{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1989 <br>KARAR NO:2025/667<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:16/02/2021<br>NUMARASI:2020/153 Esas -  2021/166 Karar<br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:15/05/2025<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... ve dava dışı... Şti. ve dava dışı kefil ... ile müvekkili banka arasında ticari ilişki kurularak kredi kullandırıldığını ve bunun karşılığında 27.07.2017 tarihli 300.000,00 TL 'lık Genel Kredi Sözleşmesi imzaladığını, davalının müteselsil kefalet sıfatı ile kredi sözleşmesinde imzası bulunduğunu, bu sebeple asıl borçlu gibi iş bu kredinin ödenmemesinden kefalet limiti ile müteselsilen sorumlu olduğunu, taraflar arasında imzalanan Genel kredi Sözleşmesinin 3.5 maddesi ve devamı gereğince gerek asıl borçlunun gerekse kefillerin kefalet limitleri ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduklarının borç, faiz oranı ve miktarının yasal olduğunu, davalının kefaletten istifa ettiğine dair bildirim yapılmadığından itiraz dilekçesinde belirtildiği gibi '' borçlunun borcu olmadığı'' beyan edilmiş ise de beyanın yerinde olmadığını, ihtarname ile hesap kat edilerek borcun temerrüde düştüğünü ve muaccel olduğunu, açıklanan nedenlerle borçlunun yetki itirazının iptaline takibin ... Sayılı dosyası üzerinden devamına borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Alacaklı ...bank A.Ş. ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında kurulan ücari ilişki neticesinde kullanılan kredi sözleşmesinde müvekkili ...'in 300.000,00 TL limitli kefil olduğunu, dava dışı şirket, yetkilisi ve diğer kefil ... tarafından İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/1034 E. sayılı dosya ile ayrı ayrı konkordato talep edilmiş olduğunu ve kesin mühlet süresinin devam ettiğini, davacı bankanın konkordato davasında da taraf olduğunu ve konkordato talebinin reddini talep ettiğini, mahkemece 17.04.2019 tarihinden itibaren 1 yıl süte ile kesin mühlet verilmesine, 19.03.2020 tarihinde ise 17.04.2020 tarihinden itibaren 6 ay süre ile uzatılmasına karar verildiğini, konkordato dosyasında alınan bilirkişi raporunda yapılan incelemede; davacı ...bank A.Ş. nin 1.080.798,16 TL borç bildirmiş olduğu ancak nisaba dahil edilmesi gereken banka alacağının toplam 310.768,64 TL. olduğunun tespit edildiğini, bu bakımdan müvekkilinin takip talebinde gösterilen borcu, faizini ve ferilerini kabul etmesinin mümkün olmadığını, konkordato dosyasında alınan bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere davacı banka alacağının rehinli değil adi alacak olduğunu, BK 586. ve 590. Maddeleri dikkate alındığında asıl borçlunun kesin mehil süresinin halen devam etmekte olduğu vc konkordato dosyası incelendiğinde ise komiser raporlarında asıl borçlu şirketin konkordato projesinin başarı ile sonuçlandığı görüşü dikkate alındığında da davacının borcunu ödeyeceğinin öngörüldüğünü, açıklanan nedenlerle; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"..Davacı ...bank A.Ş. ile dava dışı ... Şti. arasında 27.07.2012 tarihinde 300.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış olduğu. Sözleşmenin; firma ortağı unvanı ile davalı ... ve dava dışı ... tarafından 27.07.2012 tarihinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalanmış olduğu, Müteselsil Kefillerin her birinin kefalet limitinin 300.000,00 TL olduğu, davalı kefil ...' in eş muvafakatnamesi verdiği görülmektedir.Davalı ... 27.07.2012 tarihli 300.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesini, Müteselsil Kefil sıfatı ile imzalayarak sorumluluğu üstlenmiş olup, davacı ...bank A.