nazara alınmadığını, mahkeme davacı ile dava dışı DLD Ltd. arasındaki organik bağın taraflarınca tespit edilmesine karşın mahkemenin söz konusu şirketler arasında organik bağın mevcut olmadığından bahisle son derece hatalı bir karar verdiğini,  hem HMK kapsamındaki temel ilkelerden olan usul ekonomisi hilafına mahkeme tarafından yargılama yapıldığı hem de davalı şirketlerin işçi alacağından dolayı sorumlu olduğu miktarların bilirkişi raporunda net biçimde belirlenmediğini, bilirkişi raporunda işçi alacaklarındaki sorumluluk ve payların hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, bu yönüyle hükme elverişsiz bir rapor olduğunu, icranın geri bırakılması taleplerinin mevcut olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. <br>DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2023 tarih, 2023/184 Esas - 2023/602 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava açık hesap ilişkisinden kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Davacının taraflar arasındaki açık hesap ilişkisine dayanarak alacak talebiyle eldeki davayı açtığı, davalının taraflar arasındaki “Süreli Catering Hizmeti Sözleşmesi”nin 4/g maddesi gereği çalıştırdığı personelin işçilik alacaklarında sorumluluğun davacıya ait olduğu, anılan sorumluluk yerine getirilmediği takdirde davalının hapis hakkı olduğundan bahisle, davalı hakkında açılan işçilik alacağı davalarını göstererek hapis hakkını kullandığını beyan ederek davanın reddini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı taraf istinaf yasa yoluna başvurmuştur.<br>İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.<br>İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü açısından takas savunması üzerinde de durulması gerekmektedir.<br>Türk Hukukunda takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukuki işlemdir. Böylece takas ifa masraf ve külfetine katlanmadan, her iki tarafı da borcunu ifa ve alacağını tahsil etmiş durumuna getirir.<br>Diğer taraftan Türk Hukuk Lûgatında  takas için “İki kişi karşılıklı olarak bir miktar ya da özdeş (aynı cinsten) diğer edimleri birbirlerine borçlu iseler her iki taraf muaccel (istenebilir) olan borçlarından ya da alacaklarından vazgeçerek sözleşmeyi sona erdirebilirler” (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 1052) denilerek Kanun maddesi ile aynı doğrultuda tanımlama yapılmıştır.<br>6098 sayılı Kanun'un 139. maddesinde takasın koşulları düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre;<br>“İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.<br>Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.<br>Zaman aşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zaman aşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir.”<br>Maddeden de anlaşılacağı üzere takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu) olması gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Ayrıca takas için yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins veya özdeş edimlerin takası mümkündür. Takas için aranan üçüncü koşul ise kural olarak her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olması gerekir. Dördüncü koşul ise tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir.  Özdeşliğin, 6098 sayılı Kanun'un 143 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan“Takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir.” cümlesinden hareketle borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirdiği anda mevcut olması gerekir. Karşılıklı alacaklardaki özdeşlik, cins ve nitelik bakımından aranır. Yoksa miktar bakımından bir özdeşlik söz konusu değildir. Çünkü, 6098 sayılı Kanun'un 143 üncü maddesinin birinci fıkrasında da belirtildiği gibi, takasla her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer. Aynen ifa borcu, sonradan tazminat borcuna dönüşmüşse, diğer tarafın borcu da para borcu ise, özdeşlik gerçekleşmiş olduğundan takas yapılabilir. Özdeşlik koşulu, alacakların kaynağının da aynı olmasını gerektirmez. Bu bakımdan sözleşmeden doğan bir alacağın, karşı tarafın haksız fiilden doğan tazminat alacağı ile takası mümkündür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/11-454 esas 2023/1221 karar sayılı ilamı,)<br> Somut olayda; davacı taraf taraflar arasında cari hesap ilişkisi nedeniyle alacaklı olduğunu beyan etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarihli 2017/19-919 E. 2019/886 K. sayılı ilamına göre 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89.  maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. <br>Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.<br>Eldeki olayda taraflar arasında 6102 sayılı yasanın 89. maddesi anlamında cari hesaba ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığından taraflar arasındaki ilişkinin açık hesap ilişkisi olduğu, açık hesap ilişkisinin dayanağının ise taraflar arasındaki “Süreli Catering Hizmeti Sözleşmesi”nin oluşturduğu anlaşılmıştır.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık anılan bedele ilişkin sözleşmenin 4/g maddesi kapsamında davalının hapis hakkı olup olmadığı yönündedir. Her ne kadar davalı vekili, süresi içinde ve usulüne uygun  verdiği cevap dilekçesi ile işçilik alacaklarından dolayı hapis hakkının bulunduğunu ileri sürmüş ise de;  HMK 33. madde gereğince hukuki nitelendirme hakime ait olup, davalının yüklenici şirket işçilerinin işçilik alacaklarının tahsili için açtıkları davalarda ödenmek zorunda kalınan  veya kalınacak  bedellerden yüklenicinin sorumlu olduğuna dair savunması  takas niteliğinde ödemezlik def'ii olduğundan (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/5490 esas 2022/5953 karar sayılı ilamı) eldeki olayda takasın şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.