{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/237 <br>KARAR NO: 2025/838<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 23/09/2022<br>NUMARASI: 2021/114 E. - 2022/136 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/05/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun kurucusu olduğu diğer müvekkil ...’nin başkanı olduğunu, aynı zamanda TÜRKPATENT nezdinde tescilli “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, müvekkiller arasında lisans anlaşması bulunduğunu, ...’nun tescilli markalardan doğan hakların kullanımına ilişkin diğer müvekkili derneği yetkilendirdiğini, bu markaların 2006 yılından bu yana sürdürülen insani yardım faaliyetleri kapsamında yapılan tanıtım çalışmaları neticesinde ilgili alanda tanınmış hale geldiğini, “...” ibareli ... ve “...” ibareli ... numaralı markaların çeşitli sınıflarda tescilli olduğunu, özellikle 45. sınıfta “muhtaçlar için yardımlaşma ve dayanışma hizmetleri” emtiasında korunduğunu, figüratif markalarda el, kuş ve zeytin dalı gibi özgün sanatsal unsurların yer aldığını, davalı adına tescilli ... numaralı ve başvuru süreci devam eden ... numaralı markaların da aynı figüratif unsurlar ile benzerlik arz ettiğini, “...” ibaresi altında benzer şekilde büyük harflerle ibare yazılarak ve altında sektörel açıklama ve sloganla birlikte markaların oluşturulduğunu, davalı derneğin müvekkil derneğin merkez şubesinin bitişiğinde faaliyet yürüttüğünü, sözlü ve noter ihtarlarına rağmen benzer kullanımlarına devam ettiğini, 26.04.2021 tarihinde İstanbul Anadolu 1. FSHHM 2021/70 D.İş sayılı dosya kapsamında yapılan delil tespitiyle davalı markalarının dernek binasında, bayrak, ajanda, çanta, kalem, broşür, internet sitesi ve sosyal medya platformlarında yoğun biçimde kullanıldığının saptandığını, bu kullanımların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, taraflar arasında 17.05.2021 tarihinde başlatılan arabuluculuk sürecinin 31.05.2021 tarihinde sonuçsuz kaldığını, dernek yöneticisi ve başkanının da marka ihlali ve haksız rekabet bakımından müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek, davalı adına tescilli ... numaralı marka ile başvuru aşamasındaki ... numaralı markanın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, marka tecavüzünün önlenmesi ve durdurulmasına, şimdilik 1.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminatın davalılardan alınmasına ve 2020/122328 numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılardan ...’nın dava açısından taraf sıfatı bulunmadığını, bu nedenle husumet yokluğundan hakkında açılan davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca davacı ... Derneği’nin de marka hakkı sahibi olmaması nedeniyle aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, dava konusu markaların hak sahibinin ... olduğunu, davacı tarafça sunulmuş bir lisans sözleşmesinin de bulunmadığını, bu sebeple davacılardan yalnızca ...'nun marka hakkına dayalı dava açma yetkisi olabileceğini, davacıların müvekkili ...’ne ait ... başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğünü hukuka aykırı ve haksız şekilde talep ettiğini, müvekkiline ait markanın “ağzında başak bulunan güvercin tutan el” figürü içerdiğini, oysa davacının markasının el ve kuş figürünün birleşiminden oluştuğunu, renk, şekil ve tasarım açısından ciddi farklar bulunduğunu, figürlerdeki sembollerin binlerce yıllık Türk-İslam kültürüne ait semboller olduğunu ve hiçbir kurumun tekeline alınamayacağını, markaların arasında ne fonetik, ne şekilsel, ne kavramsal anlamda benzerlik olmadığını, “...” ibaresi ile “...” ibaresinin karıştırılma ihtimali bulunmadığını, her iki markanın insani yardım amacı güden derneklerce kullanıldığını, bu nedenle bağış yapan kişiler açısından da karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, bağışçıların araştırma yaparak ve dernek yöneticileriyle doğrudan iletişime geçerek yardım yaptıklarını, bu sebeple herhangi bir karıştırma, yönlendirme ya da zarar iddiasının gerçeği yansıtmadığını, markaların