{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/236 <br>KARAR NO: 2025/824<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 02/06/2022<br>NUMARASI: 2020/249 E. - 2022/70 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/05/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davalı firmanın müvekkili şirketten 06/11/2018 tarihli mail ile 11-12 Şubat 2019 tarihlerinde Dubai'de düzenlenecek olan ... Fuarı'nda kullanılmak üzere stand tasarlanması konusunda talepte bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından söz konusu tasarımın yapıldığını ve davalı tarafa mail iletildiğini, cevap mailinde müvekkilinden proforma fatura talep edildiğini, müvekkili şirket tarafından hazırlanan faturanın da davalıya iletildiğini, bu ön fatura ile anlaştıklarını, ancak davalının işi başka bir firmaya yaptırdığını ancak müvekkilinin yaptığı tasarım üzerinde değişiklik yaparak fuarda kullanıldığını, müvekkili tarafından yapılan 3 adet proje gereğince harcadığı emek ve mesaiye karşılık olarak proforma fatura ile belirlenen bedelin tasarım bedeline denk gelen %20'sinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini beyanla, davanın kabulüne, proforma fatura ile belirlenen bedelin %20'sinin faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen bir anlaşma bulunmadığını, 10 Ocak 2019 tarihinde davacı şirketin imza yetkilisi ... tarafından proforma fatura ve sözleşme iletildiğini, müvekkili şirketin üst yönetiminin davacının teklifini onaylamadığını ve hizmet alımı kapsamında başka bir şirket ile anlaşma yapıldığını beyanla, tasarım tecavüz ve tazminat davalarının fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesinin görev alanına girdiğinden bahisle mahkememizin görevsiz olduğunu, davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde ise haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak ikame edilen davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \"davacı vekilince davacı şirketin davalı şirket ile Dubai' de düzenlenecek olan fuarda kullanılmak üzere, stant tasarlanması konusunda görüşmeler yaptıklarını, buna ilişkin, proforma faturayı davalıya gönderdiklerini, yine hazırlanan tasarımların davalı yana gönderildiğini fakat davalı tarafın stant tasarım işini başka bir firmaya yaptırdığını ve fuarda bu standın kullanıldığını, kullanılan standın davacı şirketçe hazırlanan tasarımlara çok benzer olduğunu, bu sebeple davacının harcamış olduğu emek ve mesaiye karşılık olarak proforma ile belirlenen bedelin %20 si olan 1.500 Doların davalıdan alınmasını talep ettiği, davalı tarafından taraflar arasında bir anlaşma olmadığı, davacıya ait tasarımların davalı şirketçe kullanılmayıp, fuar standının 3. Bir şirket tarafından hazırlandığını belirterek davanın reddini talep ettiği, davanın Ticaret Mahkemesinde açıldığı, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/07/2019 tarih 2019/308 E - 2019/790 Sayılı kararı ile görevsizlik verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği, mahkememizce davaya konu tasarımların 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunun 4. Maddesinin 2. Fıkrasında yer alan krokiler, resimler, maketler, tasarımlar v.b. Eserlerin endüstriyel model ve resim olarak kullanılması, düşünce ve sanat eserleri olmak sıfatlarını etkilemez hükmü gereğince davaya konu stant tasarımının FSEK den kaynaklanan mimari bir tasarım olması karşısında mahkememizin görevli olduğu anlaşıldığından, yargılamaya devam olunduğu, davaya konu fuar standının davacıya ait fuar standı çizimleri ile benzer olup olmadığı hususunun teknik ve uzmanlık gerektiren konulardan olması sebebiyle dosyanın konusunda uzman bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından sunulan kök rapor ve ek raporda davacıya ait fuar standı çizimleri ile davalı