{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/784 <br>KARAR NO: 2025/891<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2023/849 Esas <br>TARİHİ: 28.02.2025 Tarihli ara karar<br>DAVA: Şirkete Yönetim Kayyımı Atanması Taraflar arasında görülen şirkete yönetim kayyımı atanması davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair verilen 26.01.2024 tarihli ara karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden davalı ... vekilinin itirazının reddine ilişkin 28.02.2025 tarihli ara karara karşı anılan davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; ...'in 10.03.2022 tarihinde vefat ettiğini ve geriye mirasçıları olarak ... ve ...'in kaldığını, mirasçılardan ...'in Şile Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/4 Tereke dosyası üzerinden bir tereke tespit davası açtığını ve 09.03.2023 tarihinden itibaren ...'nın tereke idare memuru olarak atandığını, murisin vefatından önce davalı ... Tic. Ltd. Şti'de %50 oranında hissedar olduğunu, şirketin de terekeye tabi şirketlerden olduğunu, mirasçı ...'in tarafından,  ... Tic. Ltd. Şti'nin aktiflerinin diğer mirasçı ... tarafından kendi ve aile bireylerine ait şirketlere aktarıldığını iddia ettiğini, terekenin korunmasının tereke memurunun görevi olduğunu, talep üzerine istenen vergi dairesi kayıtlarından davalı şirketin ...'e ait ... firmalarına ciddi miktarda satış yaptığı, başka firmalara ise neredeyse satış yapmadığı, yapılan araştırmada şirketin ciddi miktarda vergi borcu bulunduğu ve yapılandırılan vergi borcunun ödenmediğinin anlaşıldığını, şirketin tüm hesap hareketlerinin ... firmaları ile gerçekleştirildiğinin BA/BS formlarından anlaşılması ve mirasçılardan ...'in iddiaları göz önünde bulundurulduğunda, terekenin korunması ve zarara uğramasının önüne geçmek için 12.10.2023 tarihli dilekçe ile Şile Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/4 Tereke dosyası kapsamında şirkete bir yönetim kayyımı atanmasının istendiğini, şirketin faaliyet konusuna göre madenin rezervinin her geçen gün azalacağını, mahkemenin verdiği 03.11.2023 tarihli ara karar ile tereke temsilcisine yönetim kayyımı atanmasına ilişkin dava açılması için süre verildiğini, düzenlenen yetki belgesi kapsamında dava açıldığını ileri sürerek, davalı ... Tic. Ltd. Şti'ye yönetim kayyımı atanmasına, şirketin faaliyet konusu ve rezervin azalmasının önlenmesi için tedbiren yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Ticaret Limited Şirketi vekili, savunmasında özetle; Şile Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/4 Tereke sayılı dosyasından alınan yetki ile açılan ve hukuki temelden yoksun davanın reddi gerektiğini, diğer mirasçı ... vekilinin tereke dosyasına sunduğu asılsız bilgilerle davanın açıldığını, dava dilekçesinin 5. maddesinde şirketin aktiflerinin pasifleştirildiği, ... tarafından kendi aile bireylerine kaçırıldığının iddia edildiğini, oysa müvekkili ... Ltd Şti'nin madencilik faaliyetini devam ettirdiğini, şirket ile iş yaptığı firmaların 2014 yılından sonraki kayıtlarının incelenmesi halinde bu durumun anlaşılacağını, şirketin 2023 yılına kadar olan tüm vergi borçlarının ödendiğini, davalı şirketin büyük çoğunlukla dava dışı ... Ltd.Şti'ne batış yaptığı ve başk kişilere satış yapmadığının iddia edildiğini, oysa tereke dosyasındaki 09.11.2018 tarihli \"İşletme Sözleşmesine\" göre bunun olması gereken bir ticari hal olduğunu, şirketin daha önce de ... Ltd ile aynı şekilde ticaretini yürüttüğünü, bunun şirketi zarara uğratma olmayıp taş ocağı işletmeye başladığından beri uyguladığı ticari faaliyet olduğunu, dilekçede belirtilen mali durumlara ilişkin bilgilerin hatalı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 26.01.2024 tarihli ara kararıyla; ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, ... Ticaret Limited Şirketi'nin işlemlerinin denetlenmesi amacıyla denetim kayyımı atanmasına, denetim kayyımı olarak ...'in seçilmesin, denetim kayyımı dışındaki taleplerin reddine, karar verilmiştir. İhtiyati tedbire itiraz eden davalı şirket vekili, 12.02.2024 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; şirkete  yönetim kayyımı atanması talebiyle açılan davada mahkemenin 26.01.2024 tarihli ara kararı ile denetim kayyımı atanmasına karar verildiğini, tereke memurunun somut delilleri toplayarak tereke menfaatlerine uygun hareket etmesi gerektiğini, oysa