{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2202 <br>KARAR NO:2025/954<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ:28.09.2021<br>NUMARASI:2018/808 Esas - 2022/277 Karar <br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında mal alım satımından kaynaklanan ticari ilişki nedeniyle cari hesap ilişkisinin mevcut olduğunu, davacı şirketin cari hesap ilişkisine göre davalıdan alacağı olup bu alacağın tahsili için ... sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından borca haksız bir şekilde itiraz edildiğini ve bu nedenle takibin durduğunu, taraflara ait ticari defterler ve faturalar incelendiğinde davacının davalıdan alacaklı olduğu, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunun ortaya çıkacağını beyanla, davanın kabulü il itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;  davaya yasal ve yazılı delile ispat şartına bağlı olduğunu, akdi ilişkinin bulunmamasının davanın reddi sebebi olduğunu, huzurdaki davada yasal ve geçerli bir takibin davanın ön şartı olduğunu, ayrıca davacının haksız yere icra takibi başlattığını beyanla, davanın reddine, davacı tarafın dayanak icra takibinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatından sorumlu tutulmasına  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalının beyanları, icra takip dosyası tanzim olunan bilirkişi raporu ve  tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;  taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taraflar arasındaki mal alım satımından doğan cari hesap alacağı olduğu belirtilerek, işbu alacağın davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine davalının itirazı noktasında toplandığı, davacı ile davalı arasında TTK 89 madde hükmü anlamında ve yazılı surete düzenlenen bir cari hesap sözleşmesinin mevcut olmadığı,   mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan ve mahkememizce de kabul gören bilirkişi raporuna göre,  davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalara ve sevk irsaliyelerine konu tekstil boya ve kimyasallarının fatura ve sevk irsaliyelerinin gümrük çıkış beyannameleri ve ekleri ile uyumlu olduğu, söz konusu emtianın yurt dışı edildiği, toplam 3 adet gümrük çıkış  beyannamesinin Halkalı Gümrük Müdürlüğünce tescil edildiği, ancak transit belgelerinin mevcut olmadığı, bu beyannameler ile emtianın Türkiye'den yurt dışı edildiğinin ispat edildiği, beyannamelerin tamamında teslim şeklinin... olduğu, ödeme şeklinin vesaik mukabili olduğunun belirtildiği, beyannameler üzerinde her bir yükleme için nakliye firmaları isimleri yazılı olduğu gibi, davacı tarafından sunulu olan belgelerde de beyannamede yazılı olan firmaların ikisinin sevk irsaliyesi altında kaşesinin mevcut olduğu, ancak taşıyıcıların davalı tarafından görevlendirildiğine, yükün bu taşıyıcılara teslimini talep eden, davalı tarafından verilmiş bir yükleme talimatının mevcut olmadığı, bu yüklemelerin parsiyel de olsa düzenlenmesi gereken ve ilk nüshası göndere verilmiş CMR (uluslararası hamule senedi)nin mevcut olmadığı, davalı alıcı firmanın fatura ve beyanname muhtevası ürünleri teslim aldığına dair delil niteliğinde bir belgenin dosya kapsamında mevcut olmadığı, davalının da bu konuda bir ikrarı olmadığından, satmış olduğu fatura muhtevası emtiayı alıcısına teslim ettiğinin ispat külfetinin davacı satıcı üzerinde olduğu, satışın yapılın malın/hizmetin teslim edildiğini ve satışın veresiye yapıldığını davacının ispatlaması gerektiği, davacı tarafından  ispata yarar başkaca delil sunulmadığı...