{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1117 Esas<br>KARAR NO: 2025/1125 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ESAS NO: 2024/374 D.İş - 2024/372 Karar<br>DAVA: İhtiyati Haciz<br>KARAR TARİHİ: 26/06/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talep eden vekili 19/08/2024 tarihli dilekçesi ile; müvekkili ile borçlu şirket arasında otomobil yedek parça işlerinden doğan alacak verecek hesabı cari hesap mevcut olduğunu, tarafların karşılıklı cari hesapları 30/07/2024 tarihi itibariyle bakiye borç 2.322.490,38 TL olduğunu, e mail yoluyla mutabık metni hazırlanmakta olduğunu, buna ilişkin e mail çıktılarını ve e posta kayıtlarını dilekçe ekine sunduklarını, tarafların birbirleri arasında ilişkiden doğan 30/04/2024 tarihli, 959.514,00 TL, 16/04/2024 tarihli 591.262,18 TL, 22/04/2024 tarihli, 551.163,60 TL tutarda faturanın olduğunu, tarafların herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu faturaların toplam 2.101.939,00 TL faturanın mevcut olduğunu, tarafların Vergi Dairesi kayıtlarında da davalı mal alımını beyannamalerine yansıttığını, fatura içeriğinde görüleceği üzere 7 iş günü içerisinde yapılması gerektiği fatura da yer aldığını, dekontları dilekçenin ekli olduğunu, tarflar arası mal alış verilişi düzenli olarak efatura üzerinden olduğu içinirsaliye düzenlenemediğini, borçlunun müvekkili şirkete vermiş olduğunu, 1.810.000,00 TL miktarlı çek süresi içerisinde ödenmediğini ve çekin bankaya ibraz edildiğini, çekin bankaya irazı sonrasında çekin karşılığının olmadığığının görüldüğünü ve muhatap banka tarafından çekin karşılığının olmadığı kaydı çekin arka yüzüne düşüldüğünü, davalı borçlu bakiye tutarın 2.322.490,38 TL olmakta olduğunu, borçlu şirket tarafından borç ödemesine yanaşılmadığını, müvekkili firma borçlu tarafından oyaladığını, mallarını kaçırma tehlikesi içerisinde olduğunu, alacaklarının rehinle de teminta altına alınmadığını, bu nedenlerle 30/07/2024 tarihli, bakiye hesap tuturanıa göre 2.322.490,38 TL miktar üzerinde bu mümkün olmazsı, 2.101.939,00 TL lik fatura tutarında, buda mümkün olmadığı durumda 1.810.000,00 TL tutarda çek tutarında borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep ve dava etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 20/08/2024 tarih ve 2024/374 D.İş - 2024/372 Karar sayılı kararında; \"...Talebin dayanağı olan çekin incelenmesi sonucunda; borcun rehinle temin edilmediği, vadesinin geçtiği ve ödenmediği hususları anlaşıldığından talebin çeke konu miktar yönünden kabulüne karar verilmiştir. Faturaların toplam bedeli ile çek bedeli arasındaki fark yönünden talep dilekçesi ekinde sunulan belgeler alacağın varlığı ve muacceliyeti hakkında yaklaşık ispat koşullarını sağlamadığından bu kısım hakkındaki ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir....\"gerekçesi ile, ''1-İhtiyati haciz talep edenin talebinin kısmen kabulü ile; 1.810.000,00TL alacağı yönünden %15 teminatla KABULÜNE, 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 257 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati haciz talep edenin ileride ihtiyati haciz de haksız çıkması halinde borçlu/borçlular ile üçüncü şahısların bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan sorumlu olması kaydı ile ihtiyati haciz isteyen alacaklının şimdilik talebe konu alacağın % 15 (yüzde onbeş) oranınına isabet eden 271.500‬,00TL miktarındaki nakdi teminat tutarını veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz nitelikteki teminat mektubunu (şayet alacaklı bir banka ise kendisi dışındaki bir başka bankaya ait teminat mektubu olmak kaydı ile) mahkememize yatırdığında veya ibraz ettiğinde borçlunun/borçluların gerek elindeki gerekse üçüncü şahıslardaki taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarının yukarıda miktarı yazılı alacağa yetecek kadar kısımlarının İHTİYATEN HACZİNE, 2- Bakiye kısım yönünden talebin REDDİNE,...'' karar verilmiş ve karara karşı aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen vekili tarafından itiraz edilmiştir. Aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen vekili 26/08/2024 tarihli ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde özetle; ihtiyati hacze konu çek bedelinden fazla bedelin davalıya ödendiğini, ödemenin sunulan ödeme dekontları ile sabit olduğunu ve ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 12/09/2024 tarih ve 2024/374 D.