memurun terekenin menfaatinden ve araştırılmış somut olgulardan ziyade, diğer mirasçının beyan ve yönlendirmeleri ile hareket ettiğini, Şile Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/4 Tereke sayılı dosyasının 04.09.2023 tarihli oturumunda, davalı şirketin, ...'in vefatından sonra terekesinin korunması şirket yöneticilerinin faaliyetlerinin denetlenmesi, şirketin para akışının ve finansal tablolarının incelenmesi, şirketin zarara uğratıldığının anlaşılması halinde terekeye zarar veren şirket yöneticilerini tereke zararının tazmini amacıyla ilgililer hakkında sorumluluk davası açılması ve yöneticilerin faaliyetlerinin TCK kapsamında suç teşkil ettiğinin anlaşılması halinde tereke adına Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulması yönünden tereke temsilcisine izin verildiğini, buna rağmen terekenin gerçekte zarara uğratılıp uğratılmadığı hususunda araştırma yapılmadan şirket merkezinde inceleme yapılmadan dava açıldığını, cevap dilekçesinde belirtildiği üzere şirketin faaliyetini Şile Üvezli mahallesindeki taş ocağını işleterek başladığını, çıkarılan madenin ... Ltd.Şti'ne satıldığını, bu şirketin de madeni işleyerek üçüncü kişilere sattığını, ticari defterlerin incelenmesi halinde bu durumun anlaşılacağını, murisin sağlığında düzenlenen 09.11.2018 tarihli \"İşletme Sözleşmesine göre maden ocağından çıkartılan tüvenan taşının işleyerek satışa sunulmasını kararlaştırıldığını, bu nedenle ... firmalarına yapılan satışın olağan olduğunu, şirketin daha öncesinde de ... Ltd ile aynı şekilde ticaret yaptığını, bu durumun şirket için zarar olmayıp, şirketin kurulduğu günden itibaren bu şekilde çalıştığını, şirketin menfaatlerinin korunduğunu belirterek, kayyım kararının kaldırılmasını istemiştir. İlk derece mahkemesinin 19.07.2024 tarihli ara kararı ile dosya resen ele alınarak; denetim kayyımı olarak atanan ...'in mazeretinin kabulü ile yerine SMM ...'ın atanmasına karar verilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAFA KONU ARA KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbire itirazı değerlendirildiği 28.02.2025 tarihli ara kararda özetle; davalı ... vekilince sunulan 19.01.2024 tarihli dilekçeler ile davanın kabulün istendiği, şirketin iki ortaklı olup, ortaklarının muris ... ile ... olduğu, veraset  belgesine göre ...'in 10.03.2022 tarihinde öldüğünü  ve mirasının eşit paylı iki çocuğuna kaldığı, Şile Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/4 Tereke sayılı dosyası üzerinden işlem gören terekeye atanan temsilciye verilen 03.01.2023 tarihli yetki belgesine istinaden dava açıldığı, 26.01.2024 tarihinde denetim kayyımı atandığı, kayyımın mazereti üzerine 19.07.2024 tarihli ara karar ile kayyımın değiştirildiği, davalı şirketin itirazının duruşmalı olarak incelendiği, tereke dosyası, mirasçılık belgesi, ticaret sicil kaydı, dava dilekçesi içeriği, davalı ... vekilinin dilekçeleri, yerine gelen ara kararlarına ilişkin cevabi yazı ve ekleri, Şile Vergi Dairesi Müdürlüğünün cevabı, ortaklık durumu, davanın niteliği ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirketi yönetilemez hale getirecek uyuşmazlık bulunduğu, önceliğin terekenin yararı olduğu,  terekenin menfaatinin korunması için denetim kayyımının atanması konusunda HMK'nın 389. maddesinde tanımlanan koşulların oluştuğu, itirazların yerinde olmadığı, denetim kayyımının ilk raporu ve ve rapora karşı taraf vekillerince sunulan beyanlara göre ... hakkında Şile Asliye Ceza Mahkemesince verilen ve kesinleşen mahkumiyet kararı, mahkumiyete bağlı olarak şirketin organsız kalmaması için tedbiren yönetim kayyımı atanması talebinin kabul edilmesi gerektiği ve mevcut denetim kayyımının tedbiren yönetim kayyımı atanmasının uygun olacağı  anlaşıldığından tedbiren yönetim kayyımı atanmasına karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davalılar ... Ticaret Ltd. Şti.  ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar ... Ticaret Ltd. Şti.  ve ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin 28.02.2025 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbire yönelik itirazın reddine, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davalı şirkete tediren yönetim kayyımı atanmasına karar verildiğini, oysa tereke temsilcinin açtığı davanın dayanaktan yoksun olduğunu, terekenin menfaatlerinin somutlaştırılmadan, diğer mirasçının yönlendirmesi ile dava açtığını, tereke dosyasında verilen 04.09.2023 tarihli ara karar ile terekenin haklarının korunmasının istendiğini, şirket ve terekenin gerçekten zarara uğratılıp uğratılmadığı hususunda inceleme yapılmadığını, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/291 Esas sayılı derdest dava dosyasına sunulan 23.