{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/243 Esas<br>KARAR NO: 2025/840<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 13/10/2022<br>NUMARASI: 2021/180 E. - 2022/207 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/05/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1991 yılından bu yana dar dokuma ana faaliyet alanında \"... Ltd.Şti\" unvanını kullandığını, ancak hal böyle iken, müvekkilinin bu unvanının kanuna aykırı bir biçimde davalı şirket tarafından, hem de aynı ilçe sınırları içerisinde, müvekkilinine yakın olacak şekilde ve aynı faaliyet alanı olan dar dokuma sektöründe kullanıldığını, müvekkilinin bu kullanımdan müşteriler ve tedarikçiler nezdinde iki şirket arasında karışıklık yaşanması üzerine haberdar olduğunu, müvekkilinin mallarının tedarikçiler tarafından zaman zaman davalı şirketin iş yerine götürdüğünü, müşterilerinin müvekkili şirket zannederek ticari görüşmeler yapmak için davalı şirkete başvurduğunu, davalı şirketin ticaret unvanını \"...\" olarak kullanmasıyla, müvekkilinin 1991 yılından bu yana kullandığı ticari unvanını çağrıştırdığı, davalı yanın söz konusu kullanımın, müşterileri, hatta tedarikçileri dahi yanıltacak nitelikte olduğunu, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, önlenmesini, durdurulmasını ve davalı ticaret unvanından \"...\" ibaresinin terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin faaliyetlerinin 15 yıldan uzun bir süredir devam ettiğini, müvekkili şirketin yetkilisi ... ile ...'ın kardeş olduklarını ve birlikte çalıştıklarını, davacı şirket yetkilileri ... ve ... ile aralarında akrabalık ilişkisi bulunduğunu, bu kişilerin aile ortamında bir araya geldiklerini, davacı tarafın müvekkilinin kullandığı ticaret unvanını ve kullanım süresinden haberdar olduğunu, müvekkilinin davacının markasına ait herhangi bir işaret veya malı uhdesinde bulundurmadığını, müvekkili ve davacının ticaret unvanları arasında karıştırılmaya yol açacak benzerlik de bulunmadığını, davacı tarafın tescil edilen markasındaki yazı karakterleri, renkler ve işaretlerin hiçbirinin müvekkili tarafından kullanılmadığını ve davacı iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi kararı ile; \"Davacının davasının marka haklarına tecavüz ve ticaret unvanının terkinine yönelik talepleri yönünden davanın KABULÜNE, davalının ticari evraklarında ve ürünlerinde \"...\" ibarelerini kullanmasının davacı adına tescilli \"...\" , \"...\" esas unsurlu markalardan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, kaldırılmasına, \"...\" ibaresinin davalı ticari evrak ve ürünlerinden çıkarılmasına, çıkarılması mümkün değil ise, toplatılarak imhasına,Davalı şirketin ticaret unvanından \"...\" ibaresinin terkinine, \" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkilleri ... Ticaret Ltd. Şti'nin kurulduğundan bu yana ticaret unvanının hep aynı olduğunu, müvekkillerinin ayrıca \"...\", \"...\", \"...\" marka adlarıyla 26.sınıfta tescilli olduğunu, davalı ... Sanayi Dış Ticaret Ltd. Şti'nin 15.03.2019 tarihinde kurulduğunu, mahkemece davalının iştigal konularının davacı müvekkilinin tescilli markası kapsamındaki emtialarla da örtüştüğüne, müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve ticaret unvanının terkinine yönelik talepleri bakımından davanın kabulüne karar verilmesi yönünden verdiği karara iştirak ettiklerini, haksız rekabete ilişkin taleplerinin aynı davada kümülafit bir şekilde ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle haksız rekabet taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, SMK m.149 vd hükümlerinin varlığının tescilli marka sahibinin TTK'nin haksız rekabet hükümlerinden yararlanmasına engel teşkil etmediğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın küllen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kuruluş tarihi 2019 olarak belirtilmiş ise de gerçekte 29.04.2005 olduğunu, davacının zamanaşımı süresi geçtikten sonra bu davayı ikame ettiğini, ticaret sicili herkese açık olduğundan davacının müvekkillerinin ticaret hayatında faaliyet gösterdiğini bilmediğini iddia edemeyeceğini, müvekkillerinin faaliyet göstermeye başladığı tarih 15.03.2019 tarihi olsa bile işbu davanın 12.07.2021 tarihinde ikame edildiğini, bu halde dahi zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkili şirket yetkilisi ... ile ...'