{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/696 <br>KARAR NO\t: 2025/303<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 16/01/2023 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2021/309 Esas,  2023/17 Karar<br>DAVA\t: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin elektrik enerjisi ihtiyacını karşılamak amacı ile Ocak 2011 (dâhil)- Aralık 2015 (dahil) dönemleri arasında, ...tesisat/ sayaç/ abone numaralı dağıtım sistemine bağlı elektrik aboneliği kapsamında davalı şirketlerin her birinin ilgili dönemi kapsamında elektrik enerjisi satın aldığını, bu kapsamda davalı şirket tarafından faturalar düzenlendiğini, davalı şirketin müvekkili şirketin satın almış olduğu elektrik enerjisinin miktarını tespit etmek ve faturalandırmak üzere sayaç okuma, faturalama gibi diğer hizmetler hizmetler karşılığında perakende satış hizmet bedeli, fatura/sayaç okuma/, hizmet bedeli tahsil ettiğini, ancak bu perakende satış hizmet bedeli, fatura/sayaç okuma/, hizmet bedeli hem yasal düzenlemeler hem de akdedilen sözleşmeler uyarınca, sabit bir ücret olması gerekirken davalı şirketçe tüketilen enerji miktarı kwh üzerinden nispi olarak, sözleşmelere, yargı kararlarına, mevzuata ve hukuka aykırı olarak fazla tahsilat yaptığını, buna göre davalı tarafın sabit bedel olarak tahsil edilmesi gereken psh bedelini kwh baz alarak hukuka aykırı olarak tahsiline olanak veren ve gerekçe olabilecek bir yasal düzenlemenin mevcut olmadığını,  ayrıca PSH bedelinin 1.1.2011 tarihinden itibaren iki kaleme ayrıldığını, birincisi faturalama için alınan PSHf ve ikincisi ise sayaç okuma işlemi için alınan PSHo bedeli olduğunu, dağıtım şirketinin fatura düzenlediği tüketicilere her iki bedelin ayrı ayrı alınmakta olduğunu ve tedarikçilerden ise sadece ikincisi olan PSHo alındığını, tüm bu ücretlendirmenin Elektrik Piyasası Kanununun 9. maddesine istinaden yapıldığını, elektrik piyasasında faaliyet gösteren şirketler dava konusu dönemlerde yürürlükte olan 4628 sayılı ve yürürlükte olan 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve EPDK'nun Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği ve bağlı mevzuatı kapsamında; lisanslı almak suretiyle dağıtım ve perakende satış  faaliyetlerini sürdürdüklerini, bu kapsamda lisans sahibi olan davalı şirketlerin EPDK'nun tarife düzenlemelerine tabi olduğunu, buna göre nihai müşterilerinden tahsil ettikleri bedelleri yukarıda izah edilen yasa ve ikincil mevzuat düzenlemeleri uyarınca ilgili şirketlere, kurumlara  aktarılabildiğini, ayrıca davalı şirketin faturalarının bazılarında tarife hesaplamalarına esas birim fiyatlarına uyuşmayan fatura kalemleri olduğunu, bu kapsamda PSHB tahsil edildiğini, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak davalı şirket tarafından, müvekkili şirketten Ocak 2011 (dâhil) - Aralık 2015 (dahil) dönemleri arasında, ...tesisat/ sayaç/ abone numaralı elektrik aboneliğine ilişkin olarak fazla, hatalı, sözleşmelere ve mevzuata aykırı olarak tahsil edilen, elektrik faturalarında yer alan perakende satış hizmeti-sayaç okuma/faturalandırma bedeli ve bu bedel üzerinden tahakkuk ettirilen KDV bedeli dâhil olan alacağın her bir faturanın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile beraber, tarafların her birinin için ilgili oldukları faturalarla sınırlı olmak üzere ve birlikte tahsil ettikleri dönemlerle ilgili müştereken ve müteselsilen olacak şekilde kaydıyla iadesini ve yargılama masrafları ve ücreti vekâletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekilinin 15/02/2022 tarihli dava değeri artırım dilekçesi ile  dava değerini toplam 684.090,10‬-TL  olarak artırdığı anlaşılmıştır.