{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/69 <br>KARAR NO\t\t: 2025/896<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t:GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:29/09/2022<br>NUMARASI\t\t:2022/333 Esas - 2022/708 Karar<br><br>DAVACI\t:....<br>VEKİLİ\t:....<br>DAVALI\t:....<br>\t:....<br>VEKİLİ\t:....<br>DAVA\t\t:Menfi Tespit (İİK 72/3)<br>DAVA TARİHİ\t\t:01/07/2020<br>KARAR TARİHİ\t\t:14/05/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:20/06/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılmış olan işin ticari nitelikte bir iş olması ve her iki tarafın da tacir sıfatına haiz olması nedeniyle huzurdaki davanın bir ticari dava olduğunu, işbu ticari ilişkiye dayanarak tarafların birbirinden mal alıp satmakta olduğunu, bu alım satıma istinaden de fatura düzenlendiğini, bu ticari ilişki devam etmekte iken, taraflar arasında mutabık kalınan muavin defterlerden ve tarafların ticari defterlerinden de anlaşılacağı üzere; aralarında bir borç ilişkisi olmamasına rağmen, davalı tarafından davacı aleyhine faturaya dayalı 773.017,22-TL tutarında icra takibi başlatıldığını, bahse konu borç tutarının daha önceden davacı şirket tarafından ödendiğini, bu ödemelerin muavin defterlerde ve ticari defterlerde belirtilmesi, faturalara davalı tarafça itiraz edilmemesi ve faturaların kabul edilmesi göz önünde bulundurulduğunda davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının aşikar olduğunu, ancak davalının tüm bu hususlara rağmen davacı aleyhine davacıyı zarara uğratmak kastıyla ve kötü niyetli şekilde icra takibi başlattığını, işbu hukuka aykırı ve kötüniyetli icra takibi sebebiyle gerçekte var olmayan bir borç karşısında davacının sürekli olarak cebri icra tehdidi altında kalmakta olduğunu, her ne kadar davalının, davacının kendisine 2018 yılına ait ticari ilişki nedeniyle toplamda 773.017,22-TL'lik fatura bedelinin ödenmediği iddiasında olsa da, davacının davalıya 2019 yılı Ocak ayında 828.360,00-TL'lik fatura düzenlediğini ve malların teslimini yaptığını, başka bir anlatımla davacının icra takibine konu borcu mal teslimi yapmak suretiyle davalıya ödediğini, davalının, ödenen bir fatura alacağı nedeniyle sırf mükerrer tahsilat yapabilmek için davacı aleyhine icra takibi başlattığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı şirket aleyhine Gebze 4. İcra Dairesinin 2019/2106 Esas sayılı icra takip dosyasında başlatılan icra takibinde davacının borçsuzluğunun tespiti ile alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın huzurda ikame edilen davayı kısmi dava olarak açmış ise de menfi tespit davasının kısmı olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacının kısmi dava açabilmesi için alacaklının bu davayı açmada korunmaya değer bir hukuki yararının bulunmasının şart olduğunu, bu itibarla dava konusu olayda, taraflar arasındaki dava konusu alacağın ticari defter ve kayıtlarda açıkça belirlenebilir olması sebebiyle  işbu davanın kısmi dava şeklinde açılmasında hukuki yarar olmaması sebebiyle davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, davacı ile davalı arasında ticari alışverişten kaynaklanan bir ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişkiye göre davacının davalı ile davalı şirket arasında ticari alışverişten kaynaklanan ticari alacak sebebiyle; 5.877,29-TL’lik 21.09.2018 vade tarihli fatura alacağı, 16.219,10-TL'lik 14.09.2018 vade tarihli fatura alacağı, 12.421,86-TL’lik 06.09.2018 vade tarihli fatura alacağı, 161.387,13-TL’lik 17.08.2018 vade tarihli fatura alacağı, 48.123,06-TL’lik 08.08.2018 vade tarihli fatura alacağı, 49.004,93-TL’lik 16.07.2018 vade tarihli fatura alacağı, 85.448,40-TL’lik 28.06.2018 vade tarihli fatura alacağı, 11.887,79-TL’lik 08.06.2018 vade tarihli fatura alacağı, 17.629,67-TL’lik 07.06.2018 vade tarihli fatura alacağı, 68.829,40-TL’lik 31.05.2018 vade tarihli fatura alacağının, takibe konulan 67.134,64-TL’si, 46.517,37-TL’lik 02.10.2018 vade tarihli fatura alacağı, 111.848,46-TL’lik 05.10.2018 vade tarihli fatura alacağı, 51.046,80-TL’lik 15.10.2018 vade tarihli fatura alacağı, 30.511,26-TL’lik 02.11.2018 vade tarihli fatura alacağının tahsili amacıyla 18.01.2019 tarihinde Gebze 4. İcra Dairesinin 2019/2106 Esas sayılı dosya kapsamında icra takibi başlatıldığını, davacı