{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/10 Esas<br>KARAR NO:2025/691<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:30/06/2022<br>NUMARASI:2018/388 E. - 2022/91 K.<br>DAVA:Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Kaldırılması, Maddi ve Manevi Tazminat, Ticaret Unvanının Terkini<br>DAVA TARİHİ:11/09/2018<br>DAVANIN KONUSU:Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara  Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/04/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle: davacının ... numaralı  “...” markasının sahibi olduğunu, davalının davacıya ait markayı haksız olarak kullandığı gibi menüsünü de davacınınkine benzeterek yemeklerini kase içinde sunduğunu, davalının eyleminin FSEK, Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve TTK uyarınca marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olduğunu, davalıya Beyoğlu ... Noterliği’nin 17 Ağustos 2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, buna rağmen cevap verilmediğini ve tecavüzün devam ettiğini, davacının bu nedenle maddi ve manevi zarar gördüğü belirterek, “...” ibaresinin davalı şirketin ticaret unvanından terkinine, davalı şirketin “...” ibaresini afişlerinde, tabelasında, menülerinde, ve her türlü görsel, yazılı iletişim araçlarından kaldırmasına, marka hakkına tecavüzün önlenmesine, davalının ürünlerini kase içerisinde ve davacı şirket ile aynı konseptte servis etmesinin önlenmesine, marka hakkına tecavüz yapılan broşür, menülerde, tabelalarda vb. gibi her türlü mecralarda \"...\" markasının silinmesine ve bu eşyaların imhasına, marka hakkına tecavüz nedeni ile davacı şirketin uğramış olduğu zararlara karşılık HMK gereğince belirsiz alacak davası olarak şimdilik 100,00 TL maddi (marka hakkına tecavüz edenin, markayı bir lisans anlaşmasıyla hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre hesap edilmesi) ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/209 Esas sayılı birleşen dava dilekçesinde özetle; davalının 22/05/2018 başvuru tarihli ve ...tescil numaralı “...” markasının 29,30 ve 43. sınıflarda tescil edildiğini, davacının 01/12/2016 başvuru tarihli ve... numaralı 43. sınıfta tescilli “...” markası ile halk tarafından ilişkilendirilebilecek ve karıştırılacak şekilde kullanıldığını, “...” ibaresinin davacının ticaret unvanında da yer aldığını, davalının marka tescilinin kötü niyetli olduğunu, davalının davacıya ait konsepti de aynen kullandığını belirterek, davalının ... numaralı “...” markasının SMK'nun 25/1-2-3 ve 6/1-6. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının faaliyetlerinin marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile haksız rekabet teşkil eden dava konusu tüm faaliyetlerinin durdurulmasına ve önlenmesine, dosyanın tarafları ve konusu aynı olan İstanbul Anadolu 1. FSHHM'nin 2018/388 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde husumetin ...’ye yöneltildiğini, ...’nin gerçek kişi tacir olarak faaliyet gösterdiği,... adında bir gerçek veya tüzel kişi bulunmadığını, düzeltme yapılmaz ise husumetten dolayı davanın reddi gerektiğini, davacının davasını ispatı gerektiğini, davalının hangi kullanımının davacı markası ile benzer olduğunun dahi açıklanmadığını, iddiaların ispatına yarar hiç bir delilin de sunulmadığını, davacının sahip olduğu tek markanın ... tescil numaralı \"...\" markası olduğunu, dava dilekçesinin aksine \"...\" veya \"...\" şeklinde bir marka bulunmadığını, davacı tarafın markasının ne şekilde ihlal edildiğini açıklamadığını, yapılacak incelemenin de kurum nezdinde kayıtlı \"...\" markası üzerinden yapılması gerektiğini, davacı şirketin işletmesinde, menülerinde ve ... uzantılı internet sitesinde \"...\" ibaresinin tescilli markanın bölünmesi suretiyle kullanıldığını, davacıya ait markanın anlam itibariyle kimsenin tekeline bırakılamayacak ve tek başına tescil edilemeyecek bir ibare olduğunu, markanın ayırt edici olmadığını, bu nedenle korunma ihtimalinin de düşük olduğunu, \"...\" ibaresini içeren pek çok markanın TPMK nezdinde tescilli olduğunu, bunun da bu ibarenin 43. sınıfta herkes tarafından kullanılacak ibarelerden olduğunu gösterdiğini, davalı adına tescilli ... tescil numaralı \"...\" markası ile davacı markasının birbirine benzer olmadığını, davalı markasının ayırt edici niteliğinin yüksek olduğunu, davacının, kendi menüsünü dahi delil listesine koymadığını, buna rağmen davalı tarafın menüsünün kendi menüsüne benzediğini iddia ettiğini, davalı menüsünün ... adresindeki menü ile uzaktan yakından ilgisi olmadığını, davacı delil sunmadığı için, davacı şirket Internet sitesinde yer alan görüntülerin davalı tarafça Noterler Birliği tarafından sağlanan E-tespit sistemi ile tespit edilmiş olduğunu, davalının \"...