{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/878 - 2025/1175<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/878 <br>KARAR NO\t: 2025/1175<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/154 E.  -  2022/341 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/12/2022 tarih ve 2022/154 E. - 2022/341 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... ile diğer davalı şirket tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin  süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili ...'nin Danimarka’da mukim 2007 yılında kurulmuş bir şirket olduğunu, uzun yıllardan bu yana endüstriyel ve evsel su arıtma ve saflaştırması için kullanılan su filtreleme <br>cihazlarının üretimi ve satışı alanında faaliyet gösterdiğini, tüm dünyada <br>Temsilciliklerinin bulunduğunu, müvekkilinin ticaret unvanının esas unsuru olan \"...\" ibaresinin 2007 <br>yılından bu yana dünyanın çeşitli ülkelerinde marka olarak de tescil ettirildiğini, 13.03.2019 tarihinde müvekkilinin \"....com\" isimli adresine davalılardan ... <br>tarafından diğer davalı şirketin antetini taşıyan bir mail gönderildiğini, ... isimli ürünle ilgili fiyat bilgisi ile örnek numune gönderilmesinin istendiğini, müvekkili tarafından aynı gün maile cevap verildiğini, davalıların 04.04.2019, 21.05.2019 ve 15.05.2020 tarihlerinde müvekkilinden 678 adet ürün satın aldıklarını, davalıların müvekkilinin Türkiye'deki tek yetkili satıcısı olmak istemişlerse de, bu talebin müvekkilince kabul görmediğini, müvekkilinin müşteri destek servisine gelen maillerden davalı şirketin ... markalı ürünlerin Türkiye temsilcisi gibi hareket etmeye başladığının öğrenildiğini, yapılan araştırmalarda da davalı şirketin 21.08.2020 tarihinde <br>2020/96425 nolu \"... ...\" nolu marka başvurusunda bulunduğunu;  diğer davalı ...’un ise çok öncesinde 16.07.2019 tarihinde 2019/67380 nolu \"... ...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu ve markaların tescil edilmiş olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin \"...\" markasının gerçek hak sahibi <br>olup, davalılar tarafından yapılan marka başvurularının kötü niyetli olduğunu, dava konusu markaların başvuru tarihleri itibariyle davalıların müvekkilinin markalarından haberdar olduğunu ileri sürerek, davalı şirket adına tescilli 2020/96425 nolu \"... ...\" ve diğer <br>davalı ... adına tescilli 2019/67380 nolu “... ...” ibareli <br>markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine<br>karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalılar vekili, her iki taraf markasında ortak olarak bulunan \"...\" ibaresinin Nobel ödüllerine konu olmuş, bilim ve tıp dünyasına mal olmuş bilimsel teknik bir terim olduğunu, teknik terim olarak; hücre zarlarında bulunan ve seçici olarak suyun hücreye girip çıkmasına izin veren çeşitli proteinlerden biri olarak tanımlandığını, davacının tescil ettiği ürünün su arıtma cihazı ve filtresi olduğu, yer verilen tanımlamaya göre; \"...\" sözcüğünün tescil edildiği ürün için vasıf, kalite ve amaç bildirdiğinden tek başına marka olabilecek bir ibare olmadığını, bu nedenle tanımlayıcı olduğunu, tanımlayıcı sözcüklerin tek başına marka olarak tescil edilemeyecekleri, münhasıran bir kişinin kullanımına özgülenemeyecekleri, nitekim davacı tarafın hükümsüzlüğe dayanak yaptığı markaların hiçbirinin münhasıran \"...\" sözcüğünden ibaret olmadığını, müvekkillerinin de salt \"...\" ibareli marka başvurularında bulunmadıklarını, davacının Amerika Birleşik Devletleri'ndeki marka tescil evrakı incelendiğinde; söz konusu iki marka tescilinde de, \"...\" teriminin kullanımının şarta bağlandığı ve davacının feragat beyanı verdiğinin görüldüğünü, diğer bir anlatımla; davacının \"...\" ibaresini tek başına kullanım hakkı için herhangi bir talepte bulunmayacağına dair feragat beyanı verdiğini, müvekkili ...'un, suyun moleküler yapısını daha kalitelendirerek ... su kanalları aracılığı ile hücrelere girişini artırmayı, dolayısıyla daha dirençli hücre ve insan metabolizmasına ulaşmayı hedefleyen çalışmalar yürüttüğünü, müvekkilinin geliştirdiği ve tescil talebinde bulunduğu 2019/10604 sayılı patent başvuru ekindeki tarifnamenin 2.sayfasının 20. paragrafında \"...\"in tanımlandığını, müvekkilinin tescil ettirdiği \"... ...\" ibareli markayı patent konusu ürün üzerinde kullanmayı amaçladığını, davacının 2019 yılında müvekkil şirket ile ticari ilişkiye girdiğini ve \"...+şekil\" markalı filtre satışına başladığını, müvekkillerinin davacı şirket yetkililerine 28/03/2019 tarihli e-maillerinde \"... ...\" ibareli markayı tescil ettirdiklerini, 16/05/2019 tarihli e-maillerinde ... model su arıtma cihazı üreteceklerini beyan ettiklerini, bunun yanı sıra, davacı şirket müdürü ...'un 2019 Temmuz ayında müvekkili şirkete geldiğini ve şirket müdürü ... ile \"... ...