yanın dava dilekçesinde, 18.01.2019 tarihinde taraflarınca başlatılan icra takibine konu alacağın tamamının ödenmesi sebebiyle borçsuzluğunun tespitini talep etmiş ise de bu yöndeki iddialarının soyut ve mesnetsiz olmaktan öteye gidemediğini, 14.02.2020 tarihli icra talep evrakında görüleceği üzere davacı yan tarafından icra takibinden sonra borca istinaden yapılan ödemelerin icra dosyasına taraflarıca bildirildiğini, bu kapsamda davacı yan tarafından icra takibinden sonra 463.360,00-TL bir ödeme yapıldığını,  bu hususun dilekçelerinin ekinde mübrez 10.02.2020 tarihli cari hesap özetinde de görüleceğini, ayrıca bunun dışında (takipten sonra yapılan ve taraflarınca icra dosyasına bildirilen 463.360,00-TL dışında) başka ödemelerin yapıldığının ve yapıldı ise ne zaman yapıldığının ispat yükünün davacı yanın üzerinde olduğunu, davacı yanın dava dilekçesinde icraya konu borcu karşılığı mal teslim ettiğini ve teslim zamanını da mevcut deliller kapsamında ispatlayamadığını beyanla; fazlaya ilişkin her türlü yasal hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikle usuli itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddine, sonrasında cevaplarının kabulü ile davacı yanın açmış olduğu  haksız ve mesnetsiz davanın esastan tümden reddine, davacı aleyhine İİK'nın 72. maddesi gereğince %20'den az olmamak üzere davalı lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... 1-Davanın 463.360,00.-TL yönünden, 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,<br>2-Davanın kalan kısmı yönünden KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, davacının Gebze İcra Müdürlüğünün 2019/2106 Esas sayılı takip dosyasında talep edilen 57.959,46.-TL faiz alacağı yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, <br>3-Kabul edilen kısım yönünden davalı alacaklının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden, davacının kötüniyet tazminatı isteminin reddine, <br>4-Reddedilen kısım yönünden takip durdurulmadığından davalının tazminat isteminin reddine...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili; menfi tespit davasıyla ilgili genel bir açıklama yapılmasında ve ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar olduğunu, yerel mahkemece, Gebze İcra Dairesinin 2019/2106 Esas sayılı dosyasında talep edilen 463.360,00-TL'lik bölümünün davacının hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle reddetmesinin, somut ... bakımından değerlendirildiğinde kabul edilebilir olmadığını, nitekim, somut olayda davalı şirket tarafından icra dosyasında 14/02/2020 tarihinde yer alan “takipten sonra bugüne kadar 463.360,00-TL tahsil edildiği beyanının gerçek dışı olup, davacı tarafından söz konusu takip dayanağı fatura borcu takip tarihinden daha önce ödenmiş olduğunu, Yerel Mahkemece bu hususun göz ardı edilerek, sanki dosya borcunun takip süresince ödendiği varsayımı ile hareket ederek hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğunu, doktrinde borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davasında hukuki bir yararın olmadığından bahsedilmiş olduğunu, oysa ki burada davacı tarafından takibe konu fatura bedellerinin takipten önce ödenmiş olduğunu, işbu sebeple davacının menfi tespit davası açmasında hukuki yararın mevcut olduğunu, Yerel Mahkemece, takip talebinde asıl alacak olan 715.057,76-TL'nin feri niteliğinde olan 57.959,46-TL'lik faiz kısmına itirazlarının kabul ederek bu yönüyle hukuki yararları olduğu yönünde hüküm kurup asıl alacağa yönelik taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yerel mahkeme kararının da bu yönde olduğunu, davacı tarafından takibe konu fatura bedellerinin ödenmiş olduğunu, bu husus Yerel Mahkemece göz ardı edildiğini, İşbu tazminata hükmedilmesi için takibin haksız olmasının tek başına yeterli olmayıp, ayrıca alacaklının kötüniyetli olması da gerekmekte olduğunu, alacaklının kötüniyetli sayılabilmesi için de, takibin haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerektiğini, bu hususun ispat yükünün de, davacı borçluda olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu icra takibinin 18/01/2019 takip tarihi itibari ile cari hesap bakiyesi takibi olmadığını, tamamının 2018 tarihli 14 adet fatura alacağına dayalı ilamsız takip olduğunu, davacı borçlunun karşılıksız çıkan çeklerin cariye işlenmiş