ın kardeş olup birlikte çalıştıklarını, davacı şirket yetkilileri ... ve ... ile aralarında akrabalık ilişkisi bulunduğunu, davacının müvekkilinin kullandığı ticaret unvanı ve kullanım süresini bildiğini, nüfus kayıtları ve  iki şirket çalışanlarının aynı olduğuna dair SGK kayıtlarının  incelenmediğini, bu konudaki tanık beyanları incelenmeyip gerekçeli kararda tartışılmadığını, müvekkilinin davacı markasına ait herhangi bir işaret veya malı uhdesinde bulundurmadığını, ilk bilirkişi raporunda bu hususun ortaya konduğunu, davacının bilirkişi raporuna itiraz etmediğini, bu durumda davacının müvekkilinin marka haklarını ihlal etmediğini kabul ettiğini, itiraz edilmemesi ile  usuli kazanılmış hak oluştuğunu, bu durum karşısında ikinci bir bilirkişi alınmaması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte aldırılan ikinci raporun birinci rapor ile çelişmesi halinde çelişkiyi giderecek yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiğini, ikinci bilirkişi raporunda hatalı değerlendirme yapıldığını, buna dayanarak mahkemece hüküm tesis edildiğini, bilirkişi raporunda müvekkilinin markasal kullanımına veya üçüncü kişilerce karıştırıldığına dair hiçbir somut belge bulunmadığını, yalnızca bir fatura üstünde \"...\" ifadesi yer almasından bu sonuca varıldığını,  ancak VUK gereğince fatura üstünde unvan bulunmasının zorunlu olduğunu, bu durumun markasal kullanım olarak değerlendirilemeyeceğini, müvekkili ve davacı unvanları arasında karıştırılmaya yol açacak benzerlik bulunmadığını, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; müvekkilinin şirket merkezinde tabela dahi olmadığını, Yargıtay'ın  somut bir karışıklık yaşanmaması halinde her iki markanın da kullanımının mümkün olduğunu vurguladığını, davacının on beş yıldan uzun süre boyunca müvekkilinin soyadını marka olarak kullandığını bilmesine rağmen herhangi bir itiraz ileri sürmediğini, akraba olmalarından ötürü sık sık bir araya gelmesine karşın bu konuda itiraz dile getirmek bir yana rıza gösterdiğini ortaya koyar beyan ve hareketleri olduğunu, bu davanın ikame edilmesinin TMK m.2 kapsamında dürüstlük kurallarına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olduğunu, dar dokuma, tekstil, sanayi ve ticaret gibi ifadelerin marka kapsamında değerlendirilmesinin olanaksız olduğunu, davacının unvan ve marka tescilinde ... ifadesinin öne çıktığını, müvekkili unvanından farklılaşmış ve karıştırılması imkansız hale geldiğini, davacının unvan, yazı karakteri, renkleri ve logosu gibi unsurların müvekkili tarafından kullanılmadığını, bilirkişi raporunda bunların belirlendiğini, ... ifadesinin müvekkili şirket pay sahibinin soy adı olup kullanımının engellenemeyeceğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kuruluşundan beri unvanının aynı olduğunu, TPMK'de ... markasının 26. sınıfta marka hakkı sahibi oolduğunu, ... olarak da tescilli başvurusu olduğunu, ... marka adıyla da başvuru yapıldığını ve uzman benzerlik aşamasının tamamlandığını, davalı şirketin müvekkili ile aynı faaliyet alanında dar dokuma imalatı ana faaliyet alanıyla ticari faaliyet yürüttüğünü, müvekkili şirketin davalının eylemlerini öğrendiğinde 07.07.2021 tarihinde ihtarname gönderdiğini, dolayısıyla dava zamanaşımı dolmadığını, davalının zamanaşımı iddiasının yersiz olduğunu, tarafların birbirini tanıyor olması nedeniyle durumun uzun yıllardır bilindiğine dair iddianın asılsız olduğunu, davacının tecavüz  durumunu öğrendiği anda davalıya ihtar