{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/383 <br>KARAR NO: 2025/825<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/11/2024 - 07/02/2025 (Ara Karar) <br>NUMARASI: 2024/456 Esas <br>TALEP: İhtiyati Tedbir - İhtiyati Tedbire İtiraz <br>İhtiyati tedbirlere ilişkin ara kararların taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TALEP: Davacı vekili; davalı şirketin feshini gerektiren haklı sebep sayılan olguların gerçekleştiğini, şirketin feshine veya fesih yerine davacının paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacının şirketten çıkarılmasına karar verilmesi istemi ile açılan davada şirketin yöneticisiz kalması nedeniyle şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasına ve şirketin maliki bulunduğu gayrimenkullerin devrinin ihtiyati tedbir yoluyla satışının durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>ARA KARAR: Mahkemece 18/11/2024 tarihli ara kararla; davacının tedbir talebinin kısmen kabulüne, davalı ...  AŞ'ne yargılama sonuna kadar denetim kayyımı atanmasına, kayyım olarak Prof. Dr. ...'ın tayinine, davalı şirkete yönetim kayyımı atanması ve maliki bulunulan gayrimenkullerin satışının önlenmesi yönündeki tedbir talebinin davanın konusu olmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>İTİRAZ: Davalı vekili 02/12/2024 tarihli itiraz dilekçesinde; müvekkili şirketin tüm organlarının faal olduğunu, davacının kayyım atanması yönündeki tedbir talebinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, şirkette organ boşluğu olmadığı durumlarda sadece kötü yönetim ve şirketin zarara uğradığı iddiasında bulunulduğu hallerde bu zararların tazmini ve yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin dava açma hakkı bulunduğunu, işbu davada şirkete tedbiren kayyım atanmasının hukuken mümkün olmadığını, kayyım atanması şartlarının oluşmadığını, denetim kayyımı atanmasının yaratacağı olumsuz algıların müvekkili şirketin rekabet gücünü azaltacağını, pazardaki konumunu zayıflatacağını, oluşacak itibar kaybının, yalnızca marka değerlerine zarar vermekle kalmayacağını belirterek itirazları doğrultusunda 18.11.2024 tarihli denetim kayyımı atamasına ilişkin tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İTİRAZ ÜZERİNE VERİLEN ARA KARAR: Mahkemece; 07/02/2025 tarihli ara kararla; denetim kayyımı atanması kararından rücuyu gerektiren somut veri bulunmadığı, kanaatin değişmesine yol açacak nitelikte yeni delil ibraz edilmediği, davacının şirketin feshi ve çıkma payının ödenmesini talep ettiği, dolayısıyla yargılama sırasında şirketin mevcut durumunda meydana gelebilecek bir değişmenin hakkın elde edilmesini önemli ölçüde etkileme endişesinin makul görüldüğü, bununla birlikte yönetim kayyumu talebi yerine denetim kayyumu ataması yapıldığı ve anılan tedbir kararının her iki tarafın hak ve taleplerinin dengelenmesi bakımından ölçülü olduğu gerekçesiyle ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davacı vekili; şirkete yönetim kayyımı atanması, taşınmazların satışının önlenmesi talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını,ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunduğunu, şirketin feshi için haklı sebebin gerçekleştiğini, ortaklar arasında güven ilişkisi kalmadığını, İstanbul 11. ATM’nin 2018/1204 esas sayılı dosyasında şirket yöneticilerinin şirkete olan borçlarının silinmesine yönelik kararın batıl olduğunun tespitine karar verildigini,aynı mahkemenin 2018/1221 esas sayılı dosyasında 55.086.745,10-TL’nin davalı şirket yöneticilerinden tahsiline karar verildiğini, şirketin mali durumunun bozulmasının şirketin devamlılığını tehdit ettiğini, şirket yöneticileri tarafından bankadan kullanılan kredinin ... A.Ş.'ye aktarıldığını, şirketin bankaya yüklü miktarda borcu olduğunu,kar  etme amacından uzaklaştığını,şirketin uzun süredir yöneticisiz bulunması, yeni yönetimin oluşturulamaması nedeninin fesih nedeni olarak kabulü gerektiğini ve şirkete  yönetim kayyımı atanmasının zorunlu olduğunu,şirketin 2021 yılından beri yöneticisi olmadığını, ayrıca davalı şirketin tek faaliyetinin gayrimenkullerin kiraya verilerek kira geliri elde edilmesi olduğunu, yargılama aşamasında yönetimin gayrimenkulleri kötü niyetli olarak elden çıkarabileceklerini, şirketin içini boşaltabileceklerini, gayrimenkullerin davanın konusunu oluşturmadığı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, şirkete yönetim kayyum atanması ve şirket taşınmazlarının devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesinin zorunlu olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Davalı vekili; müvekkili şirketin tüm organlarının faal olduğunu, şirkete kayyum atanması yönündeki talebin kötü niyetli olduğunu, davacı tarafın ispat edilmemiş salt kötü yönetim iddiasının kayyum atanması için yeterli olmadığını, şirkette yönetim boşluğu bulunmadığını,yöneticilerin sorumluluğu davası açma imkanı varken şirkete denetim kayyımı atanmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin yönetiminde tam kitlenme hali olmadığını, görev süreleri dolan yönetim kurulu üyelerinin yeni üyelerini seçilmesine kadar görevlerine devam