{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>1. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/854 <br>KARAR NO\t: 2025/611<br>KARAR TARİHİ\t: 13/03/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 13/02/2023<br>NUMARASI\t: 2021/322 Esas - 2023/83 Karar<br>DAVA\t: Tazminat<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı Vekili İddia ve Beyanlarında Özetle; müvekkili arsa sahibi ile davalı yüklenici arasında 03.04.2017 tarihinde kat karşılığı inşaat ve gayrimenkul sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye göre davalı yüklenicinin, müvekkiline ait ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada .. parsel üzerinde sözleşmenin imzalanma tarihinden itibaren en geç 60 gün içinde inşaata başlayacağı ve iş sahibine en geç 30 ay içerisinde teslim edeceği ve anılan inşaatın yapım aşamasında dikkat edilecek hususların detaylı bir şekilde taraflarca kararlaştırıldığını, ancak davalı yüklenici davaya konu olan inşaatı sözleşmede kararlaştırılan sürede bitirmediğini yine sözleşmede kararlaştırılana uygun şekilde edimini de yerine getirmediğini, davalı yüklenicinin sözleşme ile kararlaştırılan özelliklerin dışına çıkarak ve yine sözleşme ile kararlaştırılmış olan bazı hususları yerine getirmemek suretiyle edimini eksik ve ayıplı olarak yerine getirdiğini, bu nedenle Erzurum .... Noterliği kanalı ile 26.03.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile kendilerine bildirildiğini, gönderilen ihtarname ile kendilerine bildirilen hususların davalı yüklenici tarafından inkar edildiğini, akabinde eksikliklerin giderilmesine yönelik bir faaliyet yürütülmemesi nedeniyle öncelikle arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin maddi ve manevi pek çok hasar gördüğünü, başta dairelerin içerisinde zamanla fark etmiş olan arızalar, eksiklikler hatta hayati tehlike yaratabilecek mahiyette olan eksikliklik ve ayıplar yüzünden daireleri boşaltan ev sahipleri ve kiracıların olduğunu, bu kişilerin haklı olarak çevrelerindeki insanlar ile bu durumu paylaşmış olmaları nedeniyle müvekkilinin yaşamış olduğu hem maddi hem de ticari itibar kaybı olmak üzere uğramış olduğu zararın her geçen gün artarak devam ettiğini, davalı yüklenici tarafça sözleşmeye aykırılık teşkil eden ve eksik bir şekilde yerine getirilmiş olan hususların, Erzurum ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021.. Değişik İş dosyası içeriğinde tanzim edilen bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, çokça maddi ve manevi zarara uğramış olan müvekkilinin yargılama süresinde ortaya çıkabilecek her türlü hak kaybının önüne geçilmesi adına ihtiyati tedbire hükmedilmesini ve akabinde davanın kabulü ile, yüklenicinin kusurlu imalatı nedeniyle ortaya çıkan ayıplı ve eksik ifa nedeniyle doğmuş ve doğmaya devam etmekte olan zararların tazmini için şimdilik maddi tazminat olarak 10.000,00-TL'nin ve manevi tazminat olarak 500.000,00-TL'nin işlemesi gereken vakitten itibaren taraflar arasında gerçekleştirilen işin ticari iş olması ve sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi ticari faiz talep edilebileceğinden ticari kanuni faiziyle birlite taraflarına ödenmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı Vekili Savunma ve Beyanlarında Özetle; müvekkili firmanın davacı firma ile ilk olarak 03.04.2017 tarihinde davacı tarafın ek olarak sunduğu sözleşmeyi imza altına aldıklarını, bu süreç içerisinde müvekkili firma yapı müteahhitliği yaparken davacı firma yapı sahibi olarak her türlü iş ve işlemin asıl sorumlusu olduğunu, 25/08/2017 tarihli yapı ruhsatı ve yapı denetim firması ile yapılan sözleşmeye bakılınca bu hususun anlaşılacağını, müvekkili firmanın ise ek olarak sunulan 02/02/2018 tarihli ikinci sözleşme ile yapıyı devralarak yapının sahibi olduğunu, bu aşamaya kadar bahsi geçen inşaatın karkas halinin tamamlandığını,  tamamlanan karkas haline kadar