Ş. ile dava dışı şirket arasındaki kredi ilişkisinin devam ettiği gözetildiğinde, sözleşme yürürlükte olduğu sürece davalının sözleşmede belirtilen 300.000,00 TL kefalet limitiyle sorumluluğunun devam ettiği anlaşılmaktadır. Davacı bankanın Üsküdar ... Noterliğinin 12.12.2018 tarih ... yevmiye numaralı İhtarnamesi ile dava dışı kredi borçlusu şirkete ve davalı kefil ...'e, \"Kredi Sözleşmesine istinaden kullandırılan kredi hesabı borcunun ödenmemesi sebebiyle 02.11.2018 tarihi itibarıyla hesabın kat edilmiş olduğu, toplam 1.080.798,16 TL borcun ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 1 gün içerisinde ödenmesi ihtar edildiği 17/12/2018 temerrüde düştüğü anlaşılmıştır.Davacının 300.000,00 TL davalıdan alacaklı olduğu, TBK 586/2 maddesi uyarınca; \"alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir.\" ve gene TBK 590/2 maddesi uyarınca; \"Bütün kefalet türlerinde kefil, ayni güvence karşılığında hâkimden, mevcut rehinler paraya çevrilinceye ve borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararına kadar kendisine karşı yöneltilen takibin durdurulmasına karar verilmesini isteyebilir.\" hükümleri uyarınca asıl borçlunun konkordato sürecinde kesin mehil alması doğrudan kefile başvurmaya engel teşkil etmeyeceğinden, takibin kefil açısından durması ayni güvence koşullarına bağlanması nedeniyle ve bu yönde borçlu kefil davalının da bir talebi bulunmadığından davalının takibe ve borca itirazının  haksız olduğu kanaatine varıldığı,  hüküm kurmaya elverişli nitelikte bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. İcra ve İflas Kanunu' nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte,  borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Somut uyuşmazlıkta; genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredi miktarının belli olduğu, ödeme planının belirlendiği ve belirlenmiş taksit ödemelerinin yapılmadığı, hesap kat'ının yapıldığı, usulüne uygun taraflara tebliğ edildiği ancak davalının yargılama esnasında tüm ödemelerin yapıldığına dair belge bilgi sunmadığı, hesap kat ihtarına itiraz etmediği anlaşılmıştır. Böylelikle borçlu davalı şirket yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumdadır. İcra inkar tazminatı şartları oluşmuştur. 18A/13. fıkrası : \"Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir.İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır.\" (...)\" 14. Fıkrası ;\"Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.\" hükümleri uyarınca davalı şirketin arabuluculuk toplantısına mazeretsiz katılmadığından görüşmelerin sonlandığı son anlaşmazlık tutanağı düzenlendiği ve arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan ... ekte sunulan 1320 tarife bedeli üzerinden  ödeme yapıldığı tespit edilerek davalı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiğine dair davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın kabulüne, ... Sayılı  takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile talebe bağlı kalınarak  takibin davalı kefilin kefalet limiti olan 300.000 TL ile sınırlı olmak üzere ve takip tarihinden itibaren kefilin sorumlu olduğu limite işleyecek %90 oranında temerrüt faizi üzerinden ve faizin %5 BSMV si üzerinden  devamına, asıl alacağın kefilin sorumlu olduğu miktarın  üzerinden  % 20 oranında  icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, icra takibine vaki itirazın bu şekilde iptali ile icranın devamına\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davacı alacaklı ...bank A.Ş. ve dava dışı ... Şti. arasında kurulan ticari ilişki neticesinde kullanılan kredi sözleşmesinde; müvekkillinin 300.000,00 TL limitli kefil bulunmasına rağmen alacaklı, davacının,  müvekkilinin sorumlu olduğu tutarı, kat ihtarnamesi ve ödeme emrinde göstermediğini , dava dışı asıl borçlu ile birlikte tüm borcu gösterir şekilde ihtarname düzenlediğini  ve takip yoluna gidildiğini, cevap dilekçeleri ile bildirdikleri ve dosyaya sunmuş oldukları dava dışı ... Şti.'nin İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1034 E. sayısı ile görülen konkordato dosyası üzerinden alınan 21/08/2020 tarihli çekişmeli alacaklara ilişkin bilirkişi raporunda yapılan incelemede; davacı ...bank A.