çektiğini yani dürüstlük kuralına aykırı davrandığı iddiasının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili unvanının neredeyse tamamına yakınının kullanılmakta olduğunu, davalıdan alınan ürün ambalajında da ... ibaresinin markasal olarak kullanıldığının görüldüğünü, bu ibarenin davacının tescilli markası kapsamında olduğunu, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kuruluş tarihinin 2019 değil 2005 olduğunu, davacının müvekkilinin ticaret hayatında faaliyet göstermediğini bilmediğini iddia edemeyeceğini, ilk bilirkişi raporunda müvekkilinin davacı markasına ait herhangi bir işaret veya malı uhdesinde bulundurmadığının tespit edildiğini, davacının bu rapora itiraz etmemesiyle müvekkili şirket lehine usuli kazanılmış hak ortaya çıktığını, müvekkili ve davacı unvanları arasında karıştırılmaya yol açacak benzerlik bulunmadığını, davacının unvan ve marka tescili incelendiğinde ... ifadesinin öne çıktığını, davacının unvan, yazı karakteri, renkleri ve logosu gibi unsurların müvekkili tarafından kullanılmadığını, bilirkişi raporunda bu unsurların müvekkilince kullanılmadığı ve farklılaştığının belirtildiğini, davacının istinaf başvuru dilekçesindeki istemlerin aynı anda talep edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece haksız rekabete ilişkin talebin reddi yönünde karar verilmesinin hukuka uygun olduğunu, terkin edilinceye kadar tescilli bir ticaret unvanının kullanılmasının TTK uyarınca haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, markaya tecavüz, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması ve unvan terkini istemlerine ilişkindir. Davacı, 1991 yılından beri \"...\" ticaret unvanını kullandığını, \"...\" ibareli markalarının 26. sınıfta tescilli olduğunu, davalının aynı faaliyet alanında ve aynı ilçede 2019 yılında \"... ŞTİ\" adıyla şirket kurduğunu,  \"...\" ibaresini markasal kullandığını, iltibasa sebebiyet verdiğini  bu nedenlerle markaya tecavüz ve haksız rekabet eyleminin tespitini ve unvan terkini talep etmiştir. Davalı ise, şirket faaliyetinin 15 yıldan uzun süredir devam ettiğini,  davacı tarafın müvekkilinin kullandığı ticaret unvanını ve kullanım süresinden haberdar olduğunu, taraflar arasında akrabalık olduğunu, \"...\" ibaresinin şirket yetkilisinin soyadı olduğunu ve SMK m.7/5-a uyarınca kullanımın engellenemeyeceğini, marka hakkının ihlal edilmediğini, ticaret unvanında benzerlik olsa da karışıklık yaratacak düzeyde  olmadığını, davanın  zaman aşımına uğradığını ileri sürmüştür. -... tescil numaralı “...” ibareli , 30.12.2010 başvuru tarihli , 26. sınıfta tescilli markanın, ... başvuru numaralı “...” ibareli 26. sınıfta tescilli markanın  ve ... başvuru numaralı “...” ibareli markanın , 26. sınıfta  davacı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. adına tescilli olduğu,   görülmektedir. -Davalı ... Sanayi Dış Tic. Ltd. Şti. adına tescilli  marka bulunmamaktadır.Davalı yan tarafından 26. sınıfı kapsar mahiyette başvurusu yapılan ... sayılı ... ve ... sayılı ... ibareli marka tescil başvurularına davacı yanın itirazı kabul edilerek, söz konusu başvurular tüm emtialar bakımından reddedilmiştir. 18.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda: davalı şirketin ticaret sicil kaydının 15.03.2019 tarihli olduğu ve faaliyet alanının “dar dokuma kumaşların imalatı” olduğu , davalı işyerinde yapılan incelemede, dış mekanlarda \"...\" veya \"...\" ibareli herhangi bir tabela veya markasal ibareye rastlanmadığı ancak sunulan  faturada “...” ibaresine yer verildiği tespit edilmiştir. 23.09.2022 tarihli bilirkişi raporunda: davacının “...” markasının ... tescil numarası ile 26. sınıfta tescilli ve geçerli olduğu, davalının, davacı tescilinden önce markayı kullandığına dair somut bir delil sunulmadığı , ilk raporda dış görünümde markasal kullanıma rastlanmadığı ifade edilse de, fatura üzerinde yer alan “...” ibaresinin doğrudan markasal kullanım niteliğinde olduğu, davalı yanın faturadaki \"...