{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2316 Esas<br>KARAR NO: 2025/901 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2020/522 Esas-2022/214 Karar<br>TARİHİ: 31/03/2022<br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kambiyo senetlerinden dolayı; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile 163.300,00 TL üzerinden icra takibine konu ettiğini, davalının bu takibinin kötü niyetli olduğunu, haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu belirterek, haksız ve dayanaksız icra takibinden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili yönünden takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili, vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; İcra takibine konu alacağın kambiyo takibi kıymetli evrak olup, cari hesap alacağı olmadığını, ancak müvekkili şirket kayıtlarında yapılacak bilirkişi incelemesi, gümrük teslim belgeleri ve faturalar ışığında müvekkilinin davacılardan alacaklı olduğunu, Davacıların keşide ettikleri bononun ön ve arka yüzü görüntülerinin ekte sunulduğunu, hiçbir şekilde teminat senedi olarak tesis edilmediğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra dosyasındaki paranın müvekkil şirkete ödenmesinin durdurulmasına ilişkin tedbirin kaldırılmasına, davacıların %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 31/03/2022 tarih ve 2020/522 Esas-2022/214 Karar sayılı kararında;\"...Tarafların ilk önce bila tarihli 3 sayfalık ticari alım-satım sözleşmesi düzenledikleri sözleşmenin 300.000 adet maskeye yönelik olduğu, sözleşmeye uygun alım satımın gerçekleştiği, daha sonra 14 Mart 2020 Tarihinde Senet Teslim Protokolü kapsamında 400.000 adet maske için sözleştikleri, 14 MART 2020 tarihli sözleşmenin önceki 300.000 adet maske satımına konu bila tarihli sözleşmenin eki veya devamı olduğuna yönelik her hangi bir ibarenin mevcut olmadığı, söz konusu protokolde mal birim bedeli olarak TL veya yabancı para cinsi belirtilmediği, aynı şeklide protokolde vade farkı veya kur farkına dair bir nitelendirmenin bulunmadığı, takibe konu senedin maske alım satım ilişkisi sebebiyle davalı şirkete teslim edildiğinin açıkça belirtildiği, her iki şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde davacının takip tarihi itibariyle 38.573,00 TL olan borcunu takipten sonra davadan önce 16.10.2020 tarihinde davalının ... Bankası Ataşehir şubesindeki hesabına havale yapmak suretiyle ödendiği, bu suretle davacı şirketin davalı şirkete herhangi bir borcunun kalmadığı anlaşılmıştır.Bununla beraber taraf vekillerinin son celsede somut olaya ve ticari ilişkinin özüne yönelik beyanları nazara alındığında davalı yan davacı yana ilk parti 400.000 adet maske alım satımına ilişkin bakiye alacağının tahsili amacıyla ikinci parti 400.000 adet maske alım satımı nedeniyle taraflar arasında düzenlenen senede istinaden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile davacı şirket aleyhine takip başlattığı, oysa 800.000 TL lik senedin verilmesine temel teşkil eden 14/03/2020 tarihli sözleşmede belirtilen 400.000 adet maskenin davacı şirkete tesliminin yapılmadığı, taraflar arasında 14/03/2020 tarihli sözleşme dışında ve öncesinde (taraflar arasındaki ilk ticari ilişkiye esas) sözleşme akdedildiği, bu hususta taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, dava ve takibe konu senet teslimi gerçekleşmeyen ikinci parti 400.000 adet maske alım-satımına ilişkin olduğu, buna rağmen taraflar arasında protokolde belirtilen ticari ilişkinin dışında (daha önce gerçekleştiği anlaşılan alım satıma ilişkin) ticari ilişkiden kaynaklı alacaklı olduğu iddiası ile vade farkı, kur farkı ve bakiye alacak için mezkur senedi icra takibine koyduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda vade farkı ve kur farkı taleplerine yönelik Yargıtayın içtihatları muvacehesinde yapılan açıklamalar baki kalmak