{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2369 Esas<br>KARAR NO: 2025/745 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2021/699 Esas - 2022/618 Karar<br>TARİHİ: 28/09/2022<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 02/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ... SAN TİC LTD ŞTİ, ... Grubu Şirketlerine ait ... projesi Sancaktepe, ... adresinde davalı ...'ne geçen sene yaptığı inşaat işleri karşılığı olarak 169.992,57.TL miktarlı 05.10.2020 tarihli düzenlediği fatura karşılığında borcun bir kısmı için 129.993,00.TL miktarlı ... ... seri nolu 26.03.2021 keşide tarihli çek almış, çekin vadesi geldiğinde ödenmemesi sebebiyle İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatmış, söz konusu fatura miktarının bakiyesi bakımından ise yani 39.999,57 TL yönünden ise cari ilişkinden kaynaklanan ödenmeyen bakiye fatura alacağına ilişkin olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Davalı borçlu şirketin İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı ilamsız icra takibine haksız suretle itiraz olunması ve böylece takibin durdurulmasına sebep olunması bakımından öncelikle arabuluculuk müesesesine başvurulmuş, ne var ki arabuluculuk müzakerelerinden de bir sonuç alınamamıştır. Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde müvekkilin haklı alacağı sübut bulacaktır. Önemle belirtmek istediğimiz bir husus da şudur ki; davalı şirket ile dava dışı ... LİMİTED ŞİRKETİ fiil ve eylem birliği içerisinde olup, iştirak halinde sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2021/156195 sayılı numarası ile haklarında soruşturma yürütülmekte olup, davalı ve dava dışı bu şirketler, ... Grubu Şirketlerine ait ... projesi Sancaktepe, ... adresindeki inşaat işleri için müvekkil gibi piyasadaki birçok şirketi de mağdur ettikleri soruşturma dosyasının tetkiki sonucunda açıkça ortaya çıkmaktadır. Mahkemenize müracaat ile davalı borçlu şirketin  İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı ilamsız icra takibine haksız suretle itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın yüzde 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminata hükmedilmesine karar verilmesi bakımından dava ikame etmek zorunluluğu hasıl olmuştur.  davalı borçlu şirketin  İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı ilamsız icra takibine haksız suretle itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın yüzde 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminata hükmedilmesine, dava masrafı ile avukatlık ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya, dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalara da vekil veya temsilci aracılığıyla katılmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 28/09/2022 tarih ve 2021/699 Esas - 2022/618 Karar sayılı kararında; \"...Toplanan deliler ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça ödenmediği belirtilen faturaya istinaden davalı taraftan alınmış olan çekin ödenmeyen baki kısmından kaynaklı olarak davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali amacıyla iş bu davanın açıldığı; mahkememizce davaya konu alacağa ilişkin ticari defterlerin ibraz edilmesi veya mazeret bildirerek yerinde inceleme talep edilmesi, aksi takdirde davacı tarafın ticari defterlerine itibar edileceği hususunda ihtaratıda içerir  duruşma zaptının davalı tarafa tebliğ edildiği ancak davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmediği, mazerette bildirmediği; tacir olup, defter tutmak zorunda olan tarafın , resmi defterlerin bulunmadığını ileri sürmesinin mümkün olmadığı, yine HMK 222/3 maddesi uyarınca taraflarca ticari defterlerin ibraz edilmemesi halinde karşı tarafın usulüne uygun olarak tutulmuş defter ve kayıtlarının kendi lehine delil olacağının düzenlendiği, bu durumda davacı tarafın usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defter ve kayıtlarının esas alınması gerektiği, mahkememizce hükme esas alınan ve denetlenebilir bilirkişi raporuna göre davacı taraf ticari defterlerine göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 39.999,57 TL  cari hesap alacağının bulunduğu, davalı tarafça bu bedelin ödendiğinin iddia ve ispat edilmediği, bu sebeple icra takibine yapmış oldukları itirazın haksız olduğu anlaşılmakla davanın  kabulüne, alacağın likit ve hesaplanabilir olması nedeniyle davacı lehine alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...