olmasını gerekçe göstererek takip tarihinde borçsuz olduğu iddiasında bulunmasının hukuken mümkün  olmadığını, çek bedellerini davacı borçlunun ödememiş olduğunu, takip cari hesap bakiyesi takibi olmayıp 2018 tarihli 14 adet fatura takibi olduğunu, dolayısıyla takip tarihindeki cari hesabın durumuna göre menfi tespit talep edilmesinin de hukuken mümkün olmadığını, cari hareketler içinde karşılıksız çıkan çeklerin de bulunmakta olduğunu, davacının mal iadesi şeklinde davalı alacaklıya 6 adet fatura ile ilgili 828.360,00-TL'lik ödemeyi dosya borcuna veya takibe konu faturalara istinaden ödediğine dair HMK'nın madde 200 gereği yazılı bir belge de olmadığı dikkate alındığında işlemlerde bir usulsüzlük olmadığını, takipten sonra icra dosyasına beyan edilen kısım için menfi tespit davası açılamayacağını ve hukuki yararın olmadığını belirterek; istinaf başvurusunun reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına, karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/09/2022 tarih, 2022/333 Esas - 2022/708 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacı taraf, davalı ile aralarındaki ticari alım-satım ilişkisinden kaynaklı fatura alacaklarına dayalı olarak aleyhine başlatılan icra takibinde, borcun mal teslim edilmek suretiyle ödendiğinden bahisle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalı taraf ise, 14.02.2020 tarihli icra talep evrakında görüleceği üzere davacı yan tarafından icra takibinden sonra borca istinaden yapılan ödemelerin icra dosyasına taraflarınca bildirildiğini, bu kapsamda davacı yan tarafından icra takibinden sonra 463.360,00-TL bir ödeme yapıldığını,  bu hususun dilekçelerinin ekinde mübrez 10.02.2020 tarihli cari hesap özetinde de görüleceğini, ayrıca bunun dışında (takipten sonra yapılan ve taraflarınca icra dosyasına bildirilen 463.360,00-TL dışında) başka ödemelerin yapıldığının ve yapıldı ise  ne zaman yapıldığının  ispat yükünün davacı yanın üzerinde olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunduğu, Mahkemece; davanın 463.360,00-TL yönünden, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine, davanın kalan kısmı yönünden kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacının Gebze İcra Dairesinin 2019/2106 Esas sayılı takip dosyasında talep edilen 57.959,46-TL faiz alacağı yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen kısım yönünden davalı alacaklının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden, davacının kötüniyet tazminatı isteminin reddine, reddedilen kısım yönünden takip durdurulmadığından davalının tazminat isteminin reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, Dairemizin  05/04/2022 tarih, 2021/1217 Esas, 2022/753 Karar sayılı ilamıyla; \"SMMM Bilirkişisi de; 01.02.2021 tarihli raporunda; davalı Maltepe Demir...Ltd.Şti.'nin davacı Parmet... Ltd.Şti.'nden 31/12/2019 tarihi ve dava tarihi itibarı ile 251.697,73.-TL alacağının olduğu, aynı zamanda davacının davalıya bu kadar tutar borcu olduğu, davalının incelenen yasal defterlerine göre davacıdan almış olduğu 10 adet 620.000,00.-TL'lik çeklerin ( mavi klasör halinde sunduğu dosyada karşılıksız çekler mevcut) karşılıksız çıktığı, karşılıksız çeklere karşılık, 2019 Ocak ayı içinde/icra takibi sırasında davacı şirketin davalıya mal verdiğini tespit etmiş ise de; dava dilekçesi ekinde sunulan mal teslimine yönelik  bir kısım fatura örneklerinin tarihlerinin icra takip tarihinden öncesine ait olduğunun görülmesine göre, davacının takipten önce mal teslimi yoluyla davalıya ödeme yaptığına ilişkin itirazları üzerinde durulmaksızın yargılamanın sonuçlandırılması doğru görülmemiştir. Mahkemece 01.02.2021 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmiş ise de; dosyada bulunan iki rapor arasında çelişki meydana gelmesine rağmen, mahkemece hangi gerekçeyle ilk bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği gerekçede açıklanmadığı gibi; raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve davacının rapora yönelik itirazları incelenmeksizin karar verilmesi hatalı olduğundan, ilk derece mahkemesinin incelemesi eksik bulunmakla, davacı tarafın istinaf başvurusunun yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdi ile çelişki giderilecek şekilde yeniden rapor düzenlenmesinin istenilmesi, davalının davacıdan