<br>CEVAP:<br>Davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafa diğer davalı ... ... tarafından tanzim edilen faturaların talep tarihleri olan 2011-2015 dönemleri arasında gönderildiğini, ancak davacı tarafça fatura içeriklerine emredici kanun hükmü kapsamında herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi diğer davalıya ödeme yapılırken de ihtirazi kayıt konulmadığını, bu hususun davacı tarafın söz konusu faturaları kabul ettiğini, dava konusu fazladan ödendiği iddia edilen PSHB’nin tahsil edildiği 2011 Ocak ve 2015 Aralık ayları arasındaki dönem için talep edildiğini, müvekkili şirketin 6446 Sayılı Kanunun 9. Maddesi çerçevesinde dağıtım faaliyetini gerçekleştiren özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, lisansında belirlenen bölgede sayaçların okunması, bakımı ve işletilmesi hizmetlerinin yerine getirilmesinden sorumlu olduğunu, lisansında belirtilen bölgedeki dağıtım sistemini elektrik enerjisi üretimi ve satışında rekabet ortamına uygun şekilde işletmek, bu tesisleri yenilemek, kapasite ikame ve artırım yatırımlarını yapmak, dağıtım sistemine bağlı ve/veya bağlanacak olan tüm dağıtım sistemi kullanıcılarına ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin hizmet sunmakla yükümlü olduğunu, hak ve yükümlülüklerinin bilinci ve mevzuata tam uyum amacı ile iş ve işlemlerin gerçekleştirildiğini, yine  davacı tarafından dosyaya sunulan belgelerden anlaşılacağı üzere enerji kullanımlarına ilişkin tüm faturaların ... ... tarafından düzenlendiğinin görüldüğünü, dağıtım tarifesinin elektrik enerjisinin dağıtım sistemi üzerinden naklinden yararlanan kullanıcılara eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin uygulanacak dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedeller ile tarifenin uygulanmasına ilişkin hüküm ve şartlardan oluştuğunu, ilgili dağıtım şirketi için belirlenen verimlilik hedefine ulaşılması ölçüsünde, dağıtım faaliyetinin yürütülmesi kapsamında gerekli olan yatırım harcamaları ile yatırım harcamalarına ilişkin makul bir getiri, sistem işletim maliyeti, teknik ve teknik olmayan kayıp maliyeti, kesme-bağlama hizmet maliyeti, sayaç okuma maliyeti, reaktif enerji maliyeti ve iletim tarifesi kapsamında ödenen tutarlar gibi dağıtım faaliyetinin yürütülmesi kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetler dikkate alınarak belirlendiğini, dağıtım dava konusu olan PSH bedeli serbest tüketici niteliğini haiz olmayan tüketiciler için, eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin uygulanacak fiyatları, hükümleri ve şartları içerdiğini, serbest tüketici niteliğini haiz olmayan tüketicilere uygulanacak perakende satış tarifeleri, görevli tedarik şirketi tarafından önerilir ve kurul tarafından incelenerek onaylandığını, PSH bedelinin hukuki alt yapısını oluşturan asıl hükümler geçerliliğini koruduğunu, davacı tarafın 2011 Ocak ile 2015 Aralık döneminde fazla tahsil edildiği iddia edilen PSH bedelinin iadesini talep ettiğini ancak her ne kadar Aralık 2015 tarihine kadar süren dönem için iade talebinde bulunmuşsa da tüm talep  tarihlerinde  düzenlemeye esas tarifelerden elektrik enerjisi aldığını, hal böyle olunca davacının, taleplerini uzun bir döneme yaymak suretiyle haksız kazanç sağlamasına yönelik talebinin haksız olduğunu, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak haksız ve mesnetsiz açılan davanın esas yönünden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>Davalı ... ... Bölgesi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin adresinin ... olduğunu, bu nedenle yetkili mahkemenin ... Mahkemeleri olduğunu ve yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili tarafından tanzim edilen ve gönderilen faturalara ve içeriklerine herhangi bir itirazda bulunmadığını, müvekkilinin ... dağıtım lisansı sahibi olduğunu, Ocak 2011- Aralık 2015 döneminde ... Dağıtım A.Ş'den alarak kar amacı gütmeksizin müteşebbislerine sattığını, müvekkilinin dava konusu dönemde satın aldığı elektrik için perakende satış bedeli ödediğini ve ödediği PSH bedelini aynen olduğu gibi müteşebbislerine fatura ettiğini, Danıştay tarafından her ne kadar pek çok kararın iptalinden söz edilmişse de PSH bedelinin değişken olacağına ilişkin başkaca EPDK Kurul kararlarının mevcut olduğunu ve iptal edilmediğini, davacı tarafın her ne kadar Aralık 2015 tarihine kadar süren dönem için iade talebinde bulunmuş ise de talep tarihlerinde düzenlemeye esas tarifelerden elektrik enerjisi aldığını, tahsil olunan diğer bedeller gibi EPDK kararları uyarınca hukuka uygun olarak tahsil ediğini, tarife metodolojisinin söz konusu hükmünün iptal edilmiş olmasının ilgili dönemde alınan perakende satış hizmet bedelinin tüketicilerden tahsilinin, hukuka aykırı hale geleceği anlamını