{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/566 <br>KARAR NO: 2025/999<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/11/2024<br>NUMARASI: 2024/697 Esas - 2024/916 Karar<br>DAVA: Hükmün İptali<br>DAVA TARİHİ: 26/09/2018<br>Hükmün iptali talebinin reddine ilişkin kararın talep eden vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA: Hükmün iptalini talep eden vekili; davanın tarafları arasında 26/04/2017 tarihinde satım sözleşmesi akdedildiğini, davacı tarafından davalı aleyhine GAFTA Tahkim Kurulu nezdinde 10/06/2017 tarihinde tahkim süreci başlatıldığını, davacının davalı şirkete ait olan taşınmaza ihtiyati haciz uygulattığını, tahkim tarafından 28/02/2018 tarihinde 833.785,81-Euro'nun davacıya ödenmesine karar verildiğini, kararın tenfizi yargılaması sonucunda eldeki davada tahkim kararının tenfizine karar verildiğini, ancak eldeki tenfiz davasında tarafların muvazaalı hareket ettiklerini, davalının bilirkişi raporuna süresinde itiraz etmediği gibi kanun yoluna da başvurmadığını, avukatını azlettiğini, ihtiyati haciz ve haczin kaldırılması ve devri gibi işlemlerinin davacı alacaklı lehine olarak yapıldığını, tahkim anlaşmasının geçersiz olduğunu, davalı adına acente sıfatıyla sözleşmeyi imzalayan müvekkilinin özel yetkiye sahip olmadığını, tarafların müşterek hareket ettiklerini, bu hususların görülmekte olan davalardan da anlaşılabileceğini, davalının fiktif faiz hesabını kabullendiğini, tarafların hileli ve ortak hareket ettiklerini, bu kapsamda eldeki davada tahkim kararının tenfizine ilişkin kararın kesinleştiğini, müvekkilinin zarar gören üçüncü şahıs konumunda olduğunu ve HMK'nın 376. maddesi kapsamında hükmün iptalini talep edebileceğini, müvekkilinin davalı ... firmasının kefili konumunda olduğunu, davalı ... tarafından bankalar nezdinde kullanılan kredilere kefil olduğunu, bu nedenle hükmün iptalinde menfaatinin bulunduğunu, tenfizi istenen kararın Türk hukukuna açıkça aykırı olduğunu belirterek İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/01/2020 tarihli 2018/111 E. 2020/95 K. Sayılı kararının iptalini talep etmiştir. <br>CEVAP: Aleyhine hükmün iptali talep edilen davacı ... vekili; iade-i muhakeme istenen dava dosyasının her aşamasından davacı ...'in haberdar olduğunu, bu hususun dava dilekçesinin içeriğinden de anlaşılacağını, bu nedenlerle kesinleşmiş bir mahkeme kararı aleyhine yargılamanın yenilenmesi konusunda yasal süre olan 3 aylık sürenin geçtiğini, huzurdaki davanın esasına girilmeden  süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, talepte bulunanın HMKnın 376' maddede sayılan ve hükmün iptaline talep edebilecek kişilerden olmadığını, ayrıca iddiaların da gerçek dışı olduğunu belirterek hükmün iptali talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; HMK'nın 374 vd maddelerinde yargılamanın iadesi müessesi düzenlenmiş olup, yargılamanın iadesi sebeplerinin 375.maddede tek tek sayıldığı, iade sebeplerine göre dava açılabilecek sürenin aynı yasanın 377. maddesinde düzenlendiği, davacının, tenfiz davasında taraf olmayıp, yargılamanın iadesini isteyen üçüncü kişi konumunda olduğu, davacının dayandığı yargılamanın iadesi isteminin HMK nın 376. maddesine dayandırılmış ise de davacının ... firmasının yerine geçtiğinden söz edilemeyeceği gibi hile olgusunun varlığına dair somut bir delil de ileri sürülmediği, bu sebeple HMK'nın 376 maddesinde sayılan koşulların oluşmadığı, talebin üç aylık hak düşürücü süre içinde de yapılmadığı, bu sebeplerle esasa geçilmediği gerekçesiyle yargılamanın iadesi talebinin HMK'nun 379/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Hükmün iptali talep eden vekili; mahkemece herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan talebin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, müvekkilinin