yapılan her türlü işlemde davacı şirketin imzasının bulunduğunu, bu hususun yapı denetim hizmet raporu ile ispatlandığını, karkas halini tamamlayıp devreden davacı şirketin asansör kabin büyüklüğünün 6-8 kişilik olmasını talep ettiğini ancak devrettiği binanın asansör boşluğunun talep ettiği kabinin sığacağı büyüklükte olmadığını, davacı yanın müvekkili firmanın bahsi geçen yapıyı sözleşmede kararlaştırılan sürede teslim etmediğini ileri sürdüğünü ancak kira sözleşmeleri ve tapu kayıtlarından anlaşılacağı üzere 30 aylık süreden daha önce teslim edildiğini, sözleşmenin 8. maddesi gereğince herhangi bir eksikliğin tespit edilmesi halinde en fazla 15 gün içerisinde yükleniciye ihtarname çekilmesi hususunun kararlaştırıldığını, ancak davacı tarafın yıllar önce eksiksiz teslim alınan, kiraya verilen, satışı gerçekleştririlen dairelerinin olmasına karşın yıllar sonra ihtarname gönderdiğini; bu hususun hem sözleşmeye hem de iyiniyet ilkelerine aykırı olduğunu; inşaat yapı ruhsatlarının 2017 yılında alındığını ve yine 2017 yılında inşaata başlandığını, müvekkili firmanın 2018 yılında yapı sahibi olduğunu; bu sözleşmeye davacı tarafından 2017 yılında alınan ruhsatlar çerçevesinde mümkün olduğu kadar uyulmaya çalışılmasının iyi niyetlerinin göstergesi olduğunu; 22/04/2021 tarihinde Yapı Kullanma Belgelerinin(İSKAN) alındığını; ayrıca yapı denetim firması ve fenni mesullere, şartnamelere uygun yapıldığına dair teknik raporun ... Belediyesince kabul edildiğini belirterek davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>YEREL MAHKEME KARARI; Mahkemece \"Somut olayda taraflar arasında akdedilen sözleşmede elektrik kesintilerinde ortak alanların enerji ihtiyacını karşılamak üzere jeneratör teslim edileceği açıkça kararlaştırılmıştır. Keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda davalı yüklenici tarafından jeneratör tesis edilmediği açıkça belirtilmiş olup; sözleşme gereğince yapılması gereken jeneratör işi bedelinin 344.654.40 TL olduğu belirtilmiştir. Yine taraflar arasındaki sözleşmede tüm site çevresini izleyecek kapasitede CCVT kamera sisteminin kurulacağı ve kumanda ekranının güvenlik kulübesinde olacağı kararlaştırılmıştır. Davalı yüklenici tarafından sözleşme gereğince kamera sisteminin kurulmasına yönelik yükümlülük yerine getirilmemiş olup; bilirkişi raporunda bu eksikliğin bedelinin 35.000,00 TL olduğu belirtilmiştir. Sözleşme gereğince yapılması gerekli jeneratör ve kamera işlerinin hiç yapılmadığı tespit edilmiş olup; davalı yüklenici bu eksik işlerden kaynaklı ortaya çıkan zarardan sorumlu olacaktır. Bunun dışında taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında davalı tarafından yerine getirilmeyen ve açık ayıp niteliğinde bulunan imalatlar ile ilgili davacı tarafından derhal ihbar yükümlülüğü yerine getirilmediğinden davalının herhangi bir sorumluluğunun bulunmayacağı, dava dilekçesinde ileri sürülen bir kısım eksik ve ayıplı olduğu iddia edilen işlerin ise davalı tarafından sözleşmeye uygun şekilde yerine getirildiği, dava dilekçesinde belirtilen bir kısım eksik ve ayıplı işler ile ilgili olarak ise sözleşmede kararlaştırılan ürünlerin muadillerinin kullanıldığı, sözleşmede markaları belirtilen ürünler için ''veya muadil'' kelimesi kullanılarak yapılacak işin niteliğinin belirlendiği, davalı tarafından bu imalatlar yönünden sözleşmede kararlaştırılan markalara eş değer nitelikte ürünler kullanıldığı, bu nedenle bu imalatlara ilişkin ayıbın varlığından söz edilemeyeceği, zira sözleşme doğrultusunda davalı tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmiş olduğu, davalının bu şekilde açık ayıplar ile sözleşme hükümlerine göre yapılan işlerden dolayı sorumluluğunun bulunmayacağını, buna karşılık sözleşmede kararlaştırılmasına rağmen davalı tarafından yerine getirilmeyen eksik iş niteliğindeki jeneratör ve kamera işlerinin yapılmamasından dolayı