{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/191 <br>KARAR NO\t\t: 2025/996<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21.11.2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/48 E. - 2024/809 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 25.06.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25.06.2025<br><br>\tİzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.11.2024 tarih 2024/48 E. - 2024/809 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... A.Ş.vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA: Davacı vekili, 11.09.2019 tarihinde dava dışı ...’a ait ve dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile davalı ... A.Ş.'nin ...sigortacısı, davalı ...’nın ... sigortacısı, dava dışı ...’nın sürücüsü olduğu ... plakalı araçların maddi hasarlı trafik kazasına karıştıklarını, müvekkilinin dava dışı ...’a tahakkuk edecek alacakları temlik aldığını, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/176 D.İş dosyası ile bilirkişi incelemesi yapıldığını, müvekkilinin aracında 198.562,00 TL tutarında hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini, davalının e-posta adresine başvuru yapıldığını ancak cevap alınamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 39.010,00 TL tazminatın 39.000,00 TL’sinin davalı ...’dan, kalan 10,00 TL’sinin diğer davalı ...’dan 09.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ayrı ayrı tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavacı vekili 04.11.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 101.000,00 TL'ye yükseltmiş, bu tutarın 39.000,00 TL'sinin davalı ... A.Ş.'den, kalan 62.000,00 TL'sinin ise davalı ... A.Ş.'den 09.10.2019 başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ayrı ayrı tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.  <br>\tCEVAP: Davalı ... A.Ş. vekili, davacı tarafın gerekli belgelerin tamamını sunarak başvuru şartını yerine getirmediğini, davacının hasara ilişkin taleplerini ve sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu kabul etmediklerini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ile sınırlı olduğunu, müvekkilinin usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından temerrüde de düşürülmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... AŞ vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin müvekkilinin ikametgahı olan İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, davacının aktif husumetinin olup olmadığının, temlik belgesinin yasal şartları taşıyıp taşımadığının tespitinin gerektiğini, müvekkili şirkete usule uygun başvuruda bulunulmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, ayrıca zorunlu mali sorumluluk poliçe teminatının tükenmesi gerektiğini, talep edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu, haksız avans faizi talebini kabul etmediklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, 11.09.2019 tarihli trafik kazasında zarar gören araç malikinin ... olduğu, ...'ın bu kaza nedeniyle ... plakalı aracında meydana gelen hasara ilişkin tazminat alacağını davacı ...’e 01.10.2019 tarihli sözleşme ile temlik ettiği, her ne kadar temlik sözleşmesinin 7251 sayılı yasanın 57 md. ile eklenen Ek Madde 6'nın yürürlük tarihi olan 22.07.2020 tarihinden önce yapılmış olması nedeniyle geçerli olduğu kabul edilse bile, söz konusu yasal düzenleme ile yalnızca temlik yasağının değil ödeme yasağının da getirildiği, anılan Ek Madde 6'nın 2. fıkrasına göre \"tazminat ödemesinin yalnızca hak sahibine\" yapılacağının öngörüldüğü, hak sahibi olarak ise trafik kazası nedeniyle doğrudan zarar gören kişi olarak kabul edildiği, davada hak sahibinin trafik kazasında aracı hasarlanan ... olduğu, ... dışındaki kişilere ödeme yapılmasının anılan yasal düzenleme karşısında artık mümkün olmadığı, davacı temlik alanın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ\t: Dairemizin  03.01.2024 tarihli 2021/712 E. 2024/1 K. sayılı kararı ile;  7251 sayılı Kanun'un 57. maddesi ile 22.07.2020 tarihinde 5684 sayılı Sigortacılık Kanun'a eklenen Ek Madde 6 gereğince sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Hesaptan talep edilecek tazminat alacağının sadece hak sahibine veya avukatına ödeneceği, hiç kimseye devredilemeyeceği hususunun hüküm altına alındığı, anılan düzenlenme çerçevesinde, sigorta ilişkisinden kaynaklı tazminat alacağının temliki yasaklanmış ise de davacı tarafından sunulan temliknamenin  01.10.2019 tarihinde düzenlendiği dikkate alındığında, davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte olmayan kanun değişikliğinin geçmişe şamil olacak şekilde eldeki davaya uygulanmasının genel hukuk prensipleri kapsamında mümkün olmadığı, temlikin geçerli olduğu; mahkemece geçerli temliknameye istinaden aktif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilmek suretiyle yargılamaya devam edilerek, davanın esasıyla ilgili diğer deliller irdelenerek talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından bahisle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1, 85/1. maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesi, Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesi kapsamında yasa koyucunun trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmediği, sıralı bir sorumluluk düzenlediği, somut olayda ... A.Ş.'nin kazaya neden olan aracın zorunlu trafik sigortacısı, ... A.Ş.'nin ise ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı olduğu, davalı ... A.Ş'nin ZMSS limiti uyarınca, davalı ... A.Ş'nin ise ZMSS limitini aşan kısımdan (ve temin ettiği İMSS poliçe limiti dahilinde sınırlı olarak) birlikte sorumlu olacakları; kaza tarihinde ZMMS poliçe limitinin 39.000,00 TL olduğu, otomotiv uzmanı bilirkişi ...'den alınan kök ve ek raporda, davaya konu kazanın oluşumunda sigortalı ... plakalı aracın tam kusurlu olduğu, davacıya ait ... plakalı aracın hasar miktarının 197.717,86 TL, rayiç değerinin 132.500,00 TL olduğu, sovtaj değerinin 31.500,00 TL olduğu, aracın onarım bedelinin rayiç değerinin %50'sini ve hatta rayiç değerini aşması nedeniyle onarımının ekonomik olmayacağı, pert-total işlemine tabi tutulması gerektiği, davacının zararının 101.000,00 TL olduğu; davalı ... A.