edebileceğini, bu durumun kendiliğinden organ eksikliğine yol açmayacağını, şirkete denetim kayyuma atanabilmesi için tüm ihtiyati tedbir kararlarında olduğu gibi gereklilik, aciliyet ve ölçülülük kıstaslarının dikkate alınması gerektiğini, yine yaklaşık ispat şartının sağlanmasının zorunlu olduğunu, tedbiren denetim kayyımı atama kararının müvekkili şirket yönünden ticari ve itibari riskleri bulunduğunu belirterek kararım kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Talep; anonim şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine ilişkin davada şirkete kayyım tayini ile taşınmazların devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine; davalı şirkete denetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararına itiraza ve  ilişkindir. Mahkemece, davalı şirkete denetim kayyımı atanmasına dair ara karar verilmiş olup, şirket taşınmazlarının devri ve şirkete yönetim kayyımı atanması talepleri reddedilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" Aynı yasanın 390/3 maddesi \"tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda; davacı tarafından şirket yöneticilerinin şirketi zarara uğrattığı, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunduğu, şirket içinin boşaltılabileceği ileri sürülerek açılan şirketin feshi davasında şirket taşınmazlarına tedbir konulması ve aynı zamanda şirkete tedbiren kayyım atanması talep edilmiştir. TTK'nın 531. maddesinde; mahkemenin, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme de karar verebileceği düzenlenmiştir. Mahkemenin takdirinin bu yönde olması halinde şirkete ait taşınmazlar da dahil olmak üzere şirketin aktifinin davanın konusu ile yakından ilgili olduğu açıktır. Bu nedenle mahkemece şirket ve tarafların menfaatleri de gözetilmek suretiyle şirkete ait taşınmazlar yönünden ihtiyati tedbir talebi bakımından değerlendirme yapılması gerekirken, taşınmazların davanın konusunu oluşturmadığına dair gerekçe ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Anonim Şirketler TTK'nun 365. maddesi uyarınca yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunurlar. Anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenleme yoktur. Yönetim Kurulunun görevden alınması, seçilmesi TTK'nun 408(2)-b gereği şirketin genel kuruluna tanınmış bir yetkidir. Mahkemelerce şirket yönetimine yapılacak müdahalenin çok kısıtlı olarak ve zorunlu hallerde yapılması gerekir. Bu nedenle davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması isteminin yasal dayanağı bulunmamaktadır. Bununla birlikte mahkemenin şirketin karar tarihindeki aktif değerini kaybetmesinin önüne geçilebilmesi için denetim kayyımı tedbiri yeterli görülmüş ise de ihtiyati tedbire ilişkin ara kararda denetim kayyımının hangi işlemler için atandığı belirtilmediği gibi ara kararda denetim kayyımının görev sınırı belirlenmemiştir. Bu haliyle şirket yönetiminin şirket aktiflerini azaltıcı pasiflerini çoğaltıcı işlemlerinin denetim kayyımının kayyım onayına tabi olup olup olmadığı, denetim kayyımının hangi işler için görevlendirildiği 18/11/2024 tarihli ara karardan anlaşılamamaktadır. Denetim kayyımının görev ve yetkileri bakımından kanunda özel bir düzenleme bulunmadığından şirkete ihtiyati tedbir yoluyla atanan denetim kayyımının yetkilerinin kararda açıkça gösterilmesi gerekir. Mahkemenin ara kararında denetim kayyımının görev ve yetkileri belirlenmediğinden mevcut hali ile tedbir yoluyla denetim kayyımı atanmasının şirket malvarlığının korunması için yeterli olup olmayacağı veya şirketle ortaklar arasındaki menfaat dengesi bakımından ölçülü olup olmayacağı bakımından bir değerlendirme yapılamamıştır. Bu halde,mahkemece öncelikle denetim kayyımının hangi işlemler için atandığı açıklığa kavuşturularak ihtiyati tedbire itirazın buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir.  Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusun kabulüne, davalı şirkete ait taşınmazlarla ilgili tedbir talebinin yeniden değerlendirilmek üzere 18/11/2024 tarihli ara kararın gayrimenkullerin satışının önlenmesi yönündeki tedbir talebinin reddine ilişkin kısmın kaldırılmasına, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı şirkete tedbiren atanan denetim kayyımının görev kapsamı açıklığa kavuşturularak davalının itirazının buna göre değerlendirilmek üzere 07/02/2025 tarihli ara kararın kaldırılmasına, yeniden değerlendirme yapmak üzere dosyanın karar veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/456 Esas 18/11/2024 tarihli ara kararının \"gayrimenkullerin satışının önlenmesi yönündeki tedbir talebinin reddine\" ilişkin kısmının  HMK'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA, İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/456 Esas 07/02/2025 Tarihli ara kararının HMK'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; \"İhtiyati tedbir talebinin red ve kabul edilen kısımları yeniden değerlendirilmek  üzere Dairemiz kararının ara kararı veren mahkemeye gönderilmesine\" Davacı ve davalı tarafça ayrı ayrı yatırılan 427,60-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dce6da38ebb155aa","SID":"04f61770cdb3e25b"}}