aynı mahallede yer almasının kötü niyet sayılmasının mantıksız olduğunu, somut olayda markalar arasında benzerlik bulunmadığından davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin dayanaktan yoksun olduğunu, ayrıca tarafların insani yardım derneği olması nedeniyle tacir sıfatının bulunmadığını ve bu nedenle Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen haksız rekabet hükümlerinin de uygulanamayacağını belirterek; davacıların marka hükümsüzlüğü talepleri ile maddi ve manevi tazminat ve sair tüm taleplerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararı ile; \"Davanın REDDİNE,\" karar verilmiştir.<br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle;  mahkemece hükümsüzlük davası bakımından yapılan değerlendirmede markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığından marka ihlali ve haksız rekabet iddialarının kabul edilemeyeceğinin ileri sürüldüğünü, dava konusu iddialarının karşılanmadığını, taraf markaları arasındaki maddi gerçeklerin gerektiği gibi ele alınmadığını, doğru bir değerlendirme yapılmadığını, işaretlerdeki benzerliklerin markaların genel görünümüne ve bütünsel algısına yaptığı etkinin dikkate alınmadığını, markaların bütünsel bakış açısıyla değerlendirilmesi gerekirken mahkemece yapılan değerlendirmede markalardaki her bir unsurun müstakil olarak ele alındığını, davalının taklit düzeyini aşan kullanımlarının ihtilaf konusu markaların bütünsel bir bakış açısıyla incelenmesi halinde görülebildiğini, davanın yöneltilme sebebinin davalıya ait markalarda sadece \"...\" ya da sadece \"...\" figürünün kullanılması olmadığını, markaların tertip ve düzen bakımından birebir aynı olduğunu, mahkemece açıklanan kararda müvekkili markasının figüratif açıdan sadece el figürüne haizmiş gibi değerlendirildiğini, ancak her iki markada da el, kuş ve zeytin dalı simgelerinin kompoze edilmesiyle birlikte meydana getirildiğini, kararda hiç değinilmemiş olsa da davalıya ait markada insani yardım derneği ifadesinin kullanılmış olmasının karıştırılma ihtimalini artıran bir neden olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu ibarenin müvekkili derneği unvanında çekirdek unsurdan sonra gelen bir unsur olduğunu, davalıya ait markaların müvekkilleriyle aynı mal ve hizmetler üzerinde koruma altına alındığını, mahkemece de aynı saptamanın yapıldığını, hükümsüzlük şartlarını taşıdığını, müvekkillerine ait markada kullanılan güzel sanat eserinin kopyalanmış olduğunu, marka tescili ile korunup korunmadığına bakılmaksızın bu figürün aynı zamanda bir güzel sanat eseri olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davalı yaklaşımlarının tek tek incelendiğinde yalnız başına bir kötü niyet göstergesi olarak kabul edilmese de bir arada değerlendirildiğinde davalının bu markayı seçip kullanırken müvekkillerinin hak sahipliğinden net bir şekilde haberdar olmasına rağmen markasını ihtilaf teşkil edecek şekilde meydana getirdiğini gösterdiğini, davalının yazılı bir şekilde birçok kez ikaz edildiğini, müvekkili hak sahipliğini bilmesine rağmen müvekkili markasında yer alan asli figürü kopyalamasının kötü niyet göstergesi olarak kabul edilmesi gerektiğini, davalı dernek merkezinde yapılan delil tespit işleminde dava konusu markaların davalı dernek tarafından yoğun bir şekilde kullanıldığının tespit edildiğini, müvekkillerinin davaya dayanak markaları üzerindeki hak sahipliğinin söz konusu markaların bilinirliği ve davalı tarafın kötü niyeti ile ilgili olarak davalı tarafın fiili taklit kullanımı ile birleştirildiğinde marka ihlal iddiası bakımından davalarının kabul edilmesi gerektiğini, mahkemece açıklanan kararda her ne kadar tarafların insani yardım derneği olduğu ve ticari rakip olmadıkları ileri sürülerek haksız rekabet yapılsa da bu kararın doğru olmadığını, haksız rekabet konusunda ortada bir ticari faaliyet yoksa bile marka üzerinden reklam ve ilan verip yardım toplamak vve daha sonra üçüncü kişilerle tedarik anlaşmaları yapıp bu yardımları yurt içinde ve yurt