davalının sorumluluğunun bulunduğu, bu eksik iş bedellerinin 379.654,40 TL olduğu, davacı tarafından davalıya 26/03/2021 tarihinde ihtarname keşide edildiği, ihtarnamede herhangi bir süre verilmediği, buna göre davalının temerrütünün 27/03/2021 tarihinde gerçekleştiği anlaşılmakla davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 379.654,40 TL tutarında maddi tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; davacı, davalı ile aralarında akdedilen sözleşme gereklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle manevi zarara uğradığını belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 58.maddesi aynı kanunun 114. maddesinin yollaması ile sözleşmeye aykırı davranışlarda da uygulanır. Sözleşme hükümlerine aykırılık hallerinde bu aykırı davranış eğer kişilik haklarını ihlal etmiş ise, Türk Borçlar Kanunu 58.maddesinde öngörülen koşullar sabit olduğu taktirde manevi tazminata hükmedilebilir. Manevi tazminat için davacının  kişilik hakları ve vücut bütünlüğünün  zarar görmesi gerekir. Dava konusu ticari ilişkide davacının kişilik haklarının  ve vücut bütünlüğünün zarar gördüğü ispat edilemediği gibi, ticari hayatın riskleri ve basiretli tacirin sorumlulukları gözönünde bulundurulduğunda manevi tazminat verilmesi şartları oluşmadığından davacının manevi tazminat talebinin reddine\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ;<br>Davacı Vekili İstinaf Dilekçesinde Özetle; hükmün her ne kadar dosya kapsamına sunulan 28.11.2022 tarihli bilirkişi ek raporu esas alınarak tesis olunmuş ise de,  söz konusu bilirkişi raporunun eksik incelemeler neticesinde hatalı tanzim edildiğini, mahkemece ek rapor tanzim edilmesi yönündeki ara kararında bilirkişilere verilen görevlerde incelenmesi istenen hususların dışında davalı tarafın talepleri doğrultusunda hesaplama ve değerlendirme yapıldığını, ayrıca yapılan inceleme neticesinde kök raporda hesap edildiği üzere mevcut imalatların kullanımdan kaynaklı olarak, teslim tarihi sonrasında herhangi bir zarara uğramadığı, davalı yanca yapılan ayıplı ifa nedeniyle hasar gördüğünün sabit olduğunu, huzurdaki davalarının konusunu davalı tarafın sözleşme hükümlerine riayet etmemesinden kaynaklı olarak müvekkilinin uğramış olduğu zararların tazmini oluşturduğunu, bu sebeple şayet davalı tarafça sözleşme ve proje haricinde kendi tasarrufu ile yapıldığı iddia olunan imalatlar var ve bu sebeple müvekkilinin sebepsiz kazanç elde ettiği iddia olunuyor ise bu hususta başkaca bir dava ikame edilmesinin usule daha uygun düşeceğini, sözleşme ve proje haricindeki unsurların huzurdaki davanın konusunu oluşturmadığından bu hususların değerlendirme dışı bırakılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Davalı Vekili İstinaf Dilekçesinde Özetle; mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunun, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan bütün bağımsız bölümlerin hissesine karşılık gelen hesabı ifade ettiğini, yani yerel mahkemenin kararına ilk bilirkişi raporunu esas alarak davacının hisse oranını dikkate almadığını, bu yaklaşım ile müvekkili aleyhine aynı konudan dava açılması halinde her bağımsız bölüm sahibine de bu bedeli ödemesi gerekeceğini, bu durumun değil hayatın olağan akışı, dört işleme aykırı olduğunu, ayrıca yerel mahkemenin proje ve sözleşme tarihlerini karşılaştırmadan jeneratörü eksik ifa olarak değerlendirmesinin de hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın teslim ve tescilden aylar yıllar geçtikten sonra ihtarname gönderdiğini, TBK'nun 474/1.maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra bulunduğu duruma göre en kısa zamanda gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorunda olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan eksik ve ayıplı işler nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.