<br>Yukarıda detaylandırıldığı üzere; 6098 sayılı yasanın 139. maddesinden de anlaşılacağı üzere takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu) olması gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Ayrıca takas için yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins veya özdeş edimlerin takası mümkündür. Takas için aranan üçüncü koşul ise kural olarak her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olması gerekir. Dördüncü koşul ise tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir.<br>Eldeki olayda; davalının takas definde bulunduğu işçilik alacaklarına ait dava dosyalarında davacı taraf olmadığı gibi, yine anılan davalardaki alacak taleplerinin davacıya karşı ileri sürülen bir dava olmadığı, dolayısıyla tarafların bir birinden borçlu olması şartının bu aşamada gerçekleşmediği; ayrıca davalı tarafından dava tarihi itibariyle ödenmiş bir işçilik alacağının bulunmaması nedeniyle takas definin ileri sürüldüğü zaman itibariyle muaccel bir borçtan da bahsedilemeyeceği, dolayısıyla takasın şartlarının eldeki olayda oluşmadığı anlaşıldığından işçiler tarafından açılan davaların sonuçlanmalarının beklenmesine gerek bulunmamaktadır.<br>Yine sözleşmenin 2/f maddesi gereği sözleşmeye taraf olan her firmanın ödemesinden kendi sorumlu olacağı ve Trakya Sanayi'nin ödemelerden sorumlu olmayacağı kararlaştırılmış olduğundan davalının dosyanın diğer firmaların açtığı davalar ile birleştirilmesi yönündeki talebi de yerinde değildir.<br>Dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre; davacının defterlerinin usulüne uygun açılış kapanış tasdikleri bulunsa da banka kayıtlarını ticari defterlere işlemediğinden alacak miktarının talep edilenden fazla olarak davacı kayıtlarında yer aldığı, davalı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve usulüne uygun açılış kapanış tasdiklerinin bulunduğu, buna göre davalının davacıya 43.534,20-TL borçlu olduğu bildirilmiş, anılan bedele ait ödeme iddiasının ve ödemeye ait belgenin de bulunmadığı, yukarıda açıklandığı üzere davalının takas definin şartlarının dava tarihi itibariyle mevcut olayda oluşmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, gerekçede yazılı nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup, anılan kararın kamu düzeni yönünden kaldırılması gerekmiştir.<br>Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Bu nedenlerle; davalının istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kamu düzeni yönünden kabulüne, diğer istinaf istemlerinin reddine, yerel mahkemenin kararının anılan nedenlerle kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;<br>1-)Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2023 tarih, 2023/184 Esas - 2023/602 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,<br>YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,<br>a-Davanın KABULÜ İLE;<br>-Davalının Kocaeli İcra Dairesinin 2022/122798 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 43.534,20-TL asıl alacak üzerinden devamına,<br>-Asıl alacağa takip tarihi olan 09.12.2022 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına,<br>-Alacağın %20'si oranında hesap edilen 8.706,84-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  <br>b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 2.973,82-TL harçtan peşin harç olarak alınan 525,79-TL nin mahsubu ile 2.448,03-TL  harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>c-Davacı tarafından  işbu dava uğruna yatırılan 179,90-TL başvuru harcı, 525,79-TL  peşin harç olarak yatırılan toplam 705,69-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>ç-Kocaeli Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden ödendiği anlaşılan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>d-Davacı tarafından işbu dava uğruna sarf edilen posta masrafı 71,25-TL,  bilirkişi ücreti 2.000,00-TL  olmak üzere toplam 2.071,25-TL yargılama giderinin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>e-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 maddesine göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>f-HMK'nın 333/1 maddesi ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 207. maddesi gereğince, karar kesinleştiğinde gider avansından kullanılmayan kısmın yazı işleri müdürü tarafından ilgilisi hesap numarası bildirmiş ise, hesabına aktarılmasına; aksi halde, masrafın gider avansından karşılanmak suretiyle PTT vasıtasıyla adrese ödemeli olarak gönderilerek iadesinin sağlanmasına,<br>2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 2.973,82-TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 743,45-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.230,365-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>b-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,<br>c-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>ç-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine,<br>d-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>e-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>f-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/05/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e1cfa8b79b76fddc","SID":"f1e2a00ab524dd83"}}