{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS  NO: 2025/931 <br>KARAR NO: 2025/1070<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/02/2025<br>ESAS NO: 2023/964<br>KARAR NO: 2025/157<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:10/06/2025<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2025 tarih ve 2023/964 Esas 2025/157 Karar sayılı ilamına karşı ,davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; \" davalı tarafından müvekkili aleyhine Kayseri genel icra dairesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü ilamsız icra takibine girişildiğini  ve takip kesinleşse de, müvekkilinin takip alacaklısına böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin iki gözü de görmeyen engelli bir şahıs olduğunu,  bu nedenle okuma yazması, imzasının da olmadığını, resmi evraklarını parmak izi ile yürüttüğünü, müvekkili hakkında  Kayseri genel icra dairesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü ilamsız icra takibine girişildiğini, takip dayanağı evrakın senet olduğunu,  senet 15.04.2018 tanzim 15.08.2018 vade tarihli ve 200.000,00 TL bedelli, senet dikkatle incelendiğinde görüleceği üzere sadece 2 adet imza başka şahıs ve başka kalemle, diğer kalan tüm bilgiler ise bir başka şahıs tarafından bir başka kalemle doldurulduğunu,  ilk olarak müvekkili ile davalı alacaklı arasında hiç bir ticari ilişki, alacak - verecek ilişkisi bulunmadığını,  dolayısıyla müvekkilinin davalı alacaklıya borcu olmadığını,  ancak davalı alacaklı tarafından yapılan kambiyo takibi kesinleştiğini ve müvekkilinin  hisseli malına haciz konulduğunu, ayrıca icra dosyasında alınan yetki ile Kayseri 6. Sulh hukuk mahkemesinin 2023/867 esas sayılı dosyası üzerinden ortaklığın giderilmesi davası açıldığını halen derdest olduğunu, yukarıda da belirtildiği üzere müvekkilinin gözlerinin görmediğini, engelli olduğunu,  imza atamadığını, parmak izi kullandığını,  dolayısıyla takibe konu senette müvekkiline ait olduğu iddia edilen senetin geçersiz olduğunu,  müvekkilinin bağlaması için parmak izinin alınması gerektiğini,  yargılama sırasında resmi kurumlardan toplanacak evraklarda da müvekkilinin sürekli parmak izi kullandığının görüleceğini, müvekkilinin bilerek ve isteyerek imza atmadığını,  zaten gözleri görmeyen engelli birey olarak imza atamadığını,  senet ile borçlanması da hayatın olağan akışına uygun olmadığını,  davalı alacaklı tarafça ya başkasına imza attırıldığını veya müvekkilinin engelli halinden faydalanılarak, şurayı karala diye hile ile imza alındığını,  ancak olayın nasıl olduğunun müvekkilinin tarafından bilinmediğini, durumun yargılama sırasında anlaşılacağını, ancak kesin olan şey müvekkilinin imza kullanmadığı, parmak izi kullandığıdır, hal böyle olunca müvekkilinin iradesinin sakatlandığını, hal böyle olunca müvekkilinin davalı alacaklıya borcu bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin borçlu olmadığı bilinmesine rağmen müvekkilinin borçlu gösterilerek hakkında takip yapıldığını, haciz işlemi uygulandığı ve izaleyi şuyu davası açıldığını, bu nedenle söz konusu takibin kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin engelli olduğundan düzenli geliri bulunmadığını,  yargılama masraflarını karşılayacak ekonomik gücü olmadığını, ancak haksız icara tehdidi ve satış tehdidi altında olduğunu,  takibi durdurmak için teminat yatıracak gücü de  olmadığını,  bu nedenle adli yardım talebinde bulunduğunu, müvekkilleri ile davalı arasındaki ilişki nedeniyle 6102 sayılı ttk da zorunlu arabuluculuğa ilişkin düzenleme çerçevesinde, Kayseri arabuluculuk bürosunun ... büro ve ... arabuluculuk numaralı dosyası üzerinden zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu, anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, açıklanan nedenlerle, müvekkilinin Kayseri genel icra dairesinin ... esas sayılı dosyasında tamamen borçlu olmadığının tespitini ve kötü niyetli davalı alacaklının tazminata mahkumiyetini sağlamak için adli yardım ve tedbir talepli olarak başvuru yaptıklarını, müvekkilinin engelli olduğunu,  ekonomik geliri olmadığından adli yardım talebinin kabulüne, adli yardım durumu da dikkate alınarak teminatsız olarak, Kayseri genel icra dairesinin ... esas sayılı dosyasında müvekkili yönünden