<br> Eser sözleşmesinde, sözleşme feshedilmediği veya öncesinde eksik ve ayıplı işler yönünden yüklenici ihtarla temerrüde düşürülmediği veya tespit yaptırılarak eksik ve ayıplı işler belirlenerek yükleniciye bildirilmediği sürece yapılan işlerin tamamının, yüklenici tarafından yapıldığının kabulü gerekmektedir. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK'nın 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp, imal edilen bir eserde veya malda, sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin beklediği amaca ve dürüstlük kurallarına göre bulunması gereken vasıfların bulunmaması, bulunmaması gereken vasıfların ise bulunmasıdır. Şayet, imal edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu hakkın kullanması için iş sahibi tarafından ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada da bu hususu def'i olarak ileri sürebilir. TBK 475. maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesini talep etme haklarıdır. Eserin iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı olması veya hakkaniyet kaideleri gereği eseri kabul etmesinin iş sahibinden beklenememesi veya eserin  sözleşmede açıkça kararlaştırılan nitelikleri taşımaması halinde iş sahibi eseri kabulden kaçınarak sözleşmeden dönebilir. Eserdeki ayıpların eserin reddini gerektirecek nitelikte önemli olmaması halinde ise diğer seçimlik hakların kullanılması gerekir. Diğer taraftan ayıbın varlığını ihbar şekil koşuluna bağlı olmayıp tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir.<br>Eser sözleşmesinin eksik veya ayıplı ifa edilip edilmediği, eksik iş ve ayıplardan dolayı talep haklarının ne olduğu ve hangi koşullarla istenebileceği yönünden, sözü edilen eksik ve kusurların eksik iş, açık ayıp ve gizli ayıp olup olmadığının saptanması gerekir. Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması gerektiği halde yapılmayan (noksan bırakılan) işleri ifade eder. Eksik işlerin bedeli, teslim tarihine bu işlerin ikmâl edilebileceği sürenin ilavesiyle bulunan tarihteki rayiç bedellerle talep edilebilir. Eksik işler bedelinin istenebilmesi için teslim sırasında ihtirazi kayıt konulmasına ya da ihtar çekilmesine gerek bulunmamaktadır. Eksik işler yönünden TBK’nın 474 ve 477 maddesindeki hükümler uygulanmaz. Açık ayıp, eserde dikkatli bir inceleme sonunda görülebilen ve anlaşılabilen bozuklukları, gizli ayıp ise dikkatli bir inceleme ile ortaya çıkmayan ve sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıpları ifade eder. Yüklenicinin açık ayıplar nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için teslimden itibaren makul sürede (işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir zaman süreci içinde) eserin muayenesini yaptırıp varsa ayıplarını ihbar etmesi gerekir (TBK.md.474). Aksi halde yüklenici ihtirâzi kayıtsız eseri kabul etmiş sayılacağından ayıba bağlı hakları yitirir (TBK.md.477). Sonradan ortaya çıkan gizli ayıpların da ayıba vakıf olunur olunmaz derhal bildirilmesi gerekir. Aksi halde iş sahibi eseri olduğu  gibi kabul etmiş sayılır ve ayıba bağlı hakları düşer (TBK.md.477). Sözleşmede garanti (teminat) süresi kararlaştırılmışsa ayıp ihbarı bu süre içinde de yapılabilir. Süresinde ayıp ihbarı yapılmışsa, açık ayıplı imalatın bedeli eserin teslim edildiği ve ayıp ihbarının yapıldığı, gizli ayıplı imalatın bedeli de gizli ayıbın ortaya çıktığının anlaşıldığı tarihteki rayiçlerle istenebilir. Şayet sözleşmede özel düzenlemeler varsa öncelikle sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekir.<br>Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir (266/1). Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler (281/1). Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir (281/2). Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir (281/3). Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir  (HMK 282/1).