dışında ihtiyaç sahiplerine dağıtmak şeklinde bir iktisadi faaliyet söz konusu olduğunu, bu durumun haksız rekabet kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının doğru ve hukuka uygun olduğunu, her iki markanın sloganları arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını, dava konusu markaların esas unsurlarının tamamen birbirinden farklı olduğunu, davacıların her iki markanın logoları arasında benzerlik bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının logoların güzel sanat eseri olduğundan bahisle marka hükümsüzlüğü talebinin gerçeği yansıtmadığını, davacının müvekkili derneğe ait ofisin davacı dernek ile adresinin birbirine yakın olması sebebiyle müvekkilinin kötü niyetli olduğu iddiasının mantık kurallarına aykırı olduğunu, davacıların müvekkilinin tescilli markasının ve T.C. İstanbul İl Valiliği tarafından resmi olarak verilen isminin kullanılmasının haksız rekabet olarak nitelendirdiğini, davacıların iddiasının aksine ilk derece mahkemesinin el ve kuş görsellerinin zayıf ibareler olduğu ve yardım dernekleri açısından sıklıkla kullanıldığı ve müvekkilinin markasının ayırt edici olduğu tespitinde bulunduğunu, bu hususun dosyada mübrez bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, davacıların hatalı olarak insani yardım amacıyla faaliyet gösteren iki tüzel kişi arasında haksız rekabet hükümlerinin uygulanmasını talep ettiğini, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, ... numaralı marka ile tescili devam eden ... numaralı markaların davacı adına tescilli ... ve ... ile ... numaralı markalara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti,  önlenmesi ile maddi manevi tazminat talebi ile davalı adına tescilli ... numaralı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı vekili ,  ...' nun ,\"...\" ibareli ..., ... ve ... numaralı markaların hem şahsi olarak marka hak sahibi olduğunu hem de kurucusu ve başkanı olduğu ... Yardım Derneği’nin bu markaları lisansla kullandığını, davalı ...’nin ve yöneticisi ...’nın, “... iyiliğe uzanan şefkat eliniz” ibaresi ile aynı figüratif ögeleri (el, kuş, zeytin dalı) içeren markayı ... tescil numarası ile tescil ettirdiğini, ayrıca ... numaralı başvurusunun da olduğunu, bu durumun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ,  markalar arasında görsel, kavramsal ve işitsel benzerlik olduğunu, derneklerin faaliyet alanlarının aynı olduğunu, davalının fiilinin kötü niyetli tescil anlamına geldiğini ve bu markaların iltibasa yol açtığını savunarak; marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün tespiti ve durdurulması ile birlikte 1.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.Davalı vekili, öncelikle dernek yöneticisi ...’nın şahsi marka sahibi olmadığını, dolayısıyla aktif husumet yokluğu nedeniyle onun yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı ... Derneği’nin marka sahibi olmadığını, markaların yalnızca ... adına tescilli olduğunu , davaya konu “...” markası ile “...” markası arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, iki derneğin ticari faaliyette bulunmadığını, sadece bağış topladığını, bu sebeple iltibas ihtimalinin bağışçılar açısından dahi mümkün olmadığını, davacının kötü niyet isnadının soyut ve  dayanaksız olduğunu belirterek, tüm taleplerin reddini istemiştir. -... numaralı ... +ŞEKİL  ibareli markanın 16,35,36,41,43 ve 45. Sınıflarda ... numaralı ... markasının 16,41,44 ve 45. Sınıfta davacı  ...' adına  tescilli olduğu, -... numaralı ...+\"  markasının 16,35,36,38,41,43 ve 45. Sınıfta davalılardan ...' adına tescilli  olduğu görülmektedir. -25/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda;  Davacılardan ... adına ... tescil numaralı “...” ŞEKİL markasının 01/ 02/ 03/ 04/ 05/ 06/ 07/ 08/ 09/ 10/ 11/ 12/ 13/ 14/ 15/ 16/ 17/ 18/ 19/ 20 21/ 22/ 23/ 24/ 25/ 26/ 27/ 28/ 29/ 30 31/ 32/ 33/ 34/ 35/ 36/ 37/ 38/ 39/ 40/ 41/ 42; 2020/15916 tescil numaralı kardeşeli insanlık için”  markasının 16 / 41 / 44 / 45 ; ... tescil numaralı “...”  