taşımadığını, zira hem tahsil edilen dönemde EPDK kararları uyarınca hukuka aykırı bir durumun olmadığını hem de her ne kadar Danıştay tarafından mezkur hüküm iptal edilmiş ise de PSH bedelinin hukuki dayanağını oluşturan pek çok düzenleyici işlemin EPDK tarafından iptal edilmediğinden dolayı PSH bedelinin tahsili bakımından hukuka aykırı bir durumun olmadığının açık olduğunu, EPDK tarafından yayımlanan 28/12/2011 tarih ve 3607 sayılı kurul kararı ile 18/12/2012 tarih 4193 sayılı kurul kararları kapsamında PSH bedellerinin tahsili işlemlerinin gerçekleştirildiğini, ayrıca emsal olarak gösterilen kararların sadece serbest tüketiciler yönünden uygulanacağının açıkça belirtildiğini, davacının serbest tüketici olmadığını, müvekkili kurumdan elektrik aldığını, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak usul ve yasaya aykırı olan davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur. <br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"... Bu kapsamda mahkememizce bilirkişi raporları aldırılmış olup; dosyamız arasına ibraz edilen 16/12/2021 tarihli ve 03/08/2022 tarihli bilirkişi raporlarında davacıdan tahsil edilen PSH bedelleri tespit edilmiş olup; tahsil edilen bu bedellerden maktu bedeller mahsup edilmediği gibi KDV hususunda hesaplama yapılmadığı, ayrıca raporlarda hesap hatalarının bulunduğu anlaşılmakla mahkememizce bu hususta yeniden bilirkişi raporu aldırılmıştır. Dosya kapsamına ibraz edilen 24/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu edilen Ocak 2011 - Aralık 2015 tarihleri arasında davacıdan toplamda 585.974,56 TL PSH bedeli, 105.475,42 TL KDV olmak üzere toplam da 691.449,98 TL tahsil edildiği, bu dönem içerisinde sayaç başına maktu olarak alınması gereken okuma bedelinin ise 16.903,54 TL, bu bedelin KDV'sinin ise 3.042,64 TL olduğu, buna göre alınması gerekli maktu bedel toplamının  19.946,18 TL olduğu belirtilmiştir. Bu durumda davacıdan nispi olarak tahsil edilen toplam bedelden alınması gerekli maktu bedelin mahsup edilmesi gerekirken bilirkişi raporunda her iki bedelin toplandığı anlaşılmaktadır. Davacıdan fazla alındığı iddia edilen miktarın bulunabilmesi için, toplam nispi alınan bedelden alınması gerekli maktu bedelin mahsubu gerekecek olup; buna göre davacıdan (691.449,98 TL - 19.946,18 TL) 671.503,80 TL tutarında fazladan PSH bedeli adı altında tahsilat yapıldığı sonucuna varılmış olup; bu bedelin davalılardan tahsiline karar vermek gerekmektedir.<br>Davalılar davacının süresi içerisinde ıslah talebinde bulunmadığını belirterek ıslaha yönelik itirazda bulunmuşlardır. Davacı vekili dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğunu belirtmiştir. Mahkemece davacıya her ne kadar ıslah dilekçesini sunmak üzere 2 haftalık süre verilmiş ise de; davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu, bu nedenle davacının sunduğu dilekçesinin dava değerini belirlemeye ilişkin olduğu, 6100 sayılı HMK'nun 107/2 maddesinde dava değerini belirleme dilekçesinin 2 haftalık süre içerisinde sunulması gerektiğinin belirtildiği anlaşılmakla, davalıların ıslahın süresi içerisinde yapılmadığı itirazlarına mahkememizce itibar edilmemiştir.<br>Yine davacı fazladan tahsil edilen bedellerin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmektedir. Davacı tarafından dava tarihinden önce davalıların temerrüde düşürülmesi söz konusu olmadığından davalıların dava tarihi itibariyle temerrüde düştükleri kabul edilmesi gerektiğinden tahsiline karar verilen tutara dava tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle \"Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,<br>Davacıdan fazla alındığı anlaşılan 671.503,80 TL tutarında perakende satış hizmet bedelinin dava tarihi olan 25/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davalı ... ... Bölgesi vekili ve davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davalı ... ... Bölgesi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası açıldığını, davacı tarafın davaya konu ettiği faturalardaki perakende satış hizmet bedeli ile iş bu bedele tahakkuk ettirilen KDV tutarları açık ve net bir şekilde bilindiği halde belirsiz alacak davası ikame etmesinde hukuki yararı bulunmadığını, bu haliyle usul