İş - 2024/372 Karar sayılı ek kararında; \"...Mahkememizce daha önce verilen ihtiyati haczin çek nedeniyle verildiği, cari hesaba ilişkin talebin reddine karar verilmiş olduğu, çekin bedelinin ödendiğinin sunulan banka dekontları ile sabit olduğu, kaldı ki taraflar arasında mahkememiz kararından sonra bir sulh protokolü yapıldığı ve protokole göre borçlunun belediyedeki alacağını alacaklıya temlik etmesi ile borcun sona ereceği ve ihtiyati haciz kararından alacaklının feragat ettiğinin kararlaştırıldığı, temlikin yapıldığı, belediyece hacizler nedeniyle ödeme yapılmamış ise de, bu konunun yargılamayı gerektirdiği, çeke dayalı verilen ihtiyati haciz kararı sonrası çek bedelinin ödendiği belgeyle doğrulandığına göre haciz kararının kaldırılması ve itirazın kabulü gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur....\" gerekçesiyle; 1-İtiraz edenin itirazının kabulü ile, mahkememizce verilen 2024/374 D.iş sayılı, 20/08/2024 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına,....\" karar verilmiş ve ek karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında cari hesap sözleşmesi mevcut olduğunu, bu cari hesabın devresinin belirtilmemiş olduğunu, teamül gereği her yılın sonu hesap devresi sayılacağını, bilindiği üzere cari hesap sözleşmelerinde belirlenen hesap devresinin sonunda hesaplama yapıldığını, bunun sonucunda çıkan borç miktarının muaccel olduğunu, bununla beraber 30/07/2024 tarihi itibariyle geçmiş döneme ait olan toplam 2.322.490,38 TL bakiye borç tutarı olduğunu ve taraflar arasında olan 2.322.490,38 TL tutarında alacağın muaccel olduğunu, tarafların bu konuda mutabık kaldıklarını,İİK madde 257'e göre vadesi gelmiş bir borç için ihtiyati haciz konulmasında özel şartlar aranmadığını, borcun muaccel olmasının yeterli olduğunu, ilk derece mahkemesinin bu durumu gözetmeyerek ihtiyati haciz talebini reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkeme aksi kanaatte ise de ihtiyati haciz fatura bedeli olan 2.101.939,00 TL üzerinden konulması gerektiğini;bilindiği üzere faturanın taraflar arasında bir mal alım satımın olduğunu gösterir bir belge olduğunu, taraflar arasında yapılan bu satış sonucunda müvekkil tarafın satımın konusu olan malları karşı tarafa teslim ettiğini ancak satım bedelinin müvekkile ödenmediğini, müvekkil tarafından kesilen faturalar incelenecek olursa kesilen fatura VUK 230'a uygun olarak irsaliye numarası ile beraber düzenlendiğini, yani malın teslim edildiği açıkça faturada yer alırken, malın bedelinin ödendiğine dair ibare TTK madde 21.1'e göre yer alması gerekirken yer almadığını ve bu duruma davalı tarafın da faturayı aldıktan itibaren 8 gün  içinde itiraz etmediğini, yerel mahkemenin bu durumu gözetmeden karar vermesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkeme aksi kanaatte ise de çek bedeli kadar olan 1.800.000,00 TL üzerinden ihtiyati haciz uygulanması gerektiğini, borçlu tarafın çeke ilişkin olarak yaptığını iddia ettiği ödemenin aslında cari hesap için yapıldığını, çekin ciro edilmiş başkaları tarafından bankaya sunulduğunu ve karşılıksız işlemi yapıldığını, ...'nin taraflarına borçlu olduğunu gösterir en somut örneklerden birinin müvekkil ile davalı arasında çeklerin iade edilmesi şartıyla davalının Adana Büyükşehir Belediyesinden olan alacağını müvekkile  temlik etme konusunda anlaşıp protokol imzalandığını, bu protokolün tarihi ile karşı tarafın çekin bedelini ödediğini iddia ettiği tarih karşılaştırıldığı vakit bu durumun gözler önüne serileceğini, Borçlunun ödeme yaptığı borcunu bildirmesinin yetmeyeceğini, bu bildirimin yasal olarak geçerli olması gerektiğini, borçlu tarafından yapılan beyanın ise geçersiz olduğunu, yaptığı ödemenin cari hesaba ilişkin olduğunu, Hacze gidildiğinde 26.08.2024 tarihinde borcu kabul edip akabinde, Adana Büyükşehir Belediyesinden olan 2.250.000,00-TL alacağını  Bakırköy ... Noterliğinin 27/08/2024 tarihli ve ... yevmiye numaralı temliknamesi ile alacaklı müvekkil firmaya borçlu şirketin temlik ettiğini, ancak bu temliğin belediye tarafından kabul edilmediğini, temliknamede hata olduğunun öne sürüldüğünü, bunun üzerine Bakırköy .... Noterliğinin 28/08/2024 tarihli ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki beyannamesinin Adaba Büyükşehir Belediyesine sunulduğunu, fakat Belediyenin herhangi bir işlem yapmamasına karşılık 10/01/2025 tarihli bir dilekçe ile Belediyeye başvurulduğunu, Belediyenin ise 15/01/2025 tarihi ve ... sayısı ile cevap verdiğini, cevabında ise hatanın giderilmesinin beklendiği süreçte alacaklarını devreden firmanın alacaklarına haciz