\" markasını kullanmasının iyiniyet çerçevesinde marka hakkına dayalı kullanım olduğunu, ... konseptinin davacının tekelinde olmadığını, bu durumun haksız rekabet veya marka hakkı ihlali teşkil etmediğini, davacının bu konseptin kendine ait olduğunu ispatlayacak hiçbir delil sunmadığını, kasede servisin tek başına bir konsept olarak kabul edilemeyeceğini ve bu konseptin pek çok işletmede kullanıldığını, davacının atıf yaptığı Instagram yazışmalarının kendilerine gönderilmediğini, manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, maddi tazminata ilişkin beyanların ise ispatlanamadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/209 Esas sayılı birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait markanın hükümsüzlüğü için kanunun aradığı şartların oluşmadığını, müvekkiline ait marka ile davacının markası arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının kase konseptinin mucidi olmadığı gibi kasede servisin de davacının tekelinde olmadığını, davacının menüsü ile müvekkiline ait işletmede kullanılan menü arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin mesleki bilgi birikimi ve tecrübesi ile kendi menüsünü oluşturduğunu, müvekkilinin marka hakkına dayanarak \"...\" ibaresini işletmesinde kullandığını ve müvekkilinin haksız rekabet teşkil eden kötü niyetli bir davranışını bulunmadığını, davacı tarafından İstanbul Anadolu 1.FSHHM'nin 2018/388 Esas sayılı dosyası ile marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi talep edildiğinden derdestlik itirazları bulunduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi'nin  30/06/2022 tarihli 2018/388 Esas  2022/91 K. sayılı kararı ile;Mahkemece; \"Asıl davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,Davalının \"...\" markasını 43. Sınıfta \"yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" için işletme adında, iş evrakında, tanıtımlarında, menüsünde kullanmak suretiyle, davacıya ait ... tescil numaralı \"...\" markasına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun TESPİTİNE, Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin ÖNLENMESİNE, <br>\"...\" markasının davalının iş yeri tabelasında, menülerinden ve her türlü görsel ve yazılı iletişim araçlarından KALDIRILMASINA,Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden tabela, menü ve tanıtım evrakına EL KONULMASINA, \"...\" markasının SİLİNMESİNE, bu mümkün değilse karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle İMHA EDİLMELERİNE,5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın 04/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,\" karar verilmiştir.Birleşen davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,11/09/2018 tarihinden önceki döneme ait markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi taleplerinin HMK' nun 114/1-ı ve 115/2 maddeleri uyarınca derdestlik nedeniyle USULDEN REDDİNE,11/09/2018 tarihinden sonraki dönemde davalının \"...\" markasını 43. sınıfta \"yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" için işletme adında, iş evrakında, tanıtımlarında, menüsünde kullanmak suretiyle, davacıya ait ... tescil numaralı \"...\" markasına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun TESPİTİNE, Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin ÖNLENMESİNE, \"...\" markasının davalının iş yeri tabelasında, menülerinden ve her türlü görsel ve yazılı iletişim araçlarından KALDIRILMASINA,Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden tabela, menü ve tanıtım evrakına EL KONULMASINA, \"...\" markasının SİLİNMESİNE, bu mümkün değilse karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle İMHA EDİLMELERİNE,Davalı adına tescilli ... tescil numaralı \"...