{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/910 <br>KARAR NO\t: 2025/1180<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                     K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...                              ...<br>ÜYE\t\t: ...     ...<br>ÜYE\t\t: ...             ...<br>KATİP\t\t: ...                    ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/215 E.  -  2023/5 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Marka Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/01/2023 tarih ve 2022/215 Esas - 2023/5 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin \"...\" ibareli marka başvurusunun davalı derneğin itirazı üzerine diğer davalı ... 2022-M-4484 sayılı YİDK kararıyla kötü niyetli olduğu gerekçesiyle nihai olarak reddedildiğini,  dava konusu YİDK kararı ve Markalar Dairesi Başkanlığı kararlarının kendi içinde çelişkili olduğunu, dava konusu marka başvurusu, müvekkili Birliğin unvanının kısaltması olup, bu kısaltmanın ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiş olduğunu, yasal bir kısaltmanın marka başvurusuna konu edilmesinin, kötü niyet teşkil etmeyeceğini, müvekkilinin unvanının kısaltmasından oluşan bir ibareyi marka olarak tescil ettirmesinin en doğal hakkı olduğunun kabulü gerekirken, yetersiz bir gerekçe ile müvekkili başvurusunun kötü niyetli kabul edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin dava konusu ibareyi tamamen özgün bir logo ile  başvuruya konu ettiğini, müvekkilinin açık unvanının da markada aynen yer aldığını, davalı Kurumun açıkça, tescilde önce gelen alır ilkesini yok saydığını, müvekkilinin davalıdan haberdar olması gerektiği gibi bir varsayımla, kötü niyetli kabul edildiğini, somut olayda kötü niyet bulunmadığını, bu hususun ...’nun verdiği karardan da açıkça anlaşılabilir durumda olduğunu, zira, davalının \"gerçek hak sahipliği\" iddiasının kabul edilmemiş olduğunu, gerçek hak sahipliği itirazı dahi kabul edilmez iken, müvekkilinin, davalıdan haberdar olmasının beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 14.04.2022 tarih ve 2022-M-4484 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı dernek  vekili, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu, müvekkilinin 2006 yılından beri \"...\" ibaresini kullandığını, 2017 yılında \"....org.tr uzantılı alan adını adına tescil ettirdiğini, YİDK kararında gerçek hak sahipliğine ilişkin bir değerlendirme bulunmadığını, müvekkilinin eskiye dayalı kullanımlarından kaynaklanan hak sahipliğinin bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığını, ticari kaynak konusunda yanılgı yaratmak suretiyle kendisinden ürün ve hizmet alınmasını temin etmeyi amaçladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.    <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma  ve tüm dosya kapsamından, davacının 2021/028737 sayılı \"Logo+... ...\" ibareli \"Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri.\" bakımından 23.02.2021 tarihinde marka tescil başvurusunda bulunduğu, davalı derneğin SMK'nın 6/3 ve 6/6. maddesi hükmüne dayalı itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığınca reddedildiği, davalı derneğin bu red kararlarına karşı itirazda bulunmadığı, dolayısıyla, davalı derneğin SMK'nın anılan hükümleri uyarınca dava konusu marka başvurusunun tescili engelleyemeyeceği hususunun uyuşmazlık konusu dışında kaldığını, bu nedenle, davalı derneğin, dava konusu marka başvurusu üzerinde gerçek hak sahibi olduğundan bahisle davacının kötü niyetli olduğu argümanının ileri sürülemeyeceği, buna göre; YİDK kararında belirtilen, başvuruya konu \"...\" ibaresinin davalı dernek tarafından 2006 yılından bu yana kullanıldığı, Bakanlıklar ve kamu kuruluşları tarafından gerçekleştirilen etkinlik ve faaliyetler hakkında görüşlerine başvurulduğu, faaliyet alanında yurtdışı meslek birliklerine üye olduğu, çeşitli gazete ve dergilerde faaliyetlerine yönelik haberler yapıldığı ve davalı derneğin \"....org.tr\" alan adını 2017 yılında adına kaydettirdiği yönündeki olgulardan kaynaklı olarak davacının, davalı derneğin varlığından habersiz olarak davaya konu marka tescil başvurusunda bulunması eyleminin kötü niyetli olarak nitelendirilmesi argümanının yerinde olmadığı, davacı birliğin 03.11.2020 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek kurulduğu, birlik unvanının \"...