tarafından kullanılan fuar standının tasarımlarının birbirinden farklı olduğu yönünde görüş bildirdiği, mahkememizce davaya konu uyuşmazlığın fuar standı tasarımlarının benzerliğine ilişkin olması ve bu hususta alınan teknik bilirkişi raporunda davacı fuar standı çizimleri ile davalı tarafından fuarda kullanılan standın farklı olduğu, her ne kadar taraflar arasında fuar standının çizimi ve kullanılması yönünde bir takım görüşmeler olmuş ise de taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin mevcut olmadığı, yine davalı şirketçe fuarda kullanılan standın davacı tarafından hazırlanmış stant tasarımlarından farklı olduğu davacının davasını ispatlayamadığı anlaşıldığından, \" şeklindeki gerekçeleri ile  davanın reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, müvekkili firma taraflar arasındaki e-mail yazışmalarına istinaden fuar standı ile ilgili olarak 3 adet proje tasarladığını,  projelere istinaden muhatap tarafın talepleri üzerine revizeler yaptığını, E-mail yazışmalarının dosyada mevcut olduğunu, bu yazışmalar neticesinde stand tasarımına ilişkin tarafların karşılıklı olarak anlaştıklarının ortada olduğunu, davalı tarafından talep edilen revizelerin yapılması neticesinde müvekkili firma tarafından oluşturulan özgün tasarımları elinde bulunduran davalı, işbu tasarımları müvekkilin bilgisi ve muvafakati olmaksızın kullandığını, davalı firma müvekkilinden proforma fatura talep ederek akabinde tasarımların bedelini ödemeyerek müvekkiline ait tasarımlar üzerinde yapılan yan unsur niteliğinde ufak tefek değişiklikler yaparak tasarımları kullandığını, Mahkeme tarafından müvekkiline ait tasarımlar üzerinde yapılan ayırt edici unsurların değişikliği niteliğinde olmayan ufak oynamalarla aynı tasarımları kullanan davalının, işbu tasarımları müvekkili firmaya değil başka bir firmaya sözleşmeyle yaptırdığını, müvekkili ile değil dava dışı firmayla sözleşmesi olduğu yönündeki iddialarının kabulü hakkaniyetle bağdaşmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraf tasarımları kanopilerinde farklılıklar belirtilmekle birlikte kanopilerdeki bu farklılığın tasarımı özgün kılmadığını, davalı tarafa ait tasarımda katlı perde detayına yer verilmediğinden bu hususun tasarımın görünmeyen ya da bilgilenmiş tüketici nezdinde dikkat edilmeyen düzeyde olduğunu yönünde görüş bildirildiğini,  tasarımın ayırt edici nitelikleri o tasarıma has, sadece o tasarıma ait olan ve benzer tasarımlarda bulunmayan özellikleri olduğunu,  her iki tasarım aynı alan ölçülerde dikdörtgen planda uygulama yapıldığını, firma isminin yer aldığı kanopi ön görünümde yukarıda yatay, sol yanda diagonal olarak aşağı indiğini, dava konusu tasarımdaki kanopi keskin ve düz hatlara sahip olduğunu, müvekkilinin tasarımında bu kısım yuvarlak hatlara sahip olduğunu, her iki tasarımda da kanopinin ince kenarlarında led aydınlatma yer aldığını, bir tasarımı benzerlerinden ayıracak ölçüde özelliklere sahip olması o tasarımın yeni sayılması için gerekli ve yeterli unsur olduğunu, Tasarımın bir bütün itibariyle bıraktığı etkinin dikkate alınması gerekliliğine, tasarımların genel görünümü aynı nitelikteki stand – banko - kanopi ve platformdan oluştuğunu, tasarımlar arasında neredeyse ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğu ve orta düzey bilgili tüketici nezdinde dahi tasarımların birbiri ile karıştırılması durumunun bulunduğunu, stantların görsel bütünlüğü ve karekteristik yapılarının aynı olduğu gerçeği görmezden gelinerek ve bu farklılıkların “ayırt edici” ve “tasarıma özgünlük katan” unsurlar olmadığı yönündeki itirazlarının da dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, tasarımların bilgili tüketici dışında, orta düzey tüketicinin bile hemen aynı olduğunu algılayabileceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkiline ait tasarımda stant aydınlatma elemanlarının kanopi üstünde konumlandırıldığını, davalı tarafın fuara katıldığı tasarımda ise aydınlatma elemanlarının kanopi ile duvar arasında yer alan kirişler üzerinde konumlandırıldığı belirlemesine, müvekkiline ait tasarımda standın sağ yanında üzerinde figuratif dünya haritasının bulunduğu, davalı tarafın fuara katılım sağladığı tasarımda ise bu öğenin bulunmadığı bilgisine yer verildiğini, fuar standlarının üstünün açık olması sebebi ile stand aydınlatması elemanlarının konumlandırılacağı alanlar sınırlı olduğunu, mutlak şekilde konumlandırılması gereken aydınlatmanın standa ayırt edici ve tasarıma özgünlük katan bir unsur olarak değerlendirilmesinin mümkün olmayacağını, davalı tarafça fuara katılımda kullanılan stand da aydınlatma elemanlarının farklılık yaratmak adına başka bir yer de konumlandırmasının yenilik ve ayırt edici bir özellik olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını,  müvekkiline ait tasarımda dünya haritasına yer verilmesi boşluğu doldurularak stand görsel bütünlüğünün sağlanmasına yönelik olduğunu, süslemeye yönelik iş bu uygulamanın standa “ayırt edici” ve “tasarıma özgünlük katan” bir unsur olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı ve tartışmasız olduğu gibi söz konusu ögeye davalı tarafından fuara katılımda kullanılan stantda yer verilmemesi standlar arasındaki benzerliği gölgeleyemeyeceğinin aşikar olduğunu, mahkeme kararında davaya konu her 2 tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde iltibas yarattığı hususu nazara alınmadığını beyanla istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava,  davacıya ait olan Stand tasarımlarının davacının izni ve bilgisi dışında benzeri şekilde veya taklit edilerek kullanıldığı iddiasına dayalı olarak, tarafından yapılan 3 adet proje gereğince harcadığı emek ve mesaiye karşılık proforma fatura ile belirlenen bedelin tahsili talebidir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 24/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak: \"Davalı ... Mühendisliği A.Ş.'nin ... Otelde düzenlenen Nükleer Santral zirvesinde yer alan fuar standı tasarımı ile davacı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. 'nin hazırlamış olduğu fuar standı tasarımının birbirleri ile farklı olarak algılandıkları\" belirtilmiştir. 07/02/2022 tarihli Ek raporda özetle; \"Davalı ... Mühendisliği A.Ş.'nin ... Otelde düzenlenen Nükleer Santral zirvesinde yer alan fuar standı tasarımı ile davacı ... Hiz. San. Ve Tic. Ltd. Şti. 'nin hazırlamış olduğu fuar standı tasarımının birbirleri ile farklı olarak algılandıkları\" belirtilmiştir. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından taraflar arasında  Dubai' de düzenlenecek olan fuarda kullanılmak üzere, stant tasarlanması konusunda görüşmeler yaptıklarını, buna ilişkin, proforma faturayı davalıya gönderdiklerini, yine hazırlanan tasarımların davalı yana gönderildiğini fakat davalı tarafın stant tasarım işini başka bir firmaya yaptırdığını ve fuarda bu standın kullanıldığını, kullanılan standın davacı şirketçe hazırlanan tasarımlara çok benzer olduğunu, bu sebeple davacının harcamış olduğu emek ve mesaiye karşılık olarak proforma ile belirlenen bedelin %20 si olan 1.500 Doların davalıdan alınmasını talep etmiş ise de, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere,  davacıya ait fuar standı çizimleri ile davalı tarafından kullanılan fuar standının tasarımlarının birbirinden farklı olduğu davacı tarafından davasının ispat edilemediği, davanın sübut bulmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/06/2022 tarih ve 2020/249 E., 2022/70 K. sayılı kararına karşı  davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"61c630085de4b773","SID":"9fa0a5805653e6cf"}}