\" markasının 43. Sınıfta yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" için kısmen HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE, Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... ibareli markada “...” ibaresinin öne çıkarılmadığını, marka bütün olarak ve tek kelime halinde kullanıldığını, herhangi bir ayrım (kesme işareti, tire vb.) yapılmadığını, bu nedenle markanın esas unsuru “...” ibaresi iken mahkemenin “...” ibaresini esas almasının hatalı olduğunu, tüketici algısında kelime markalarında başta yer alan harflerin daha çok akılda kaldığını, bu doğrultuda “...” markasının bütünsel ve ayırt edici unsurunun tamamının esas alınması gerektiğini, mahkemenin, “...” ibaresinin 43. sınıfta (yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri) tanımlayıcı olmadığı yönündeki değerlendirmesinin yerinde olmadığını, çünkü kase ibaresinin bu hizmetlerin sunum şekline dair çağrışım yaptığını ve bu bağlamda ayırt edici niteliğinin zayıf olduğunu, benzerlik incelemesinin, markanın parçalara ayrılarak değil, bütünsel izlenim dikkate alınarak yapılması gerektiğini, davacının ticaret unvanının \"...\" olduğunu, bu unvanda da esas unsurun sadece “...” değil, tamamının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin “...\" markası ile davacının “...” ticaret unvanı arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, , 43. sınıfta “...” ibaresini içeren “...”–...,“...”–...,“...”– ...,“...”–... markalarının tescilli olduğunu, bu tesciller doğrultusunda davacının “...” ibaresini tescil ettirmiş olmasının, “...” ibaresi üzerinde tekel hakkı tanımayacağını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tazminata esas alınan 4.699,77 TL tutarın, davacının tazminat istenen dönemdeki (22.05.2018 – 11.09.2018) 13.193,32 TL’lik karının %35’ine denk geldiğini, bu oranın ise müvekkilin cirosunun %15’i üzerinden yapılan hesaplama sonucu oluştuğunu,  zenginleşmeye yol açacağını , bunun da üzerinde  5.000 TL tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını , 5.000 TL manevi tazminatın da yüksek olduğunu beyanla  davanın kabulüne ilişkin kısımların kaldırılması ve tüm talepler yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili tarafından süresinde katılma yoluyla istinaf ve cevap dilekçesinde özetle;   davalı markasının, müvekkilin  tescilli \"...\" markası ve İTO nezdinde tescilli ticaret unvanı ile benzerlik ve karıştırılma ihtimali taşıdığı, bu sebeple mahkemece davalı markasının 43. sınıftaki hizmetler açısından hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve markaya dayalı haksız rekabet unsurlarının bertaraf edilmesine karar verildiğini, müvekkilin kase sunum konsepti, menüdeki yemek isimleri ve görseller gibi hususları esas talep olan marka hakkına tecavüz ve hükümsüzlük yönünden ispat aracı olarak ileri sürdüğünü, taraf  markalarının aynı sınıf ve aynı hizmetlerde tescil edildiği ve her iki markada da tüketicinin zihninde kalan asıl unsurun “...” ibaresi olduğu, bu benzerliğin artık “karıştırılma ihtimali” değil, “kesinlik düzeyine” yakın bir algı yarattığı, davalının markasında geçen “in” ibaresinin ayırt edici nitelik taşımadığı, İngilizce’de “içinde” anlamına geldiği, anlam değişikliği yaratmadığı gibi müvekkil markasıyla seri marka izlenimi oluşturduğu, her iki markanın da 43. sınıfta tescilli olduğu, her iki işletmenin aynı sınıfta faaliyet gösterdiği, dolayısıyla aynı tüketici kitlesine aynı hizmeti sunduğu, Türkiye’ye kase ile sunum konseptini ilk getirenin müvekkili olduğu, kase içerisinde yemek servisi, menü içerikleri ve görsellerin benzerliğinin iltibas ihtimalini aşarak karıştırılma tehlikesine dönüştüğü, tüketicilerin bu benzerlik sebebiyle her iki işletmenin aynı idari, organik ve ekonomik yapıya bağlı olduğu izlenimine kapıldığı, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1 maddesinde belirtilen  unsurlarının somut olayda gerçekleştiği, davalı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddi gerektiği, Lisans bedeline ilişkin olarak alınan bilirkişi raporunda çeşitli hesaplama yöntemlerine yer verildiği, mahkemenin bu rapor doğrultusunda alt sınırdan takdir hakkını kullanarak 5.000 TL tazminata hükmettiği, bu tutarın paranın alım gücü, ülke ekonomisi ve yüksek enflasyon gibi unsurlar dikkate alındığında fahiş olmadığı, ayrıca cirolar ve işletme giderleri esas alınarak karlılık oranları üzerinden hesaplama yapıldığı,  kararda karşı taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmiş olmasının, müvekkilin davasını kazandığı dikkate alındığında hatalı olduğu, yalnızca bu yönüyle kararın bozulması gerektiğini beyanla , katılma yoluyla istinaf başvurusunun kabulüyle, kararda yer alan karşı vekalet ücreti yönünden kararın düzeltilerek davalı  istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının 'ürünlerin kase içerisinde sunulmasının ve kasede sunum konsepti servisinin önlenmesi' talebi yönünden verilen red kararı ve dolayısıyla oluşan karşı vekalet ücreti usul ve yasaya uygun olduğunu davacının istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, tarafça