kaydıyla yargılama konusu temel ilişki için verilmiş bir senedin başka bir ticari ilişkiden kaynaklı alacak sebebiyle icra takibine konu edilip edilmeyeceği hususudur. Davalı yan  14/03/2020 tanzim tarihli, 27/03/2020 vade tarihli, 800.000,00 TL bedelli senedi dayanak yaparak taraflar arasındaki başka bir ticari ilişkiden (ilk parti 400.000 adet maske alım - satım ilişkisi) kaynaklandığını iddia ettiği alacağının tahsilini talep etmektedir. Senedin doğumundan önceki alacağının tahsili için daha sonra oluşturulan ve protokol ile ne amaçla oluşturulduğu ortaya konulan senede istinaden başlatılan takibin usul ve yasaya aykırı olduğu değerlendirmeleri ile davacının borca yönelik menfi tespit talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.Benzer konuya ilişkin Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2013/16944 esas ve 2013/18551 karar sayılı ilamında; \"Mahkemece Dairemiz bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Zira dava İİK 72. maddesine dayalı menfi tespit davası olup, menfi tespit davalarında dava tarihindeki borçluluk durumu saptanıp borçlu olunmayan kısım varsa o tutar üzerinden borçlu bulunulmadığının tespiti biçiminde hüküm kurulmalıdır. Somut olayda mahkemece menfi tespit davasının niteliğiyle bağdaşmayacak şekilde hüküm oluşturulması usul ve yasaya aykırı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. \" şeklindeki açıklamalarının ışığı altında davacıların dava tarihindeki borçluluk durumu saptanmış ve borçlu olmadıklarına kanaat getirilmiş ve bu şekilde aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. Davacı vekili kötüniyet tazminatı talep etmişse de bu tazminat takibin haksız olarak açılması hallerinde açanın kötüniyeti de varsa hükmedilen bir tazminattır. Oysa olayımıza takibin açılmasında haksız bir durum olmayıp, bakiye 38.573,00 TL borcun harici ödemeyle takipten sonra 16/10/2020 tarihinde kapanması nedeni ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir. Tüm bu nedenlerle davacıların menfi tespit davasının kabulüne, kötüniyet tazminat talebinin ise reddine aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. ...\"gerekçesi ile, ''1-Açılan davanın KABULÜNE, 2-Davacıların İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, 3-Kötü Niyet Tazminat Talebinin Reddine '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından takipten sonra borcun ödendiği iddiasıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin takip esnasında veya takip sonrasında 800.000 TL bedelli senetten dolayı davalıya karşı hiçbir şekilde borcunun bulunmadığını, bu hususun mahkemece ve karşı tarafça da kabul edildiğini, davalı tarafından icra takibinin başlatıldığı esnada müvekkilin 38.573,00 TL borçlu olduğu iddiasının ise davaya konu 800.000 TL bedelli senet ile ilgili bir durum olmadığını, 800.000,00 TL bedelli senet ile ilgili müvekkilin icra takibi başlatılırken de hiçbir borcunun bulunmadığını, Müvekkil şirketin, davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile 400.000 adet 3 katlı maskenin müvekkile teslimi halinde 800.000 TL ödenmesi için 14.03.2020 tarihinde sözleşme imzaladığını, müvekkilin işbu sözleşmede belirlenen 400.000 adet maskenin kendisine teslimi halinde tahsil edilmesi kaydıyla davalıya 14.03.2020 düzenleme, 27.03.2020 vade tarihli, 800.000 TL bedelli senet verdiğini, davalının sözleşme ile kararlaştırılan 400.000 adet 3 katlı maskenin müvekkile teslimini hiçbir zaman yapmadığını, ancak sözleşme uyarınca kendisine verilen 800.000 TL bedelli senedi İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 163.300.00 TL üzerinden icra takibine konu ettiğini, davalının işbu takibinin kötü niyetli ve tamamen haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu, Davaya konu senedin, sözleşme gereği müvekkile maskelerin teslim edilmesi halinde davalı tarafça tahsil edileceğini, sözleşmenin 