ŞEKİL  markasının 16 / 35 / 36 / 41 / 43 / 45 / sınıf olmak üzere  tüm mal ve hizmet sınıflarını sınıfları kapsar şekilde tescil edildiği,  davacılardan ... adına tescilli herhangi bir marka bulunmadığı, Davalılardan ... adına ... başvuru numaralı “...”   markasının 45.; dava konusu yapılan ... tescil numaralı “...”  markasının 16 / 35 / 36 / 38 / 41 / 43 / 45; ...tescil numaralı “...” markasının 35, 41, ... tescil numaralı “... iyiliğe uzanan şefkat eliniz...”  ŞEKİL markasının 35 ve 41. Sınıfları kapsadığı,  davalı ... adına tescilli herhangi bir marka bulunmadığı, Davacı ve davalı tarafa ait markalarda ortak unsurun “...” ibaresi, el ve kuş şekilleri olduğu ... ibaresinin özellikle yardım dernekleri tarafından kullanılabilen ve tescile konu edilen ibarelerden olduğu, Dernekler Masası nezdinde yapılan araştırmada “...” ibaresinin tek bir kimsenin tekeline verilemeyecek derecede yaygın olarak kullanılmaya uygun bir ibare olduğu, her iki markada da ... ibaresinin bulunması tek başına iltibasın varlığını göstermeye yetmeyeceği, ... ve ... markaları birden fazla kelimenin bir araya gelmesi ile oluşturulduğu, davacı ve davalı markalarında yer alan kelime öbeklerinin her iki markayı ayırt edici kılmaya yettiği, bu anlamda markalar arasında iltibasa varan benzerlik bulunmadığı, taraf markalarında kullanılan figürlerin aynı kavramı ifade etmesinin tek başına şekil benzerliği sonucunu doğurmayacağı, davacı ve davalı markalarında kavramsal olarak aynı figürlerin kullanılmış olmasının tek başına iltibas teşkil etmeyeceği, markaların şekli unsurlarının ayırt edici olduğu, davacı adına tecilli markaların tüm mal ve hizmetleri kapsadığı, hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil numaralı “...” markasının 16 / 35 / 36 / 38 / 41 / 43 / 45. Sınıfları kapsadığı, davacı tarafın markaları ile davalı tarafın markanın tescil sınıflarının örtüştüğü, Davacı adına tescilli ... numaralı “...” markasının 45 nolu sınıfta “Muhtaçlar için yardımlaşma ve dayanışma hizmetleri için tescil edildiği, standart emtia listesinde “Muhtaçlar için yardımlaşma ve dayanışma hizmetleri”nin yer almadığı,  davalı adına başvurusu yapılan ... başvuru numaralı markanın hizmet listesinde yer alan  “Muhtaçlar için yardımlaşma ve dayanışma hizmetleri.” İbaresinin davacı tarafa ait ,,, numaralı “kardeşeli insanlık için” markasının hizmet listesinde yer alıyor olmasının SMK’da öngörülen marka hakkı ihlali olarak tanımlanamayacağı, bu ve benzer ibarelerin farklı dernekler tarafından da marka tescilinde kullanılmış olması, “Muhtaçlar için yardımlaşma ve dayanışma hizmetleri.” İbaresinin üzerinde herhangi bir koruma unsuru bulunmaması nedeniyle marka hakkı ihlali veya haksız rekabet teşkil etmeyeceği, ancak tarafların birbirini tanıdığı ile ilgili karine teşkil edebileceği, SMK 6/1 uyarınca yapılan incelemede davacı ve davalı markalarında yer alan kelime öbeklerinin her iki markayı ayırt edici kılmaya yettiği, bu anlamda markalar arasında iltibasa varan benzerlik bulunmadığı, davacı ve davalı markalarında kavramsal olarak aynı figürlerin kullanılmış olmasının tek başına iltibas teşkil etmeyeceği, markaların şekli unsurlarının ayırt edici olduğu kanaatine varılmıştır. Bu anlamda SMK 6/1’de öngörülen şartların oluşmadığı,SMK 6/6 uyarınca yapılan incelemede diğer derneklerden farklı olarak davalı markasında davacı markası ile benzer ... figürü kullanıldığı aşikar olmakla birlikte şekillerin aynı olmaması nedeniyle, haksız rekabete ve sair hukuki müesseselere ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla SMK 6/6’daki hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, SMK 6/9 uyarınca yapılan incelemede davalı markasının şekil ve kelime unsurunun davacı markası ile ayırt edilecek derecede farklı olması, davalının dava konusu edilmeyen bir başvuru hizmet listesinde, davacı tarafın markasında yer alan hizmetleri zikretmesinin de marka hukuku bakımından davalı tarafı kötü niyetli kılmaya yetmeyeceği bu nedenle   SMK 6/9 anlamında davalının kötü niyetinden