{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM <br> 8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/419 <br>KARAR NO: 2025/1005<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/12/2024<br>NUMARASI: 2024/168 Esas - 2024/956 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/06/2025<br>İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeninin yolcu olarak seyahat etmekte olduğu, dava dışı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın sebebiyet verdiği 21/11/2013 günlü tek taraflı trafik kazasında, davacının ağır bir biçimde yaralanarak daimi sakatlığa uğradığını, kazaya sebebiyet veren aracın geçerli bir taşımacılık poliçesi bulunmadığından, oluşan zararın giderilmesinden davalı güvence hesabının sorumlu olduğunu, bu nedenle eldeki dava açılmadan önce davalı kuruma başvuruda bulunularak bir miktar ödeme alınmış  ise de, ... tarafından yapılan ödemenin gerçek zararı karşılamadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (-belirsiz alacak) 100,00-TL'si geçici ve 100,00-TL'si de kalıcı iş göremezlik zararına karşılık olmak üzere 200,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden işletilecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 21/05/2020 günlü bedel arttırım dilekçesi ile de geçici iş göremezlik istek miktarını 6.821,57-TL'ye, kalıcı iş göremezlik istek miktarını da 144.176,00-TL'ye (-toplam 151.187,57-TL) çıkarttıklarını açıklamıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazası nedeniyle eldeki dava açılmadan önce vekil edeni kuruma yapılan başvuru neticesinde ibraname karşılığı ödeme yapılarak davacının tüm zararının giderilmiş olmasına rağmen, zarar tazmin edilmemiş gibi dava açılmasının kötü niyetli olduğunu, ayrıca yapılan ödemenin yetersiz olduğunu kanıtlamakla yükümlü olanın davacı olması nedeniyle maluliyet oranının kusur durumun ve oluşan zarar miktarının ne olduğunu usulüne uygun şekilde tespit edilmesi ve belirlenecek tazminattan müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, ayrıca poliçenin teminatı kapsamında bulunmayan taleplerin de reddi gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; Davanın kısmen kabulü ile 103.873,52-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 4.983,26-TL geçici iş göremezlik tazminatının 11/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş;  davalı ... tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairece verilen 15/02/2024 gün 2021/32 Esas-2024/149 Karar sayılı ilamla; \"Dosya kapsamından davacının Suriye uyruklu olduğu anlaşılmakta olup, mahkemece teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 48/2. maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 20/09/2022 gün, 2021/13414 E.-2022/10635K. sayılı ilamı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 12/04/2023 gün 2021/27291 Esas-2023/5354 Karar sayılı ilamı) Bu nedenle mahkemece, davacıların statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacıların teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacı tarafa  kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, açıklanan husus üzerinde durulmadan ve daha da önemlisi neden durulmadığı konusunda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan yazılı şekil ve biçimde karar verilmiş olması isabetsiz bulunduğu...\" gerekçesiyle, davalı vekilinin sair istinaf itirazları değerlendirilmeksizin, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/4 hükmü uyarınca kaldırılarak, dosya mahkemesine gönderilmiştir.Dairece verilen kaldırma kararından sonra 2024/168 Esasına kayıtlanan davada; kaldırma kararı doğrultusunda işlem yapılarak, Suriye vatandaşı olan ve teminat muafiyeti bulunmadığı sonucuna varılan davacıdan  teminat alındıktan sonra, yapılan yargılama neticesinde mahkemece; iddia, savunma, kaldırma kararı, kaldırma kararından önce ve sonra toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı yeniden değerlendirilerek; \"21/11/2013 tarihinde geçerli bir trafik sigorta poliçesi bulunmayan ... plaka plakalı minibüsün tek taraflı olarak yaptığı kaza neticesinde içerisinde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, alınan ATK raporu ile tespit edildiği üzere söz konusu yaralanmasının %32,2 oranında sürekli iş göremezliğine sebep olduğu, kazanın meydana gelmesinde sigortasız araç sürücüsünün %30 oranında kusurlu ve araçta bulunan teknik arızanın %70 oranında etken olduğu, davalının, Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca kazaya karışan aracın trafik sigorta poliçesinin olmaması nedeniyle davacının uğradığı doğrudan zararlardan sorumlu olduğu, davalı tarafından davacıya, davadan önce yapılan başvuru üzerine 28/06/2016 tarihli ibraname ile ödeme yapılmış ise de, Karayolları Trafik Kanunu'nun \"Tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.