\" olup, kısa unvanın \"...\" olarak ticaret siciline tescil edildiği, birliğin amaç ve faaliyet konuları arasında; ortak kooperatiflerin ve kooperatif ortaklarının müşterek menfaatlerini korumak, ortaklarının taşıma hizmetlerini pazarlamak, bizzat taşımacılık yapmak ve yaptırmak, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ve Karayolu Taşıma Yönetmeliği kapsamında faaliyette bulunmak gibi hususların bulunduğu, davacının ticaret siciline tescil edilerek kurulduktan sonra, davaya konu marka tescil başvurusunda bulunduğu, tescil kapsamında yer alan bir kısım hizmetlerin davacının ticaret siciline kaydettiği amaç ve faaliyetleri ile uyumlu olduğu, davacının ticaret siciline de tescil ettirdiği kısa unvanı olan \"...\" ibaresinin esas unsur olduğu iş bu davaya konu marka tescil başvurusunda bulunması eyleminden kaynaklı olarak kötü niyetli addedilemeyeceği, her ne kadar başvuru markasının hangi etkiden ilhamla somutlaştırıldığının belirtilmesi zorunluluğu bulunmasa da, davacının kısa ticaret unvanı olarak bu ibareyi tescil ettirdiğini ileri sürmüş olup, başvuru tarihi itibariyle hiçbir marka tescili bulunmayan bu sözcük yönünden TÜRKPATENT'ce davacı argümanına itibar edilmeyerek buradan kötü niyet algısı çıkarılmasının doğru olmadığı, davacının engelleme, spekülasyon, tuzak vb. gibi ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmayan bir saikle dava konusu marka tescil başvurusunda bulunduğu hususunun nesnel olgularla ortaya konamadığı, 4721 sayılı TMK'nın 3. maddesi uyarınca asıl olanın iyi niyet olduğu, kötü niyetin istisna olup ispatlanması gerektiği, somut olayda; davacı yanın kötü niyetli olduğu hususunun sübut bulmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile; 2022-M-4484 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka başvurusunun SMK'nın 6/9. maddesi şartlarını sağladığını, davacının, başvuru ile karıştırılabilecek derecede benzer olan yıllardır aynı sektörde faaliyet gösteren davalı markasını bilmediğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, başkasının kullandığı markayı kendi adına tescil ettirmek amacıyla yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunun Yargıtay kararlarıyla sabit olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDiğer davalı dernek vekili, mahkemenin kötü niyete ilişkin gerekçesinin marka hukukunun ilkeleriyle çeliştiğini, başvurunun kötü niyetli olduğunu, davacının ticaret unvanının baş harflerinin SSTÖHOKB harflerinden oluştuğunu, davacının karışıklık yaratarak müvekkilinin markalarının sahip olduğu imajı transfer etmek, müvekkilini ilgili ürün ve hizmet sektöründe engellemek ve zarara uğratmak, zamanla piyasadan uzaklaştırmayı amaçladığını, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu, müvekkilinin \"...\" ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararı iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı birliğin \"...\" ibaresinin, 39. sınıf hizmetlerde tescili için davalı Kuruma başvurduğu, diğer davalı derneğin \"...\" ibaresine dayalı olarak, gerçek hak sahipliği, alan adı ve kötü niyet iddialarına dayalı olarak, başvuruya itiraz ettiği, davalının kötüniyetli başvuru yapıldığı itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edildiği ve başvurunun bu gerekçeyle reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazın da, YİDK'nın 14.04.2022 tarih ve 2022-M-4484 sayılı kararıyla reddedildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 14.06.2022 tarihinde  açıldığı anlaşılmıştır.  <br>İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu \"...\" ibareli başvurunun kötü niyetli olup olmadığı  noktasındadır.<br>\tSomut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı SMK’nın 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları reddedilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/06/2021 tarih ve 2017/11-25 E.