\" markalı su arıtma cihazı ile birlikte fotoğraf çektirdiklerini, davacı temsilcisinin, müvekkillerinin marka tescillerini ve kullanımlarını o tarihten itibaren bildiği halde sesini çıkarmadığını, davacının müvekkili şirkete mal sattığını ve ticaretini sürdürdükten sonra böyle bir dava açmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, davacının ticaret unvanını hükümsüzlük iddiasına mesnet göstermesinin kabul edilemeyeceğini, davacının Türkiye'de tescilli ticaret unvanının bulunmadığını, müvekkilinin üretip satışa çıkardığı ürünün su arıtma cihazı olduğunu, davacının sattığı ürünün, müvekkilinin sattığı ürün içerisinde kullanılan aparatlardan sadece birisi olduğunu, bu nedenle davacının markasından yararlanıldığı iddiasının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalılar vekili her ne kadar davacı yanın üç yılı aşkın süredir müvekkillerine ait marka tescillerine ve kullanımlarına ses çıkarmadığından davacı yanın kötü niyetli olduğunu ileri sürse de, 6769 sayılı SMK'nın 25/6. maddesi hükmü uyarınca; marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremeyeceği, somut olayda; dava konusu markaların tescil tarihleri ile dava tarihi arasında 5 yılı aşkın süre bulunmadığından davacı yanın ileri sürdüğü hükümsüzlük sebepleri mahkememizce esas yönünden incelendiği; davacının WIPO nezdinde tescilli \"şekil+...\" ve \"... ...\" ibareli 11. sınıftaki emtiaları da kapsayan tescilli markalarının bulunduğu, ancak Türkiye'de, dava konusu markaların tescil başvuru tarihlerinden önce tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış \"...\" ibareli markasının bulunmadığı, 04/04/2019 tarihinde Türkiye'de mukim davalı şirket adına 2 adet TWRO-1812/175 açıklama ibareli ... ... membran satış faturası, 21/05/2019 tarihinde Türkiye'de mukim davalı şirket adına 175 adet TWRO-1812/175 açıklama ibareli \"... ...\" membran  satış faturası ve 15/05/2020 tarihinde Türkiye'de mukim davalı şirket adına 500 adet TWRO-1812/175 açıklama ibareli ... ... membran satış faturası kesildiğinin tespit edildiği; hükümsüzlüğe konu 2019/67380 sayılı marka tescil başvuru tarihinden sonraki tarihli olduğu anlaşılan 15/05/2020 tarihli satış faturasının SMK'nın 6/3. maddesi hükmü bağlamında söz konusu marka bakımından değerlendirmeye esas alınamayacağı, ancak söz konusu satış faturası hükümsüzlüğe mesnet 2020/96425 sayılı marka tescil başvuru tarihinden önceki tarihli olduğundan değerlendirme içinde tutulması gerektiği, bununla birlikte gerek 2019/67380 sayılı marka bakımından, gerekse 2020/96425 sayılı marka bakımından davacı yanın Türkiye'ye ihracaat yaptığı anlaşılan \"... ...\" membran ürünlerinin sadece davalı şirkete satışının yapıldığına ilişkin fatura sunulduğu, davacının, Türkiye'de, yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir şekilde \"...\" ibaresini membran ürünlerinde, dava konusu markaların tescil başvuru tarihlerinden önce, yoğun ve ciddi bir biçimde kullandığını ispatlamaya elverişli yeterli delil ibraz edemediği, dosya kapsamında bulunan ve tercümesi yapılan Türkiye'deki satışlara ilişkin bilgi içeren iki sayfadan ibaret evrakın tescilsiz markasal kullanımı göstermeye elverişli olmadığı, davacı yanın \"...\" ibaresi üzerinde Türkiye'de SMK'nın 6/3. maddesi hükmünden kaynaklı gerçek hak sahipliğinin bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı; davacının ticaret unvanının Türkiye'de dava konusu markaların tescil başvuru tarihlerinden önce pazar payı oluşturacak nitelikte kullanımı ispatlanamadığından davacı yanın ticaret unvanından kaynaklı üstün hak iddiasının yerinde görülmediği; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.07.2008 tarih ve 2008/11-501 E.- 2008/507 K. sayılı kararında; başvuru sahibinin, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi halinin, kötü niyetin varlığı bakımından önemli bir kriter olarak  görüldüğü, tescile konu markanın orijinal ve anlamsız bir kelime olup olmaması, başvuru yapan kimsenin ticari hayatta etkinliğinin bulunup bulunmaması, marka olarak seçilen işaret dolayısıyla faydalanma kastı bulunup bulunmadığı gibi hususların da kötü niyetli marka başvuruları bakımından değerlendirme kriteri olarak kabul edildiği; davalıların, davacıya ait \"... ...\" membran ürünlerinden, dava konusu marka tescil başvuru tarihlerinden önce haberdar oldukları, davacı ile ticari ilişki içinde bulundukları, bu noktada; \"...\" ibaresinin; su arıtma cihaz filtresi ve su arıtma cihaz ürünleri bakımından somut ayırt edici niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunun irdelenmesi gerektiği; \"...