2. paragrafında davalının maskeleri teslim etmemesi halinde verilen senedin geçersiz olacağına dair hüküm bulunmadığını, davalının, müvekkile taahhüt ettiği 400.000 adet 3 katlı maskenin teslimini hiçbir zaman yapmadığından, sözleşme gereği senedin geçersiz olduğunu, davalının karşılıksız ve geçersiz olan senedi kötü niyetli ve haksız kazanç elde etmek niyetiyle icra takibine koyduğunu, müvekkilin icra takibine konu olan ve karşılıksız/bedelsiz kalmış 800.000 TL bedelli senetten dolayı davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu nedenle kötü niyetli  alacaklının  icra takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, mahkemece bu taleplerinin hukuka aykırı biçimde reddedildiğini, Bilirkişiler tarafından davacı ve davalı şirketlerin cari hesaplarının incelenmesi neticesinde müvekkil şirketin takip esnasında bir kısım borcunun bulunduğu iddiasıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin kabul edilemeyeceğini, davanın bir menfi tespit davası olduğunu, alacaklı ve borçlunun tüm ticari ilişkisi ve cari hesaplarının bu dava kapsamında hükme esas alınamayacağını, mahkemece bakılması gereken tek hususun davaya konu kambiyo senedinden kaynaklı olarak takip esnasında müvekkilin borçlu olup olmadığı hususu olduğunu, ancak mahkemece tarafların tüm ticari ilişkileri, cari hesapları inceletilmek suretiyle takip esnasındaki durumlarına göre kötü niyet tazminatı ile ilgili bir karar verildiğini, Davalı tarafın istinaf dilekçesinde yer alan aleyhe hususları kabul etmediklerini; işbu dava konusunun taraflar arasında akdedilen 14.03.2020 tarihli senet teslim protokolüne istinaden verilen 27.03.2020 vade tarihli, 800.000,00 TL bedelli senedin oluşturduğunu, davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, davacının takip tarihi itibarıyla dava konusu senetten kaynaklı müvekkiller nezdinde herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, İcra takibine ve davaya konu 800.000,00 TL bedelli 27.03.2020 vade tarihli senedin 14.03.2020 tarihinde imzalanan sözleşmeye istinaden verildiği, 800.000,00 TL'lik senedin verilmesine temel teşkil eden 14.03.2020 tarihli sözleşmede belirtilen 400.000 adet maskenin müvekkile teslim edilmediği, Taraflar arasında 14.03.2020 tarihli sözleşme dışında bu sözleşmeden önce imzalanmış ayrı bir sözleşmenin bulunduğu hususlarında taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, bunun mahkeme tarafından da kabul edildiğini, Dava konusu senedin protokolde belirtilen ticari işe ilişkin verildiğini ve protokolde belirtilen maskelerin müvekkile teslim edilmediğini, protokol gereği işbu senedin geçersiz olduğunu ve müvekkile iade edilmesi gerektiğini, davalının, taraflar arasında daha önce gerçekleşen ticari ilişkiden dolayı alacağı bulunsa dahi işbu alacağın tahsili amacıyla elindeki kambiyo senedini icra takibine konu edebilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalı tarafından kötü niyetli bir şekilde geçersiz ve bedelsiz kalan senede dayalı olarak icra takibi yaptığını, davacının taraflar arasında protokolde belirtilen ticari ilişkinin dışında daha önce gerçekleşen bir ilişkiden dolayı dava konusu senedi icra takibine konu etmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, dava konusu senetten kaynaklı müvekkil şirketin borcunun bulunmadığını, davalının da yaptığı icra takibinin \"cari hesap alacağı\" olduğu gerçeğini kabul ettiğini, buna rağmen kambiyo senetlerine özgü haciz yoluna başvurduğunu, Davaya konu senedin verilmesine temel teşkil eden temel ilişkinin 14.03.2020 tarihli sözleşme olduğunu ve bu hususun tarafların kabulünde olduğunu, davalının bu senede dayanarak başka bir ticari ilişkiden kaynaklandığını iddia ettiği alacağının tahsilini talep ettiğini, davalının bu iddiasının 'senedin talili' niteliğinde olduğunu, bu aşamada davalının takibe ve davaya konu senedin  alacak