yapılan istinaf başvurusunundaki talepleri doğrultusunda İstanbul Anadolu 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/388 E. ve 2022/91 K. Sayılı 30/06/2022 tarihli kararının davanın kabulüne yönelik kısımlarının ortadan kaldırılmasına, davanın tüm talepler yönünden reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Asıl dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve kaldırılması ile maddi ve manevi tazminatın tahsili, FSEK'ten kaynaklanan haklara tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile ticaret unvanının terkini istemlerine ilişkindir. Birleşen dava ise,markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile davalı adına tescilli ... numaralı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ilişkindir.Davacı vekili asıl davada, ,... tescil numaralı \"...\"  markasının sahibi olduğunu  davalının bu markayı haksız kullandığını ve restoran menüsünü de davacıya benzeterek yemekleri kase içinde servis ettiğini , davalının eylemlerinin FSEK kapsamında ihlal oluşturduğunu,   marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu beyanla, davalının \"...\" ibaresini ticaret unvanından ve tüm görsel, yazılı materyallerden çıkarması, marka hakkına tecavüzün önlenmesi, davalının kase içinde yemek servisi yapmasının yasaklanması, haksız kullanılan markaların silinmesi ve ilgili materyallerin imha edilmesini , 100 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın ödenmesi talep etmiştir.Davacı vekili asıl dosyada , 29/04/2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 5.000,00 TL’ olarak arttırmış,  maddi ve manevi tazminat taleplerinin haksız fiil tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.Davacı vekili birleşen davada ise,  \"...\" markasının 43. sınıfta tescilli olduğunu, ancak davalının 22.05.2018 başvuru tarihli, ... tescil numaralı   \"...\" markasının  29, 30 ve 43. sınıflarda tescil edildiğini , markaların  karıştırabileceğini , davalının kötü niyetli tescil yaptırdığı, ayrıca ...” ibaresinin davacının ticaret unvanında da yer aldığını, davalının davacının konseptini aynen kopyaladığını beyanla ,  \"...\" markasının hükümsüzlüğüne,  haksız rekabet ve marka ihlali teşkil eden tüm faaliyetlerinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, husumet itirazında bulunarak, davanın \"...\" adına açıldığını, ancak böyle bir tüzel veya gerçek kişi bulunmadığını, davacının, markasının ne şekilde ihlal edildiğini açıkça belirtmediğini,  iddiasını ispatlayacak  delil sunmadığını, davalının \"...\" markasının ayırt edici niteliğe sahip olduğu ve davacının markası ile karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davalının menüsünün davacının menüsü ile benzer olmadığını ,\"...\"nin davacıya ait bir hak olmadığını, davacı taleplerinin reddi gerektiğini savunmuştur. -01/12/2016 başvuru tarihli , ... numaralı “...” markasının  43. sınıfta “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” için davacı adına  tescilli olduğu,-22/05/2018 başvuru tarihli ... numaralı “...” markasının ,  29,30 ve 43. Sınıflarda davalı ... adına   tescil edildiği tespit edilmiştir.-Davacı şirketin 01.12.2016 tarihinde tescil edildiği,  “...”  şahıs şirketinin  04/07/2018 tarihinde restaurant ve lokanta faaliyetleri için ticaret sicile tescil edildiği tespit edilmiştir. -13/10/2020 tarihli bilirkişi heyet  raporunda; davacı tarafa ait ... numaralı “...” ibareli markanın 43. sınıfta “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri ”alanında 01/12/2016 tarihinde başvurulup 10/08/2017 tarihinde tescillendiği tarihten itibaren tescille korunduğu, davalı tarafa ait ... başvuru numaralı “..” ibareli markanın 29, 30 ve 43. sınıflarda 22/05/2018 tarihinde başvurulup 22/10/2018 tarihinde tescillendiği, davacının tescilli markası ile davalının tescilli markasının iltibas ve karışıklığa sebep olacak derecede benzer olduğu, tarafların aynı sektörde benzer hizmetleri sunmalarının, firmaların farklı olmasına rağmen müşteriler nezdinde her iki firma arasında bağlantılı olduğu düşüncesini ortaya çıkaracağı ve karışıklığa sebep olacağı, davalı tarafın fiilen kullanmakta olduğu marka ve ürün sunum konseptinin davacı tarafın tescilli markasına benzer kullanılmasından dolayı tecavüz oluşabileceği, davacının davaya konu ettiği yemek sunum konseptinin, taraflara ait katalog broşür vs. gibi yazılı eserler üzerindeki haklar saklı kalmak kaydıyla tek başına fikir ve sanat eseri sayılmayacağı, bu nedenle FSEK hükümlerinin uygulanamayacağı, 5846 sayılı Kanun sınırlı sayı ilkesini benimsemiş olduğundan kıyasen veya yorumla tarafların yiyecek sunum konseptine verdiği ismin ayrıca fikir sanat eseri olarak korunmasının mümkün olamayacağı, davalı tarafın davacının tescilli markasına iltibas oluşturacak nitelikte olan marka ve ürün sunumunun aynı iş sektöründe ve aynı sınıfta kullanmasında, haksız rekabetin söz konusu olduğu bildirilmiştir.