{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/729 <br>KARAR NO\t\t: 2025/999<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19.03.2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/20 E. - 2025/273 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Şirketin İhyası<br>KARAR TARİHİ\t: 26.06.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26.06.2025<br><br>\tİzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.03.2025 tarih 2025/20 E. - 2025/273 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, müvekkilinin ... Şirketi, ... ve Ortağı Şirketinde ve ...  Anonim Şirketi'nde uzun yıllar dış ticaret müdürü olarak çalışması nedeniyle işçilik alacaklarının tahsili için arabuluculuğa başvurduğunu, 02.01.2019 tarihli arabuluculuk anlaşma belgesiyle ... tarafından işçilik alacaklarının müvekkiline taksitler halinde ödenmesi konusunda anlaşma sağlandığını, ancak ödeme yapılmaması üzerine İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2020/1020 sayılı dosyasında alacağın icraya konulduğunu ve icra takibinin üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen halen tahsil edilemediğini, ... Anonim Şirketinin İzmir 18. İcra Müdürlüğünün 2016/9347 sayılı ve İzmir Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğünün 2023/274 sayılı dosyalarında borçlu olup, şirkete ait taşınmazların bu dosyalarda satışı yapılacağından müvekkilinin de alacağını bu satışların sonucunda tahsil edebilmesi için şirketin ihya edilmesi gerektiğini belirterek  ...  Anonim Şirketi'nin ihyasına, kararın tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tCEVAP: Davalı İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü, .... sicil numarasında kayıtlı ....A.Ş.'nin 30.12.1983 tarihinde tescil edildiğini, en son tescil edilen genel kurulun 07.06.2010 tarihinde tescil edilip, bu tarihten sonra herhangi bir genel kurul tescili yapılmaması nedeniyle TTK'nun geçici 7. maddesi uyarınca çıkarılan Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ gereği 30/06/2015 tarihinde münfesih sayılarak tescilli adresine ihtarda bulunulduğunu, bu hususun 30.07.2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, yasal süresi içerisinde ihtarata yanıt verilmemesi nedeniyle 04.11.2015 tarihinde sicil kaydının resen silindiğini, bu hususun da 16.11.2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, İzmir 6. ATM tarafından 13.04.2023 tarih 2022/887 E. , 2023/349 K. sayılı ilamı ile şirketin ek tasfiyesine karar verildiğini ve tasfiye memuru olarak .....'ın atandığını, bu kararın 17.06.2023 tarihinde kesinleştiğini, İzmir 6. ATM 05/10/2023 tarihli ek kararı ile tasfiye memurluğuna .... yerine ....'nun atanmasına, 07.12,2023 tarihli ek kararı ile de tasfiye memurluğuna .... yerine .....'nun atanmasına karar verildiğini, bu kararın 11.01.2024 tarihinde kesinleştiğini, müdürlük tarafından gerçekleştirilen resen terkin işlemlerinin Kanunda ve Tebliğe uygun olduğunu, münfesih durumda olduğu tespit edilen şirketlere/yetkililerine ihtarnameler keşide edildiğini, fakat TTK gereği basiretli tacir olan ilgiler tarafından yasal süresinde müdürlüğe herhangi bir bildirimde bulunulmaması üzerine resen terkin işlemi sürecinin işletildiğini, Kanunda ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla yapılan ilanın, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceğinin, ayrıca ilanın Ticaret Odası internet sitesinde yayınlanacağının belirtildiğini, davanın açılmasına sebebiyet vermeyen Müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ\t: Mahkemece, ihyası talep edilen İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün Merkez- ... sicil numarasında kayıtlı .... A.Ş.'nin en son tescil edilen genel kurulunun 07.06.2010 tarihinde yapıldığı, sonraki beş yıl içinde bir başka genel kurul tescilinin yapılmamış olması nedeniyle TTK'nun geçici 7(1/d). maddesi hükmü ile geçici 7. madde uyarınca çıkarılan Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ hükümleri gereği davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından yapılan iş ve işlemler sonucunda 04.11.2015 tarihinde sicilden resen silindiği, söz konusu maddenin 1/d bendinde, sebebi ne olursa olsun aralıksız son 5 yıla ait olağan genel kurul toplantısı yapılmamasının terkin sebebi sayıldığı, şirketin yasal düzenlemelere aykırı olarak son 5 yıla ilişkin genel kurul toplantısı yapmadığı, tescil edilen en son genel kurul toplantısının 07/06/2010 tarihinde olduğu, buna göre davalı tarafından yapılan terkin işleminin, kanunda sayılan yasal sebebe uygun olarak yerine getirildiği; şirketin terkinden önceki son yönetim kurulu başkanı ...'nun ek tasfiye işlemleri ile görevlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, her