{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2023/170 Esas 2025/473  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/170 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/473<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/457 Esas 2021/839 Karar<br><br>DAVA\t: Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t: 16/04/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 08/05/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 08/05/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... Ticaret ve Hizmetleri Turizm A.Ş'nin ortağı olduğunu, davalıların ise, şirketin hakim ortağı pozisyonunda bulunan davalı ... ve aile efradı olduğunu, şirketin taşınmaz satışından elde ettiği parayı patent devri adı altında davalıların şahsi hesaplarına aktardığının anlaşıldığını, patent devir sözleşmesi ile yeni nesil rüzgar kulesi patentinin davalı ... tarafından 1,000,00 TL karşılığında kızı davalı ...'ya devredildiğini, ... tarafından da %27,06 oranındaki kısmın %87.04 oranındaki kısmınının 870,40 TL bedelle davalıların yönetiminde bulunduğu dava dışı şirkete devredildiği, ... A.Ş.'ne devir edilen patentin 22.021.500,21 TL bedelle muhasebeleştirildiği, ...'nın, ... A.Ş'ye patent devri yapması karşılığında şirkete olan 22.021.500,21 TL tutarındaki borcunun kapatıldığı bilgisine ulaşıldığını, şirketin  870,40 TL'ye satın aldığı patent için  22.021.500,21 TL ödenmesi gibi bir usul izlenerek şirketin içinin boşaltıldığını, gerek gayrimenkul satışlarında ve gerekse patent devir işlemlerindeki usulsüzlüklerin tespiti üzerine sorumluların cezalandırılması için suç duyurusunda bulunulduğunu, gayrimenkullerin satışından resmi olarak 13.246.944.00 TL para alındığı halde şirket kayıtlarında 2.500.000 TL olarak muhasebeleştirildiğini,  gayrimenkullerin satış işleminin iptali için açılan davada tedbir kararı verildiğini, davalıların işbirliği içerisinde hareket ettiğini, şirketi zarara uğrattıklarını belirterek şirketin 22.021.500,21 TL zarar etmesine sebebiyet veren davalılardan bu zararın avans faiziyle birlikte müteselsilen tahsil edilerek, zarar gören ... Ticaret ve Hizmetleri Turizm A.Ş.'ye ödenmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı ... cevap dilekçesinde özetle; şirketin zarara uğratıldığı iddiasının dinlenebilir bir tarafının bulunmadığını, şirketin mal varlığında azalma ya da içinin boşaltılmasının söz konusu olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tDiğer davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının şirketin zarara uğratıldığı iddiasının şirketle işlem yapması yasak kişilerden patent satın alındığı iddiası olduğunu, gerek patent alımı öncesi ve gerekse de patent alımı sonrasında ... Tic. ve Hiz. Tur. A.Ş.'nin, yönetim kurulu üyeleri ile işlem yapılması konusunda TTK'nun 395. ve 396. maddelerine göre nitelikli karar çoğunluğu ile izin verildiğini, bu durumun genel kurul kararları arasında da görüldüğünü, şirketin en yetkili organının nitelikli çoğunlukla verdiği izin ve onayı sonucunda şirketin zarara uğratıldığı iddiasının dinlenebilir bir tarafı kalmadığını, şirketin mal varlığında azalma ya da içinin boşaltılması iddiası mesnetsiz olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacı ...'ın müflis olduğu, iflas idare memurlarının yetkisinin kalktığı, tasfiye işlemlerinin iflas masası tarafından yerine getirildiği, iflas masasının davayı takip etmediği, müflis ...'a davayı takip etme hususunda yetki verdiği, ancak bu yetkinin geçersiz olduğu, müflis ...'ın davayı takip yetkisinin olmadığı gerekçesiyle davanın 6100 sayılı HMK'nun 114/1-e ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığından reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı istinaf dilekçesinde özetle; hakkında iflas kararı verildiğini, alacaklar toplantısında alınan karar gereğince müflisler arasında menfaat çatışması olan davalarda iflas idaresinin bu davaları takip yetkisinin kaldırıldığını, hakkındaki tasfiyenin adi şekilde yapıldığını, adi tasfiyede iflas idaresinin 3 kişiden oluştuğunu, kararları çoğunlukla aldıklarını, toplantıya her 3 memurunda katılmaması durumunda iflas dairesi müdürünün iflas idaresinin görevini yüklendiğini, tek başına karar alabildiğini, mahkemece tasfiye sona ermiş ama müflis sıfatı devam ediyormuş gibi bir yaklaşımla hüküm tesis edildiğini, kararda masanın tasfiyeye devam ettiği ama masanın yetki vermeye ehil olmadığı gibi çelişkili bir gerekçe kullanıldığını, mahkemeye göre iflas durumunun devam ettiğini, ancak tasfiye