- 29/03/2021 tarihli ek raporda; davalı tarafın fiili marka kullanımına ilişkin sadece davalıya ait menü bulunduğu, resen yapılan inceleme davalı tarafın işletmesinde ve menülerinde tescilli markayı kullandığı menüde yer alan ürün isimlerinde yer alan ... ibaresinin de marka tescilinde yer alan ibare ile aynı olmakla davalı tarafın fiili kullanımlarının marka tesciliyle uyumlu olduğu, davacı adına tescilli markanın görsel unsuru ile tescil edildiği, dosyada, davacı tarafın fiili marka kullanımı ile ilgili -menü sayfası dışında- herhangi bir delil sunulmadığı, resen yapılan incelemede davacının marka tescili ile fiili kullanımının uyumlu olduğu, rapora sunulan itirazlara dayanarak davacının sosyal medya hesabı olan Instagramda ... ibaresi ve ... ibaresinin bir arada kullanıldığı, davacının fiili kullanımlarının tescilli marka ile uyumlu olduğu, davacının hak iddiasına bulunduğu  ... konseptinin davacıya ait bir konsept olmadığı, ancak bizzat davalı tarafça rapora itirazlarda sunulan makalede davacı tarafın Türkiye’de bu konsepti ilk uygulayan taraf olduğunun söylenebileceği, davalı ve davacının markalarının tescilli olduğu, her iki markada da ... ibaresinin yer aldığı ve markanın asıl unsurunun ... ibaresi olduğu, her iki tarafın da kullanımının tescil sınırında kaldığı, davacı ve davalı tarafa ait menülerde ... isimli Hint/Pakistan yemeğinin, ... balığının, ... isimli Ortadoğu lezzetinin,...başlığı altında ortak olduğu, bu ibarelerin de yemek ve yiyecek adı olması nedeniyle kimsenin tekeline verilemeyeceği, menüde kullanılan isimlerin farklı olduğu, davacının Türkiye’de ...tarzını uygulayan ilk işletmelerden olduğu,  davacının 2016 yılında marka tescili yaptırmış olduğu da dikkate alındığında davacı tarafından tanıtılan ve kullanılan bir konseptin herhangi bir zorunluluk olmadığı halde tatbiki ile ... konsepti altında tanıtım yapmanın haksız rekabet teşkil edeceği, davacı tarafa ait ... başvuru numaralı “...” ibareli markanın 43. sınıfta “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri ”alanında tescilli olduğu, , davalı tarafa ait...başvuru numaralı “...” ibareli markanın 29, 30. ve 43. Sınıfta tescillendiği, markalar arasında yapılan, görsel unsurlar bakımından değerlendirmede, davacı ve davalı markaları bakımından sadece renk ve tertip tarzında farklılık bulunduğu, ancak görsel olarak markaları birbirinden tamamen farklı kılacak bir logo, çizim veya resim bulunmadığı, her iki markada da ortak ve esaslı unsurun \"...\" olduğu, telaffuz unsurunun değerlendirilmesinde davacı markasının ..., davalı markası ise ...olarak okunduğu, her iki markada da \"...\" ibaresinin tekrarlandığı ve ortak unsur olduğu, davacı markasında yer alan 16 rakamının algıda markasal bir yönünün bulunmadığı, anlam veya kavramlar bakımından incelemede \"...\" kelimesinin herhangi bir anlam içermediği, kelimenin ancak konsept anlaşıldıktan sonra anlamlı hale geleceği, anlamsal olarak markaların farklı algılanacağı, genel izlenim bakımından incelemede markaların tüketici kitlesi, kullanılacağı hizmet (43. sınıf) ve genel izlenim bakımından 43. sınıfta davacı markası ile benzer algılanabileceği, her iki markada yer alan \"...\" ibaresinin zayıf marka kabul edilmesi durumunda 43. sınıfta davalı markasının davacının marka haklarını ihlal etmeyeceği, her iki markanın 43. sınıfta bir arada var olabileceği, davalının 29 ve 30. sınıflar bakımından farklı sınıfta tescil sahibi olmasından dolayı bu sınıfta marka hakkı ihlalinin gerçekleşmeyeceği, \"...\" kelimesinin yemek veya özellikle sıvı yiyeceklerin sunulduğu, derin ve geniş kabı ifade ettiği, bu kelimenin 29, 30 ve 43 sınıflarda doğrudan bir ürünü veya hizmeti ifade etmediği, özellikle 43. sınıfta, bir sunum tarzına atıf yaptığından \"...\" ibaresinin zayıf marka olarak kabul edilebileceği, bu durumda davalı adına tescilli \"...\" markasının hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, muhterem mahkemece aksi yönde görüşe varılması durumunda da hükümsüzlük taleplerinin 43. sınıf ile sınırlı kalabileceği, davacının davaya konu ettiği yemek sunum konseptinin, yemek adlarının, taraflara ait katalog broşür vs. gibi yazılı eserler üzerindeki haklar saklı kalmak kaydıyla tek başına fikir sanat eseri sayılmayacağı, bu nedenle FSEK hükümlerinin uygulanamayacağı belirtilmiştir.