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; HMK'nın 297/c. maddesi uyarınca hükmün gerekçeli olması ve hükümde çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini,sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri ihtiva etmesi gerektiğini, Mahkemece gerekçeli kararda  \"davacı tarafından  ispata yarar başkaca delil sunulmadığı anlaşıldığından\" denilmişse de dosyaya davayı ispatlar ve haklılığı  gösterir belgeler sunulmuş olmasına rağmen bu belgelerin yargılama sırasında hiç irdelenmediğini ve sanki bu belgeler dosyaya  hiç sunulmadığını ve gerekçeli kararda da yer verilmediğini, yüzeysel incelemeye dayalı bilirkişi raporu doğrultusunda doğrudan davanın reddine gidildiğini,Hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişilerin, ısrarla dosyadaki lehlerine olan delilleri irdelemekten imtina ettiklerini, deliller ile dosyaya sundukları beyanları görmezden geldiklerini ve  dosyadaki belgeler bir bütün olarak ele alındığında müvekkilinin davalıya mal ihraç ettiği ve bu ihracat işlemini de davalının talimatı ile yaptığı açık olmasına rağmen her nedense en başından beri taraflı bir şekilde  davalının talimatının olmadığı gerekçesi ile ki aksini ispatlar whatsapp yazışmalarının dosyaya sunulduğunu, davalının itirazını yerinde bulduklarını, hükme esas alınan gerek kök gerekse de aynı mahiyetteki  ek rapordaki kanaatleri taraflı olduğundan, hukuki mahiyette olmaktan ziyade şahsi bir kanaat bildirme niteliğinde olduğundan  rapora itiraz ettiklerini ve   başka bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep ettiklerini, buna rağmen mahkemece son duruşmada \"yeterli teknik inceleme yapıldığı\" gerekçesi ile yeniden inceleme yapılması talebi reddedilerek, taraflı ve eksik incelemeye dayalı rapor doğrultusunda hatalı bir  şekilde davanın reddine karar verdiğini, davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmekten imtina ettiğini,  bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Müvekkili şirket yetkilisinin karşı tarafla İsa diye  konuşmasının, yazışmaların içeriği itibariyle mal alım-satımına ilişkin olması, yazışmadaki malların takip konusu  faturadaki mallar ile aynı olmasının, yazışma ve ve faturaların tarihlerinin aynı tarihlere ait olduğu göz önüne alındığında bu yazışmaların davalı ile yapıldığı da aşikar olduğunu, davalı ile yazışmaların yapıldığı telefon numarası ... olduğunu, söz konusu bu whatsapp yazışmaları ile davalı  tarafın hem borca  itiraz dilekçesinde hem de davaya cevap dilekçesinde  yer alan borca  itirazının ve müvekkili  şirket ile arasında  bir  ilişki olmadığına dair tüm iddialarının asılsız olduğunun ortaya çıkacağını, davalının siparişini verdiği bu malların, dosyaya sunulan  ve takip konusu olan 12.02.2015  tarihli faturada yazılı olan mallar olduğunu,Davalı yazışmalarda \"bizim yeni firmanın bilgileri var mı  sende \" demiş müvekkilin olmadığını  yazması üzerine \"Şirket adı:...,Nıpt:... Adres:...,... ,...,... \" olarak bildirdiğini, davalının yazışmada yeni firmanın adresi diye  malların teslim adresi olarak bildirdiği bu adres, davalı adına düzenlenen dava konusu fatura ve sevk irsaliyelerinde yazılı adres olup aynı zamanda Tiran Büyükelçiliği Tiran Ticaret Müşavirliği ile yapılan  yazışma sonucu Tiran Ticaret Müşavirliği’nin  göndermiş olduğu  Arnavutluk Cumhuriyeti Maliye Ve Ekonomi  Bakanlığı Ulusal İş Merkezi “Gerçek Kişi” Bilgilerine Dair Sicil Kayıt Suretinde de  davalının Arnavutluk’ta gerçek kişi olarak aktif olduğu ve firmanın faaliyet adresi olarak yer alan adres olduğunu, fatura  ve sevk irsaliyelerindeki  vergi numarası da yine davalının yazışmada bildirdiği ve Arnavutluk Cumhuriyeti Maliye Ve Ekonomi  Bakanlığı Ulusal İş Merkezi “Gerçek Kişi” Bilgilerine Dair Sicil Kayıt Suretinde bildirilen ticari işletmenin özgün kimlik  numarası olan ...  