iddia etmiş olduğu temel ilişki için verildiğini ispat etmesi gerektiğini, dosyadaki tüm bilgi ve belgelerden, davalının da ikrarıyla, davaya konu senedin 14.03.2020 tarihli geçersiz olan, taraflar açısından herhangi bir borç ve alacak doğurmayan sözleşme için verildiğinin sabit olduğunu, bu aşamada artık herhangi bir bilirkişi raporu almaya gerek olmaksızın mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, çünkü icra takibine ve davaya konu edilen senedin verilmesine temel teşkil eden ilişkinin geçersizliğinin tarafların kabulünde olduğunu, geçersiz bir ilişkiye dayanılarak verilen senedin de bedelsiz kaldığını ve icra takibine konu edilmesinin mümkün olmadığını, Müvekkilin sözleşmede belirtilen 300.000 adet maskenin bedelini 05.03.2020 tarihinde peşin olarak ödediğini, 300.000 adet maskenin teslimi esnasında davalı şirketin sözleşmeye konu olmayan 100.000 adet daha maskeyi müvekkile satmayı teklif ettiğini, taraflar arasında bu 100.000 adet maske ile ilgili herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığını, 100.000 adet maskenin fiyatının ne olduğu konusunda ve ödemenin hangi vadelerde ve nasıl yapılacağı hususunda taraflar arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davalının 10.03.2020 tarihli toplam 400.000 adet maske için 830.536,00 TL bedelli fatura düzenlediğini, bu faturanın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu ve itiraza uğramadığını, bu haliyle 400.000 adet maskeden kaynaklı davalının müvekkilden talep etmiş olduğu toplam bedelin 830.536,00 TL olduğunu, davalının bu faturayla alacağının 830.536,00 TL olduğunu belirttiğini ve alacağını TL cinsinden istediğini, dövize ilişkin herhangi bir ihtirazi kayıt bulunmadığını, seçimlik hakkını TL yönünde kullandığını, bu nedenle bu faturadan sonra davalının alacağını tekrar döviz cinsinden isteyebilmesinin mümkün olmadığını, mahkemece fatura tarihi ve ödeme tarihlerindeki döviz kurları esas alınarak dolar üzerinden hesaplama yapılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dolar üzerinden hesaplama yapılması halinde dahi müvekkilin 300.000 adet maskenin bedelini peşin olarak ödemiş olduğu 05.03.2020 tarihinde fatura düzenlenmesi gerekirken 10.03.2020 tarihinde fatura düzenlendiğini, bilirkişinin de hesap yaparken faturanın düzenlenmesi gerekli olan 05.03.2020 tarihindeki döviz kuru esas alarak dolar üzerinden belirlemesi gerekirken faturanın düzenlendiği 10.03.2020 tarihli dolar kuru esas alınarak fatura bedeli belirlediğini, bu yönüyle bilirkişi raporunun karar vermeye elverişli olmadığını, bilirkişi raporunda yer alan \"6,2677 TL'lik ... Bankası USD satış kurunu kabul etmediklerini, davalı şirketin 300.000 adet maskenin ödemesi için istenilen USD kurunu müvekkile bildirdiğini, bildirilen bu 300.000 adet maskenin ödemesinin 622.903 TL olarak 05.03.2020 tarihinde davalının banka hesabına gönderildiğini, maske birim fiyatının davalı şirket tarafından 2.0763 TL olarak hesaplandığını ve faturalandırıldığını, talep edilen bu rakam üzerinde müvekkil şirketin hiçbir dahilinin bulunmadığını, USD kurunun ise 6,10689 TL olarak yine davalı Medomer firması tarafından belirlendiğini, 10.3.2020 tarihli Medomer firmasının faturasının da bu durumu tasdik ettiğini, bu nedenle bilirkişinin farklı USD kuru olarak farklı birim fiyatı bulmasının gerçekçi bulunmadığını, yine bilirkişi raporunda yer alan 'Her bir ödemenin tarih tarih belirlenerek o günkü ... Bankası USD satış kurunun baz alınarak TL olarak yapılan ödemelerin ve faturanın USD karşılıklarına göre yapılan hesaplamada:’ şeklindeki değerlendirmesine katılmadıklarını, 'Davalının dayandığı tarihsiz 3 sayfalık 8 maddelik sözleşmede 100.000 adet maskenin hangi fiyattan, hangi para biriminden, hangi tarihte ödeneceği konusunda bir hüküm bulunmadığı, ayrıca tarihsiz sözleşmede vade ve kur farkına ilişkin bir hüküm de bulunmadığı’ şeklindeki değerlendirmesine aynen katıldıklarını, zaten Medomer firmasın 10.3.2020 tarihli faturada USD yerine Türk Lirasını seçerek kendisi seçimlik hakkını kullandığını ve buna göre birim fiyatını oluşturduğunu, yine bilirkişi raporunda yer alan 'Taraflar arasındaki bila tarihli sözleşmedeki ödeme günündeki ... Bankası USD satış kuru baz alınarak teklif birim fiyatı 0,34 USD üzerinden yapılan hesaplamaya göre: 400.000 adet maskenin136.000,- USD / 852.407,20 TL ile her bir ödemenin tarih tarih belirlenerek o günkü ... Bankası USD satış kurunun baz alınarak TL olarak yapılan ödemelerin ve faturanın USD karşılıklarına göre yapılan hesaplamanın aşağıdaki gibi alacağı ve bu hesaplamaya göre davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. 7.672,13 USD/21.871,20 TL alacaklı olabileceği;’’ değerlendirmesine de katılmadıklarını, 10.3.2020 tarihli fatura incelendiğinde de birim fiyatın 2.0763 TL olduğunun belirlendiğinin anlaşılacağını, yerel mahkeme tarafından verilen kararın 'kötüniyet tazminatına hükmedilmesi' haricinde hukuka uygun bir karar olduğunu, bu yönleriyle davalıların istinaf taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, \"kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi\" kararına karşı yaptığımız istinaf başvurusunun da kabülünün gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin Corona sürecinde davalı şirket ile yapmış olduğu maske satımına konu bakiye alacağı olduğu görüşünde olduğunu, bu ticari ilişki kapsamında davacılar tarafından kendisine ciro edilmiş kıymetli evrakın da yeddinde bulunduğunu, dava dilekçesinde talep edilen husus ile yerel mahkemece tesis edilen hükmün birbiri ile örtüşmediğini, yerel mahkemece müvekkilin İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra  dosyası ile takip açmakta haklı olduğunu ve o tarihte gerçekten bir borç bulunduğunun tespit edildiğini, davacı yanın ise dava dilekçesinde icra takibinin haksız ve mesnetsiz olduğunu ve bu takip nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürdüğünü, oysa yerel mahkemece ve bilirkişi raporları ile müvekkilin icra takibini açmakta hukuki yararı ve alacağının olduğunun tespit edildiğini, yerel mahkemece davacının tespit talebinin reddine karar verildiğini ve sadece icra takibindeki alacak bedelinde bir fark olduğunun belirtildiğini, davanın kabulüne dair kararın usulen hatalı olduğunu, İcra takibinin kambiyo olduğunu ve mücerretlik ilkesinin bulunduğunu, davacılardan ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin basiretli bir tacir olarak 27.03.2020 Tarihli, 800.000-TL bedelli BONO'yu  keşide ettiğini, diğer davalı ...'ın da kefil olarak imzaladığını, müvekkil şirkete lehtar olarak teslim ettiklerini, keşide ettikleri işbu bononun hiçbir şekilde teminat senedi veya doğrudan herhangi bir borç ilintisi tesis edilmediğini, Müvekkil şirketin alacaklarının ve vade farkı  alacağı faturasının usulüne uygun olarak ticari kayıtlarda ve vergi dairesi kayıtlarında sabit olduğunu, nitekim bilirkişi tarafından da müvekkil şirkete ait ticari defter ve kayıtların delil niteliğinde ve usulüne uygun tutulduğunun tespit edildiğini, müvekkilin vade farkı talep etme hakkının bulunduğunu tespit ettiğini, Yerel mahkeme kararının bilirkişi raporuna aykırı görüşler içerdiğini, müvekkilin davacılara 400.000 adet maskeyi teslim ettiğini ve sözleşmede maskenin adet fiyatının 0,34 USD olacağının hüküm altına alındığını, mahkemece; Aynı sekilde taraflar arasında imzalanan 8 maddelik sözlesmede 300,000 adet maskenin hangi fiyattan, hangi para biriminden, hangi tarihte ödenecegi konusunda bir sart veya bir madde bulunmamaktadır.