Ş.'nin ZMSS limiti olan 39.000 TL yönünden, bu limiti aşan 62.000,00 TL'lik kısımdan ise davalı ... A.Ş.'nin ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı sıfatı ile  poliçe limiti ile sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, 101.000,00 TL hasar bedelinden 39.000,00 TL'sinin davalı ... AŞ'den ZMMS poliçe limiti içerisinde olmak koşulu ile temerrüt tarihi olan 22.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; ZMMS poliçe limitinin üstündeki bakiye 62.000,00 TL hasar bedelinin ise davalı ... AŞ'den genişletilmiş kasko poliçesi limitiyle sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 25.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davalı ... A.Ş. tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... A.Ş. vekili, dava konusu aracın müvekkili sigorta şirketi tarafından atanan ekspertize gösterilmeyerek gerçek zarar miktarı muteber delillerle ortaya konulmadığı gibi zararın varlığı ve miktarının da denetimine engel olunduğunu, davacı tarafın dava ön şartı olan başvuru şartını yerine getirmediğini, hasar tespitinin araç üzerinde fiziki inceleme yapılmak suretiyle tespit edilmesi gerektiğini, bilirkişi kök raporunda ve ek raporunda hesaplanan hasar bedeli ve sovtaj bedelinin kabul edilemez nitelikte olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun gerçek zarar ile sınırlı olduğunu, Karayolları Motorlu Araçlar Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlar B.2.2.3 maddesinde “Onarım masraflarının zarar gören aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile aracın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tespit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda, aracın ilgili mevzuat doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigortacıya ibraz edilmeden tazminat ödenmez.” hükmü bulunduğunu, aynı maddenin devamında ise  “Onarım masrafları zarar gören aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşsın veya aşmasın, ağır hasarlı aracın onarımının mümkün olduğunun eksper raporu doğrultusunda tespit edilmiş olması durumunda, aracın ilgili mevzuat doğrultusunda trafikten çekildiğine dair “trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesi sigortacıya ibraz edilmeden tazminat ödenmez.” hükmü bulunduğunu, bu şekilde, araçların layıkıyla onarılıp onarılmadığının kontrolü, tehlike yaratıp yaratmadığı, kamu düzenin korunması ve bu araçları satın alacak üçüncü şahısların mağduriyetlerinin önüne geçilebilmesinin amaçlandığını, kaza neticesinde araçta oluştuğu iddia edilen hasarların kaza ile uyumlu olup olmadığı ve çarpma noktaları itibariyle ... plakalı araçta hasara uğrayabilecek parçaların neler olduğu, kaza tespit tutanağındaki anlatım ve çarpma noktaları itibariyle oluşan hasarların meydana gelmesinin mümkün olup olmadığı, araç parçalarının orijinal olup olmadığı ve araçtaki hasarların nasıl ve ne şekilde meydana geldiği, kazanın belirtildiği şekilde meydana gelmesi halinde mevcut hasarın sonradan artırılıp artırılmadığı, 11.09.2019 tarihli kazası öncesine ait hasarlarının bulunması halinde bu hasarlarının da değerlendirilmesi gerektiğini, usulsüz yapılan tespit raporunu kabul etmediklerini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun genel şartlara göre belirlenen hasar miktarından tedarik iskontosu uygulanmak suretiyle sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin KDV’den sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu yönündeki iddiaları kabul etmediklerini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle, alacağını davacıya temlik eden dava dışı araç malikinin aracında meydana gelen hasar bedelinin karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tİlk derece mahkemesince toplanan deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan asıl ve ek bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusur ve hasarın olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, araçtaki hasarın kaza ile uyumlu ve zararın gerçekçi olmasına, aracın hasarlı ve hasarsız ikinci el ve sovtaj bedelinin aracın daha önce karıştığı kazalar da göz önüne alınarak piyasa rayiçlerine göre tespit edilmesine, davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmesine, gerçek zararın zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsamasına, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zararın ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanacak olmasına, hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zararın giderilecek olmasına (Yargıtay 17 HD 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. - 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. - 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. - 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. - 2014/3704 K.), gerçek zarar ilkesi gereğince sigorta şirketinin aracın  onarımı  yapılsın ya da yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorunda olmasına (Yargıtay 17 HD 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K.), aracın tamirinin ekonomik olmaması nedeniyle pert kabul edilerek sovtaj bedeli ile ZMMS sigortacısı tarafından poliçe limiti nispetinde yapılan ödemenin aracın kaza tarihindeki ikinci el rayiç bedelinden indirilmesi suretiyle tazminat miktarının hesaplanmasına,  zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, araç sovtaj değeri tazminattan düşülerek mevcut hali ile davacıya bırakıldığından çekme belgesi aranmasına gerek olmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı ... A.Ş. Vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. <br>Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı ... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 2.664,09 TL'den peşin alınan 1.724,83 TL'nin mahsubu ile bakiye 939,26 TL harcın davalı ... A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... A.Ş.'nin yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.25.06.2025<br>\t\t\t\t<br><br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ab55760445c952b","SID":"5b0a633861092273"}}