olduğunu, nitekim bilirkişi kök raporunda da davalının yukarıda bildirilen adreste aynı numara ile  26.11.2014 tarihinde Arnavutluk Cumhuriyeti siciline faal gerçek kişi olarak kayıtlı olduğunun tespit edildiği, fatura ve sevk irsaliyelerinde de bu vergi numarası ile adresin yazılı olduğu açıkça tespit edildiğini, 10.02.2015 tarihli  davalının ilk faturada yer alan malları sipariş ettiği  ve adresi bildirdiği yazışmadan sonra davalı müvekkile 13.02.2015 tarihinde “...'A diye sorduğunu, müvekkilinin de \"dün teslim ettik kardeşim\" diye yazdığını, bu yazışmalardan ilk olarak görülmekte olan şudur ki, müvekkilinin  dün diyerek   belirttiği teslim tarihi ,davalının siparişinden sadece iki gün sonrası olan 12.02.2015 yani ilk faturanın düzenlendiği tarih olduğunu, yine “mallar teslim edildi mi ...'a beyanında geçen  “...” dosyaya sunulan internet sayfasından da görüldüğü üzere ... Lojistik olduğunu, sunulan bu belgelerden de görüldüğü üzere ,... Lojistik işletme ve/veya marka adı olup şirketin ünvanı ise  ... A.Ş.olduğunu, ... ...A.Ş. ise  raporda da belirtildiği üzere Arnavutluk'a taşımayı yapan  ilk ve üçüncü  nakliye firma olduğunu, raporda belirtilenin aksine bu belge ve bilgiler, emtianın bu firmalar tarafından taşındığına dair davalının yazılı talimatı olduğunu açıkça gösterdiğini,Bilirkişi kök raporunda da belirtildiği üzere söz konusu ihracat işlemi, ... teslim şeklinde yapıldığını, bu teslim şeklinde, taşıma bedelini alıcının ödeyeceğini, somut olayda da taşıma bedeli  davalı ... tarafından ödenmiş olup taşımayı yapan firmalar tarafından davalı alıcı adına düzenleniş navlun faturalarının bulunması gerektiğini, Bilirkişi kök  raporunda yer alan tespitler ile müvekkilinin dava konusu emtiaları, davalının bildirdiği firmalar ile yurt dışına gönderdiğinin sabit olduğunu,Dosyaya  18.11.2020 ve 18.03.2021 tarihlerinde sunulan  dilekçe içeriği ve ekinde yer alan davalının talimatlarını içeren  whatsapp yazışmaları , iki taşımayı yapan  dava dışı  ...  A.Ş.nin dosyaya sunduğu kabul beyanı, taraflar arasında daha önceye dayalı bir ticari ilişki olduğu,  davalı tarafın ilk faturaya konu malları bu şubat 2015 tarihli  yazışma ile sipariş ettiği,Arnavutluk'taki firmasının adres ile vergi numarasını bildirdiği, malın teslim edilmesini talep ettiği taşıyıcıyı bildirdiği, müvekkilin davalı adına ihracat işlemini yaptığı ,müvekkilin ödeme talep üzerine davalının  borcunu ikrar ettiği ve kısmi ödeme yapacağını  bildirdiği ,nisan 2015 tarihli yazışma ile ikinci faturaya konu  malın teslim edilmesini talep ettiği, taşıyıcıyı bildirdiği ve dava konusu alacağın dayanağını teşkil eden  3 fatura konusu  emtianın bu firmalar tarafından taşındığına dair davalının yazılı talimatı olduğu  açıkça görüldüğünü, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davanın konusunun, davacının haksız olarak müvekkili aleyhine başlattığı icra takibi olan .... Sayılı dosyasına yaptıkları itirazın iptali talebi olduğunu, anılan icra takibinin alacağı döviz cinsinden olup, 17.362,92 USD olarak belirtilmiş ve takip talebinde \"TBK md.99/III uyarınca tahsil tarihindeki ... USD Efektif Satış Kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının tahsili taleplidir.\" ifadesi yer aldığını, dava dilekçesinde ise dava açılışındaki harcın hesaplanabilmesi için alacağın TL cinsinden karşılığına yer verilmiş ve harca esas değer belirtildiğini, hal böyleyken gerek icra takibinin gerekse itirazın iptali davasının konusu döviz alacağı olduğunu, Mahkemenin, vekalet ücreti hesabında alacağın takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden 12.299,43.