-27/09/2021 tarihli mali bilirkişi  raporunda;  davalı tarafın \"...\" markasını kullanmak suretiyle elde ettiği ciro dikkate alınarak emsal lisans bedeline göre hesaplanan maddi tazminat tutarının 4.699,77 TL olduğu bildirmiştir.-14/0272022 tarihli mali bilirkişi ek raporunda; her iki tarafın 22/05/2018-11/09/2018 tarihleri arasındaki cirosu ve ticari hacimlerine göre inceleme yapılması sonucunda; davalı tarafın cirosu üzerinden ... tarafından verilen %15 lisans bedeli üzerinden hesaplanan maddi tazminat tutarının 4.699,77 TL olduğu, Yargıtay kararları gözetilerek davacının cirosu üzerinden %1 ile %4 arasında ayrı ayrı hesapalama yapıldığında, %1 lisans bedeline göre 4.354,23 TL, %2 lisans bedeline göre 8.708,46 TL, %3 lisans bedeline göre 13.062,70 TL, %4 lisans bedeline göre 17.416,93 TL olduğu belirtmiştir.Hükümsüzlük talebi yönünden; davacıya ait önceki tarihli markanın \"...\", davalının markasının ise \"...\" olduğu, her iki marakanın ortak tescil sınıfı olan 43. Sınıfta \"yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" için aynı sektörde kullanıldığı , bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere taraf markalarının her ikisinde de esas unsurun \"...\" ibaresi olduğu, markalardaki diğer harf rakam ve şekil unsurlarının tali unsur olarak kaldığı, bu durumda markaların esas unsur itibariyle görsel işitsel ve kavramsal olarak aynıyet içerdiği, Türkçe anlamı olan kase ibaresinin akılda kalacağı diğer ibarelerin markaları farklılaştırmaya yeterli olmadığı , içine yiyecek konulan bir sofra/ sunum  ürünü olan kase ibaresinin 43. Sınıf  yiyecek hazırlanması hizmetlerinde zayıf ibare ise de, markalardaki ortak kase ibaresinin akılda kalacak ayırt edici esas unsur olması ve aynı sınıfta kullanılması nedeniyle ortalama tüketici nezdinde çağrıştırma,  ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu, SMK 6/1 maddesi gereğince 43. Sınıfta davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, aynı zamanda, davacı şirketin 2016 yılında tescil edildiği,davacı markasının esas unsuru olan \"...\" ibaresinin davacının ticari ünvanının çekirdek unsuru olduğu ve davacı tarafından 43. sınıfta lokantacılık alanında  ticari faaliyeti kapsamında  bu ibarenin markasal olarak kullanıldığı dikkate alındığında SMK 6/6 maddesi uyarınca 43 sınıf için  hükümsüzlük şartlarının oluştuğu  bunlara karşın tek başına karışıklığa yol açacak marka tescili kötüniyetli tescil olarak kabul edilemeyeceğinden ve bu iddianın ispatına yarar somut delil sunulmadığından kötüniyetli tescil iddiası ise yerinde görülmemiştir.Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti talebi yönünden; markalar arasında  iltibasa yol açacak şekilde benzerlik bulunması hükümsüzlük sebebi olması yanında aynı zamanda  marka hakkına tecavüz nedeni olarak düzenlenmiştir. Her ne kadar davalı markası tescilli olup, tescilli şekli ile kullanılıyorsa da, yukarıda hükümsüzlük talebi hakkında yapılan açıklamada belirtildiği üzere davalı marka tescilinin davacının eski tarihli  markası ile iltibas oluşturacak düzeyde benzer olduğu ve taraf markalarının aynı yiyecek içecek hizmetlerinde kullanıldığı,SMK'nun 155/1. maddesi uyarınca,  ihlal davasında davalının davacıdan sonraki tarihte  tescil edilen markasını  savunma gerekçesi yapamayacağı  bu nedenlerle davalının tescilli \"...\" markasının 43. sınıftaki tespit olunan kullanımının davacının \"...\" markasından kaynaklanan haklara  tecavüz ve aynı zamanda  \"Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,\" şeklinde ifade edilen TTK 55/1-a-4 maddesi uyarınca  haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmıştır. Birleşen davada asıl dava konusu ile  aynı maddi vakıa ve markasal kullanımlara ilişkin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talep edilmiş olup,  birleşen davanın bu yönüyle asıl dava  dosyası ile derdestlik teşkil ettiği , aynı neticei talebin ayrıca birleşen davada talep edilmesinde birleşen davacının hukuki yararı bulunmadığı kanaatine varıldığından birleşen dosyadaki marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi taleplerinin HMK' nun 114/1-h,ı ve 115/2 maddeleri uyarınca  dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiği anlaşılmıştır. SMK 149. Maddesine göre  marka hakkına tecavüz