\" düzenlemesine havi 111/2. maddesi uyarınca ibraname tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde dava açılabileceği ve iş bu davanın 2 yıllık süre içerisinde açılmış olduğu, aktüerya bilirkişi tarafından hazırlanan denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli raporda, ibraname tarihi itibariyle yapılan ödemenin gerçek zararın %56'sını karşıladığı tespit edildiğinden davalının kalan zarardan poliçe teminat limiti ile sorumlu olduğu, raporda davacının geçici iş göremezlik zararının 6.921,57 TL, sürekli iş göremezlik zararının 168.075,99 TL ve davalının kalan poliçe teminat limitinin 144.266,00 TL olarak hesaplandığı, ceza dosyası içeriğinde yer alan dava dışı sürücünün beyanına göre, davacının kaza anında söz konusu minibüste ücretsiz olarak, hatır için taşındığı ve ATK Trafik İhtisas Dairesi raporu ile sabit olduğu üzere aracın istiap haddinin üstünde yolcu aldığını görmesine rağmen araca bindiği anlaşılmakla, davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesi ile talep edilen miktarlar üzerinden öncelikle, davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ile hatır taşıması itirazında bulunulduğu gözetilerek, hatır taşıması nedeniyle %20 oranında, kalan miktarlar üzerinden ise davacının müterafik kusuru nedeniyle her ne kadar mahkememizin bir önceki kararında % 10 oranında indirim yapılmışsa da yerleşik yargıtay içtihatları doğrultusunda takdiren %20 oranında indirim yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulü...\" gerektiği, şeklindeki gerekçeyle; -Davanın kısmen kabulü ile 92.330,24 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 4.429,8 TL geçici iş göremezlik tazminatının 11/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri; eldeki dava açılmadan önce, davacı tarafça kuruma yapılı başvuru neticesinde ibraname karşılığında ödeme yapıldığı ve yapılan bu ödeme, ödeme tarihindeki verilere göre yeterli bulunduğu halde, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu; kabule göre de  tazminat hesaplanırken değişen (güncel) asgari ücret tutarları nasıl dikkate alınıyorsa ödenen tazminatların da asgari ücret artışları üzerinden güncellenmesi gerektiğinin karar yerinde gözetilmediği, ayrıca kusura ve maluliyete ilişkin belirlemelerin hatalı olduğu, 01/06/2015 tarihinde yürürlüge giren ZMM Sigortası Genel Şartları uyarınca müvekkilinin  geçici iş göremezlik  dönem zararından sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği gibi, kalıcı iş göremezlik zararının da TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulaması ile hesaplanması  gerektiği, ayrıca  SGK tarafından davacıya ödenmiş rücuya tabii bir ödeme olup olmadığı araştırılmadan karar verilemeyeceği, ATK rapor ücreti, kusur rapor ve keşif gideri gibi zararlardan ...nın sorumlu tutulamayacağı, faiz başlangıcının da dava dilekçesindeki talep bakımından dava tarihi, ıslaha konu miktar bakımından da  ıslah tarihi olması gerektiğine yöneliktir. Dava, trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat isteğine ilişkin olup; davalı vekilinin istinaf yasa yoluna başvuru dilekçesinde açıkça ileri sürülen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dosya içindeki bilgi ve belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve  özellikle davalı ... tarafından kusur durumunun hatalı belirlendiği ileri sürülmüş ise de davacının ZMM sigortacısı bulunmayan, ... plaka sayılı araçta yolculuk etmekte iken geçirdiği trafik kazasının oluşumunda kusurlu olduğundan söz etmek olanaklı bulunmadığından, kazanın oluşumunda kendisi dışında kalan kişi veya kişilerin kusur oranlarının ne olduğu hususunun müteselsil sorumluluk ilkesi  göz önüne alındığında  esasen davacıyı ilgilendiren bir durum olmadığı gibi, konusunda uzman Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nce düzenlendiği anlaşılan 10/12/2019 günlü kusur raporundaki kazanın oluş şekli ile kusur durum ve oranlarının ne olduğuna ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin dosyaya oluşa uygun, denetlenebilir gerekçeler içermesi ve bu belirlemelerin kazadan sonra kolluk kuvvetlerince düzenlendiği anlaşılan kaza tespit tutanağındaki tespitler yanında, olayla ilgili olarak Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 2014/273 Esas sayılı ceza yargılamasına ilişkin dava dosyasında temin edilen bilirkişi raporuyla da örtüşmesi karşısında hükme esas alınmasında herhangi bir isabetsizlik tespit edilememesine; Bundan ayrı; davacının uğradığı maluliyete ilişkin olarak, davacının kazadan sonra geçirmiş olduğu tüm tedavi evraklarının değerlendirilmesi neticesinde, kaza tarihinde yürürlükte bulunan \"Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümleriyle \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" ekindeki cetveller dikkate alınmak suretiyle, davacının  yaralanmasının niteliğine göre aralarında radyoloji uzmanı ve ortopedi travmatoloji uzmanı bulunan doktor bilirkişilerin katılımı ile Adli Tıp Kurumu 2.  