Ş. 1.080.798,16 TL borç bildirmiş olduğunu, ancak nisaba dahil edilmesi gereken banka alacağının toplam 310.768,64 TL olduğunun tespit edildiğini, bu rapordan anlaşıldığı üzere davacı bankanın yapmış olduğu takipteki alacak miktarının, bankanın gerçek alacağından fazla olup müvekkili kefilin ise neredeyse kefalet limitinde olduğunu, mahkemenin, alınan 16/12/2020 tarihli raporu dikkate almadığını, oysaki konkordato dosyasından alınan bilirkişi raporunun delil niteliğinde olduğunu, mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda faiz oranını %90 olarak aldığını, ancak bu oranın fahiş olduğunu, kaldı ki müvekkilinin kefalet verdiği Ticari KMH olarak adlandırılan kredi türü olup, alacaklı bankanın bildirdiğine göre uygulanan faiz oranlarını %27 olduğunu, bilirkişinin bu hesaplamada hata yaptığını, hangi dayanağa göre faiz oranını %90 aldığını açıklamamış olup, mahkemenin de gerekçeli kararında bu husustan bahsetmediğini, öte yandan asıl kredi kullanan dava dışı ... Şti., konkordato dosyandan alınan bilirkişi raporu doğrultusunda alacaklı bankaya, menfi tespit davası açmış olup, bu davanın İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/124 E. sayılı dosyası ile görüldüğünü, bu hususun mahkemeye bildirildiğini, mahkemenin bu davanın sonucunu beklemeksizin karar vermesinin hatalı olduğunu, zira kefalet borcunun, asıl borçtan ayrı düşünülemeyeceğini, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/02/2021 tarih ve 2020/153 E., 2021/166 K. sayılı kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi alacağının davalı kefilden tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davalı vekilince   istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, dava dışı asıl borçlu hakkındaki konkordato dosyasından alınan bilirkişi raporunun dikkate alınıp alınmayacağı, dava dışı asıl borçlu şirketin  davacı bankaya açtığı menfi tespit davasının bekletici mesele yapılması gerekip gerekmediği  ve  temerrüt faiz oranının doğru olup olmadığı noktalarındadır.Dosya kapsamından davacı banka ile dava dışı  ... Şti. arasında 27.07.2012 tarihinde 300.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmesinin  davalı ... ve dava dışı ... tarafından 27.07.2012 tarihinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, müteselsil kefillerin her birinin kefalet limitinin 300.000 TL olduğu, davalı kefil ...'in eş muvafakatnamesi verdiği, sözleşme kapsamında dava dışı asıl borçlu şirkete rotatif kredi ve ticari kredili mevduat hesabı kullandırıldığı anlaşılmaktadır.Dava ve icra takibine konu kredi borcuna ilişkin olarak davacı banka, Üsküdar ...Noterliğinin 12.12.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 02.11.2018 tarihinde hesabı  kat ettiğini belirterek ödeme için 1 günlük süre vermiş, davalıya 14.12.2018 tarihinde ihtarname tebliğ edilmiş, ödeme yapılmaması nedeniyle 17.12.2018 tarihinde davalı yönünden temerrüt oluşmuştur.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı  ve dava dışı asıl borçlu ve  kefil hakkında  ... sayılı takip dosyasında  “1.014,112.87 TL... vade tarihi 12.12.2018 45,733.04 TL Ticari KMH Vade Tarihi 12.12.2018 152.25 TL Protesto Masrafı Vade Tarihi 12.12.2018\" sebebine dayalı olarak 1.014,112.87 TL Rotatif kredi, 40.008,84 TL işlemiş faiz , 45,733,04 TL Ticari KMH, 606,23 TL işlemiş faiz , 152,25 TL protesto masrafı, 2.030,75 TL BSMV olmak üzere toplam 1.102.643,98 TL alacağın tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla tahsili ve 20.800 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi  istemiyle 28.12.