faturaya dayalı alacağının kalıp kalmadığı  hususunun belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verildiği\" gerekçesiyle kaldırıldığı, Mahkemece belirtilen eksiklikler giderilerek davanın 463.360,00-TL yönünden, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine, davanın kalan kısmı yönünden kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacının Gebze İcra Dairesinin 2019/2106 Esas sayılı takip dosyasında talep edilen 57.959,46-TL faiz alacağı yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen kısım yönünden davalı alacaklının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden, davacının kötüniyet tazminatı isteminin reddine, reddedilen kısım yönünden takip durdurulmadığından davalının tazminat isteminin reddine, karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Davacı vekilinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilen kısım için yaptığı istinaf itirazı değerlendirildiğinde; <br>Mahkemece kaldırma ilamımız doğrultusunda aldırılan 07/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının, davalıya takip tarihi sonrası kestiği toplam fatura tutarı (KDV dahil): 133.015,50-TL, davalının davacıda icra takip tarihi itibariyle kalan alacak bakiyesi tutarı: 384.713,23-TL, dava tarihi itibariyle davalının davacıda kalan alacak bakiyesi tutarının ise 251.697,73-TL olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.<br>Gebze 4. İcra Dairesinin 2019/2106 Esas sayılı takip dosyasında yapılan incelemede; davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine 5.877,29-TL’lik 21.09.2018 vade tarihli fatura alacağı, 16.219,10-TL’lik 14.09.2018 vade tarihli fatura alacağı, 12.421,86-TL’lik 06.09.2018 vade tarihli fatura alacağı, 161.387,13-TL’lik 17.08.2018 vade tarihli fatura alacağı, 48.123,06–TL’lik 08.08.2018 vade tarihli fatura alacağı, 49.004,93–TL’lik 16.07.2018 vade tarihli fatura alacağı, 85.448,40–TL’lik 28.06.2018 vade tarihli fatura alacağı, 11.887,79-TL’lik 08.06.2018 vade tarihli fatura alacağı, 17.629,67-TL’lik 07.06.2018 vade tarihli fatura alacağı, 68.829,40-TL’lik 31.05.2018 vade tarihli fatura alacağının takibe konulan 67.134,64-TL’si, 46.517,37-TL’lik 02.10.2018 vade tarihli fatura alacağı, 111.848,46–TL’lik 05.10.2018 vade tarihli fatura alacağı, 51.046,80-TL’lik 15.10.2018 vade tarihli fatura alacağı, 30.511,26-TL’lik 02.11.2018 vade tarihli fatura alacağına istinaden 715.057,76-TL fatura alacağı (asıl alacak) 57.959,46-TL takip öncesi faiz (ticari reeskont avans) 773.017,22-TL toplam alacak için ilamsız icra yoluyla icra takibine geçildiği, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.<br> 07/09/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre davalının davacıda icra takip tarihi itibariyle kalan alacak bakiyesi tutarı: 384.713,23-TL olduğu tespit edildiğinden toplam alacak tutarı olan 773.017,22-TL'den kalan alacak bakiyesi olan 384.713,23-TL çıkarıldığında toplam 388.303,99-TL'lik kısım açısından davacının dava açmakta hukuki yararı var olup, bu kısım açısından davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Dairemizce davacının Gebze İcra Dairesinin 2019/2106 Esas sayılı takip dosyasında talep edilen 388.303,99-TL asıl alacak ve 57.959,46-TL faiz alacağı toplam 446.263,45-TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir.<br> 07/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının, davalıya takip tarihi sonrası kestiği toplam fatura tutarı (KDV dahil) olan 133.015,50-TL'lik kısım açısından hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden red kararı verilmesi gerekirken 463.360,00-TL üzerinden hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden red kararı verilmesi de isabetli olmamış, 133.015,50-TL'lik kısım açısından hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden red kararı vermek gerekmiştir.<br>Davacı vekilinin kötü niyet tazminatının reddine ilişkin yaptığı istinaf itirazı değerlendirildiğinde; <br>Davacı taraf davaya konu icra takibinin kötü niyetli olduğundan bahisle %20 oranında kötü niyet tazminat talebinde bulunmuş olmakla, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 72. maddesinde yer alan \"Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz\" şeklindeki düzenleme karşısında davacının icra takibinden önce 388.303,99-TL'lik kısmı ödemesine rağmen icra takibi başlatılması nedeniyle ve temerrüt olmamasına rağmen faiz işletilmesi nedeniyle kabul edilen asıl alacak 388.303,99-TL ve  57.959,46-TL olmak üzere toplam 446.263,45-TL üzerinden (%20'si oranında) kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekir iken reddedilmesi de doğru olmamıştır.