-TL vekalet ücretine hükmettiğini, oysa ki yerleşik içtihat kararları uyarınca alacağın döviz cinsinden olması halinde yabancı para alacağının, karar tarihi itibariyle Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL’ye çevrilerek hesaplanması gerektiğini, Hal böyleyken; karar tarihi olan 28.09.2021 tarihinde USD'nin ... Bankası'nda ilan edilen efektif satış kuru 8,8878 TL olduğu gözetildiğinde, vekalet ücreti hesaplamasına esas değerin 17.362,92 x 8,8878 = 154.318,16 TL olarak esas alınması ve 18.610,23.-TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2019/6569, K. 2019/16794,  26.09.2019 tarihli ilamının ekli olduğunu, Ayrıca davacının müvekkili aleyhine başlatmış olduğu haksız takipte davacının alacağını ispat edemediği ve takibinde haksız olduğu mahkeme kararıyla sabit olduğunu,  %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi talepleri bulunduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline ve vekalet ücreti taleplerinin kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve inkâr tazminatının tahsili istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine  karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde;Davacı, davalı ile ticari ilişkisi kapsamında üç adet fatura nedeniyle alacaklı olduğunu, malların davalı talebi ile Arnavutluk'ta davalı  adına şahıs firması olarak  kurulu firmaya ihracının sağlandığını, ancak fatura alacaklarının ödenmediğini ileri sürmüş, bu kapsamda faturalar, sevk irsaliyeleri (malları taşıyan firmalara ait imzalı ve kaşeli) gümrük çıkış  beyannameleri, dolaşım belgeleri, Arnavutluk Tiran Ticaret Müşavirliği ile yapılan yazışma içeriklerini davalı yanca Tiran' daki firmasının işlerini takip için dava dışı kişiye verdiği vekalet örneği (davalının Tiran da şahıs firması bulunduğu ve faturalardaki vergi nosunun bu firmaya ait olduğunun kanıtı yönünden), davalı ile gerçekleştiği iddia edilen watsup yazışmaları, nakliye firmaları ile davacı arasındaki mail yazışmaları delil olarak ileri sürmüş, takip ve dava konusu faturalar kapsamındaki malların davalı talimatı ile ihraç edilip, davalıya teslim edildiğinin kanıtlandığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesince bilirkişi kök ve ek raporları alınarak, bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler ışığında davacı yanca fatura konusu malların davalıya tesliminin kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.HMK'nın 282. maddesi uyarınca bilirkşi raporları takdiri delil niteliğindedir.İlk derce mahkemesince sunulu deliller ile bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler ışığında ve gerekçesi yazılarak hüküm kurulduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin ilk derece mahkemesince bilirkişilerce  sunulan delilleri tartışmaksızın düzenlenen ve hükme esas almaya yeterli olmayan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitlere göre hüküm verildiği, hükmün gerekçesinin de bu kapsamda HMK'nın 297. maddesindeki yasal düzenlemeyi kapsar nitelikte olmadığı yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekilince, davalı ile yapılan watsup görüşmeleri ile taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunun kanıtlandığı ancak bilirkişilerce ve mahkemece dikkate alınmadığı ileri sürülmüş ise de ilk derece mahkemesince  alınan 12.07.2021 tarihli ek rapor içeriğinde davacının bu delilinin tartışıldığı, yazışmaların hangi numaradan yapıldığının ve davalıya ait olduğuna dair kanıt bulunmamasının yanı sıra, yazışma tarihlerinin dava konusu faturaların tarihinden daha önceki tarihli yazışmalara ilişkin