<br>6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. ve 3.maddesine göre; taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır. Taraflar arasındaki işin ticari iş mahiyetinde olduğu ve davacı tarafından ticari faiz talep edildiği dikkate alınarak mahkemece hükmedilen alacağa ticari (avans) faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay 6.HD. 2022/5352E,  2023/2843K-  2022/2424 E, 2022/4423K- 2022/1806E, 2023/2991K- Yargıtay 15.HD. 2016/1874E,  2017/1749K)<br>Yukarıda belirtilen temel ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, eksik iş ve ayıp bedeli ile manevi tazminat talep edildiği, davanın kısmen kabul edilmesi üzerine taraf vekillerinin kararı istinaf ettikleri anlaşılmıştır.<br>Taraflar arasında 03.04.2017 tarihinde kat karşılığı inşaat ve gayrimenkul sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye göre davalı yüklenicinin, müvekkiline ait ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ..parsel üzerinde sözleşmenin imzalanma tarihinden itibaren en geç 60 gün içinde inşaata başlayacağı ve iş sahibine en geç 30 ay içerisinde teslim edeceği ve anılan inşaatın yapım aşamasında dikkat edilecek hususların detaylı bir şekilde taraflarca kararlaştırıldığı; davacı tarafça bir kısım eksik iş ve ayıplı imalatlar bulunduğu ileri sürülerek davalı tarafa Erzurum... Noterliğinin 26.03.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderilerek eksik iş ve ayıplı işler nedeniyle meydana gelen zararın giderilmesinin istenildiği, akabinde Erzurum ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/..D.İş dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda bir kısım eksik ve ayıplı imalatların tespit edildiği anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamında aldırılan 20....2022 tarihli kök bilirkişi kurulu raporunda eksik ve ayıplı işlerin toplam bedelinin 1.866.535,35TL olarak hesaplandığı, davalının itirazı üzerine aldırılan ek raporda, davalının sözleşme dışı fazladan yaptığı imalat bedeli düşülerek davacı hissesine düşen eksik ve ayıplı iş bedeli 400.507,15TL olarak hesaplandığı, davacı tarafça bedeli talep edilen ayıplı işlerdeki ayıpların açık ayıp olduğu; davalı tarafça, sözleşmenin 8. maddesi gereğince herhangi bir eksikliğin tespit edilmesi halinde en fazla 15 gün içerisinde yükleniciye ihtarname çekilmesi hususunun kararlaştırıldığı, ancak davacı tarafın yıllar önce eksiksiz teslim alınan, kiraya verilen, satışı gerçekleştirilen dairelerinin olmasına karşın yıllar sonra ihtarname gönderildiği ileri sürüldüğü, ayıbın TBK 474. Maddesinde öngörülen uygun bir sürede bildirilmediği, bilirkişi raporunun denetime ve bilimsel verilere uygun hüküm kurmaya elverişli olduğu; açık ayıplı işlerin bedeli düşülerek mahkemece rapor doğrultusunda eksik işler bedeline hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara göre, ilk derece mahkemesi kararında, tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla  davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1.maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı ve davalı vekilinin  Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/322 Esas, 2023/83 Karar sayılı kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunun, HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davalıdan alınması gereken 25.934,19TL harçtan peşin alınan 6.663,45TL'nin mahsubu ile eksik kalan 19.270,74‬TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacıdan alınması gereken 615,40TL harçtan peşin alınan 179,90TL'nin mahsubu ile eksik kalan 435,50TL'nin davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin tarafların kendisi üzerinde bırakılmasına, <br>6-Karar tebliğinin Dairemizce, kesinleştirme, harç ve gider avansının ikmal ve iadesine ilişkin işlemlerin yerel  mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK 'nun 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 13/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"22399a93e5eb6e38","SID":"9fb54690a3bb5bff"}}