ne kadar terkin edilen şirkete çıkarılan ihtar yazısı, sayın yetkili başlığını taşıyor ise de, tebligatın yalnız şirket adına çıkarıldığı, şirket yanında ayrıca şirket yetkilisi adına tebligat çıkarıldığına dair dosyada hiçbir belge örneğinin toplanmadığı dikkate alındığında, davalı tarafından yapılan terkin işlemleri sırasında terkin işlemine ilişkin ihtarın, yalnız şirket adına tebliğe çıkarılıp, şirketi temsil ve izama yetkili kişiye usulüne uygun şekilde tebligat çıkarılmadığı, TTK'nun geçici 7(4/a) maddesine aykırı olarak şirket adına çıkarılan ihtar dışında şirket yetkilisi adına ihtar çıkarılmamasına bağlı olarak terkin işleminin usulsüz şekilde yapılması nedeniyle davalı tarafın, dava açılmasına sebebiyet verdiği dikkate alınarak, yargılama giderleri ile sorumlu tutulması gerektiği şeklindeki gerekçe ile davanın kabulü ile dava konusu şirket hakkında, davacının alacaklı olduğu İzmir 11. İcra Müdürlüğünün 2020/1020 sayılı icra dosyasında İİK'nun 89.maddesi uyarınca, haciz ihbarnamelerinin gönderilmesi ve haciz ihbarnamelerine bağlı tüm işlemlerin yapılarak sonuçlandırılması amacıyla ilgili ek tasfiye işlemleri ile  sınırlı olmak kaydıyla ... A.Ş'nin ticaret siciline tescili ile ihyasına, ek tasfiye işlemlerini yerine getirmesi için davacı şirketin terkinden önceki son yönetim kurulu başkanı ...'nun tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı, Müdürlük sicil kayıtlarının tetkikinde, .... A.Ş. 'nin 30.12.1983 tarihinde tescil edildiğini, en son tescil edilen genel kurulun 07.06.2010 tarihinde tescil edildiğini, 6102 Sayılı TTK geçici 7. maddesi uyarınca çıkarılan \"Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Koopetatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ\" gereği 30.06.2015 tarihinde münfesih sayılarak tescilli adresine ihtarda bulunulduğunu, bu hususun 30.07.2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, yasal süresi içerisinde ihtara yanıt verilmemesi nedeniyle 04.11.2015 tarihinde sicil kaydının resen silindiğini, bu hususun 16.11.2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.04.2023 tarih 2022/887 Esas 2023/349 Karar sayılı ilamı ile şirketin ek tasfiyesine karar verildiğini, müvekkili kurum tarafından gerçekleştirilen resen terkin işlemlerinin 6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi ve ilgili Tebliğ'de belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde uygulandığını, münfesih durumda olduğu tespit edilen şirketlerin tescilli adreslerine ihtarnameler keşide edildiğini, ilgiler tarafından yasal sütesinde Müdürlüğe herhangi bir bildirimde ve başvuruda bulunulmaması üzerine tesen terkin sürecinin işletildiğini, Türk Ticaret Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin onbeşinci fıkrasına “Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ve vekâlet ücretine hükmolunamaz.” hükmünün eklendiğini, müvekkili kurum aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t: Dava, TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden resen terkin edilen şirketin yeniden ihyası istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t 6102 sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin 11. fıkrası gereğince şirketin ticaret sicilinden resen kaydının silinmesi için Ticaret Sicil Müdürlüğünün evvela geçici 7. maddenin 4/a ve 4/b fıkralarında gösterilen hususları yerine getirmesi gereklidir. Ticaret Sicil Müdürlüğü yasada gösterilen bu usule uymadan şirketin kaydını sicilden terkin ettiği takdirde ticaret sicilinden silinme işleminin iptali ile şirketin ihyasına karar verilebilir. (Yargıtay 11. H.D'nin 15.06.2020 tarih 2020/1592 E, 2020/2881 K sayılı kararı).<br>\tSomut olayda, mahkemece Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca yapılan ihtar ve tebliğe ilişkin belgelerin çıkartılarak gönderilmesi istenmiş, Ticaret Sicil Müdürlüğünce gönderilen cevabi yazı ekindeki belgelerde TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a fıkrasında gösterildiği gibi ilgililere ihtar gönderildiğine ilişkin bir belge sunulmamıştır. Buna göre resen terkin işlemi yapılan şirketin temsil ve ilzam ile yetkilendirilmiş yöneticilerine ihtar gönderilmediği, şirketin sicil kaydının usulüne uyulmadan silindiği anlaşıldığından mahkemece, şirketin ihyası ile yeniden ticaret siciline tesciline karar verilmesi yerindedir. Böylelikle resen terkin işlemi usule uygun olmadığı için davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması doğru bulunmuştur.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeni ile davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26.06.2025<br>\t\t\t\t<br><br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2a058ee706c2b72f","SID":"08ff925db8a1440a"}}