{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/558 - 2025/844<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/558 <br>KARAR NO\t: 2025/844<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/274 E.  -  2023/15 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/01/2023 tarih ve 2022/274 E. - 2023/15 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin 2015/22541, 2016/32504, 2017/71470, 2017/71460 sayılı \"...\", \"... şekil\", \"...+\", \"... ...\" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin, bu markalar ile karıştırılma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki \"... ...\" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2020/133168 kod numarasını alan başvuruya, müvekkilince yapılan itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edildiğini ve başvurunun reddine karar verildiğini, davalı Şirketin bu kararın yeniden incelenmesi talebinin ise YİDK tarafından kabul edildiğini ve başvuru hakkındaki ret kararının kaldırıldığını, oysa müvekkili markaları ile dava konusu markanın benzer markalar olduğunu, davalı Şirketin markasında \"...\" ibaresinin ön planda bulunduğunu, \"...\" ibaresinin ise tali unsur görünümünde olduğunu, ancak piyasadaki ürün ambalajında, başvurunun yapıldığı hali ile kullanılmadığını, markasal kullanımında \"...\" ibaresinin ön plana çıkarıldığını, Kurum sicilinde müvekkili adına \"...\" ibaresiyle tescilli 32 marka bulunmakta olup, \"...\" ibaresinin ilk olarak müvekkili tarafından 2015 senesinde tescil ettirildiğini, dava konusu ürünleri alacak olan tüketici kesiminin ortalama tüketiciler olduğunu, ortalama tüketicilerin \"...\" ibaresini görünce, bunun bir bitki adı olduğu düşüncesi ile harekete etmeyeceğini, aksine müvekkilinin bu ibare üzerindeki yaygın kullanımı nedeniyle müvekkiline ait bir ürünü aldığını sanarak taraf markalarını karıştıracağını, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, davalı tarafından yapılan marka başvurularının aynı zamanda kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-5709 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının YİDK nezdinde kötü niyet iddiasını ileri sürmediğini, bu nedenle marka başvuru aşamasında ileri sürülmeyen kötü niyet iddiasının, dava aşamasında ele alınmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkili başvurusu ile davacı markaları arasında iltibas ve karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığını, müvekkili kullanımının dürüstçe kullanım kapsamında kaldığını, davacının kötü niyetli tescil iddiasının gerçek dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin aynı/benzer  olduğu, marka işaretleri bakımından ise taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, bu nedenle dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin doğmayacağı, davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, kötü niyet iddiasının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>         <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden ve talepleri dikkate alınmadan verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, karşılaştırmaya konu işaretler arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararının yerinde bulunmadığını, davalının, piyasada bulunan ürün ambalajı üzerinde, markasının başvuru yapıldığı hali ile kullanılmadığını, markasal kullanımdaki esas unsurun \"...\" ibaresi olduğunu, bu haliyle karşılaştırmaya konu markaların her ikisinin de esas unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğunu, markaların esas unsurlarının birebir aynı bulunduğunu, bu nedenlerle karşılaştırmaya konu markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunun kabulünün gerektiğini, gerekçeli kararda belirtilenin aksine müvekkiline ait markaların tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun tescili halinde davalı Şirketin, müvekkili markalarından haksız yarar sağlayabileceğini ve müvekkili markalarının itibarına zarar verebileceğini, davalı Şirket başvurusunun kötü niyetli olduğunu, kötü niyete ilişkin delil sunulmadığı yönündeki kabulün hukuka aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuruda asli unsur olarak \"... ibaresinin kullanıldığı ve \"... ...\" ibaresinin, bu ibareye göre oldukça küçük olarak yazıldığı, öte yandan \"... ...\"  ibaresinin pembe laden olarak bilinen bir bitki türü olduğu, bu haliyle dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, eldeki davanın YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkin bulunduğu, bu tür davalarda, taraf marka işaretlerinin tescilli olduğu biçimleriyle değerlendirme yapılacağı, diğer bir deyişle, dava konusu markanın fiili kullanım şeklinin bu davanın konusu olmadığı, taraf marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, tanınmışlıktan kaynaklanan bir tescil engelinden de söz edilemeyeceği, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2025 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"457b61711c3fa4b6","SID":"65b1646a44451439"}}