takibin durdurulmasına olmadığı takdirde satış bedelinin alacaklıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yapılacak yargılama sonunda, müvekkilinin Kayseri genel icra dairesinin ... esas sayılı dosyasındaki senet nedeniyle takip asıl ve ferilerini de kapsayacak şekilde davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALI VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE: \"davacı taraf dava dilekçesinde takip konusu senetteki imzanın ya başkası tarafından atıldığını ya da \"şurayı karala\" denilerek hile ile imzalatıldığını ileri sürdüğünü, dolayısıyla davacı tarafın işbu davayı açıkça hile saikiyle açtığını beyan ettiğini, kural olarak hile saikiyle açılan davalar bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, somut olayda davacı-borçludan alınan senedin 15.04.2018 tanzim tarihli olması, senedin takibe konulduğu tarihin 30.03.2021 olması, davacı-borçluya ödeme emrinin 05.04.2021 tarihinde bizzat tebliğ edilmiş olması gibi durumlar dikkate alındığında yasal 1 yıllık hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçirilmiş olduğunu, bu nedenle öncelikle hak düşürücü süreden dolayı davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı-borçlu ödeme emrini bizzat tebliğ almış olup takibe veya takip konusu senetteki imzaya itiraz etmediğini, biz takip gereğince ortaklığın giderilmesi davası açtıktan sonra davacının işbu davayı açmış olması da kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, davacı-borçlu ödeme emrini bizzat tebliğ aldığını, tebliğ mazbatasına da imzasını attığını,  davacının ödeme emrini bizzat tebliğ aldıktan sonra takibe veya takip konusu bonoya itiraz etmeyip davacının hissedarı bulunduğu taşınmazlara haciz koydurarak ortaklığın giderilmesi davası açmamız üzerine davacı işbu davayı açtığını, davacının işbu davayı sırf ortaklığın giderilmesi davamızı sürüncemede bırakmak amacıyla açtığı, dolayısıyla kötüniyetli olarak davrandığını,  davacının imza attığı tek evrak sadece takip konusu senet olmayıp bunun dışında bir çok evraka da aynı şekilde imza attığını, davacı takip konusu senet dışında; Kayseri genel icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında ödeme emrinin tebliğ mazbatasında davacının imzası bulunduğunu, Kayseri genel icra dairesinin  ... E. sayılı dosyasında takip konusu bonoda davacının imzası bulunduğunu, ERÜ sağlık uygulama ve araştırma merkezi müdürlüğünün mahkememize gönderdiği 02.12.2023 tarihli yazı cevabının ekinde yer alan hastaya ait onam formunda davacının imzası olduğunu, Turkcell tarafından mahkememize gönderilen... tarihli yazı cevabının ekinde yer alan 25.02.2017 tarihli abonelik sözleşmesinde, 26.02.2017 tarihli numara taşıma talep formunda, 17.11.2012 tarihli abonelik sözleşmesinde ve 17.11.2012 tarihli  numara taşıma talep formunda  davacının imzaları olduğunu, Kayseri şehir hastanesi ve akbank tarafından mahkememize gönderilen yazı cevaplarının ekleri uyapta taralı olmadığından davacının imzalarının olup olmadığı anlaşılamadığını, ancak davacının bu yazı cevaplarının ekinde gönderilen evraklarda da imzasının mevcut olabileceğini, bunların dışında belediyeler, evlendirme dairesi, tapu daireleri, noterlikler, nüfus müdürlüğü, seçim kurulları, bankalar, sgk ve vergi dairelerinde mevcut imzalarının da celbini talep ettiklerini,  davacının okur-yazar olmadığına, evraklarda imza yerine sadece parmak izi kullandığına, kendisinin görme engelli olduğuna dair savunmaları dosya içerisinde yer alan deliller ığışında daha  şimdiden  mesnetsiz kaldığını, öncelikle müvekkilinin,  davacının gözlerinde görme  sorunu olup olmadığını, okuma yazma bilip bilmediğini bilecek durumda olmadığını, müvekkiline bu hususta herhangi bir beyanda bulunulmadığını, bu nedenle davacının bu iddialarını kabul etmediklerini, kaldı ki yukarıda belirttikleri dosya içerisinde yer alan yazı cevaplarından anlaşıldığı kadarıyla  davacı sadece parmak izi kullanmadığını, dava konusu senet dışında birçok evraka da parmak izi yerine imza attığını, davacı taraf her ne kadar kendisinin okur- yazar olmadığını, görme engelli olduğunu, evraklarda imza yerine parmak izi kullandığını ileri sürmüş ise de davacının bir çok evraka imza atmış olması, okur-yazar olmadığını iddia etmesine rağmen