işlemlerinin yapılamadığını, oysa tasfiyenin devam ettiğini, başkalarının aldığı kararda bir yetki sorunu varsa bunun telafi edilebilir nitelikte ise mahkemece bu eksikliğin giderilmesi için yetkili kişi ya da kurula süre verilmesi gerektiğini, mahkemenin ise bu durumu sonuçlarına kendisinin katlanması gerektiği şeklinde sonuca vardığını, alacaklılardan herhangi birinin dava takip yetkisi talep etmediğini, dava sonucunda elde edilecek tüm menfaatin masaya girmek üzere yetki talep edildiğini, mevcut duruma göre mal varlığına dahil olan alacaklarını koruma konusunda yetki sahibi olan hiç kimse bulunmadığını, bu başvuru sonucu şahsının dava açmaya yetkili olduğuna dair verilen yazı davanın reddi için gerekçe olarak kullanıldığını, böyle bir yetkilendirme olmaksızın da şahsının dava açma hakkı bulunduğunu, amacının alacağının tahsil edilmesi ve iflas durumundan kurtulmak olduğunu, alacağının mevcut olmasına rağmen iflas sürecinin ne kadar devam edeceğinin belli olmadığını, alacak hakkının Anayasada teminat altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında mütalaa edilmesi gerektiğini, tasfiye edilen mal varlığının halen şahsının mülkiyetindeki mal varlığı olduğunu, mahkemece belirtilen eksikliğin giderilmesinin mümkün bulunduğunu, keyfi bir şekilde davanın reddedildiğini, dava açıldığında dava şartı noksanlığı bulunmadığını, mahkemenin yeni iflas idaresinin kurulması için süre vermesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; dava dışı anonim şirketin yönetim kurulu üyeleri olan davalının şirketi uğrattığı zararın davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesi istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDava Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olup, anılan mahkemece 2021/243 Esas 2021/397 Karar sayılı kararıyla Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin kesin yetkili olması nedeniyle kesin yetki dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Kararın kesinleşmesi ve süresinde davacı tarafından dosyanın kesin yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi üzerine dosya Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir. <br>\tAnkara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/488 Esas 2015/377 Karar sayılı kararıyla davacı ... ile davalılar ... ve ...'ın iflasına karar verilmiş olup, davacı ve anılan davalılar hakkındaki iflas işlemleri Ankara 21. İcra Müdürlüğünün 2015/20 sayılı iflas dosyasında yürütüldüğü dosya içeriğiyle sabittir. <br>\tAnılan iflas dosyasında 20/06/2019 tarihli olağanüstü alacaklar toplantısında masaya alacak kaydında bulunmayan, müflisin leh ve aleyhindeki açılan ve/veya açılacak olan davalardan müflislerin birbirlerine karşı açtıkları, açıldığı tespit edilen dava ve icra takipleri hariç diğer davaların takip edilmesine oy birliğiyle karar verilmiştir. <br>\tAnkara 21. İcra Müdürlüğünün 2015/20 sayılı iflas sayılı 07/10/2021 tarihli yazısı ile, müflisler davacı ... ile davalılar ... ve ... adına dosyada görevli iflas idare memurlarının yetkisinin kalktığı, tasfiye işlemlerinin müdürlük tarafından yürütülmekte olduğu bildirilmiş, 13/10/2021 tarihli müzekkere cevabı ile de 20/06/2019 tarihli olağanüstü alacaklılar toplantısında alınan karar gereğince müflisler arasında menfaat çatışması doğması sebebiyle mahkeme dosyasında görülen davanın masa tarafından takip edilmeyeceği bildirilmiştir. <br>\tDavacı yan dava dışı müflis ... Tic. Ve Hizm. Tur. A.Ş.'nin hakim ortağı ve yöneticisi olan müflis davalı ... ve ailesinin şirketi zarara uğrattıklarını iddia ederek işbu tazminat davasını açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı hakkında verilen iflas kararı bulunduğu, iflas idaresinin davayı takip etmediği, davacı müflisin davayı takip yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacının istinaf başvurusu incelendiğinde, Anayasa’nın \"Hak arama hürriyeti\" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında, \"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.\" hükmü; Anayasa'nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında, \"Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.\" hükmü, Anayasa'nın 35. maddesinde \"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.\"  hükümleri bulunmaktadır.<br>\tAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin \"Adil yargılanma hakkı\" kenar başlıklı 6. maddesinde ise \"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.