{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2036 Esas<br>KARAR NO: 2025/785<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/01/2021<br>NUMARASI: 2018/752 Esas, 2021/21 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında baskı hizmeti (matbaacılık) şeklinde bir ticari ilişki bulunduğunu, bu kapsamda müvekkili tarafından düzenlenen toplam 66.836,00 TL bedelli faturaların davalıya tebliğine rağmen yasal süresi içinde itiraza uğramadığını, 60.587,03 TL'lik kısmı ödenen fatura bedellerinin 6.248,97 TL'sinin tahsil edilememesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu, davalının itiraz dilekçesine ek olarak borcunu ödediğine dair bir belge sunamadığını belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap süresinin uzatılmasına ilişkin dilekçe sunmuş ise de, Mahkemenin 17/10/2018 tarihli ara kararı ile süresinde olmayan süre uzatım talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; taraflar arasında TTK.m 89 ve devamı maddelerinde düzenlenen cari hesap sözleşmesi bulunmadığı için hesap mutabakatının zorunlu olmadığı, davacı şirket defterlerinin kapanış onayının yapılmadığı, ... nolu KDV dahil 74,34 TL'lik satış faturası ile ... nolu 174,64 TL'lik satış faturasının davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı şirket ile davacı şirket birbirlerinden farklı tüzel kişiliklere sahip olup ödemenin davacı şirket adına ilgili dava dışı şirkete yapıldığına dair dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, davalının kayıtlarındaki 6.000,00 TL'lik virman kaydının dava dışı şirketle organik bağ iddiasının ispatlanmadığı, davacının 6.000,00 TL'lik BS formunun bildiriminin usulüne uygun olarak yapıldığı, davacının mali olarak 6.000,00 TL alacaklı olduğunu kanıtladığı, faiz talebi yönünden herhangi bir ihtar bildirisinin vaki olmadığı, takip talebinde yer alan reeskont avans faizi talebi doğrultusunda taleple bağlılık ilkesi gereği işbu faiz oranı üzerinden yapılan hesaplamada 227,59 TL faiz talep edilebileceği, taraflar arasındaki cari hesap alacağı ve icra takibine dayanak faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması sebebiyle alacağın likit olduğu gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulüne, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 6.000,00 TL asıl alacak ve 227,59 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.227,59 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9,75 avans faizi işletilmesine, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; takibe dayanak faturalarda görüleceği üzere davacı taraftan hizmeti alan tüzel kişiliğin ... Üniversitesi olduğunu, bu nedenle müvekkili ... Üniversitesi İktisadi İşletmesine karşı açılan davada müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığından davanın husumetten reddi gerektiğini, gerekçeli kararın salt bilirkişi raporu esas alınarak, somut ve açık gerekçeler içermeksizin hazırlanmasının adil yargılanma hakkının ihlaline neden olduğunu, hükme esas alınan raporun denetime elverişli olmadığını ve eksik inceleme ile oluşturulduğunu, rapora yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, tarafların 2015 yılı ticare defter kayıtlarının birbiri ile uyuşmadığını, bilirkişi tarafından ilgili faturaların teslim alan imzalarının müvekkili şirket imzaları ile benzerlik gösterdiği yönünde bir değerlendirme yapılmış ise de bu durumun taraflarınca kabul edilmediğini, zira bilirkişinin bu alanda uzmanlığı olmadığı gibi teknik bir inceleme de yapılmadığını, davacı tarafından usulüne uygun tutulmayan ticari defterlerin diğer deliller ile uyumlu olsa dahi davacı lehine delil olarak kullanılamayacağını, bilirkişinin, raporunda açıkça hukuki değerlendirmede bulunduğunu, bu yönüyle rapora yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacının, davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 6.248,97 TL asıl alacak ve 1.498,21 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.747,18 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece uyuşmazlık ile ilgili bilirkişiden rapor alınmıştır. Yasal cevap verme süresinde cevap dilekçesi sunmadığından 6100 sayılı HMK'nun 128. maddesi uyarınca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılan davalının istinaf başvurusunun da bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir. Buna göre sadece inkâr çerçevesinde savunma yapabilecek olan davalı, dava dosyasından anlaşılan itiraz sebeplerini savunmanın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın ileri sürebilecektir. Öncelikle yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamış ise de, davalı vekilinin husumet itirazının değerlendirilmesi gerekir. Zira bu hususa yönelik itiraz taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gibi taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınması gerekir.6100 sayılı HMK'nun 114/1-d maddesine göre tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartı olarak düzenlenmiştir. Taraf ehliyeti, medenî hukuktaki hak ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir. Dava ehliyeti ise medenî hukuktaki fiil ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir. \"Sıfat ise, dava konusu sübjektif hak ( dava hakkı ) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir... Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatıda o hakkın sahibine aittir... Bir sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir ( davalı sıfatı, pasif husumet )\".(Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku, 22 baskı, sh 234 ve 235). Taraf sıfatı bir dava şartı değildir. Çünkü, sıfat, usul hukuku sorunu olmayıp dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. \"...Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti; davaya konu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, davaya konu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise davaya konu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kabul edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatı bu anlamda, def'i değil itiraz niteliğinde olup; taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gibi taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmalıdır...\" (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2020/3014 Esas 2021/2851 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, üniversite tarafından dosyaya sunulan 17/12/2020 tarihli yazı cevabında, ... Üniversitesi İktisadi İşletmesinin, üniversiteden tamamen bağımsız özel tüzel kişiliğe haiz olduğu, dava konusu faturalar ile ilgili adı geçen iktisadi işletmeye verilmiş bir yetkinin bulunmadığı belirtilmiştir. Dava konusu icra takibi, takibe dayanak faturaların düzenlendiği ... Üniversitesi'ne karşı başlatılmışken eldeki işbu dava ise ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi aleyhine açılmış olup bu nedenle davanın pasif husumet (sıfat) yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca faturanın üniversite adına düzenlenmesi ve yine takibin üniversiteye karşı yapılması karşısında davanın üniversite yerine üniversite iktisadi işletmesine karşı açılması yanılgı olarak değerlendirilemez. Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın pasif husumet (sıfat) yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/752 Esas, 2021/21 Karar sayılı ve 13/01/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gerekli 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 132,31 TL harcın mahsubu ile bakiye 483,09 TL harcın davacıdan  tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, d)Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 7.747,18 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,İstinaf Giderleri Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 165,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 449,62 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davalı tarafından yapılan 0,50 TL istinaf yargılama gideri ile 327,88 TL istinaf harçları olmak üzere toplam 328,38 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6125bb62210804a0","SID":"6e8ebfe384b50c2c"}}