\" şeklinde bir gerekçeye  dayanıldığını ancak bu ifadenin bizzat mahkemece düzenlenen bilirkişi raporuna ve imzalanan sözleşmeye aykırı bir değerlendirme olduğunu,  Müvekkil tarafından düzenlenen faturada, 400.000 adet maske için ... Bankası USD döviz satış kurunu baz alınarak düzenlendiğini, fatura üzerinde herhangi bir açıklama olmadığı gerekçesi ile bu hesaplama yapılmadan müvekkilin töhmet altında bırakılmasının hukukun insani ve vicdani özelliği ile örtüşmediğini, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, maske birim fiyatının döviz cinsinden  kararlaştırıldığını ve  ödeme Türk Lirası olarak yapılacak olur ise  bunun ... Bankası USD Döviz  Kuru üzerinden  yapılacağının kabul edildiğini, müvekkilce düzenlenen fatura hesabının da bu anlaşma metni üzerinden yapıldığını, yazılı olarak 300.000 adet maske anlaşması ve fiilen yapılan telefon görüşmeleri ile davacı şirkete 400.000 adet maske teslim edildiğini, yerel mahkemenin 'her ne kadar  300.000 adet maske için anlaşma  yapılsa da;  aynı gün ve aynı anda teslim edilen 100.000 adet maske için  özel bir anlaşma yoktur' görüşünde olduğunu, ticari hayatın ve hukuki  aktivitenin devamlılığı ilkesi uyarınca, müvekkil tarafından iyiniyetli bir şekilde tek bir  batında,  aynı gün ve aynı anda gümrüğe gelen ve davacı şirkete teslim edilen 400.000 adet maske tesliminin tek bir  birim bazlı sözleşme kapsamında olduğunu, Her iki şirketin Gümrük Bölgesindeki karşılıklı talep dilekçe ve taahhütleri ile  400.000 adet  maskenin  devir işleminin aynı gün resmi olarak gerçekleştirildiğini, serbest bölgeden ...'nin teslim alındığının açık  ve net olduğunu, davacıların müvekkile olan borçlarını ödemedikleri için hem kur farkından hem de vade farkından dolayı sebepsiz zenginleştiklerini, söz verdikleri tarihte ödemeler yapılmadığında hem dövizin arttığını hem de müvekkilin nakit para kaybına uğradığı için ekonomik olarak zor durumda kaldığını, Bilirkişi raporunda 400.000 adet maskenin teslim edildiği ve ödemelerin aralıklı olarak yapıldığının tespit edildiğini, düzenlenen bilirkişi raporu ve yerel mahkeme kararının müvekkilin ticari kayıpları konusunda hiçbir değerlendirme yapmadığını, döviz artışı korusunda bir açıklık olmadığını,  müvekkilin zamanında yapılması kararlaştırılan ödemeler ile ilgili oluşan kur ve vade farklarını talep etmekte haklı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, icra takibinden sonra İİK. 72 maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile davalı ... Ltd Şti. Tarafından davacılar hakkında  14.03.2020 tanzim ve 27.03.2020 vadeli, davacı şirketin keşideci, davacı şahsın ise aval olduğu 800.000,00 TL miktarlı bonodan kaynaklı 163.300,00 TL alacağın tahsili talebiyle kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı görülmüştür.Mahkemece davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının talimat mahkemesince mali müşavir bilirkişiye inceletilmek suretiyle rapor alındığı, davalı tarafın ticari defter ve kayıtları da yerel mahkemece mali müşavir bilirkişiye inceletilerek rapor alındığı ve bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir. Davacı tarafın 14.03.2020 tarihli “Senet Teslim Protokolü” başlıklı belgeye dayandığı, söz konusu protokole göre davacı alıcı ...Şirketinin, davalı satıcı ...Şirketine 14.03.2020 tanzim 27.03.2020 vade tarihli 800.000,00 TL bedelli senet verdiği, karşılığında 400.000 adet maskenin İstanbul Gümrük sahasına inmesi ile teslim yapıldığında senedin ödemesinin yapılacağı, söz konusu 400.000 adet maskenin teslim edilememesi durumunda senedin geçersiz sayılacağı hususunda anlaştıkları ve protokol altının taraflarca imzalandığı görülmüş ve davalı tarafın protokoldeki imzaya itiraz etmediği anlaşılmıştır.Davacı vekili dava dilekçesi ve 03/02/2022 tarihli duruşmada;'' Davalıdan ilk 400.000 lik teslimatı aldığımızı kabul ediyoruz, söz konusu teslimat senedin düzenleme tarihi 14/03/2020 tarihinden önce gerçekleşmiş bir teslimattır,  o dönemde henüz takibe konu senet düzenlenmemiştir, söz konusu ilk partinin 300.000 lik bedeli peşin ödendi, bakiye 100.000 