hükümlerine aykırı olduğundan kararın kaldırılması gerektiğini, tacir olan davacının ... ... Bölgesi tarafından tanzim edilen ve gönderilen faturalara ve içeriklerine itiraz etmeksizin ödeme yaptığını, bu haliyle davacı faturaları kabul etiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin dağıtım lisans bölgesindeki müteşebbislerine elektrik dağıtımı yaptığını ve sayaçların okunması, bakımı ve işletilmesi hizmetlerini yerine getirdiğini, diğer davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin müvekkiline kestiği faturalara perakende satış hizmet bedeli tahakkuk ettirerek müvekkilinden tahsil ettiğinden, müvekkilininde davacı ve diğer müteşebbislere kestiği faturalarda perakende satış hizmet bedelini aynı oranda tahakkuk ettirerek tahsil edip diğer davalı şirkete ödediğini, müvekkilinin elektrik enerjisi satışında sadece aracılık yaptığını, diğer davalının satın aldığı elektriği aynı bedelle ve aynı kesintiler ile ve aynı kalemlerle hiçbir şekilde kâr amacı gütmeksizin aynı bedellerle davacıya ve diğer yatırımcılara fatura ettiğini, müvekkil yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi yöndeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, EPDK'nın 3607 sayılı ve 28/12/2011 tarihli ve 4193 sayılı 18/12/2012 tarihli kurul kararlarına karşı iptal davası açılmadığını ve kurul kararlarının iptal edilmediğini, hal böyle iken PSH bedelinin yasal dayanağını oluşturan EPDK kurula kararları geçerliliğini korumakta olup davaya konu edilmediğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, davacı tarafın serbest tüketici olmayıp müvekkil kurumdan elektrik aldığını, bu nedenle davacının Tarifeler Yönetmeliğinin 10. maddesindeki düzenlemeye esas PSH tarifesine tabi olduğunu, mahkemece davacının serbest tüketici kapsamında kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı şirketin davaya konu faturaları muhasebe kayıtlarına işleyerek faturalardaki KDV tutarlarını, KDV borcundan mahsup ettiğinden KDV alacağına hükmedilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olup, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verilmiş olacağından kararın kaldırılması gerektiğini, mahkemece davacıya 02/02/2022 tarihli duruşmada ıslah dilekçesi sunmak üzere süre verilmiş olmasına karşın, davacının 1 haftalık kesin süreden çok sonra 15/02/2022 tarihinde ıslah dilekçesi sunduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle tehir-i icra taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar mahkemece cevap dilekçelerinin süresinde olmadığı belirtilmiş ise de; ayrıntılı incelenmesi halinde cevap dilekçelerinin süresinde sunulduğunun anlaşılacağını, cevap dilekçelerinin süresinde verilmesi sebebiyle cevap dilekçelerinin ve özellikle de zaman aşımı defilerinin hükümde değerlendirilmesi gerekirken hukuka aykırı şekilde değerlendirilmemesinin bile doğrudan esasa etki edeceği için açıkça kaldırma sebebi olduğunu, zira zaman aşımı defilerinin hükme esas alındığında davanın zaman aşımı yönünden reddedileceğinin, dava konusu fazladan ödendiği iddia edilen perakende satış hizmet bedeli (PSHB)'nin  tahsil edildiği 2011 Ocak ve 2015 Aralık ayları arasındaki dönem için talep edildiğini, TBK'nın 82/1. maddesi uyarınca 2 yıllık zaman aşımı süresi sona erdiğinden mahkeme aksi kanaatte ise yine 10 yıllık zaman aşımı süresi dolmuş talepler yönünden de zaman aşımı defileri kapsamında iş bu davanın reddedilmesi gerekirken cevap dilekçesinin süresinde sunulmadığından bahisle reddedilmesinin kabul edilemez olduğunu, davacının tacir statüsünde olduğunu, diğer davalı tarafından tanzim edilen faturalara TTK'nın 21/2. maddesi kapsamında itiraz etmeden ödeme yaptığını, davacının amir hüküm kapsamında herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi diğer davalıya ödeme yapılırken de ihtirazi kayıt konulmadığını, bu hususun davacının faturaları kabul ettiğini, iş bu davayı açmakta hukuki bir yararı bulunmadığını gösterdiğini, davacının faturalara ilişkin ödediği miktar ve faturaların kesilmesi gerektiğini iddia ettiği maktu tarifelerin belli olduğunu, bu nedenle dava konusunun belirsiz alacak olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığını, HMK'nın 107/2 ve 181. maddelerine