{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/954 <br>KARAR NO\t: 2025/1276<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                         \t K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t      ... <br>ÜYE\t\t: ...       ...<br>ÜYE\t\t: ...\t      ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/313 E.  -  2022/298 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/09/2022 tarih ve 2021/313 E. - 2022/298 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava konusu 35. Sınıfta  ilan edilen 2020/27666 sayılı “...” markasının müvekkilinin önceki tarihli ... ibareli markalarına iltibas düzeyinde benzeyen ve birebir ürünleri kapsayan başvuru olduğunu, gıda emtiasında ortalama tüketicilerin dikkat ve özen algısının diğer emtiaya oranla oldukça düşük bulunduğunu, müvekkilinin “...” markasının tescil edilen sınıflarda güçlü bir marka olduğunu, söz konusu markanın yıllarca kullanarak ayırt edicilik gücünün arttırıldığını, SMK'nın 6/3 uyarınca gerçek hak sahibi olduğunu, somut olayda davaya konu ... markasının orta seviyede dikkat düzeyine sahip bir tüketici hafızasında müvekkiline ait tanınmış seri ... marka ailesinin yeni bir parçası olduğu imajını uyandıracağını, zira davaya konu markanın “...” ibaresi dışından hiçbir ayırt edici unsur içermediğini, davalının müvekkiline ait markanın itibarından yararlanarak haksız kazanç elde edeceğini, ayrıca müvekkiline ait ... ibareli markasının itibarına ciddi zararlar verilebileceğini, müvekkilinin dayanak markasına ayırt edilemeyecek ölçüde benzeyen, ilintili ve benzer hizmetler için tescil edilmek istenen başvurunun, SMK'nın 6/9. maddesi kapsamında, kötüniyet sebebiyle tümden reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek YİDK’nın 2021-M-7015 sayılı kararının iptaline, dava konusu 2020/27666 sayılı “...” ibareli markanın dava sonuçlanıncaya kadar tescil edilmesi durumunda, ayrıca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, dava konusu \"...\" ibareli başvuru markası ile davacının itiraz markalarının, genel görünümleri ve bir bütün olarak bakıldığında bıraktıkları intiba, karıştırılacak şekilde benzer olmadıklarını, başvuru kapsamında kalan mallar ya da benzerleri için ihtilafa konu markanın ya da benzerinin dava konusu markanın başvuru tarihinden önce davacı tarafından marka olarak ciddi biçimde kullanıldığını gösterir nitelikte yeterli bilgi ve belgeye rastlanılmadığını, dava konusu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağını, davacı tarafın, kötüniyet iddiasını belgelendirmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı şirket vekili, \"...\" markası ile \"...\" markası arasında iltibas düzeyinde benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin Şanlıurfa'da kebap yiyecek içecek sağlanması hizmetinde faaliyet gösteren bir restaurant işletmecisi olduğunu, davacı tarafın ise İstanbul ilinde faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketinin uzun yıllardır Şanlıurfa’da tanınan ve bilinen bir marka olduğunu, davalı adına tescilli markaların 6769 sayılı SMK m.6/1 ve m.6/3 fıkraları gereğince hükümsüzlüğü koşullarının dava dosyasında mevcut olmadığı gibi markalarının kötüniyet gerekçesi ile hükümsüz kılınması koşullarının da mevcut bulunmadığını, savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu markanın, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, büyük, kalın harflerle “...” ibaresi ile bu ibarenin hemen altında “ ...” ibaresinden oluştuğu, dava konusu markanın esas unsurunun tüketici tarafından “...” veya bütüncül olarak “...” ibareleri olarak algılanabileceği, davacı markalarının, büyük, kalın siyah harflerle “...” ibaresinden oluştuğu, markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, dava konusu markanın üç harfli ile davacı markalarının esas unsurlarının dört harfli olduğu ve her ne kadar dava konusu markada yer alan “...” ibaresi, davacı markalarının son üç harfinde aynen yer alsa da, “...” ile “...” ibaresinin kısa ibareler olması nedeniyle kısa işaretlerde küçük farklılıkların farklı bir genel izlenime yol açabileceği, özellikle davacı markasının ilk harfinin farklı olmasının işitsel, görsel ve kavramsal olarak markaları oldukça farklılaştırdığı, somut uyuşmazlıkta bu farklılıkların görsel, işitsel, görsel ve kavramsal bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, markalardaki