\" düzenlemesi yer almaktadır. \t<br>\tNitekim Anayasa Mahkemesinin 11 Eylül 2014 tarihli ve 29116 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 26.06.2014 tarihli ve 2013/1752 başvuru numaralı kararında \"... Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır…\" şeklinde adil yargılanma hakkının unsurlarına ve içeriğine ilişkin açıklamalar yapılmıştır.<br>\tAnılan hükümler ve Anayasa Mahkemesi kararından da anlaşılacağı üzere adil yargılanma hakkı, mülkiyet hakkı ve hak arama hürriyeti anayasa ile güvence altına alınan haklardır. <br>\tDavacı hakkında dava tarihinden önce verilen bir iflas kararı bulunmakta olup, davalılar ... ve ... hakkında verilen iflas kararı nedeniyle her üç müflisin iflas işlemleri aynı iflas dosyası üzerinden, Ankara 21. İcra Müdürlüğünün 2015/20 iflas sayılı dosyası üzerinden yürütülmektedir. <br>\tAnılan iflas dosyasında 20/06/2019 tarihli alacaklılar toplantısında masaya alacak kaydında bulunmayan, müflisin leh ve aleyhindeki açılan ve/veya açılacak olan davalardan müflislerin birbirlerine karşı açtıkları, açıldığı tespit edilen dava ve icra takipleri hariç diğer davaların takip edilmesine karar verilmiştir. Bu karar gerekçe yapılarak iflas idaresi tarafından davacı müflis ile davalı müflisler arasında menfaat çatışması bulunduğundan davanın masa tarafından takip edilmeyeceği bildirilmiştir. <br>\tMüflisin davacı olduğu davalarda iflas idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısı, davanın başarı şansı olmadığı kanısına varırlarsa, masanın davayı takip etmemesine karar verirler. Bu halde, o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir (İİK m. 245). Hiçbir alacaklı, davayı takip etmek istemezse, o zaman, müflisin dava takip yetkisi yeniden doğar ve müflis iflasın kapanmasını beklemeden, davayı kendi adına devam ettirebilir (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı 2. Baskı, Ankara 2013, s:1229 vd.)\t<br>\tDavacı müflis %27 ortağı olduğu ... Tic. ve Hizm. Tur. A.Ş.'nin davalı yönetici ve ailesi tarafından zarara uğratıldığını, yönetici tarafından şirketin içinin boşaltıldığını ileri sürerek talep ettiği tazminatın şirkete verilmesini istemiştir. <br>\tGelinen aşamada müflis olan davacının iflas idaresi tarafından davanın açılmadığı/takip edilmediği gibi iflas idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısında masanın davayı takip etmemesine karar verilmiştir. İİK'nun 245. maddesi uyarınca davayı takip etmek isteyen herhangi bir alacaklı bulunmadığından davayı takip yetkisinin isteyen alacaklıya devri de söz konusu değildir. Hiçbir alacaklı davayı takip etmek istemediğinden müflis olan davacının dava takip yetkisi yeniden doğacak olup, davacı davayı kendi adına açıp takip edebilecektir. Aksi durum davacının Anayasa ile teminat altına alınan adil yargılanma hakkı, mülkiyet hakkı, hak arama hürriyeti haklarının engellenmesi sonucunu doğuracaktır. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece davacı müflisin iflas idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısında masanın davanın açılmamasına/takip edilmemesine karar verildiği, iflas idaresi ve masa tarafından davanın açılmadığı/takip edilmediği, isteyen alacaklı bulunmadığından davayı takip yetkisinin alacaklıya devredilmediği, müflisin dava takip yetkisinin yeniden doğduğu, müflis olan davacının Anayasa ile teminat altına alınan adil yargılanma hakkı, mülkiyet hakkı, hak arama hürriyeti kapsamında işbu davayı açma, davayı takip etme hak ve yetkisi bulunduğu gözetilerek taraf delilleri toplanıp tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, taraf delilleri toplanıp tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmek üzere dosyanın karar veren mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;\t<br><br>\t1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>\t2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/10/2021 tarih ve 2021/457 Esas 2021/839 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>\t4-Davacı hakkında verilen adli yardım kararı bulunması nedeniyle yatırılan harç bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t5-Adli yardım kararı nedeniyle suç üstü ödeneğinden istinaf aşamasında karşılanan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonunda dikkate alınmasına,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi uyarıca  kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/05/2025 <br><br>Başkan -             Üye -                    Üye -              Zabıt Katibi - <br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2517607e2c2d666d","SID":"834e5fbeb104b5c0"}}