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 300.000 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Dava dışı asıl borçlu şirket ve kefil tarafından İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/1034 Esas  sayılı dosyasında konkordato davası ikame edilmiş olup, yapılan yargılama sonunda davanın feragat nedeniyle karar verildiği, verilen kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. İİK'nun 303/1. Maddesinde konkordatoyu reddeden alacaklının borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza edeceği hükmü düzenlenmiş olup, davacı banka tarafından konkordatoya muvafakat edildiği iddia ve ispat edilmediğine ve  konkordato davası reddedildiğine göre davacı banka davalı kefile karşı bütün haklarını korumaktadır. Bu durumda davaya konu kredi alacağı hakkında konkordato dosyasında alınan bilirkişi raporunun eldeki dava  için delil niteliğinde olduğu söylenemez.Davalı tarafça dava dışı asıl borçlu şirketin  davacı bankaya açtığı menfi tespit davasının bekletici mesele yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/124 Esas sayılı dosyasının UYAP'tan yapılan incelemesinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi karşısında anılan dosyanın istinafa konu eldeki dava yönünden bekletici mesele yapılmasına gerek yoktur.Dosyada bulunan 27.07.2012 tarihli  genel kredi ve teminat sözleşmesinin temerrüd başlıklı 2.7.1 maddesinde; \"..Müşteri temerrüdün doğduğu tarihten itibaren filli ödemeyi gerçekleştirdiği güne kadar geçecek günler için, temerrüt tarihinde aynı tür TL krediler ve hesaplar için bankanın... Bankasına bildirmiş olduğu kısa, orta ve uzun vadeli cari kredi faizlerinden en yüksek olanın %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi ödemeyi kabul ederler.\" düzenlemesi mevcuttur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının takipte talep edilen miktardan 300.000 TL ile sınırlı olarak müteselsil kefil sıfatıyla ve kendi gecikmesinden kaynaklanan temerrüt faizi ve diğer ferilerden sorumlu olduğu  belirtildikten sonra 300.000 TL asıl alacağa %90 temerrüt faiz oranı uygulanarak   8.136,97 TL işlemiş  faiz ve 406,85 TL BSMV hesaplanmıştır. Anılan bilirkişi raporunda davacı banka tarafından TCMB'na  ticari kredilerde uygulanacak en yüksek akdi faiz oranının %60 olarak  bildirildiği belirtilmiş ise de TMCB'ye bildirilen değil, davacı bankanın fiilen uyguladığı akdi faiz oranı üzerinden temerrüt faiz oranının belirlenmesi gerekir. Zira bildirilen faiz oranı, faiz oranı tavanına ilişki olup,  kat tarihindeki benzer kredilere fiilen  uygulanan faiz oranının esas alınması hakkaniyete uygun olur. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 07.02.2023 tarih ve 2021/9135 Esas, 2023/655 Karar, 08.12.2022 tarih ve 2020/4966  Esas, 2022/8843 Karar, 26.11.2020 tarih ve 2020/2889 Esas, 2020/5460 Karar sayılı kararı).Bu halde dava dosyasının bankacı bilirkişiye tevdi ile bilirkişiye banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapma ve örnek alma yetkisi verilerek bilirkişiden, genel kredi sözleşmesinde akdi faiz tespit edilmişse sözleşme hükümlerine göre, sözleşmede akdi faiz oranı belirlenmemişse akdi faize ilişkin hükümde bankanın aynı tür ticari krediler için aynı dönemde fiilen uygulamış olduğu akdi faiz oranı belirlenerek bu oran üzerinden temerrüt faiz oranının tespiti suretiyle işlemiş faiz ve BSMV yönünden hesaplama yapılarak ayrıntılı ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde  karar verilmesi hatalı olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın işaret edilen hususta yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalının stinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.15/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d1b3d67400609ff2","SID":"e1763002e484defc"}}