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda ... şirketinin zarar ettirilmediği, ... firmaları tarafından ... şirketinin yaklaşık 80.000.000,00 TL kamu/özel borçlarının ödendiği tespit edilmişken, şirketin zarar uğratıldığı varsayımı ile karar verildiğini, şirketin önceki yıllarda oluğu gibi, murisin sağlığında düzenlenen sözleşmeler ile ticari faaliyetine devam ettiğini, cevap delikçesi ile itiraz dilekçesinde 2018 yılındaki sözleşmeye ilişkin yapılan açıklamaların tekrar edildiğini, müvekkili ... şirketin zarara uğratıldığı iddia edilen şirketin %50 hissedarı ve halen şirketin şirket müdürü olduğunu, kalan %50 hissenin terekede olduğunu ve müvekkilinin terekedeki payına göre şirketin %75 payına sahip olacağını, büyük pay sahibi olan müvekkilinin kayyım atanmasına muvafakatinin bulunmadığını, denetim kayyımınca düzenlenen rapora yönelik itirazın dikkate alınmadığını, TCK'nın 53/1-d maddesi gerekçe gösterilerek ... şirketinin yönetim organının kalmadığı gerekçesiyle yönetim kayyımı atanmasının kanun maddesinin lafzı, Anayasa Mahkemesinin içtihadı ve hükmün infazı ile bağdaşmadığını, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı ilamında tıpkı 53/1-b maddesindeki hükmün milletvekilliği yahut yerel yönetici seçimleri neticesinde seçilen kişinin unvanını düşürmeyeceği, gelecek seçimlerde aday olmasına engel olacak bir güvenlik tedbiri olarak yorumlandığını,  TCK'nın 53. maddesinin güvenlik tedbirini düzenlediğini,  kanunun lafzını ve maksadını aşacak şekilde güvenlik tedbiri olmaktan çıkarıp ceza olarak uygulanması ve var olan kazanılmış hak ve unvanların yitirilmesinin mümkün olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, itirazın reddine dair ara kararın kaldırılmasına ve itirazın kabulüne, ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı tereke temsilcisi tarafından davalı şirket ile mirasçılara karşı açılmış şirkete yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir. İstinaf konusu uyuşmazlık ise şirkete tedbiren yönetim kayımı atanmasına ilişkin karara yönelik itirazın reddine ilişkin ara kararına ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ihtiyati tedbire yönelik itirazların reddine dair  28.02.2025 tarihli  ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davalı şirket ile ... vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı şirket ... ile muris ...'in eşit paylarla ortağı olduğu bir sermeye şirketidir. Muris ...' in şirketteki payının yarısını ...'e devir ettiği ve tarafların eşit pay ile ortak oldukları 24.12. 2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nden anlaşılmaktadır. Murisin 10.03.2022 tarihinde vefatıyla geriye eşit paylarla şirket ortağı ... ve ... mirasçı olarak kalmışlardır. Murisinin terekesinin tespitine ilişkin olarak Şile Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/4 sayılı dosyasında mirasçı ... tarafından terekenin tespiti davası açılmıştır. Mahkemece 09.03.2023 tarihinde Av. ... tereke idare memuru olarak görevlendirilmiştir. Mahkemenin 04.09.2023 tarihli ara kararı ile tereke memurunun, terekenin menfaatine ilişkin gerekli tedbirleri alması ve dava açması konusunda yetkilendirilmiştir. Tereke memurunca açılan eldeki dava ile şirket yöneticisinin şirketi temsilde suistimalde bulunduğu belirtilerek şirkete kayyım atanması istenmiş ayrıca tedbiren de yönetim kayyımı atanması istenmiştir. Bu durumda davacının esasa ilişkin talebi yönetim kayyımı atanması olduğu gibi, tedbir talebi de yönetim kayyımı atanmasına ilişkindir. Dosya arasına konulan 24.12.2021 tarihli Sicil Gazetesi'ne göre, pay devri sonrası ...'in ve ...'in şirketin münferiden temsile yetkili müdürleri olduğu anlaşılmıştır. Şirket müdürlerinden birinin vefatıyla müdürlük görevi sona ermiştir. Müdür ve ortak olan ...'in terekesinin ve özellikle şirket paylarının henüz paylaşılmadığı anlaşılmakla murisin payları üzerinde mirasçıların el birliği ile mülkiyeti bulunmaktadır. Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 26.01.2024 tarihli ara kararla denetim kayyımı atanmasına karar verilmiştir. Denetim kayyımı atanması talebinin şirket ve ... vekili 12.02.2024 tarihli dilekçe ile itiraz etmiştir. Kayyımın mazeret talebi üzerine 19.07.2024 tarihli ara kararla denetim kayyımını değiştirerek farklı bir kişi atamıştır. Mahkeme, itirazı 15.01.2025 tarihli duruşmada değerlendirmiştir. Bu duruşmada dosyada davalı olarak gösterilen mirasçı ... vekili, şirketin müdürü ve ortağı ...'in almış olduğu mahkumiyet hükmü ile TCK'nın 53. maddesi uyarınca organ boşluğu bulunduğu savunulmuştur. Mahkemece 28.02.2025 tarihli ara kararla, davalının itirazı reddedilmiş Şile Asliye Mahkemesinde verilen ve kesinleşen mahkumiyet kararı nedeniyle organ boşluğu bulunduğu kabul edilerek şirkete yönetim kayyımı atanmıştır. Her şeyden önce ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbire ilişkin ara karar ile itiraza ilişkin ek karar, kıyasen uygulanması gereken HMK'nın 297. maddesine uygun olmadığından, sağlıklı bir istinaf incelemesi yapılamamıştır. İstinafa konu ara karar ile ihtiyati tedbire ilişkin ara karara dava dilekçeleri rastgele şekilde kopyalanıp yapıştırılmış, taraf beyanları da aynı şekilde karara alınmıştır. Kararda, talebe ve itiraza ilişkin iddia ve delillerin tartışılması yapılmamıştır. İkinci olarak davadaki talep yönetim kayyımı atanması talebidir. Dava dilekçesinde şirketin organ boşluğundan söz edilmemiştir. Sadece şirketin düzgün yönetilmediğinden bahisle yönetim kayyımı atanması talep edilmiştir. Aynı talep ihtiyati tedbir olarak da ileri sürülmüştür. Ancak yönetim kayyımı atanması istenmesine rağmen yöneticinin azline ilişkin bir talep bulunmamaktadır. Mahkemece esas davada talep sonucu yapılan yönetim kayyımlığının tedbiren verilmesini gerektiren sebeplerin açıklanmadan karar verilmesi usule aykırı olmuştur. Üçüncü olarak dava dilekçesinde şirket davalı olarak gösterilmiş, altından ...'in mirasçıları ... ile ...'in isimleri yazılmıştır. Bu kişilerin hangi sıfatla davada yer aldığı dava dilekçesi ile mahkeme kararından anlaşılmadığından HMK'nın 31. maddesine göre bu hususun davacı vekiline açıklattırılması, ayrıca talep sonucunu konusunda tereddütleri giderecek şekilde açıklama istenmeden yargılamaya devam edilmesi de usule aykırı olmuştur.Dördüncü olarak mahkemece tedbir talebinin kabulüne yönelik itirazın duruşmalı olarak incelendiği, ancak duruşma sırasında dosyadaki sıfatı anlaşılamayan ... vekilinin, şirket müdürünün almış olduğu cezadan söz edildiği, sonuçta dört yıl on iki ay hapis cezası verildiğinin belirtildiği görülmüştür. Mahkemece bu beyan esas alınarak Şile Asliye Ceza Mahkemesinde verilen ve kesinleşen mahkumiyet kararı ve TCK'nın 53. maddesi uygulanması nedeniyle şirket müdürünün müdürlük görevini yapamayacağı anlaşıldığından denetim kayyımlığını yönetim kayyımlığına çevirmiştir. Ancak yukarıda belirtildiği üzere gerekçeli karardan ceza mahkemesi kararlarının hangileri olduğu ve ne kadar ceza verildiğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmamakla birlikte dosya içerisinde bulunan Şile Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/570 esas, 2023/559 Karar sayılı dosyası ile ...'in iki ay altı ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve TCK'nın 53. maddesini a, d ve e  bentlerinin uygulanmasına karar verildiği, ayrıca aynı mahkemenin 2021/39 sayılı dosyası ile ...'in iki yıl altı ay hapis cezasıyla cezalandırıldığı ve her iki kararın  kesinleştiği görülmüştür. Bu itibarla ceza mahkemesi kararlarına usulüne uygun şekilde değerlendirilerek şirkette organ boşluğu bulunup bulunmadığının belirlenmesi, davacının talebinin açıklattırılması,  dava tarihi ve karar tarihi itibariyle organ boşluğu bulunması halinde gerekçesi de gösterilmek suretiyle HMK'nın 297. maddesinde gösterilen şekle kıyasen riayet edilerek denetlenebilir bir gerekçeli karar oluşturulması için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında tedbire itirazın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalılar ... Ticaret Ltd. Şti.  ve ... vekili tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince bu davalılara iadesine, 4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hakkındaki kararla birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK''nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 22.05.2025<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d94970c3ab372ba5","SID":"b7a8289c6f404057"}}