edilen hak sahibinin tecavüzün tespitini, önlenmesini  durdurulmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Somut olayda davacı taraf, yoksun kaldığı kazancın,SMK'nın 151/2-c maddesi kapsamında, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeline göre hesaplanmasını istemiştir.Lisans bedeli hesaplanırken, sadece marka hakkı sahibinin cirosu, elde ettiği kazancın değil, davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satabileceği ürün miktarı da nazara alınarak davalının ticari iş ve işlem hacmine uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir. Eldeki dosyada,  bilirkişi raporları ile davalı tarafın cirosuna göre  %15 lisans bedeli üzerinden 4.699,77 TL maddi tazminat hesaplandığı, davacı tarafından 5.000,00 TL maddi tazminat talep edildiği, mahkemece davacı tarafın cirosunun da hesaplanması gerektiği belirtilerek talep ile tespit olunan bedel arasında küçük bir fark bulunması nedeniyle  davacı  kayıtlarının ayrıca incelenmesi yoluna gidilmemesinin yargılamanın  etkin ve ucuz şekilde sonuçlandırılmasını ifade eden usul ekonomisine uygun olduğu,  hüküm altına alınan 5.000,00 TL  maddi ve  5.000,00 TL manevi tazminatın somut olayın özelliği ile hak ve adalet ilkesine uygun olduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan, davacı  davalının menüsünü davacı menüsüne benzeterek yemeklerini kase içinde sunarak davacıya ait konsepti izinsiz kullandığı  bu durumun FSEK kapsamındaki hakların  ihlali ile   haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüş ise de,  davacıya ait menüdeki görsellerin ve içeriğinin eser vasfı bulunmadığı , taraf menülerindeki bir kısım ortak yemek isimlerinin o yemeklere ait genel isimler olduğu, davalının kullandığı görsellerin davacı menüsündeki görsellerin aynısı olmadığı, bire bir davacı menüsünden alınan görseller olmadıkları, bazı görsellerdeki benzerliğin sunulan yemeğin benzer olmasından kaynaklandığı, kasede sunum şeklinin ise davacıya ait bir konsept olmadığı, dünya genelinde  uzun süredir kullanıldığı ve  giderek yaygın hale geldiği   bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olmakla somut olayda FSEK kapsamında korunan hakların varlığı ile, ihlal ve  haksız rekabet iddiası ise ispatlanamamıştır. Ayrıca  davalının ticaret unvanından ...\" ibaresinin bulunmadığı  bu nedenle bu ibarenin ticaret ünvanından terkini talebinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde, davada FSEK kapsamında bir talepleri bulunmadığı halde bu konuda hüküm kurulmasının taleple bağlılık ve usul hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmüş ise de, HMK 140/3 maddesine göre \" Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh (Ek ibare: 07/06/2012-6325 S.K./35.md) veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.\" 18.06.2019 tarihli ön inceleme tutanağında uyuşmazlık konularından biri olarak  \"davalının aynı zamanda yemekleri kasede sunarak davacının konseptine de tecavüz edip etmediği, bu konseptin FSEK kapsamında korunması gereken bir konsept olup olmadığı,\" şeklinde tespit yapılmış olup davacı vekili bu tespite bir diyeceği bulunmadığını beyan etmiş ve tutanağı imza etmiştir. Nitekim yargılama tespit edilen uyuşmazlık konularında yürütülmüş , bilirkişi raporlarında bu hususta inceleme yapılmış, davacı vekili 11.11.2020 tarihli  rapora karşı beyan dilekçesinde \"kabul etmemekle birlikte  müvekkilin markasının FSEK anlamında eser olduğu kabul edilmese dahi....\" şeklinde beyanda bulunduğu , yargılama boyunca FSEK kapsamında bir taleplerinin bulunmadığını beyan etmediği dikkate alındığında karar verildikten sonra  bu yöndeki beyan ve istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç olarak, davalının birleşen davaya yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne, davacının katılma yolu ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı ve davalı vekili tarafından yapılan asıl davaya yönelik istinaf taleplerinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf isteminin  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 30/06/2022 tarih, 2018/388 E. 2022/91 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına; 3-ASIL DAVANIN KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, -Davalının \"...\" markasını 43. Sınıfta \"yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" için işletme adında, iş evrakında, tanıtımlarında, menüsünde kullanmak suretiyle, davacıya ait ... tescil numaralı \"...