tek harf değişikliğinin iltibasa yol açacağı iddia edilse de, bu hususun her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerekmekte olup, somut uyuşmazlıkta tek harf değişikliğinin görsel, işitsel, yazılış ve anlamsal bakımından dava konusu “...” ibaresini içeren markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin de varlığının markalar arsındaki farklılığı arttıracağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davacının markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal olarak belirli düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, her ne kadar dava konusu markanın kapsamında yer alan  hizmetler redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer alsa da, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmaması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, davacı tarafından dava konusu ibare olan “...” ibaresini Türkiye’de uzun süredir dava konusu hizmetler bakımından kullanıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, dolayısıyla davacının dava konusu marka üzerinde dava konusu hizmetler bakımından eskiye dayalı kullanımının bulunmadığı, dava konusu markanın davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlama, tanınmış markanın itibarına zarar verme, tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme gibi hususların değerlendirilmesi için ilk şart dava konusu marka ile davacı markaları arasında aynılık/benzerlik olması gerektiği, yukarıdaki bölümlerde bahsedildiği gibi, somut olayda, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, öte yandan, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunması şartının sağlanması gerektiği ancak bu şartın gerçekleşmediği, bu şart gerçekleşse dahi dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalı başvurusunun davacıya ait “...” markasının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığına yönelik somut bir kanaat oluşmadığı, sonuç olarak davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı, davalının, davacının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmadığından kötü niyet iddialarının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin markasının sektöründe bilinir/tanınmış olduğunun yerel mahkeme tarafından tespit edildiğini, müvekkilinin markasının yoğun kullanım neticesinde sektörde bilinir hale getirildiğini, mahkemenin, sanki müvekkilinin markasının zayıf bir markaymış gibi bir değerlendirme yaparak küçük farklılıkların iltibası engellediği sonucuna varmasının açıkça marka hukuku temel ilkelerine aykırı olduğunu, kullanım yoluyla ayırt ediciliği arttırılmış ... markasının sektörde bilinir olduğu ve ortalama tüketicinin de dikkat seviyesinin düşük olduğu gıda hizmetlerinde dava konusu ... esas unsurlu markanın tescil almasının taraf markaları arasında iltibas oluşmasına sebebiyet vereceğini, davalı markasında her ne kadar küçük puntolarla yazılan “...” ibaresini barındırsa da bu ibarenin ikincil ve tali konumda olduğunu, ... ibaresini gören ortalama tüketicinin sektörde bilinir ... markasını ister istemez düşüneceğini, markalar arasında asıl marka seri marka izlenimine kapılabileceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının “...” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet \"...\" esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira, dava konusu markanın esas unsurunun tüketici tarafından “...” veya bütüncül olarak “...” ibareleri olarak algılanabileceği, davacı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, “...” ile “...” ibaresinin kısa ibareler olması nedeniyle kısa işaretlerde küçük farklılıkların farklı bir genel izlenime yol açacağı, somut uyuşmazlıkta bu farklılıkların görsel, işitsel, görsel ve kavramsal bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin de, bütünsel olarak yapılan incelemede, markalar arsındaki farklılığı arttıracağı, davacının dava konusu marka üzerinde dava konusu hizmetler bakımından eskiye dayalı kullanımının bulunmadığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı için SMK'nın 6/5. maddesinin uygulama alanı bulmayacağı, öte yandan, 6769 s. SMK'nın 6/5. maddesinin uygulanabilme şartlarının da gerçekleşmediği, kötüniyet iddialarının yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/07/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5f36e4e09c7fec16","SID":"e61b447ba695f3f4"}}