Melikgazi ilçe Jandarma Komutanlığı tarafından mahkemeye gönderilen ... tarihli yazı cevabında davacının ... Yaşlılar okuluna gittiğinin belirtilmiş olması, görme engelli olduğunu iddia etmesine rağmen bir gözünün görmediğini diğer (sağ) gözüyle görme fonksiyonlarını yerine getirdiğinin anlaşılması karşısında davacının bu savunmaları ve itirazları tamamen hukuki dayanaktan yoksun kaldığını, kaldı ki davacı gerçekten okur-yazar olmasaydı ve evraklarda tamamen parmak izi kullanmış olsaydı dahi bu durum senetteki imzanın geçersiz olduğuna karine teşkil etmeyeceğini, zira ekte sunulan Yargıtay 12.hd.'nin 2015/23264 e. - 2016/3295 k. sayılı, 10.02.2016 tarihli emsal kararında aynen \" somut olayda, takibe dayanak yapılan senette tanzim edenin imzasının bulunduğu anlaşılmıştır. bu durumda mahkemece senetteki imzanın itiraz eden borçluya ait olup olmadığı hususunda huzurda imza örnekleri de alınmak suretiyle yöntemince bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken yazılı gerekçe ile borçlunun okur yazar olmadığı nedenle imza atamayacağından bahisle sonuca gidilmesi yerinde değildir. okur yazar olmama dayanak bonodaki imzayı geçersiz kılmayacağı gibi borçlunun başka belgelerde parmak izi kullanmış olması da dayanak bonodaki imzanın geçersiz olduğuna karine teşkil etmez.\" denilerek bu durum açık ve net bir şekilde vurgulandığını, aynı şekilde Yargıtay 3. hd.'nin 2017/964 e. - 2018/12879 k. sayılı emsal kararında aynen \"okur yazar olmama dayanak bonodaki imzayı geçersiz kılmaz.\" denilerek bu durum yine açık ve net bir şekilde vurgulandığını, bu nedenle davacı senetteki imzaların kendi elinden çıkmadığını ileri sürüyorsa davacının imza örnekleri alınıp, tatbike medar imzaları ilgili kurumlardan celbedilip imza konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, yine davacının senedin tanzimi sırasında tamamen görme engelli olsaydı dahi Türk Borçlar Kanunu'nun 15.maddesinin 3.fıkrasında yer alan \"görme engellilerin talepleri halinde imzalarında şahit aranır. aksi takdirde görme engellilerin imzalarını el yazısı ile atmaları yeterlidir.\" hükmünden davacı tamamen görme engelli olsaydı dahi takip konusu senedin geçerli olduğu açıkça anlaşıldığını, zira davacı takip konusu senedi el yazısı ile imzaladığını,  davacı taraf , her ne kadar taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki mevcut olmadığını ileri sürmüş ise de bonoda sebepten soyutluk ilkesi ve senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davacının davasını senede karşı senetle ispatlaması gerektiğini, her ne kadar davacı taraf taraflar arasında ticari ilişki mevcut olmadığını ileri sürmüş ise de kambiyo senetlerinin illetten mücerret olması nedeniyle davacı tarafın bu iddiasının hukuki bir dayanağı olmadığını, takip konusu senetten dolayı borçlu olmadığına dair iddiasını da senede karşı senetle ispat yükümlülüğü gereğince aynı kuvvette bir senet ile ispatlaması gerektiğini, hayatın olağan akışına göre de hiç kimseye \"şurayı karala\" denilerek senet imzalatılması mümkün olmadığını, bu nedenle davacının borçsuzluk ve bedelsizlik iddialarını senede karşı senetle ispat yükümlülüğü gereğince ancak aynı kuvvette bir belge ile ispatlaması zorunlu olduğunu, kaldı ki davacının müvekkiline verdiği tek senet dava konusu senet olmayıp  Kayseri genel icra dairesinin  ... e. sayılı dosyasında takibe konu 12.000 TL bedelli başka bir senet de olduğunu, davacı bu senede de parmak izi basmak yerine imza attığını, davacının bu senede de şimdiye kadar herhangi bir itirazı olmamış ve takip kesinleştiğini,  davacı-borçlu tarafından açılan haksız ve kötüniyetli davanın reddine, takip konusu asıl alacağın asgari %20'sinden az olmamak üzere lehimize kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda \"...Somut olayda; davacı tarafça Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına 28/06/2021 tarihinde sahtecilik suçundan şikayetçi olduğu görülmüştür. Davalı tarafça ise Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip yapıldığı takip tarihinin ise 31/03/2021 tarihinde yapıldığı görülmüştür. Dosyaya yansıyan takip tarihinin öğrenme tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği aksinin dosyaya yansımadığı görülmekle davanın süresinde açıldığının kabulü gerekmektedir. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2021/31746 Soruşturma numaralı dosya kapsamında olayla ilgili soruşturma yürüttüğü görülmüştür. Olayla ilgili Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından '' müşteki ve vekili, müştekinin önceden komşusu olan ve emlak işleri ile uğraşan şüpheliye müştekiye miras yoluyla hissedarı olduğu taşınmazlarla ilgili sorunları çözmesi için vekalet verdiğini, ayrıca taşınmazlardaki hissedarlık sorunlarını çözmek için kayden yapılacak haciz işlemlerine dayanak olacak şekilde 2 adet bononun müşteki tarafından şüpheliye verildiğini, şüphelinin de bu bonolara dayanak olarak haciz işlemlerini yürütüp taşınmazlarla ilgili olarak ortaklığın giderilmesi işlemlerini yapması konusunda anlaşmaya varıldığını, daha sonra şüphelinin bu işlemleri yürütmeksizin anlaşmaya aykırı olarak bonoların yapılan nakdi ödemeye karşılık verildiği şeklinde düzenlenerek icra takibine konu edildiğini bildirerek şikayetçi olmuşlar ise de; Müştekinin, bono üzerindeki borçlu imzasının kendisine ait olduğunu kabul etmesi, müşteki ile şüphelinin eşi ... arasındaki satış sözleşmesi içeriği, şüphelinin müştekinin hissedarı olduğu taşınmazları kendisine oğlu ...'ın acil paraya ihtiyacı olması sebebiyle haricen 212.000 TL ödeme yaparak aldığını, yaptığı ödemeye karşılık tapu devir işlemleri sonrası iade edilmek üzere 2 adet bononun imzalanarak kendisine verildiğini, Kayseri ...'de bulunan taşınmazların kendisine devredilmemesi sebebiyle icra takibi başlattığını bildirmesi, tanık ...'ın müşteki, müştekinin oğlu olan ... ve şüpheli arasında para alış verişi olduğunu gördüğünü bildirmesi, müştekinin 2 adet bononun ne şekilde doldurulacağına, teminat amacıyla verildiğine, önceden ödendiğine dair bir belge ibraz edememesi ve şüphelinin müştekinin beyanını doğrulamaması karşısında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarının yasal unsurlarının oluşmadığı,'' gerekçesiyle  kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür. Olay ile ilgili Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dosyasının incelenmesinde davacı ... tarafından kolluk kuvvetinde ifade verdiği görülmüştür. Anılan ifadenin incelenmesinde kendisinin yaklaşık 10 yıldır görme problemi yaşadığını, ... İlçesi, ... Mevkinde bulunan ve mirasçısı olduğunu beyan ettiği tarladan hakkını almaya çalıştığını, bu sırada eskiden beri tanıdığı emlakçı davalı ... ile görüştüğünü, davalının kendisine ait hissileri satın alacağını belirterek davacı ile anlaşma yaptığını, daha sonra bir takım senetler getirerek işlemleri hızlandıracağını beyan ederek imzasını aldığını, görme engelinden dolayı faydalandığını beyan ettiği görülmüştür. Yine dava konusu senedin avalisti olan davacının oğlu ... tarafından 05/04/2022 tarihinde kollukta ifade verdiği görülmüştür, anılan ifadenin incelenmesinde davacı ...'ın annesi olduğunu, ... Köyünde mirastan dolayı çözülmeyen tarlalarının bulunduğunu, davalı ...'nın annesine ve kendisine yardımcı olacağını ve hemen satacağını kendisinin yanında söylediğini o sırada babası ile beraber iş yapmak için aşağıya indiklerini annesi davacı ve davalı ...'in evde kaldıkları bu zaman zarfında kendisinin işi bitirip eve çıkana kadar, davalı ...'in annesine boş senet imzalattığını, bu senedin amacının tarlaların üzerine satılmaz şerhi koyulması amacıyla imzalattırıldığını annesine söylediğini, annesinin de buna inanıp imzaladığını, daha sonra davalı ...'in annesi davacıyı vekalet çıkarması için notere götürmüş olduğunu, davalı ...'in eşine vekalet verildiğini, bu durumu öğrenince sinirlendiğini, davalı ...'in emlak ofisine gittiğini, kendisine tarlayı başkalarının satış yapmaması için senet ve vekalet işine girdiğini söylediğini ofiste beraber davalı ... ile alkol aldıklarını, dava konusu senedin altına kendisi sarhoşken davalının imza attırdığını beyan ettiği görülmüştür. Davalı ... tarafından Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında kolluğa 27/12/2021 tarihinde ifade verdiği görülmüştür. İfadesinin incelenmesinde, davacı ... ve oğlu ...'ı aynı köylü olduğu için tanıdığını, kendisine emlakçılık yaptığından dolayı geldiklerini, davacının oğlu ...'