üçüncü kişi olarak kabul edilip edilemeyeceği, hile olgusunun bulunup bulunmadığı, üç aylık hak düşürücü sürenin dolup dolmadığı hususlarının tahkikat gerektiğini, ancak mahkemece bu kanaate nasıl varıldığına dair hiç bir geçerek gösterilmediğini, hile olgusunun dosyaya sunulan delillerle sabit olduğunu, müvekkilinin iptali istenen hükümden zarar gören kişi sıfatına sahip olduğunu, bahsi geçen karardan müvekkilinin etkilendiğini, mahkemenin tenfiz yargılamasında geçerli bir tahkim sözleşmesi bulunmamasına rağmen hatalı karar verildiğini, tenfiz edilen tahkim kararının icraya konu edildiğini ve fiktif olarak aşırı faiz talep edildiğini, muvazaalı hareketlerin devam ettiğini, davalı ... tarafından tasarrufun iptali davasının ilk duruşmada kabul ediliğini, yargılamanın iadesi davasının yasal sürede açıldığını, müvekkilinin bahsi geçen karar içeriğinden ve kesinleştiğinden bilgi sahibi olmasının beklenemeyeceğini, yargılamaya katılma olanağının bulunmadığını, müvekkilinin hile unsurunu öğrendiği tarihin değerlendirilmeden karar verildiğini, davanın ihbarı talebinin reddinin de gerekçelendirilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, tahkim kararının tenfizine dair kesinleşen hükmün iptali istemine ilişkindir. HMK'nın 375. vd. maddesi uyarınca yargılamanın iadesi yoluna kural olarak davanın tarafları ve haleflerinin başvurabileceği düzenlenmiş ise de istisna olarak üçüncü kişilere hükmün iptalini isteme hakkı tanınmıştır. Bu husus HMK'nın \"üçüncü kişilerin hükmün iptalini talep etmesi\" başlıklı 376. maddesinde \"davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenlerin; borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilecekleri hükme bağlanmıştır. Yargılamanın iadesinde hak düşürücü sürenin düzenlendiği 377. maddede hükmün iptali talebi ile ilgili 3 aylık düşürücü sürenin 377/1-b  maddesinde \"alacaklı veya davalı yerine geçenlerin karardan usulen haberdar olduğu\" tarihte başlayacağı düzenlenmiştir. Açık yasal düzenlemeye göre hak düşürücü sürenin başlangıcı hilenin öğrenilme tarihi değil, yargılamanın iadesinin konusunu teşkil eden hükmün öğrenilmesi tarihidir. (Kuru, Baki, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 5. Cilt, İstanbul 2001, s.5241). Somut olayda GAFTA tahkiminde verilen 28/02/2018 tarihli kararın tenfizine ilişkin kesinleşen hükmün iptali talep edilmektedir. Tenfize ilişkin kararın 01/07/2020 tarihinde kesinleşmesinden sonra davacı ... tarafından tahkim kararı ve eldeki davada verilen tenfiz kararına dayalı olarak davalı ... ve dava dışı ... firmalarına karşı İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/642 Esas sayılı 18/09/2020 tarihli tasarrufun iptali davası açılmış olup, hükmün iptalini talep eden ...'in tasarrufun iptaline ilişkin yargılamada davalı ... şirketi adına 24/02/2022 ve 23/06/2022 tarihli duruşmalara katıldığı, duruşmalarda beyanlarda bulunuğunun anlaşılması karşısında hükmün iptalini talep eden ...'in iptali istenen hükmün varlığından 3 aylık hak düşürücü süreden daha önceki bir tarihte haberdar olduğu açıktır. Bu durumda hükmün iptali talebinin 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra yapılması nedeniyle başvurunun HMK'nın 379/1. madde kapsamında reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece hükmün iptali talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, talepte bulunan vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Hükmün iptalini talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Hükmün iptalini talep eden tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,  HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 19/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"db2d69c3ae280d4b","SID":"b97ba45e4a822438"}}