lik maske içinde ödemeyi teslimattan sonra ödedik, borcu bitirdik, biz karşı taraflar ikinci parti 400.000 lik maske sözleşmesi yaptık ve davaya ve takibe konu senet ise ikinci 400.000 lik maske sözleşmesine istinaden karşı tarafa verilmiştir, bu ikinci 400.000 lik maske teslim edilmemiştir,'' şeklinde beyanda bulunmuştur.Davalı vekili de aynı tarihli duruşmada;'' Cevap dilekçemi tekrar ederim, öncelikli olarak taraflar arasında 10 Mart 2020 öncesi 400.000 adet maske teslimi hususunda anlaşılmış olup, müvekkil 400.000 adet maskeyi davacı şirkete teslim etmiştir, ödemenin defaten yapılacağı kararlaştırılmış ve bu noktada fatura düzenlenmiştir. Buna rağmen ödemede hem bakiye alacak kalmıştır, hemde yapılan ödemeler parça parça yapılmıştır, hatta icra takibinden sonra dahi ödeme  yapılmıştır, taraflar ilk parti 400.000 adet maske haricinde ikinci parti 400.000 adet maske hususunda anlaşmışlardır, senet düzenlenmiştir, fakat davacı daha ilk partide ki bakiye alacağımızı dahi ödemediği için ikinci parti 400.000' lik maske teslim edilmemiş, ilk parti teslim edilen maskelerin bakiye alacakları davacı şirket yetkililerinden şifai olarak istenmesine rağmen zamanında ödenmediği defaten ödenmesi gerektiği halde parça parça ödenmiş, hatta kur farkı ve vade farkı taleplerine yönelik taraflarına tebliğ edilen faturayı dahi ticari defterlerine kaydetmemişlerdir veya 8 gün içinde tarafımıza iade etmemişlerdir, söz konusu 2 adet faturanın vergi dairesine bildirimi yapılmış ticari defterlere tarafımızca işlenmiş vergisi dahi ödenmiştir, 800.000 TL lik senet elimizde olmasına rağmen yalnızca alacağı olduğumuz 163.300,00 TL üzerinden takip başlattık, davanın reddini talep ediyoruz, '' şeklinde beyanda bulunmuştur.Davacı tarafın dayandığı 14.03.2020 tarihli “Senet Teslim Protokolü” başlıklı belgede açıkça  davacı alıcı ...Şirketinin, davalı satıcı ...Şirketine 14.03.2020 tanzim 27.03.2020 vade tarihli 800.000,00 TL bedelli senedin  400.000 adet maskenin teslim edilmesi halinde ödemesinin yapılacağı, 400.000 adet maskenin teslim edilmemesi durumunda senedin geçersiz sayılacağının düzenlendiği, davalı vekili 03/02/2022 tarihli duruşmada;''... taraflar ilk parti 400.000 adet maske haricinde ikinci parti 400.000 adet maske hususunda anlaşmışlardır, senet düzenlenmiştir, fakat davacı daha ilk partide ki bakiye alacağımızı dahi ödemediği için ikinci parti 400.000' lik maske teslim edilmemiştir,'' şeklindeki beyana göre dava konusu bonunun teslim edildiği 14.03.2020 tarihli protokolde düzenlenen  400.000 adet maskenin davalı tarafça davacıya teslim edilmediği, bu durumda protokoldeki düzenleme uyarınca  senedin geçersiz sayılacağı ve aksinin davalı tarafça yazılı delillerle ispat edilemediği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında da ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların değerlendirildiği tesbit edilmekle, İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler de gözetilerek ilk derece mahkemesince  davanın kabulü yönünde verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin mahkemenin kabulüne ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Borçlu aleyhine takip başlatan alacaklının İİK'nın 72/5 maddesi gereğince kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için haksız olmasının yanısıra kötüniyetli olması da şarttır. Dosya kapsamına göre ve yukarıdaki açıklamalar gözetildiğinde, davacı hakkında icra takibi başlatan davalının haksız ve kötü niyetli  olduğu ispat edilemediğinden mahkemece davacı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle,  davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 11.155,02 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.788,76 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.366,26‬ TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1abd6c0f1b24344c","SID":"16e0c737ccbf3558"}}