ın kendisine değeri normalde yüksek ancak acil ihtiyacı olduğu için bir tapuyu vermek istediğini söylediğini, karşılığında ise acil olarak 212.000,00-TL para istediğini, kendisinin tapuda araştırma yapmak için süre talep ettiğini ancak davacının oğlu ...'ın zamanının olmadığını, aynı gün para lazım olduğunu, güven sorunları ve tapuda oluşabilecek sıkıntılar sebebiyle tapu devrine kadar dava konusu senetlerin düzenlendiğini, kendisinin 212.000,00-TL ödeme yaptığını, tapu devrinin gerçekleşmediğini, kendilerinin evine gittiğinde parayı ödeyemeyeceklerini hisseli olduğu için de devri olduğunu beyan ettiklerini akabinde ise senedi icraya koyduğunu beyan ettiği görülmüştür. Yine davalı beyanında bir satış sözleşmesi paylaştığı görülmüştür. Satış sözleşmesinin incelenmesinde satıcının ... olduğu alıcının ise davalının eşi ... olduğu, sözleşme konusunun ise ... adına kayıtlı ... Mahallesindeki bütün taşınmaz hisselerini 200.000,00-TL'ye devrine ve noter huzurunda vekalet vermesine ilişkin olduğu, sözleşmede 11 tane taşınmazın devri noktasında anlaşma sağlandığı, davacının imza atarak sözleşmeyi imza ettiği, sözleşmeye şahit olarak davacının oğlu ..., ..., ... şahit olarak imza attığı görülmüştür. Yukarıda açıklanan açıklamalar uyarınca davacı ve oğlunun davalıya hisseli taşınmazları devretmek konusunda sözleşme yaptıkları, davalıdan taşınmaz bedeli olarak para tahsil ettikleri ve bunun karşılığında dava konusu senedin düzenlediği, davacının hem senet bedelini ödemediği gibi hem de taşınmazları devretmediği anlaşıldığından davacının hile iddiaları yersiz niteliktedir. Ayrıca dosyaya yansıyan davacıya ait imza örnekleri, savcılık dosyasındaki satış sözleşmesinde imzanın bulunması ve davalıdan 212.000,00-TL para tahsil edilmesine rağmen bunun ödenmeyip senedin görme engelli olduğu iddiasıyla geçersizliğini ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan davacının görme engelli olmasının senedin sıhhatine etkisi olmadığı anlaşılmıştır. -Kötüniyet tazminatına ilişkin meselenin değerlendirilmesi;  İİK'nun 72/4. maddesinde \"Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.\" şeklinde ve  İİK'nun 72/5. maddesinde \"Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz.\" şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu yasal düzenleme doğrultusunda davacı yönünden  dava davalı alacaklı lehine sonuçlandığı,  mahkememizce  ihtiyati tedbir kararı verilmediği bu nedenle davalı alacaklı yönünden dava nedeniyle doğan zararları bulunmadığından İİK'nun 72/4. maddesi uyarınca tazminat istemi reddedilmiştir.1-Davacının  davasının reddine, 2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin koşulları bulunmadığından reddine...\" dair karar verilmiştir. <br>İş bu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; mahkemenin davacının hile iddiasına ve görme engeli bulunmasının kambiyo senedinin sıhhatini etkilediğine dair değerlendirme başlığı altındaki gerekçeleri isabetli olmadığını, dosya kapsamı ile uyumlu olmadığını, ilgili dosyada davalının satış sözleşmesi paylaştığı belirtilerek hükme esas alındığını ancak ilgili sözleşmenin sıhhati ile ilgili bir değerlendirme yapılmadığını, imzaların geçerliliği üzerinde  dahi durulmadığını, müvekkilinin iki gözü de görmeyen engelli bir şahıs olduğunu, okuma yazmasının olmadığını, resmi evraklarını parmak izi ile yürüttüğünü, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibi neticesinde müvekkilinin kanuni süresi içinde durumdan haberdar olur olmaz Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu, bu durum da müvekkilinin iradesinin hile ile fesada uğradığına dair bir delil olduğunu, hilenin her türlü delille ispat edilebileceğini, gözleri görmeyen müvekkiline davalıca hile ile imza attırıldığının dosya kapsamı ile sabit olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dava, menfi tespit istemine  ilişkindir.