göre süresinde yapılmayan ıslah talebinin reddine karar verilip ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilmesi gerekirken ıslah üzerinden hüküm kurulmasının kaldırma sebebini oluşturduğunu, tensip zaptında davanın basit yargılama usulünce görüleceğinin belirtilmesine rağmen davacı tarafın cevap dilekçelerine cevapta bulunduğunu, gerekçeli kararda ise hukuki geçerliliği olmayan bu cevap dilekçesinin hükme esas alınmadığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmadığını, aksine karara bakıldığında cevap dilekçesindeki sunulan gerekçelerin hukuka aykırı bir şekilde hükme esas alındığını, 6446 sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca faturaların diğer davalı tarafından düzenlendiğini, dava kapsamındaki taleplerle ilgili olarak müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından iş bu davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taleplerinin kabulü anlamına gelmemek kaydıyla dava kapsamındaki taleplerin muhtabının 2013 yılı itibariyle dağıtım bölgelerinde elektriğin satışından sorumlu ve yetkili görevli tedarik şirketi ... Elektrik Perakende Satış A.Ş. olduğu husundaki talepleri hakkında herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan karar verildiğini, PSH bedellerinin perakende satış lisansına sahip şirketler tarafından alındığını, müvekkil şirketin perakende değil dağıtım lisansına haiz olduğunu, dava konusu tarihler arasındaki perakende şirketinin görevli olup olmadığının araştırılarak müvekkil kurum yönünden husumetten red kararı verilmesi gerektiğini, EPK'nın 13. maddesi amir hükmü uyarınca EPDK Kurul Kararlarının bağlayıcı olduğunun açık olduğunu, uygulaması gereken dönem itibariyle aykırı bir uygulamaya gidilmesinin mümkün olmadığını, aynı hükmün devamında kişinin tabi olduğu tarifelere uyulmaması halinde hizmetin durdurulması dahil önlem ve yaptırımların olacağının kanunda yerini aldığını, gerekçeli kararın aksine PSHB'nin değişken olacağına ilişkin başkaca EPDK Kurul kararları mevcut olup iptal edilmediğini, hal böyle olunca hukuka uygun bir şekilde ihdas olunan EPDK kurul kararlarının dönem itibariyle haksız bir uygulaması olduğundan söz edilemeyeceğini, EPDK'nın 3607 sayılı ve 28/12/2011 tarihli ve 4193 sayılı 18/12/2012 tarihli kurul kararları uyarınca PSHB'nin değişken/nisbi olarak alınacağının açıkça ifade edildiğini, iptal edilmeyen düzenleyici idari işlem niteliğindeki kurul kararlarının uygulanmasının kanuni zorunluluk olduğunu ve hukuka uygun olduğunu, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin içtihadını değiştirmesine rağmen eski içtihadı üzerinden hüküm kurulmasını kabul etmenin mümkün olmadığını, YİBBGK kararlarının normlar hiyerarşisinde kanunlar ile eşdeğerde olduğunu, YİBBGK kararına göre de iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceğini, mahkemenin yerindelik denetimi yapmak suretiyle idarenin yetkilerini kısıtlamasının Anayasa'nın 125/4. maddesine aykırı olduğunu, dava konusu edilen tarihler nazara alındığında 01/01/2016 tarihine kadar yürürlükte kalan Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğinin 10. maddesine göre davacının serbest tüketici statüsünde olmadığını, davacının PSH tarifesi kapsamına girdiğini, gerekçeli kararda bahsi  geçen Danıştay iptal kararını davacı için uygulamanın mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle tehir-i icra taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava, elektrik enerjisi temini hizmetini sağlayan davalılar tarafından düzenlenen faturalarda nispi olarak tahsil edilen perakende satış hizmeti bedelinin tahsili istemine ilişkindir.