{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/241 <br>KARAR NO: 2025/839<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 03/11/2022<br>NUMARASI: 2020/61 E. - 2022/176 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/05/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar tarafından tescili yapılmış olan ... markasının , müvekkili tarafından 43-1, 43-2 43-3 ve 43-4 nolu sınıflarda ... no ile 23.01.2018 tarihinde tescil ettirilmiş olduğunu, davalı şirketin Ataşehir'de olduğunu, müvekkiline ait markanın tanınırlığından haberdar olduğunu,  tanınmışlıktan faydalanmak amacıyla davalı müvekkilı markası ile aynı fontlar ve renklerle yazılmış \"...\" markası için ... sayılı başvuru ile marka başvurusu yaptığını ancak Markalar Dairesi Başkanlığı'nın ... sayılı yazısı davalı daha sonra, ile marka başvurusu müvekkilin tescili bulunan sınıfta reddedildiğini ... başvuru nolu \"...\" markası için 11.05.2018 tarihinde başvuru yapmış ve bu marka 09.04.2019 tarihinde müvekkilinin çalışmakta olduğu marka ofisinin gözünden kaçması nedeniyle başvuruya itiraz imkanı bulunamadığından tescil edildiğini, markaların ayırt edici unsurları arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğunu, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davalının  halen tescilli markasını ve tescilli görselini değil, müvekkilinin markasını kullanmaya devam ettiğini  bu sebeple kötüniyetle tesciline gidilen ve müvekkil markasına tecavüzü açık olan davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi kararı ile; \"Davanın KABULÜ ile, davalı adına tescilli ... numaralı ... ibareli markanın tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, \" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın dosyada bulunan bilirkişi raporuna dayandırıldığını ancak bilirkişi raporuna itirazda bulunmalarına rağmen tescilli marka ve görsellerin değil, daha önce kullanılmış olan görsellerin karşılaştırıldığını, itirazlarının dikkate alınmadığını , mahkemenin gerekçesinde markalar arasında farklılıklar olduğunu kabul ettiğini, buna rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin yasaya uygun olmadığını beyanla  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının istinaf isteminin mesnetsiz olduğunu, ilk bilirkişi raporunda davacı ve davalıya ait TPMK kayıtları tespit edilerek karşılaştırma yapıldığını, bu hususta davacının itirazlarının dayanaksız olduğunu, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme neticesinde alınan bilirkişi raporuyla da hitap ettikleri ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olduğunun ortaya konulduğunu, dosya kapsamında tespit edildiği üzere davalının inatla tescil edilen markasını değil müvekkili şirket markasını kullanmış olup bu hususun kayıtlar ile tespit edildiğini, yine davalının tescil edilen markasından önce müvekkili şirket markasını defalarca farklı şekillerde tescil ettirmek için uğraşması ve reddedilmesinin de kötü niyeti ortaya koyduğunu, davalının mahkemenin iki marka arasında farklılık olduğu tespitini yaptığı iddialarının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, marka hükümsüzlüğü koşulları oluştuğunun dosya kapsamında delillerle sabit olduğunu, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava,  davalıya ait \"...\" markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı, ... başvuru numaralı “...” markasının tescilli hak sahibi olduğunu, davalının “...” ibareli ... başvuru numaralı markasının bu markayla karıştırılacak derecede benzer olduğunu ve kötü niyetli olarak tescil ettirildiğini ileri sürerek hükümsüzlük talebinde bulunmuştur. ... numaralı  23.01.2018 başvuru tarihli \"...\" ibareli markanın Sınıf: 43. sınıf (Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri) için   davacı adına tescilli olduğu, ... numaralı 11.05.2018 başvuru tarihli  \"...\" markasının  29. sınıf (hazır gıda ürünleri – et, tavuk, sandviç vb.) ve 43. sınıf (yiyecek-içecek hizmetleri)  09.04.2019 tarihinde davalı adına tescil edildiği görülmektedir. 05/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak: Davacının ... başvuru nolu markası ve davalının hükümsüzlüğü talep edilen ... başvuru nolu markasının şekil ve ibaresinde vurgulanan esaslı unsurlardaki benzerlik ve 43. Sınıfta aynı ve 29. Sınıf bakımından benzer emtialarda tescilli olması neticesinde hitap ettikleri ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olduğu Dosyadan davacı ve davalının aynı sektörde olduklarının anlaşılması ile davalı şirketin ticari ikametgahinin Ataşehir olması nedeniyle davalının, davacının markasının farkında olacağı düşünüldüğünde kötü niyetin varlığına yönelik görüş ve kanaate  varıldığı belirtilmiştir. 03/07/2022 tarihli ek raporda sonuç olarak, Tüm bu değerlendirmeler neticesinde davacının ... başvuru nolu markası ve davalının hükümsüzlüğü talep edilen ... başvuru nolu markasının şekil ve ibaresinde vurgulanan esaslı unsurlardaki benzerlik ve 43. Sınıfta aynı olduğu ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olduğu, 43 sınıftaki yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri ile 29 sınıfta sayılan yiyeceklerin mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği nedeniyle benzer sınıflarda olduğu bu nedenle ortalama tüketici nezdinde 29. Sınıfta da karıştırılma ihtimali doğduğu belirtilmiştir.Dosya kapsamına göre , tarafların aynı sektörde faaliyet yürüttükleri,  davacının ... numaralı \"...\"  ibareli markasının 43. Sınıfta yiyecek içecek sağlanması hizmetlerinde tescilli olduğu ,  davaya konu  davalının \"...\" ibareli markanın 29. ve 43. Sınıflarda tescilli  olduğu, markalar arasında  43 sınıf yönünden aynılık, 29. Sınıf yönünden birbirini tamamlayan ilintili emtia hizmet ilişkisi sebebiyle sınıfsal  benzerlik bulunduğu, işaretlerin benzerliğine gelince; taraf markalarındaki \"...\" ve\" ...\"  ibaresinin markaların baskın unsuru olduğu , diğer ibarelerin geri planda tali unsurlar olarak yer aldığı, şekil unsurlarının da hamburger  figürü olduğu bu durumda markalardaki  esas unsur olan  \"...\" ibaresi yönünden ayniyet bulunduğu,  ... ibaresi yiyecek içecek hizmetleri kapsamında tanımlayıcı olup ayırt edici niteliği bulunmamakta ise de, 1 rakamı ile birlikte kullanımı ile ayırt edicilik kazandığı, zayıf ibareleri içeren markaların da özgün ayırt ediciliği yüksek markalara oranla daha dar kapsamda olmakla birlikte koruma kapsamında olduğu, tescilde öncelik teklik ilkesi  gereğince iltibas teşkil eden sonraki tarihli markanın korunmasına yasal olanak bulunmadığı ,  davalının davacıya ait markanın baskın unsurunda her hangi bir değişiklik yapmadığı ve 1 ibaresini  ön planda baskın unsur olarak konumlandırdığı,  markasındaki slogan, meşhur, 1986 gibi getirilen eklerin  markaya ayırt edicilik katmadığı,  bu nedenle işaretler arasında yüksek benzerlik bulunduğu , her iki markanın aynı bölgede ortalama  tüketici kesimine hitap ettiği , markaların esas unsurlarının aynı olması nedeniyle  bütüncül izlenimde  tüketici nezdinde benzer olarak algılanacağı  ve karıştırma ihtimaline neden olacağı , davalı markasının SMK 6/1 maddesi gereğince hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/11/2022 tarih ve 2020/61 E., 2022/176 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a9463c782dca4152","SID":"22a1d045fa31831a"}}