{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1919 Esas 2025/482 Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1919 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/482<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/04/2022 (Karar)  - 12/10/2020 (Ek Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2020/570 Esas 2022/367 Karar<br><br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 16/11/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 08/05/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 06/06/2025<br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ve dava dışı asıl borçlu şirket hakkında konkordato başvurusu yapıldığını, mahkemece geçici mühlet ve kesin mühlet kararları verildiğini, dava dışı asıl borçlu şirketin konkordato tasdik talebinin kabul edildiğini, taraflar arasında imzalanan gks'den kaynaklı borcun banka kayıtları esas alınarak hazırlanan proje kapsamında yapılandırıldığını, kefil olan müvekkilinin gayri nakdi krediden sorumlu olmadığını, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacı banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine davalının müteselsil kefil olduğu, davalının asıl borçlu şirket yetkilisi olarak da sözleşmede imzası bulunduğu, kefalet sözleşmelerinde TBK'nın aradığı şekil şartları bulunduğundan kefaletin geçerli olduğu, kefalet limitlerinin sözleşmelerin limiti kadar olduğu, kredi borçlarının ödenmemesi nedeniyle davacının hesabı kat ederek asıl borçlu şirkete ve kefillere belirtilen borçların ödenmesi için noterden ihtarname keşide edildiği, verilen sürede borç ödenmediğinden davaya konu icra takibinin başlatıldığı, sözleşmeler uyarınca asıl borçlu şirkete kullandırılan taksitli ticari kredi ve diğer alacaklar için takip tarihi itibarıyla davacı bankanın davalıdan alacaklı olduğu miktarın bilirkişi raporu ile tespit edildiği, kefalet limiti dahilinde kalan nakdi alacak ve ferilerinden dolayı davalı kefilin sözleşme hükümlerine göre asıl borçlu şirket ile birlikte davacı bankaya karşı sorumlu olduğu, ayrıca takipte talep edilen tutar dikkate alındığında davacı bankanın 46.260,00 TL gayri nakdi alacağı bulunduğu, sözleşmenin 10.13 maddesinde gayri nakdi alacağın depo edilmesinden kefilin sorumlu olacağına ilişkin açık hüküm bulunduğundan davalı kefilin deposu talep edilen tutardan da asıl borçlu ile birlikte sorumlu olduğu, davacının takip tarihinden itibaren taksitli ticari kredi ve diğer alacaklardan kaynaklanan 729.581,48 TL asıl alacak tutarına yıllık %27,30 oranında faiz yürütülmesini, business kart ve esnek ticari hesaptan kaynaklanan 122.568,03 TL asıl alacağa ise TC. Merkez Bankasının kredi kartları için belirleyip ilan ettiği dönemsel faiz yürütülmesini talep edebileceği, davalının belirtilen alacak tutarları ve faiz oranlarına ilişkin itirazının haksız olduğu, davalı vekilinin, dava dışı asıl borçlu olan şirketin konkordato tasdik talebinin kabul edilmesi nedeniyle kefil hakkında takip yapılamayacağı, konkordato raporunda belirtilen alacaktan fazla talep edilemeyeceği, konkordato mühleti içinde alacak tutarlarına faiz işletilemeyeceğine ilişkin beyan ve itirazlarının yerinde olmadığı, asıl borçlu şirkete ilişkin konkordato sürecinin davalı kefilin borçtan sorumluluk durumunu etkilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının icra takip dosyasında taksitli ticari krediden kaynaklanan 729.581,48 TL asıl alacak, 194.400,26 TL işlemiş faiz, 9.374,40 TL BSMV olmak üzere toplam 933.356,14 TL nakdi alacağa itirazın iptaline,  kredi kartından kaynaklanan 122.568,03 TL asıl alacak, 25.589,34 TL işlemiş faiz, 1.266,29 TL BSMV olmak üzere toplam 149.423,66 TL nakdi alacağa itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren 729.581,48 TL asıl alacak tutarına yıllık %27,30 oranında faiz yürütülmesi, 122.568,03 TL asıl alacağa ise TC. Merkez Bankasının kredi kartları için belirleyip ilan ettiği dönemsel faiz yürütülmek suretiyle yukarıda belirtilen tutarların davalıdan tahsili için takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen toplam 1.082.779,80 TL nakdi alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 216.555,96 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafın gayri nakdi alacağa ilişkin itirazının iptaline, 46.260,00 TL gayri nakdi alacak yönünden takibin devamına karar verilmiştir.