söz edilemeyeceği,Instagram, Twitter, Facebook, YouTube ve web sitesi üzerinde markanın aktif kullanıldığı belirtilmiştir. Davacılardan ...’nun dava konusu edilen markaların tescilli hak sahibi olması, ... Derneği’nin de bu markaların fiili kullanıcısı  olması sebebiyle tecavüz ve hükümsüzlük istemli eldeki davada aktif husumet ehliyetlerinin bulunduğu, yine davalılardan ... Derneği, dava konusu markaların tescil sahibi olup, davalı ...'nın da  anılan derneğin başkanı sıfatını haiz olduğundan  her iki davalının  pasif  husumet ehliyeti bulunduğu anlaşılmıştır. Hükümsüzlük talebi yönünden; Taraf markalarının kelime  ve şekil markası olduğu, davacı markasında “...”, davalı markasında “...” ibaresinın markaların esas unsurunu teşkil ettiği,   markalarda başta yer alan  “...” ve “...” kelimelerinin  kavramsal ve fonetik olarak tamamen farklı olduğu, her iki markada  “...” ibaresinin ortak olduğu, ortak olan bu ibarenin markalardaki kelimelerin sonunda bulunduğu, eli ibaresinin Türkçede “...”, “...” gibi kelime ve deyimlerin mecazen zor durumda  olana yapılan  yardım , dayanışma ve destek olmayı ifade ettiği, bir kelimeye eklenerek yardımlaşmayı ifade eden eli sözcüğünün Yardım derneklerinde yaygın kullanılan, tek başına ayırt edici olmayan bir kelime olduğu bu nedenle , 45. Sınıfta \"Muhtaçlar için yardımlaşma ve dayanışma hizmetleri\" yönünden zayıf bir ibare olduğu , bu sınıfta  aldığı farklı eklerle herkes tarafından kullanılabileceği , taraf markalarında yer alan “...” ve “... ” kelimelerinin markalara ayırt edicilik katan unsurlar olduğu  ve belirtildiği üzere bunlar arasında benzerlik bulunmadığı , şekil unsurları açısından ise her iki markada yer alan el ve kuş   figürleri  yardım,  merhamet gibi  aynı kavramı ifade etse de, markaların şekil unsurları bakımından da kompozisyon, çizim tarzı ve yerleşim açısından farklılaştığı,  markalarda   kavramsal olarak aynı figürlerin kullanılmış olmasının tek başına iltibas teşkil etmeyeceği ,“...”  ile “...” şeklindeki slogan ibarelerinde farklı olduğu ,  işaretler arasında bütünsel izlenimde  ortalama dikkat düzeyine sahip tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalini doğuracak düzeyde benzerlik bulunmadığı,  markaların tescil sınıfları kapsamındaki mal/hizmetlerin aynı olmasının tek başına iltibas için yeterli olmadığı  SMK m.6/1 kapsamında hükümsüzlük şartlarının  oluşmadığı, ayrıca benzer marka tescili tek başına kötüniyete karine teşkil etmeyeceğinden  dosyada kötü niyeti ispatlayacak başka bir somut delil bulunmadığı , dernek adreslerinin yakın olmasının da ispata yeterli olmadığı   anlaşılmakla  davalı tarafın kötü niyetli marka başvurusu yaptığına ilişkin iddianın  ispatlanamadığı,  SMK m.6/9 kapsamında hükümsüzlük şartlarının  oluşmadığı, davacının markasında yer alan şekil unsurunun eser niteliğine ilişkin delil bulunmadığı gibi şekil unsurlarının farklı olması dikkate alındığında  SMK 6/6 maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmadığı tüm bu nedenlerle davalı markasının hükümsüzlüğü talebinin reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet yönünden; Somut olayda, tarafların yardım derneği olarak faaliyet yürütmekle birlikte aralarında ticari rekabet ilişkisi bulunmadığı gibi yukarıda belirtildiği üzere taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, davalının  fiili kullanımlarının iltibas teşkil etmediği tespit olunan markasına uygun olduğu bu nedenlerle, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet koşullarının gerçekleşmediği sonucuna ulaşılmıştır.Sonuç olarak , dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı   kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı,  istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır. Davacılar vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/09/2022 tarih ve 2021/114 E., 2022/136 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davacılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"979ad7ed7c1b1ea1","SID":"920ebd1cb162150e"}}