<br> Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ancak davacı tarafça aşağıda belirtilen husus yönünden yapılan istinaf itirazlarının incelenmesine gelince;<br>Davalı vekilinin borca itiraz dilekçesinden işlemiş faize de itiraz edildiği, takibe konu bono kambiyo senedi vasfında olduğu için vade tarihi itibariyle davacı borçlu temerrüde düşmüş sayılacağından temerrüt faizi başlangıç tarihi işbu senette yazılı vade tarih olup işlemiş faizin hesaplanmasında bono bedeline söz konusu tarih ile  icra takip tarihi arasındaki değişen oranlarda avans faizi uygulanması gerekecektir. Bu durumda ilk derece mahkemesince somut olayda vade / temerrüt tarihinden (15.05.2018) takip tarihine (31.03.2021) kadar geçen süre için işlemiş faiz alacağı  hesaplanarak (92.352,05- TL) hüküm altına alınması gerekirken davacı tarafın işlemiş faize yönelik menfi tespit isteminin tümden reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. <br>Bu itibarla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/1-b,2 maddesi uyarınca düzelterek esas hakkıda yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin 2023/182 esas-2024/203 karar sayılı,04/12/2024 tarihli ve Resmi Gazetenin ... tarihli ... sayılı sayısında yayımlanan kararıyla, 6100 sayılı HMK na 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı kanunun 44. Md ile eklenen ek 1. Maddesinin (2) numaralı fıkrasında yeralan \"...341 inci ve 362 inci...\"  ibaresi ile \"....362 inci...\" ibaresinden sonra gelen \"...ve...\" kelimelerinin Anayasa aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmiş olması, Danıştay 12. Dairesinin emsal 2021/6033 esas-2021/5638 karar sayılı içtihadı ve yerleşmiş istikrarlı  içtihatları ile Anayasanın 153. Maddesinde yer alan Anayasa mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm birlikte gözetildiğinde ; Her ne kadar işbu iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmişse de, Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edecek olması nedeniyle, dairemizce verilen işbu istinaf karar ilamı yönünden dava tarihindeki kesinlik/temyiz sınırı dikkate alınmış ve bu sebeple de Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>2-HMK 353/1-b.2 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 20/02/2025 tarih ve 2023/964 E - 2025/157 K sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>Düzeltilerek  esas hakkında yeniden karar verilmesine,  buna göre;<br>3-\"1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;<br>Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E sayılı takip dosyasında takip tarihi olan 31/03/2021 tarihi itibariyle davacının davalıya 200.000-TL asıl borç 92.352,05 TL işlemiş faiz borcu olmak üzere toplam 292.352,05-TL tutarla borçlu olduğunun tespiti ile fazlaya ilişkin kısımla ilgili menfi tespit talebinin reddine, <br>2- Koşulları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı ve istirdat taleplerinin reddine, <br>3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 6.308,63-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 5.069-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.239,63-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, <br>4-Davacı tarafından peşin yatırılan 5.069-TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.590,60-TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, <br>5-Davacı tarafından yapılan posta ve müzekkere gideri, bilirkişi masrafları olmak üzere toplam 6.669,00 TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına (%98) göre hesap edilen 100,00TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, artan kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına, <br>6-Davalı tarafça yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına, <br>7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap edilen 4.471,23-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,<br>8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap edilen 4.471,23-TL nispi  vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, <br>9-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,<br>10-Dava açılmadan Ticari Uyuşmazlıkta Arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye İRAT KAYDINA, \"<br>4-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan istinaf  karar harcının talebi halinde istinaf başvurusunda bulunan davacıya iadesine, <br>5-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan tebligat/posta gideri 690,00 TL'nin ve 1.683,10TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>7-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere,  oybirliği ile karar verildi. 22/05/2025<br>\t\t\t\t<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2da04f70ce04cb14","SID":"351bece2b39a6448"}}