\" ibaresinin dava konusu markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetleri hemen ve ilk bakışta tanımlamadığı, bu mal ve hizmetlerin karakteristik özelliklerinden birini hemen ve ilk bakışta ilgili tüketici kesiminin zihnine getirmediği, bu nedenle davaya konu mal ve hizmetler bakımından somut ayırt edici niteliği haiz olduğunun sabit olduğu; davalıların, davacı yana ait \"...\" markalı su arıtma cihaz aparatı emtialarından haberdar oldukları, hatta bu tip aparatları davacıdan ithal ettikleri halde, davacının ürettiği emtialar ile aynı, aynı tür 11.sınıfta yer alan emtiaları da içerecek şekilde \"... ...\" ve \"... ...\" ibareli marka tescil başvurularında bulunmaları ve bu markaları tescil ettirmeleri eyleminin ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı, davalıların bu markaları tescil ettirerek, davacı yanın \"...\" ibareli marka ile Türkiye'de pazara girişini engelleme amacı güttükleri, dolayısıyla dava konusu her iki markanın da kötü niyetli olarak tescil edildikleri kanaatine varıldığı, kötüniyetin bölünmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile; 2020/96425 ve 2019/67380 sayılı markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. <br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde, kararın eksik inceleme sonucu verildiğini, \"...\" ibaresinin tek başına kimsenin tekeline verilemeyeceğini, WIPO ve USPTO kayıtlarında bu ibarenin kimse adına da tescilli olmadığını, tarafların ürettikleri ürünlerin farklı olduğunu, Amerika Patent ve Marka Ofisinin dava konusu ibareye ilişkin davacıdan feragat beyanı aldığını, kararın yetersiz inceleme sonucu verildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDiğer davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, \"...\" ibaresinin tanımlayıcı olduğunu, kimsenin tekeline verilemeyeceğini, bu terimin \"hücre zarlarında bulunan ve seçici olarak suyun hücreye girip çıkmasına izin veren çeşitli proteinlerden birisidir” şeklinde tanımlandığını, davacının su arıtma cihazı ve filtresi tescil ettirdiğini, bu ibarenin söz konusu ürünler için tanımlayıcı olduğunu, davacının da markalarını tek başına bu ibare ile tescil ettirmediğini, Amerike Patent ve Marka Ofisine davacının feragatname verdiğini, tanımlayıcı olması nedeniyle anılan ülkede hak sahipliği verilmeyen ibarenin Türkiye'de korunduğunu, kötüniyetin söz konusu olmadığını, ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka hükümsüzlüğü istemin ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tYukarıda yapılan özetten de anlaşıldığı üzere, davacı vekilince \"...\" ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğu, davalı tarafın, müvekkilinin markalarından haberdar olduğu halde, dava konusu markaları kötü niyetli olarak adına tescil ettirdiği ve markaların hükümsüzlüğünün gerektiği ileri sürülmüş; davalı tarafça bu ibarenin dava konusu ürünlerde tanımlayıcı olduğu ve kimsenin tekeline verilemeyeceği, bu nedenle davacı markalarında da tek başına kullanılmadığı savunulmuş, ilk derece mahkemesince ise bu ibarenin tanımlayıcı olarak kabul edilemeyeceğini ve dava konusu markaların kötü niyetle tescil ettirildiği gerekçesiyle dava kabul etmiştir. <br>\tBununla birlikte, ilk derece mahkemesince, her iki taraf markasında ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin tanımlayıcı olup olmadığına ilişkin bir inceleme yapılmamıştır. Her ne kadar iltibas değerlendirmesi hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle yapılabilecek ise de somut olayda, böyle bir değerlendirme bulunmayıp, çekişmeli ibarenin tanımlayıcı olup olmadığı hususu özel veya teknik bilgiyi gerektirmektedir. Dolayısıyla, böyle bir tespitin de, alanında uzman bilirkişilerce yapılması ve mahkemece oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  30.09.2014 tarih ve 2014/8318 E.- 2014/14877 K. sayılı kararı da bu yöndedir. Açıklanan nedenlerle, bu değerlendirmenin ilk derece mahkemesince yapılması doğru olmamıştır. Bu husus ise, mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması mahiyetindedir. <br>\tBu itibarla Dairemizce, davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin  yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davali ... vekili ile diğer davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 14/12/2022 gün ve 2022/154 E. - 2022/341 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davalı ... vekili ile davalı şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde anılan davalılara iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/05/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 30/06/2025\t\t<br> <br>Başkan<br><br> <br>  <br>Üye<br><br> <br>  <br>Üye<br><br> <br> <br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2cef06886275fd6c","SID":"54e73ce4b09b75de"}}