olduğu tespiti karşısında, davacı vekilinin bu yöndeki ve gerekirse yazışmaların yapıldığı telefonun davalıya ait olduğu zımnında operatör bilgilerinin celbi gerektiği yönündeki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.Davacı tacir olup, TTK'nın 18. maddesi uyarınca basiretli tacir olarak davranma sorumluluğu taşımaktadır. Fatura tek başına alacağın varlığını ve miktarını ispat etmeyip, fatura konusu mal ve hizmetin davalıya teslim edildiğinin de kanıtlanması gerekir. Bu yönde davacı yanca faturala ve irsaliyeler delil olarak sunulmuş olup, davacının alacağa dayanak fatura konusu malları teslim ettiği ve taşıttığını ileri sürdüğü sevk irsaliyelerinde imza ve kaşesi yazılı nakliyat firmalarınca yazılan müzekkerelere verilen cevap içerikleri dikkate alındığında, ... Lojistik firmasının cevaben Arnavutluk'ta bulunan davalı firmasına iki adet taşıma yapıldığı ve davalı tarafından bedelinin ödendiğinin belirtildiği, ancak sunulu taşıma faturası içeriğinden davaya dayanak fatura konusu malların taşındığını ve teslimini kanıtlamaya yeterli olmadığı, diğer Lojistik firması olan ... Lojistik'in ise davacı ve davalı ile arasında herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını bildirdiği anlaşılmaktadır. Buna göre davacının davalı tarafından fatura konusu malların adı geçen Lojistik firmalarına davalı adına  teslim edildiği benimsense dahi söz konusu fatura konusu malların davalı yana tesliminin kanıtlamaya yeterli olmadığı, bu kapsamda bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, yükün bu taşıyıcılara teslimini talep eden davalı tarafından verilmiş bir yükleme talimatının mevcut olmadığı, yüklemelere ilişkin düzenlenmesi gereken ve ilk nüshası gönderene verilmiş ve malların davalıya teslimine delil olacak CMR belgeleri  mevcut olmadığı, bu hususun davacı yanın da sunduğu ve lojistik firmaları ile yaptığı mail yazışma içeriği ile anlaşıldığı dikkate alındığında, davacı vekilinin bu konulara ilişkin istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde;Davacı tarafından davaya dayanak icra takibinde, 17.323,05 USD asıl alacak, 39,87USD işlemiş faiz olmak üzere ıplam 17.362,92 USD üzerinden ve takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru dikkate alınarak 88.457,12 TL takip değeri gösterilmek suretiyle takip talebi düzenlendiği ve TBK'nın 99/III maddesine işaret edilerek tahsil tarihindeki TL karşılığın tahsilinin talep edildiği, itiraz üzerine açılan davada da dava değerinin aynı kur üzerinden 88.457,12 TL gösterilerek dava açıldığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince de davanın reddi ile birlikte kendisini vekil ile temsil eden davalı yararına dava değeri dikkate alınarak vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmakla; davalı vekilinin, takibin USD alacak yönünden yapıldığı, mahkemece davanın reddine karar verildiği dikkate alındığında, müvekkili lehine karar tarihindeki Merkez Bankası  USD efektif satış  karşılığı belirlenecek tutar esas alınarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki istinaf nedeni  yerinde görülmemiştir.İtirazın iptali davasının, davacı yanca malların tesliminin kanıtlanmadığı gerekçesiyle reddedildiği de gözetildiğinde davacının icra takibine girişmekte kötü niyeti sabit görülmediğinden, davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ilişkin koşullar bulunmadığından, davalı vekilinin kötü niyet tazminatı hükmedilmesi gerektiği yönündeki istinafı da yerinde değildir.Taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 29.05.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"59af951bb1349166","SID":"7a978ea2f7e6bb3c"}}