\" markasına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun TESPİTİNE,-Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin ÖNLENMESİNE,-\"...\" markasının davalının iş yeri tabelasında, menülerinden ve her türlü görsel ve yazılı iletişim araçlarından KALDIRILMASINA,-Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden tabela, menü ve tanıtım evrakına EL KONULMASINA, \"...\" markasının SİLİNMESİNE, bu mümkün değilse karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle İMHA EDİLMELERİNE,-5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın 04/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, -BİRLEŞEN  DAVANIN KISMEN KABULÜNE-Birleşen davada markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi taleplerinin HMK' nun 114/1-ı ve 115/2 maddeleri uyarınca  dava şartı yokluğundan  USULDEN REDDİNE,-Birleşen davada hükümsüzlük talebi yönünden; Davalı adına tescilli ... tescil numaralı \"...\" markasının 43. Sınıfta yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" için kısmen HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE,-Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, 4-Asıl dava yönünden ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-Alınması gereken 683,10 TL harçtan peşin alınan 170,39 TL harcın mahsubu ile bakiye 512,71 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,4/b-Davacı vekiline tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve kaldırılması davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 7.375,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,4/c-Davacı vekiline maddi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,4/ç-Davacı vekiline manevi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,4/d-Davalı vekiline reddedilen FSEK'ten kaynaklanan haklara tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 7.375,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 4/e-Davalı vekiline reddedilen ticaret unvanının terkini davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 7.375,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,4/f-Davacı tarafından yatırılan 170,39 TL peşin harç ve 35,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 206,29 TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/g-Davacı tarafından yapılan 279,60 TL tebligat ve müzekkere masrafları ile 5.200,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.479,60 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve red oranına göre (%67) 3.671,30 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye (%33) 1.808,30 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/h-Davalı tarafından yapılan 73,00 TL yargılama giderinden davanın red ve kabul oranına göre, (%33) 24,00 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiye (%67) 49,00 TL'nin davalı üzerinde bırakılmasına, 4/ı-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine, 5-Birleşen dava yönünden ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken hükümsüzlük ve sicilden terkin davası yönünden  615,40+615,40 (1.230,80) TL maktu  harçtan  peşin  alınan  44,40  TL 'nin mahsubu ile  bakiye 1.186,4‬0 TL maktu harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 44,40- TL başvurma harcı, 44,40-TL peşin harç 6,40  TL vekalet harcı olmak üzere toplam 95,20 TL harcın davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle %50 46,60 TL 'nin  davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 5/c-Davalı tarafından birleşen davada yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,5/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen hükümsüzlük davası yönünden 40.000-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen hükümsüzlük davası yönünden 40.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre usulden reddedilen dava yönünden 40.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL  harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 683,10-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 90,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 593,10-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/c-İstinaf talebi kabul edildiğinden taraflarca yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/ç-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan asıl dava yönünden 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 77,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 297,7‬0 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6/d-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"885baa9ae6a38850","SID":"fed539fb0f68caf7"}}