<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkili şirketin elektrik enerjisi ihtiyacını karşılamak amacı ile Ocak 2011 (dâhil)- Aralık 2015 (dahil) dönemleri arasında, ...tesisat/ sayaç/ abone numaralı dağıtım sistemine bağlı elektrik aboneliği kapsamında davalı şirketlerin her birinin ilgili dönemi kapsamında elektrik enerjisi satın aldığını, davalı şirketin müvekkili şirketin satın almış olduğu elektrik enerjisinin miktarını tespit etmek ve faturalandırmak üzere sayaç okuma, faturalama gibi diğer hizmetler hizmetler karşılığında perakende satış hizmet bedeli, fatura/sayaç okuma/, hizmet bedeli tahsil ettiğini, ancak bu perakende satış hizmet bedeli, fatura/sayaç okuma/, hizmet bedeli hem yasal düzenlemeler hem de akdedilen sözleşmeler uyarınca, sabit bir ücret olması gerekirken davalı şirketçe tüketilen enerji miktarı kwh üzerinden nispi olarak, sözleşmelere, yargı kararlarına, mevzuata ve hukuka aykırı olarak fazla tahsilat yaptığını, iddia ederek davalı şirket tarafından, müvekkili şirketten Ocak 2011 (dâhil) - Aralık 2015 (dahil) dönemleri arasında, ...tesisat/ sayaç/ abone numaralı elektrik aboneliğine ilişkin olarak fazla, hatalı, sözleşmelere ve mevzuata aykırı olarak tahsil edilen, elektrik faturalarında yer alan perakende satış hizmeti-sayaç okuma/faturalandırma bedeli ve bu bedel üzerinden tahakkuk ettirilen KDV bedeli dâhil olan alacağın her bir faturanın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile beraber, tarafların her birinin için ilgili oldukları faturalarla sınırlı olmak üzere ve birlikte tahsil ettikleri dönemlerle ilgili müştereken ve müteselsilen olacak şekilde kaydıyla iadesini talep ettiği, davalılar  vekillerinin ayrı ayrı cevap dilekçesinde  davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kısmen karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... ... Bölgesi vekilinin tüm, davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. <br>a-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun;<br>Adli tatil süresi başlıklı 102. maddesi, “Adli tatil, her yıl yirmi temmuzda başlar, otuz bir ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir eylülde başlar.”<br>Adli tatilde görülecek dava ve işler başlıklı 103. maddesi, “(1)Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür:… ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar… h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler… (3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır….”<br>Adli tatilin sürelere etkisi başlıklı 104. maddesi, “Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.”<br>Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler başlıklı 447. maddesi, “Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır.” düzenlemelerini içermektedir.<br>Bu yasal mevzuat çerçevesinde artık, (icra mahkemesinde görülenler hariç) basit yargılama usulüne tabi olan davalara adli tatilde bakılmayacaktır. Başka bir ifade ile basit yargılama usulüne tabi davalar da adli tatile tabi olacaktır. Başka bir ifade ile basit yargılama usulüne tâbi davalar da adlî tatile tâbi olacaktır. (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2014/21550 E. 2015/20890 K.)<br>Adli tatilde görülemeyen basit yargılama usulüne tâbi olan davalarla ilgili bir süre, adli tatil süresi içinde sona ererse, adli tatilden sonra ek bir süreden yararlanacaktır. Ancak Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler adli tatilde görülmeye devam edilecektir. Dikkat edilirse burada yargılama usulü değil, dava veya işin ivedi olması ya da mahkemenin ivedi olduğuna karar vermesi önemlidir. Bu nedenle mahkeme yazılı ya da basit yargılama usulüne tabi bir dava ya da işin ivedi olduğuna karar verirse, bu dava veya işin adli tatilde de görülmesine karar verebilir. Adli tatilde bakılmayan iş ve davalarla ilgili sürelerin sonu, adli tatil dönemine rastlarsa, bu süreler adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta daha uzatılmış sayılır. (..., Medeni Usûl Hukuku, 14. Bası,s. 273, 274)<br>6100 sayılı HMK'nın 322. Maddesine göre; Bu Kanun ve diğer kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hâllerde, yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır.<br>Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Dava dilekçesinin davalı ... ... Müdürlüğüne 28/07/2021 tarihinde tebliğ edildiği, bu davalı vekili tarafından 26/08/2021 tarihinde dosyaya cevap dilekçesi ibraz edildiği, diğer davalı ... Elektrik A.