gelmesi sebebiyle işlem yapılmadığınının belirtilmediğini, bu yüzden yukarı da açıklanan istemlerden herhangi biri kabul görmezse ihtiyati haczin bu temlik bedeli olan 2.250.000,00 TL tutar üzerinden konmasını talep ettiklerini, bununla beraber müvekkilin, İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas numaralı dosyasında davalı aleyhine hacze  gittiğini, bu hacizde tutulan tutanakta davalı yanın müvekkile olan borcunu ''Anladım ama şu an borcu ödeyecek gücüm yok'' diyerek ayrıca '' Borcumu kabul ediyorum  1.702.000 TL 'lik borç bizim kayıtlarımızda mevcuttur haricindeki miktarlar değerlendirilip ödeme yapılacaktır '' şeklinde beyanının mevcut olduğunu ve borcunu kabul ettiğini, bu durumun müvekkil ile davalı arasında cari hesap sözleşmesinin ve ondan doğan alacağın olduğunu gözler önüne serdiğini,  Söz konusu firmanın 26.08.2024 tarihli Haciz tutanağında yazılı olan ''1.702.000 TL 'lik borç bizim kayıtlarımızda mevcuttur haricindeki miktarlar değerlendirilip ödeme yapılacaktır''  beyanına göre 1.702.000 TL'lik miktar üzerinden ihtiyati haczin devamını talep ettiklerini, söz konusu takibin ilamsız takip olduğunu ve ilamsız takibin kabul edilen miktar yönünden devamını talep ettiklerini, müvekkil firmanın borçlu tarafından oyalandığını, mal kaçırma tehlikesi içerisinde olduğunu, alacaklarının rehinle de teminat altına alınmadığını,Yukarıda izah edilen sebeplerle İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/374 D.İş-2024/372 K. Sayılı kararının kaldırılarak takibin cari hesaptan doğan alacaktan kaynaklı olduğundan taraflarında ilamsız takip açtıklarını bildirerek söz konusu ilamsız takibin ...'nin (1) cari hesap  bedeli olan 2.322.490,38 TL tutarı üzerinden , bu mümkün olmazsa fatura bedeli olan  (2) 2.101.939,00  TL üzerinden ve de bu da mümkün olmazsa, çek bedeli olan (3) 1.800.000,00 TL üzerinden,bu da mümkün görülmezse yukarıda açıklanan temlik bedeli olan (4) 2.250.000,00 TL üzerinden,bu da mümkün görülmezse Borçlunun İstanbul ... İcra Dairesinin ...  dosyasında bulunan 26.08.2024 tarihli haciz tutanağında açıkca kabul ettiği (5) 1.702.000 TL miktar üzerinden borcu için yeteri kadar malına ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; ihtiyati haciz talep eden tarafından karşı tarafa satılıp teslim edilen fatura konusu mallara ilişkin cari hesap alacağı bulunduğu ve kendilerine verilen çekin karşılıksız çıktığı iddiası ile alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece 20/08/2024 tarihli değişik iş kararı ile çeke dayalı ihtiyati haciz talebinin kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, ihtiyati haciz kararına karşı taraf tarafından itiraz edilmesi üzerine Mahkemece 12/09/2024 tarihli ek kararı ile itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiş, ek karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İİK'nın 257/1. fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklar ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nın 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder. Somut talepte; ihtiyati haciz talep eden vekili, ihtiyati haciz talep eden tarafından karşı tarafa satılıp teslim edilen fatura konusu mallara ilişkin cari hesap alacağının ödenmediğini,  kendilerine verilen çekin karşılıksız çıktığını, karşı taraf aleyhine hacze gidildiğinden haciz tutanağında da borcun kabul edildiğini, alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece ihtiyati haciz talebi çeke dayalı olarak kabul edilmiştir. İhtiyati haciz kararından sonra taraflar arasında akdedilen protokol hükümleri, alacağın temliki sözleşmesi, karşı taraf tarafından çeke istinaden ödeme yapıldığı açıklaması bulunan banka dekontları dikkate alındığında davacının alacağının devam ettiğine ve miktarına ilişkin bu aşamada yaklaşık ispatın mevcut olmadığı, yapılan ödemelerin çeke istinaden olmadığına ve alacağın temlikine izin verilmediğine ilişkin iddiaların yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla Mahkemece itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesi isabetli olup, ihtiyati haciz talep eden vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, ihtiyati haciz talep edenin 12/09/2024 tarihli ek karara karşı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati haciz talep edenin 12/09/2024 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,  6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,  7-Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e859f96662d60586","SID":"2624efe85938b0df"}}