\" ibareli markasal kullanımı davacının tescilli markası kapsamında olup, davacının markası ile bağlantı kurulma ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline sebep olacağı kanaatinin hasıl olduğu, iltibas doğuran bu markasal kullanımın davalı şirket ortağı ve tek yetkilisinin soyadı olduğundan bahisle SMK m.7/f.5-a anlamında dürüst kullanım olarak kabul edilmesinin olanaklı olmadığı, tarafların tescilli ana sözleşmelerinin iştigal konuları arasında örtüşmenin söz konusu olduğu, meslek gruplarının ve Nace kodlarının aynı olduğu (yan tekstil ürünleri-dar dokuma kumaşların imalatı), davalının iştigal konularının davacının tescilli markası kapsamındaki emtialarla da örtüştüğünün tespit edildiği, davalı unvanındaki “...” ibaresinin daha önce tescil edilmiş olan davacı unvanındaki “...” ibaresi ile iltibasa sebep olacağı,  kanaatinin, davacı şirketin marka tesciline ve <br>ticaret unvanına dayalı olarak davalı şirket ticaret unvanının kanuna uygun olarak değiştirilmesi veya \"...\" ibaresinin silinmesi (kısmi terkin) yönündeki talebine ilişkin koşulların mevcut olduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamına göre, davacıya ait ... tescil numaralı “..” ibareli markanın  26. sınıfta tescilli ve koruma altında olduğu, davacı şirketin 03 Mayıs 1991 tarihinde ticaret sicilinde tescil edildiği, davalı şirketin ise 15 Mart 2019 tarihinde tescil edildiği, davalının   ticaret unvanının  “...Dış Tic. Ltd. Şti.” olduğu,  davalı unvanının çekirdek unsurunun  davacının unvanı ve  markasındaki ... ibaresini aynen içerdiği, davalı tarafından faturada  “...” ibaresinin markasal mahiyette kullanıldığı bilirkişi raporları ile tespit edilmiş olup,  tarafların aynı sektörde faaliyet yürüttükleri,davacı tanıkları ... ve ..., müşterilerin davacı ve davalı şirketleri sıklıkla karıştırdıklarına dair beyanda bulundukları, bu şekilde markaların fiilen karıştırıldığının da anlaşıldığı, davalının davacıya nazaran ibare üzerinde  öncelik  hakkı bulunmadığı, davalının markasal kullanımlarının davacı markasının tescil kapsamındaki sınıfta  gerçekleştiği , davalının ticaret ünvanı ve tescilsiz markasal kullanımının davacının markası ile   ayırt edilemeyecek kadar benzer bir ibarenin, ticari faaliyet kapsamında kullanımı olduğu ,  davacı markasının uzun süredir aynı sektörde kullanıldığı, davalının  iltibasa neden olacak düzeyde  benzerini ticaret unvanı ve tescilsiz marka olarak seçip kullanmasının davalı şirket yetkilisinin  soyadı olması gerekçesiyle dürüst kullanım kapsamında değerlendirilemeyeceği, iltibasa neden olan markasal kullanımların  SMK m.7/5-a hükmü kapsamında korunmasının söz konusu olmadığı dikkate alındığında  davalı eyleminin SMK 7 ve 29 maddeleri kapsamında  marka hakkına  tecavüz oluşturduğu anlaşılmıştır. Haksız rekabet yönünden ise; haksız rekabet koruması dürüst ve bozulmamış rekabet ortamını sağlamayı amaç edindiğinden ve  haksız rekabet koruması rakiplerin yanı sıra tüketicileri de koruduğundan  sadece ilgili hak sahibinin korunduğu marka koruması nedeniyle ayrıca haksız rekabet korumasının söz konusu olmayacağını söylemenin mümkün olmadığı, kümülatif korumanın gerekli ve yasal koşullarının bulunduğu,  6102 sayılı TTK ile kümülatif korumadan vazgeçilmiş olmadığı,  Türk Ticaret Kanunu'nun 55/(1)-a-4 maddesi gereğince \"Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,\" haksız rekabet hâllerinden biri olarak belirlenmiştir. Buna göre, kişinin bir başkasının mal veya iş ürününün ya da ticaret unvanı veya markasının, internet alan adının aynısını ya da benzerini kendi iş ve faaliyetinde ticari amaçla kullanması, ilgili malı veya iş ürününü piyasaya sunması karıştırılmaya (iltibasa) yol açar ve haksız rekabet teşkil eder. Somut olayda,  davalının davacıya ait tescilli markanın ve ticaret unvanının  esas unsurunu kendi ticari faaliyetinde