<br>\tMahkemece 12/10/2022 tarihli ek karar ile, davalı vekilinin istinaf harçlarını muhtıra ile verilen bir haftalık kesin süre içerisinde ödemediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; temerrüte düşülmesi halinde uygulanacak faiz oranının sözleşmede açıkça belirtildiğini, müvekkili banka tarafından hesap kat ihtarnamesinin keşide edildiği tarihte ilan edilen kredi yıllık azami faiz oranları bildirim formunda belirlenen en yüksek faiz oranı %36 olup gks'nin 11'inci maddesi uyarınca temerrüte düşen borçlunun, temerrüt faizi, ilan edilen en yüksek faizin %30'u oranında arttırılmak suretiyle belirlendiğini, bu oranın %46,80 olacağını, uygulanacak faiz oranının belirlenmesi ve uygulanmasının müvekkili ile dava dışı borçlu şirket arasında akdedilen sözleşme ile kararlaştırılmış olduğundan, temerrüt halinde sözleşme hükmü ve ilan edilen TCMB'ye bildirilen faiz genelgesindeki en yüksek faize göre hesaplama yapılarak %46,80 oranında temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini, müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen 15.08.2018 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesinde temerrüt faizinin nasıl belirleneceği düzenlenmiş olup, sözleşme hükümleri gereğince hesap kat tarihinden itibaren asıl alacağa %46,80 oranında temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda business kart ve esnek ticari hesap için asıl alacak 125.138,55 TL olarak belirlenmesine karşın, davacı talebi daha düşük olduğundan, talep uyarınca 122.568,03 TL olarak dikkate alınması gerektiğini, işlemiş faiz 25.589,34 TL olarak belirlenmiş olduğundan, davacı bankanın bu kaleme ilişkin talebinin 8.085,51 TL'lik kısmının yerinde olmadığını belirtmişse de, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalar incelendiği takdirde faize eklenmesi gereken miktarların, anaparaya eklenmesi sebebiyle hesaplamada yanlışlık yapıldığını, bu nedenle bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın talepleri ile uyumlu olmadığını, 5464 sayılı Banka Kartları Ve Kredi Kartları Kanunu’nun 26/3. maddesi; \"Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, azami akdi ve gecikme faiz oranlarını tespit ve ilan etmeye yetkilidir.\" hükmü uyarınca kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranlarının Resmî Gazete’de yayımlanan kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranları hakkında tebliğlerde açıklanan esaslar çerçevesinde belirlendiğini, TC. Merkez Bankasının 29.06.2019 tarihinde yayımlanan 2019-26 sayılı basın duyurusunda 01.07.2019 tarihinden geçerli olmak üzere, Türk Lirası cinsinden kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı yüzde 2,00, aylık azami gecikme faiz oranı yüzde 2,40 olarak belirlenmiş olup 01.07.2019 - 30.09.2019 dönemi için kredi kartı ve esnek ticari hesap yönünden akdi faiz oranın %24,00 (2,00x12), azami gecikme faizi oranının %28,80 (2,40x12) olduğunun açıkça görüldüğünü, bilirkişi tarafından yapılan tespitin ve hesaplama tekniğinin yanlış olduğunu, 01.07.2019-30.09.2019 dönemi içerisinde 26.08.2019 tarihinde temerrüte düşmüş olan davalı borçlunun, business kart ve esnek ticari hesaptan kaynaklanan borcuna, ihtarnamenin tanzim tarihi ile borcun tamamen tahsil edileceği tarihe kadar %28,80 oranında temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini, temerrüt halinde temerrüte düşen borçlunun temerrüt faizinin, müvekkilinin mevzuat gereği tespit etmiş olduğu faizin %50 oranında artırılması suretiyle belirlenmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda icra takip tarihi itibariyle depo talep edilebilecek tutar 50.550,00 TL olarak belirlenmesine karşın, davacı talebi daha düşük olduğundan talep uyarınca 46.260,00 TL olarak dikkate alınması gerektiğini belirtmişse de gayrinakit alacak yönünden sorumluluk miktarı dönemsel olarak değiştiğinden ve dava dilekçelerinde depo edilecek tutarların kanunen artırılması halinde, artırılan bedele ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla ibaresi bulunduğundan gayrinakit alacak yönünden taleple bağlılığın esas olmadığını, 27.04.2021 tarihli beyan dilekçesinde ihtar tarihinden sonra ihtarnameye konu olan çeklere ilişkin zorunlu ödeme bedeli ödemesi olmadığı, yalnızca çek garanti bedelinin artması nedeniyle çek riskinin 60.340,00 TL'ye çıkmış olduğunu beyan ettiklerini, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın yanlış olduğunu, mahkemece hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinde itirazlarını tekrar ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDavalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de, nispi istinaf karar harcı ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının yatırılmadığı, mahkemece HMK'nun 344. maddesi uyarınca çıkarılan muhtıranın davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, muhtıra ile verilen 1 haftalık kesin süre içerisinde davalı vekilince nispi istinaf karar harcı ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının yatırılmadığı, mahkemece 12/10/2022 tarihli ek karar ile HMK'nun 344. Maddesi uyarınca davalı tarafın istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği, verilen ek kararın davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı vekilinin ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmadığı görülmüştür. <br>\tDairemizce yapılacak istinaf incelemesi davacı vekilinin istinaf başvurusuna ilişkindir. <br>\tAnkara 2. İcra Müdürlüğünün 2020/6124 sayılı icra takip dosyası, genel kredi sözleşmeleri, kefalete ilişkin ek protokol, hesap kat ihtarı, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/849 Esas 2020/228 Karar sayılı karar sureti, davacı vekilinin 25/12/2020 tarihli yazılı beyan dilekçesi, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 11/01/2022 tarihli rapor, dava dışı asıl borçlu şirketin kredi ödeme planları, banka hesap ekstreleri, kredi kartı hesap özetleri dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tDava konusu Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2020/6124 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 1.230.835,09 TL nakit alacağın tahsili, 46.260,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 25/08/2020 tarihinde tebliğ edildiği, 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde davalının 28/08/2020 tarihinde borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 16/11/2020 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.<br>\tDavacı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında 15/08/2018 tarihli 4.000.000,00 TL limitli, 07/03/2012 tarihli 5.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalının anılan sözleşmelerde aynı limitler ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, 07/03/2012 tarihli sözleşmede davacının eş muvafakatinin alındığı, davacının dava dışı asıl borçlu şirketin ortağı olduğu, kefaletlerin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun bulunduğu dosya içeriğiyle sabittir. <br>\tKefalete ilişkin 19/03/2015 tarihli ek protokol davacı ile davalı arasında 3.000.000,00 TL limitli olarak imzalanmış olup, ek protokolde kefaletin ... ... Ltd. Şti.'nin 03/07/2012 tarihli genel kredi sözleşmesine kefalete ilişkin olduğu hükme bağlanmıştır.\t<br>\tDavacı tarafından davalı, dava dışı asıl borçlu şirkete gönderilen ve toplam 852.836,51 TL nakdi borcun 24 saat içinde ödenmesi, 46.260,00 TL gayri nakit borcun 24 saat içinde depo edilmesi ihtarını içerir 20/08/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesinin dava dışı asıl borçluya ve davalıya 24/08/2019 tarihinde bila tebliğ edildiği görülmüştür. <br>\tAnkara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/849 Esas 2020/228 Karar sayılı dosyasında, davacıların ... ... Ltd. Şti. ile ... olup, konkordato talebine ilişkin açılan davada 19/06/2020 tarihli karar ile şirketi konkordato tasdik talebinin kabulüne, diğer davacının konkordato tasdik talebinin reddine karar verilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerine yerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporunda, kefile başvuru koşullarının oluştuğu, kat tarihine kadar vadesi geldiği halde ödenmeyen taksitlerin 21/05/2019, 21/06/2019 ve 21/07/2019 tarihli olduğu, davalının 27/08/2019 tarihinde temerrüte düştüğü, O/N endeksli kredinin 11/09/2018 tarihinde açıldığı, kat tarihi itibarıyla anapara bakiyesinin 219.546,00 TL olduğu, kredinin 30/06/2019 dönemi için tahakkuk ettirilen 15.427,19 TL tutarındaki devre faizinin tahsil edilmediği, kredi kartının borcun ödenmemeye başladığı tarihinde 28/05/2019, 28/06/2019 ve 28/07/2019 ekstre tarihi olduğu, esnek ticari hesabın 29/01/2019 tarihi itibarıyla bakiyesinin 47.787,88 TL bulunduğu, talep edilebilecek depo tutarının 23 adet çek için 50.550,00 TL bulunduğu, talebin 46.260,00 TL olduğu, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan kredi nedeniyle 729.581,48 TL asıl alacak olmak üzere toplam 1.083.490,82 TL nakit, 46.230,00 TL gayri nakit alacağın bulunduğu, temerrüt faiz oranının %27,30, kredi kartında ise %28,80 olduğu tespit edilmiştir.<br>\tDavacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalının icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.