Ş'ye dava dilekçesinin 19/07/2021 tarihinde elektronik olarak tebliğ edildiği, bu davalı tarafından cevap dilekçesinin 09/08/2021 tarihinde dosyaya ibraz edildiği, ilk derece mahkemesince de her iki davalı tarafından sunulan cevap dilekçelerinin 2 haftalık yasal süresinden sonra sunulduğu, bu nedenle ileri sürülen yetki ve zaman aşımı itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davalıların zamanaşımı defi değerlendirilmemiştir. Oysa ki 6100 sayılı HMK'nın 103. Maddesinde Adli Tatilde Görülecek Dava ve İşlerin ayrıntılı olarak belirtildiği, aynı yasanın 102. Maddesine göre adli tatilin, her yıl yirmi temmuzda başlayacağı, otuz bir ağustosta sona ereceği, yeni adli yılın bir eylülde başlayacağı, yine ayanı yasanın 104. Maddesine göre de adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu sürelerin ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılacağı, bu kapsamda yapılan değerlendirmede somut uyuşmazlığa konu davanın HMK'nın 103. Maddesinde düzenlenen Adli Tatilde Görülecek Dava ve İşler arasında belirtilmediği, yani somut davanın adli tatile tabi dava ve işlerden sayıldığı, davalıların cevap verme sürelerinin son gününün adli tatil zamanına rastladığı, ... ... Müdürlüğü vekilinin 26.08.2021, davalı ... Elektrik A.Ş. vekilinin ise 09.08.2021 tarihinde cevap dilekçelerini dosyaya ibraz ettikleri,  bu kapsamda adli tatile tabili somut davada sürenin ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılacağından davalılar vekillerinin cevap dilekçelerinin yasal sürede ibraz etiklerinin kabulü gerekirken hatalı değerlendirme ile davalılar vekillerinin cevap dilekçelerinin süresi içerisinde olmadığı gerekçesiyle (davalıların istinaf itirazları ile bağlı kalınarak) davalı ... Elektrik A.Ş. vekilinin zamanaşımı definin değerlendirilmemesi yerinde değildir.<br>Sonuç itibariyle; Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında somut olaya dönüldüğünde, söz konusu dava, niteliği itibariyle abonelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine yönelik olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 103. maddesi kapsamında adli tatilde görülebilecek nitelikte bir dava değildir. Diğer yandan söz konusu davanın ivedi görülmesine karar verilen dava ve işlerden de olmaması sebebiyle, davalıların Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 104. maddesinde belirtilen bir haftalık süreden yararlanması gerekir. (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/13085 E. 2022/3782 K.)<br>b-Dava konusu faturaların bir kısmı ... Elektrik Perakende Satış A.Ş. adına düzenmiş olup davalı ... Elektrik A.Ş.'nin bu hususa yönelik husumet itirazı bulunduğu halde mahkemece bu hususta olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir. Mahkemenin kararı bu yönüyle de yerinde değildir. <br>O halde mahkemece yapılacak iş; Öncelikle davalı ... Elektrik A.Ş. vekilinin husumet itirazı ve zamanaşımı defi hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmesi suretiyle (usulü kazanılmış haklara riayet edilerek) yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında bir karar vermekten ibarettir. <br>HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde \"...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması\" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda;  yukarıda ayrıntılı  biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemeye göre, davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, kararın HMK'nın 353/1-a/6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davalı ... ... Bölgesi vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. Maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının reddine, <br>2-Davalı ... ... Bölgesi Müdürlüğü vekilinin  istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>3-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye iadesine, <br>5-Davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. yönünden istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>6-İstinaf aşamasında alınması gereken 45.870,42-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 11.468,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 34.402,42-TL harcın davalı ... ... Bölgesi Müdürlüğü alınarak hazineye irat kaydına,<br>7-İstinaf başvurusu sırasında davalı ... ... Bölgesi Müdürlüğü tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>8-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından yatırılan teminat olması halinde adı geçen tarafa İADESİNE,<br>9-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"636f0f25edf519f0","SID":"e4037e914098552d"}}