aynen  kullanmasının  iltibasa sebep olduğu ve  davalının bu kullanımlarının aynı zamanda ticaretin dürüstlük kurallarına uygun yürütülmesi gereğine  aykırı haksız rekabet teşkil ettiği ,  tarafların   ticaret unvanları arasında benzerlik ve aynı faaliyet alanı dikkate alındığında TTK m.52 uyarınca unvan terkin şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır.Sessiz kalma sureti ile hak kaybı yönünden; tescilsiz kullanım süresi, markaya tecavüz, haksız rekabet ve terkin istemli davalarda ileri sürülebilirse de,  davalı şirketin  15 Mart 2019 tarihinde tescil edildiği, davalı tüzel kişinin tek yetkilisi ve ortağının ... olduğu, dava dışı (... TEKSTİL ...) isimli Giresun merkezli firmanın  işletme adı kullanımına dayanılmış ise de, davalı şirketin bu  işletmenin devamı olduğu hususunun  ispatlanamadığı, bu nedenle  dava dışı işletme adı kullanımına  dayanamayacağı anlaşılmakla  davalı şirketin kullanımları yönünden sessiz kalma yolu ile hak kaybından söz edilemeyeceği , zira davacının  davalının marka başvurusuna itiraz ettiği, ihtarname keşide ettiği ve tescilli marka ve ticaret unvanına dayalı olarak makul süre içinde davalının iltibas teşkil eden kullanımlarına karşı dava yoluna başvurduğu, ayrıca devam eden haksız fiil oluşturan marka ihlali eylemi yönünden zamanaşımının da  söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, mahkemenin haksız rekabete ilişkin gerekçesi ve kararı yerinde görülmemiş, bunun dışında   yasal ve yeterli gerekçeye dayalı   kurulan diğer hükümlerde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı  vekilinin  istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı , davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerektiği   anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulüne dair temyiz yasa yolu açık  olmak  üzere karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı   vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, davacı vekilinin  istinaf başvurusunun KABULÜNE,2- Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 13/10/2022 tarih, 2021/180 E., 2022/207 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın KABULÜNE,-Davalının ticari evraklarında ve ürünlerinde \"...\" ibaresini markasal kullanmasının davacı adına tescilli \"...\" , \"...\" esas unsurlu markalardan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet  teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, kaldırılmasına, \"...\" ibaresinin davalı ticari evrak ve ürünlerinden çıkarılmasına, çıkarılması mümkün değil ise, toplatılarak imhasına, -Davalı şirketin ticaret unvanından \"...\" ibaresinin terkinine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken marka hakkına tecavüz davası yönünden 615,40 TL, haksız rekabet davası yönünden 615,40 TL TL, unvan terkini davası yönünden 615,40 olmak üzere toplam 1.846,2‬0 karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu  ile 1.786,9‬‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından yapılan 161,40 TL harç giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4/c-Davacı tarafından yapılan 242,00 TL tebligat - tezkere masrafı ve 2.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.742,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/ç-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince kabul edilen markaya tecavüz ve haksız rekabet davası nedeniyle hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince kabul edilen unvan terkini davası nedeniyle hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davası yönünden 615,40 TL, unvan terkini davası yönünden 615,40 olmak üzere toplam 1.230,80 karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu  ile 1.150,10 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 153,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 373,70 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eda8b200f0c6e3b5","SID":"28e2bb5e15f4fe38"}}