-2021/778 K. sayılı ilamında kötü niyetli marka tesciline ilişkin olarak “Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli ve 2008/501 E., 2008/507 K. sayılı kararı). Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise TMK'nın 2. maddesi gereğince kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir.” ifadelerine yer verilmiştir. <br>\tBu genel açıklamadan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, dava konusu başvuru, büyük harflerle yazılmış \"...\" kısaltması, bu kısaltmanın altında daha küçük harflerle \"...\" ibaresi ve markanın sol kısmında ise bu ibarenin yer aldığı bir logodan oluşmuştur. Davacı tarafça, dava konusu markadaki \"...\" ibaresinin müvekkilinin unvanının kısaltması olduğu ileri sürülmüştür. Davacının tam unvanı ise \"...\"dir. Davacının ticaret unvanı ve \"...\" şeklindeki kısaltması 03.11.2020 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiştir. <br>\tHer ne kadar davacı vekili, \"...\" ibaresinin müvekkilinin unvanının da kısaltması olduğunu ve dava konusu markada müvekkilinin unvanına da yer verildiğini ileri sürmüş ise de, dava konusu marka incelendiğinde, markada davacının tam unvanının yer almadığı, davacının unvanı ... iken, başvuruda \"...\" kısaltmasının kullanımını haklı kılacak şekilde \"...\" şeklinde yazıldığı, logoda da bu şekilde davacının tam unvanına yer verilmediği, davacı derneğin unvanının tam kısaltmasının ise \"...\" ibaresine karşılık gelmediği sonucuna ulaşılmıştır.<br>\tÖte yandan, davalı tarafça dosyaya sunulan çok sayıda belgeden davalı derneğin \"...\" ibaresini 2006 yılından beri kullandığı, 2009 yılından beri yurt dışındaki meslek birliklerine üye olduğu, özellikle toplu taşımacılık konusunda çok sayıda bakanlık ve kamu kuruluşlarınca davalının muhatap alındığı ve görüşlerine başvurulduğu, danışma toplantılarına çağrıldığı; davacının marka başvurusundan önce 2019 yılında davalının faaliyetlerinin basına konu olduğu ve haberlerinin yapıldığı, davacının da muteriz ile aynı sektörde faaliyet gösterdiği anlaşılmış; davacının, toplu taşıma konusunda bu kadar uzun süredir ve yoğun olarak faaliyette bulunduğu anlaşılan davalıdan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, nitekim dava konusu markanın tertip tarzının, diğer bir deyişle davacının unvanını da davalının unvanına yaklaştırmasının davalıdan haberdar olmasından ve davalının sahip olduğu imajı transfer etmek istemesinden kaynaklandığı kanaatine varılmış, bu hale göre YİDK'nın dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki kararında bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmış ve ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. <br>\tBu itibarla, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olarak gerçekleştirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesinin yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce, davalı ... vekili ile diğer davalı dernek vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... vekili ile ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 04/01/2023 gün ve 2022/215 Esas - 2023/5 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın REDDİNE,<br>\t3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 534,70-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,<br>\t4-Davalı ... ile diğer davalı dernek kendilerini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,  <br>\t6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan  104,00-TL posta ücreti, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam  596,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,<br>\t7-Diğer davalı dernek tarafından istinaf kanun yoluna başvuru harcı olarak yatırılan 492,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,  <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),<br>\t9-Davalılar tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde ayrı ayrı davalılara iadesine,  <br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 29/06/2025\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bc3e254e3917d659","SID":"e678bccd3affeef3"}}