\t<br>\tTaraflar arasında davacıyla dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı, davalı hakkında açılan konkordato tasdik davasının reddedildiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, uygulanması gereken temerrüt faiz oranı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı tarafından davalıya ve dava dışı ... ... Ltd. Şti.'re gönderilen ihtarname ile 24 saat atıfet süresi tanınmış olup, anılan ihtarname asıl borçlu dava dışı ... ... Ltd. Şti.'ne ve davalıya aynı tarihte tebliğ edilmiştir. Verilen atıfet süresi sona erdikten sonra davacı tarafından davalı aleyhine işbu dava konusu icra takibi başlatılmıştır. Takip tarihi itibarıyla davalı kefil yönünden TBK'nun 586. maddesinde düzenlenen takip koşulu oluşmuştur. <br>\tDava konusu icra takibinde asıl alacağın krediden kaynaklanan kısmına takip tarihinden itibaren %46,80 oranında temerrüt faizi, kredi kartından kaynaklanan kısmına takip tarihinden itibaren %28,80 oranında temerrüt faizi  uygulanması talep edilmiştir. Mahkemece ise hüküm altına alınan asıl alacağın krediden kaynaklanan kısmına takip tarihinden itibaren %27,30, kredi kartından kaynaklanan kısmına takip tarihinden itibaren TCMB'nin kredi kartı için belirleyip ilan ettiği dönemsel faizin işletilmesine karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin temerrüt başlıklı 11.b maddesinde müşterinin temerrütü halinde temerrüt faiz oranının tespitinde TL borç için bankanın TCMB'ye TL krediler için bildirmiş olduğu muacceliyet tarihi itibarıyla geçerli olan en yüksek kredi faiz oranının %30 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi tatbik edileceğini kabul ettiği hükme bağlanmıştır. <br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2023 tarih 2022/3534 Esas 2023/7327 Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının davacı bankaca fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. <br>\tBilirkişi raporunda banka şubesinden temin edilen faiz oranları listesine göre temerrüt tarihi itibarıyla dava konusu krediye uygulanan faiz oranının yıllık %21 olduğu, söz konusu faiz oranının TCMB tarafından yayınlanan kredilere fiilen uygulanan faiz oranları ortalamaları civarında olduğundan fiilen uygulanan kredi faizi olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek temerrüt faizinin bankanın işbu akdi ilişkide fiilen uyguladığı akdi faiz oranı olan %21 oranına sözleşmede yer alan %30 oran ilave edilmek suretiyle %27,30 temerrüt faiz oranı olarak tespit edilmiştir. İspat yükü kendisinde olan davacı tarafından davalı yanın temerrüt tarihinde fiilen daha yüksek oranda akdi faiz uygulandığına ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belge de sunulmadığı gibi, halen bankanın TCMB'ye bildirdiği ancak fiilen uyguladığını belgeleyemediği faiz oranı üzerinden temerrüt faiz oranının tespit edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Davacının davalı yanın temerrüt tarihinde uyguladığı en yüksek kredi akdi faiz oranına %30 ilavesiyle kredi alacağı yönünden %27,30 oranının uygulanması gereken temerrüt faiz oranı olduğu anlaşılmıştır.   <br>\tHal böyle olunca, her ne kadar temerrüt tarihindeki davacı bankanın fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı belirlenmeksizin taraflar arasındaki akdi faiz oranının temerrüt faizine esas alınması sözleşmeye uygun değilse de davalı tarafın istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiğinden ve incelenebilecek bir davalı istinaf başvurusu bulunmadığından davacı bankada bilirkişi raporu ile hesaplamaya esas alınan işbu akdi ilişkide uygulanan faiz oranından daha yüksek oranda fiilen uyguladığı faiz oranını ispatlayamadığından davacının bu yöne ilişkin istinaf başvurusu red edilmiştir. <br>\tÖte yandan, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu hesaplama yöntemi yönünden ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gibi, rapor banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle hazırlanarak takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacaklı olduğu nakit ve gayri nakit alacak miktarı hesaplanmıştır. <br>\tBu durumda mahkemece, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, raporun banka kayıtları üzerinde yapılan incelemeyi içerdiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönelik kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/05/2025 <br>Başkan -             Üye -                      Üye -              Zabıt Katibi - <br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0114950925f5e40c","SID":"e9e20b6542b400a2"}}