<br>Diğer yandan;<br>Dosya kapsamında resen yapılan inceleme sonucu; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi, 7036 sayılı Kanunun 3. madde 14-16. fıkralarda; tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarının Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği, Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı, yine bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderlerin anlaşmaya varılamaması halinde ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı düzenlendiği halde, Devlet bütçesinden karşılanan zorunlu arabuluculuk ücreti ile ilgili bir karar verilmemesi hatalıdır.<br>İlk derece mahkemesince arabuluculuk ücreti hakkında bir karar verilmediğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabul şeklinde sonuçlanması nedeniyle arabuluculuk ücretinin taraflardan sorumlulukları nispetinde tahsiline karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir.<br>Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kısmen kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/09/2022 tarih, 2022/333 Esas - 2022/708 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,<br>a-Davanın 133.015,50-TL yönünden, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,<br>b-Davanın kalan kısmı yönünden KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, davacının Gebze İcra Dairesinin 2019/2106 Esas sayılı takip dosyasında talep edilen 388.303,99-TL asıl alacak ve 57.959,46-TL faiz alacağı toplam 446.263,45-TL yönünden borçlu olmadığının tespitine,<br> Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,<br>c-Kabul edilen miktar olan 446.263,45-TL'nin %20'si oranında hesaplanan 89.252,69-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>ç-Reddedilen kısım yönünden takip durdurulmadığından davalının tazminat isteminin REDDİNE,<br>d-Alınması gerekli 30.484,26-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 13.201,21-TL harçtan mahsubu ile bakiye 17.283,05-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>e-Davacı tarafından sarf edilen davetiye ve müzekkere gideri, bilirkişi ücretleri olmak üzere toplam 2.296,50-TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesaplanan (%62,41 Kabul) 1.433,23-TL'lik kısmının peşin yatırılan 13.201,21-TL harç ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,<br>f-Davalı tarafından yapılan 108,50-TL yargılama giderlerinden kabul ret oranına göre hesaplanan (%37,59 ret) 40,79-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmının davalı üzerinde bırakılmasına, <br>g-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 70.939,52-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>ğ-Usulden reddedilen kısım yönünden, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>h-Esastan reddedilen kısım yönünden, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 43.007,09-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>ı-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Kanuna göre ve davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle kabul ret oranına göre hesaplanan (%62,41 Kabul) 823,80-TL'nin davalıdan, bakiye kalan 496,20-TL'nin davacıdan tahsili için harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>i-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a-İstinaf  Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,<br>b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,<br>c-Davacı tarafından yapılan 738,00-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 435,50-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.173,50-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>d-Davacının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davacıya iadesine, <br>f-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.<br>14/05/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır. <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır. <br><br><br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d76113071e02c37a","SID":"ca1110a0dca776c5"}}