İhtisas Kurulunca düzenlendiği anlaşılan 25/10/2019 günlü heyet raporunun yeterli ve geçerli nitelik taşıması karşısında hükme esas alınmasında da herhangi bir yanılgı mevcut bulunmamasına;  Ayrıca; Dairemizin de katıldığı yerleşik Yargıtay uygulamaları gereğince bedensel zararın bir türü olan geçici iş göremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin tedavi (sağlık) gideri teminatı  kapsamında poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olmasına ve trafik kazasına bağlı tazminat hesaplamalarında ZMM Sigortası  Genel Şartları ile getirilen 1.8 teknik faiz  uygulanmasına ilişkin düzenleme Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş olup dosya kapsamında alınan aktüerya raporunda yine yargısal içtihatlarla kabul edilen progresif rant yöntemine göre (1.8 teknik faiz kullanılmaksızın) hesaplama yapılmasının isabetli olmasına; bakiye yaşam sürelerinin belirlenmesi bakımından Dairemizinde katıldığı Yargıtay'ın güncel içtihatlarıyla kabul edilen  TRH 2010 Yaşam Tablosu yerine, PMF Yaşam Tablosu kullanılarak hesaplama yapılması doğru olmamakla birlikte, TRH 2010 Yaşam Tablosu daha uzun bakiye yaşam süresi belirlediğinden, PMF Yaşam Tablosuna göre yapılan hesaplamanın istinaf yasa yoluna başvuran davalının aleyhine bir durum teşkil etmemesine ve talep konusu kazanın trafik iş kazası olmaması ve  Suriye uyruklu davacının ev hanımı olduğu, gelir getiren bir işte çalışmadığı da dosya kapsamından anlaşılmakla, SGK tarafından kendisine rücua tabi ödeme yapılmasının söz konusu olmamasına;Tüm bunlardan ayrı; eldeki dava açılmadan önce davalı kuruma yapılmış başvuru neticesinde, davacıya yapılan tazminat ödemesinin ödeme tarihi itibariyle davacının uğradığı gerçek zararı karşılamadığının aktüer bilirkişi raporuyla doğru biçimde tespit edilmesi karşısında, yapılan bu ödeme  kısmi ödeme olarak kabul edilerek, hesaplanan güncel tazminattan yapılan ödemenin yerleşmiş yargısal uygulamalar doğrultusunda güncellenmiş halinin düşünülmesi neticesinde bulunan aktüer hesaplamaya değer verilerek  sonuca ulaşılmasının hatalı  bulunmamasına ve eldeki davanın belirsiz alacak niteliği ile 2016 tarihine açıldığı ve talep konusu kazanın da 2013 tarihinde gerçekleştiği gözetildiğinde, görülmekte olan dava bakımından uygulanması gereken zaman aşımı süresi 8 yıllık uzamış ceza zaman aşımı süresi olduğundan, davanın açıldığı tarihte ve  bedel arttırımı cihetine gidildiği tarihte zaman aşımı süresinin geçirilmemiş olduğunun belirgin olmasına; keza eldeki dava açılmadan önce davalı ...'na başvuruda bulunulduğu ve bu başvuru üzerine davacıya ödeme yapıldığı ve fakat bu ödemenin, ödeme tarihi itibariyle yetersiz olduğu anlaşıldığından, davalı kurum yetersiz ödeme tarihi itibariyle temerrüde düşmüş sayılacağından, dava edilen tutara ve bedel arttırımına konu edilen tutara ilişkin olarak herhangi bir ayrıma gidilmeksizin temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesinde de bir yanılgı bulunmamasına ve dahi davanın redde ilişkin bölümünün takdiri indirime dayalı olması nedeniyle davalı taraf yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği ve yargılama giderlerinin de paylaştırılamayacağına ilişkin kabul şekli  Dairemizi'nde katıldığı yerleşmiş yargısal uygulamalara uygun olmakla, davalı ...'nın paylaştırma yapılmaksızın yargılama giderlerinden sorumlu tutulmuş olmasında da  usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde olmadığı sonucuna varılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2/İstinaf yasa yoluna başvuran davalıdan alınması gereken 6.609,68-TL harçtan, peşin olarak yatırıldığı anlaşılan yatırılan 1.652,42-TL harcın düşümü ile kalan 4.957,26-TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...ndan  alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine,3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama  giderlerin üzerinde  bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Yasanın 20.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek-1 maddesi ikinci fıkrasında yapılan değişiklik nedeniyle, HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.26/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3ce2ec966e11c400","SID":"e853a7e954cffcf2"}}