\"gerekçesi ile, ''1-Davanın  KABULÜ ile; davalının, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın  iptali ile takibin 39.999,57  TL üzerinden ve takip talebindeki diğer hal ve şartlar üzerinden devamına , alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, 2-39.999,57 TL alacağın %20'si oranında hesaplanacak (7.999,9 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın açılış anından itibaren müvekkile yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, müvekkil şirketin son adres değişikliğini 06.10.2022 tarihinde yaptığını, bu değişikliğin aynı tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, buna rağmen davacı tarafın 26.10.2021 tarihli dava dilekçesinde müvekkil şirketin eski iş yeri adresine yer vermiş olduğunu, müvekkilin tebligatı alamamasına sebep olduğunu, daha sonra yapılan tebligat işlemlerinde müvekkil şirketin güncel adresinin kullanıldığını ve direkt Tebligat Kanunu Madde 35' e göre yapıldığını, oysa madde 35' e göre tebligat işleminin dava veya takibe ilişkin olarak daha önce geçerli bir tebligatın yapılmamış olması durumuna ilişkin olduğunu, öncesinde geçerli bir tebligat yapılmasına rağmen sonraki tebligatların o adreste yapılamaması durumunda ve adres değişikliğinin bildirilmemesi halinde TK. Madde 35 ve TK. Yön. Madde 57'nin uygulanması gerektiğini, Teb. K. m. 34’te m. 35’in adli, idari ve askeri merciin gönderdiği tebliğler bakımından uygulanacağı belirtildiğinden mahkemenin bu hükümlere uygun davranması gerektiğini, Teb. K. m. 35/I’de (Teb. K. Yön. m. 57/I) adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyetinin düzenlendiğini, maddeye göre kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimsenin, adresini değiştirdiği takdirde yenisini hemen tebligatı yaptırmış olan merciye bildirmek zorunda olduğunu, düzenlemeden anlaşıldığı üzere, adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyetinden bahsedebilmek için öncesinde muhataba geçerli bir tebligatın yapılmış olması gerektiğini, adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyetine uyulduğu takdirde, sonraki tebliğlerin artık gösterilen adrese yapılacağını, ancak somut olayda müvekkil şirketin adres değişikliğini sicil gazetesinde resmi olarak ilan ettiğini ve bildirdiğini, buna rağmen tebligatların eski iş yerine gönderilmesnin geçerli bir tebligat işlemi gerçekleştirilememesinin ve buna rağmen her iki adreste de geçerli bir tebligat yapılamadığı halde direkt madde 35' e göre tebligat yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılamanın her aşamasında usul ve yasaya aykırı olan tebligatlara dayanan bir yargılamaya dayanan hükmün kabulünün mümkün olmadığını, Tebligatların usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle müvekkilin mahkemeden gelen tebligatları alamadığıını, davaya teşekkül edemediğini ve en nihayetinde davaya cevap dilekçesini ve bu minvaldeki delillerini mahkemenin bilgisine sunamadığını, bu durumun adil bir yargılanmanın gereği olan savunmalarını mahkemeye sunma hakkını müvekkilin elinden alınmasına sebep olduğunu, hatta ilk derece mahkemesinin kararının temelini oluşturan bilirkişi raporunun dahi net bir şekilde müvekkil şirketin ticari defter kayıtlarını ve sair delillerini dosyaya sunamaması üzerine tamamıyla müvekkil aleyhine olarak geldiğini, dolayısıyla mahkemenin; davaya cevap dilekçesinin yahut delillerin sunulamaması sebebiyle müvekkil aleyhine hüküm kurmasının yasalarla ve hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmadığını, Ayrıca müvekkil şirketin davacı taraf ile hukuken geçerli herhangi bir iş ilişkisinin bulunmadığını, müvekkil şirketin yönetici ve hissedarlarının Alman vatandaşı olduklarını, kendilerinin meslekleri ve iş hayatları gereği yurt dışında yaşadıklarını, özellikle de kurulduğu iddia edilen iş ilişkisinin olduğu dönemde COVİD 19 pandemisinin yaşanması nedeniyle uzun süre Türkiye'ye gelmediklerini, ancak işlerin yürütülebilmesi adına Türkiye'deki çalışanlarından bir kısmına, iş görevlerine göre, vekaletnameler vererek ilgili işlerin yapılması için yetkilendirdiklerini, bu kişiler dışında da yetkisi olmadan işlem yapmaya çalışan kişileri defalarca uyardıklarını ve nihayetinde görevlerine son verdiklerini, dolayısıyla müvekkil şirketin yetkilileri yahut onların yetkili vekilleri dışında kişilerle anlaşmalar yapan ve bu kapsamda iş yaptığı iddiasıyla fatura kesen davacı taraf ile müvekkil şirketin hiçbir iş ilişkisinin olmadığını, olduğu iddia edilse bile bunun hukuka aykırı olduğunu ve müvekkile bu kapsamda kesilen faturaların da geçersiz olduğunu, hatta davacı tarafın iş yaptığını iddia ettiği ... Projesinin davacının bahsettiği gibi Sancaktepe adresinde bulunmadığını, müvekkil şirketin ... Projesi için proje sahibi ... ile sözleşme dahi imzalamadığını, ... Projesi'nin tarafı müvekkil şirket hissedarının ... olduğunu, davacı tarafın iş yaptığını iddia ettiği proje hakkında sadece ana çerçeve sözleşme imzalandığını, ancak daha sonra gelişen süreçte esas sözleşme aşamasına geçilemediğini ve ne ... Şirketi ne de müvekkil şirketin ... Projesi için çalışmaya başlamadığını, bu proje kapsamında müvekkil şirketlerin aldığı bir izin, ruhsat, belge ve sair evrak bulunmadığı gibi hiçbir işe de başlanmadığını, böyle bir durumda davacı tarafın bu projede çalıştığını ve bu çalışmadan kaynaklı alacağı olduğunu iddia etmesinin mesnetsiz iddialardan öteye geçemeyeceğini, Bunun yanında davacı tarafın ilgi fatura kapsamında aldığı ve karşılıksız çıkması sonucu icra takibine koyduğu çekin de müvekkil şirketin kanunen yetkili kişileri tarafından keşide edilmediğini, ilgi çek hakkında başlatılan icra takibi karşılığında imzaya itiraz davası açtıklarını, işbu davadan çıkacak sonucun iddialarının haklılığını net bir şekilde göstereceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, bakiye fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.  Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekilinin usulsüz tebligat yapıldığı ve savunma hakkının kısıtlandığına yönelik istinaf sebebi incelendiğinde,Davacı taraf dava dilekçesinde, bakiye fatura bedelinin ödenmediğini, başlatılan ilamsız takibe ise haksız itiraz edildiğini ileri sürerek eldeki davayı ikame etmiştir. Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamış, istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesi yargılamasında yapılan tüm tebligatların usulsüz olduğu, savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürülmüştür. Dava dosyası incelendiğinde; Dava dilekçesinde davalı şirketin adresinin ... Mh. ... Sk. ... İş Merk.No:... Şişli / İstanbul olduğu, mahkemece davalının dava dilekçesinde yazılı adresine dava dilekçesi ekli 28/10/2021 tarihinde meşruatlı davetiye çıkartıldığı, mahkemece davalının ... Mahallesi ... Cad. ... Apt. No:... Sarıyer/ İstanbul adresine dava dilekçesi ekli 23/11/2021 tarihinde tebligat çıkartıldığı, aynı adrese 22/12/2021 tarihinde TM. 35 maddesine göre tebligat çıkartıldığı, mahkemece  16/02/2022 tarihli duruşmada;Davalı tarafa tebligat kanunu 35. Madde uyarınca davetiye çıkartılmışsa da, tebligat yapılan adresin davalı şirketin Ticaret Sicilde kayıtlı adresinden farklı bir adres olduğu ve bu sebeple yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı şeklinde duruşma tutanağına geçirildikten sonra aynı tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca; Davalı şirketin Ticaret Sicilde kayıtlı ... Mah. ... Cad. ... Blok: no: ... Şişli adresine dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli , duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin Tebligat Kanunu 35. Madde uyarınca tebliğine karar verildiği ve ara karar uyarınca davalının ara kararda belirtilen adresine 16/02/2022 tarihinde TK. 35 maddesine göre davetiye çıkartıldığı anlaşılmıştır.Davalı şirketin sicil kaydına göre adresinin  ... Mah. ... Cad. ... Blok: no: ... Şişli /İstanbul olduğu anlaşılmıştır.Tüzel kişilere tebligatın nasıl yapılacağı 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12. - 13. ve 35 maddelerinde açıkça gösterilmiş bulunmaktadır.Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi ve Tebligat Yönetmeliği'nin 57. maddesi gereğince ticaret siciline bildirilen adrese TK'nun 35. madde gereğince tebligat yapılabilmesi için söz konusu adrese öncelikle normal usullere göre tebligat çıkartılıp bilâ tebliğ dönmesi halinde 35. maddedeki tebliğ prosedürünün işletilmesi gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35/4. maddesi uyarınca; daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır. Bu durumda, anılan maddeye göre tebligat yapılabilmesi için, tebligat yapılan adresin, tebliğ tarihi itibariyle muhatabın ticaret sicilinde kayıtlı adresi olması zorunludur.Somut olaya döndüğümüzde;Davalı şirketin Ticaret Sicilde kayıtlı adresinin ... Mah. ... Cad. ... Blok: no: ... Şişli/İstanbul olduğu,  mahkemece davalı şirketin ticaret sicil adresine öncesinde iade tebligat olmaksızın doğrudan  TK’nun 35. Maddesine göre 16/02/2022 tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca 16/02/2022 tarihinde tebligat çıkartılıp taraf teşkili sağlanmış ise de,  7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince davalıya çıkartılan dava dilekçesinin tebliğ işleminin usulsüz olduğu  anlaşılmıştır. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/4824 Esas -2022/8209 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.) Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan Tebligat Kanunu hükümleri gereğince usulüne uygun şekilde davalı  şirkete, dava dilekçesi ve tensip tutanağının tebliği ile savunma hakkı tanınması, taraf teşkili sağlanarak, 6100 sayılı HMK ile öngörülen ön inceleme duruşması, tahkikat ve sözlü yargılama aşamaları tamamlandıktan sonra davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken,   dava dilekçesi ve ekleri davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan, davalının katılımına olanak sağlanmaksızın yargılama yapılarak karar verilmesi Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen hak arama özgürlüğünün, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ve  HMK'nın 27 maddesinde belirtilen hukuki dinlenilme hakkının,  ihlali mahiyetinde olup,  davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/09/2022 tarih ve 2021/699 Esas - 2022/618 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/05/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4af563490d473947","SID":"cbbcc3f9218aadb7"}}