{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/458 - 2025/766<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/458 <br>KARAR NO\t: 2025/766<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/07/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/144 E.  -  2022/236 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, \t\t  Önlenmesi<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/07/2022 Tarih ve 2021/144 Esas - 2022/236 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin \"...\" ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, bu ibareyi içerir şekilde çok sayıda markasının bulunduğunu, davalının müvekkili markalarını, izinsiz olarak işletme adı şeklinde ve yine mağaza içerisindeki reyonlarda, başkaca ürünlerin satışı/tanıtımı amacıyla kullandığını, bu durumun müvekkilinin marka hakkını ihlal ettiğini, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, davalının bu tanınmışlıktan yararlanarak faaliyette bulunduğunu, bu eylemlerin aynı zamanda haksız rekabete de sebebiyet verdiğini ileri sürerek, davalı eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına yönelik ihlalin ve haksız rekabetin önlenmesine ve durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı, süresi içinde davaya cevap vermemiş, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ise tensip ile birlikte alınan bilirkişi raporunda, davacı taraf iddialarının isabetsiz ve soyut olduğunun açıklandığını, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddialarının kanıtlanamadığını, davacı tarafın dosyaya sunduğu delillerin müvekkili ile ilgisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.       <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının işletme tabelasında, diğer tüm unsurlara göre çok daha büyük şekilde yazılmış ve asli markasal kullanımı ortaya koyan ibarenin \"...\" şeklindeki ibare olup, işletme bünyesinde satılan farklı markaların logolarının, yine işyeri tabelasında ve fakat daha küçük bir şekilde yazılması suretiyle gerçekleştirilen kullanımların, dürüstçe kullanım kapsamını aşar mahiyette olmadığı, davalının  \"...\" şeklindeki kullanımının, 2015/39998 sayılı davalı adına 35. sınıfta mağazacılık hizmetlerini de kapsayacak şekilde tescilli marka kapsamında kaldığını, davalı iş yeri tabelasında ve mağaza içi reyonlarda, davacı yana ait markanın kullanımının tek başına davacı markalarından doğan hakları ihlal eder bir kullanım olarak değil, dürüstlük kurallarına uygun bir ticari kullanım olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu durumun aksini ispat eder delil ve emare bulunmadığı, davalının iş yerinde satışa arz edilen ürünlerin taklit ürünler olduğuna dair ispat yükü davacı üzerinde olmakla birlikte davacı tarafın bu iddiasını ispat edemediği, yine davalıya ait iş yerinde davacı markalarını taşıyan hiçbir ürünün satışı yapılmadığı halde bu kullanımların (gerek tabelada gerekse de mağaza reyonlarında) salt davacı markalarının ününden, ticari itibarından, piyasadaki varlığından yararlanma amacıyla gerçekleştirilmiş olduğuna dair ispat yükünün de yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.           <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece delil tespiti taleplerinin değerlendirmeye alınmadığını ve müvekkilinin hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini, davalının, müvekkili markalarını kullanarak başkaca ürünler sattığını, bu markayı işletme tabelasında büyük puntolar ile bayi izlenimi vermek suretiyle kullandığını, müşterileri etkilemek için müvekkili markasını reyonlarda kullanarak altına başkaca ürünler koyduğunu ve satışa sunduğunu, tüm bu haksız kullanımlara ilişkin delillerin dava dosyasına sunulduğunu, bu aşamadan sonra davalının yol açtığı ihlallere ilişkin deliller, davalı tarafından yok edildiği için taraflarınca dosyaya sunulan deliller kapsamında, davalının fillerinin marka hakkı ihlaline ve haksız rekabete yol açtığının tespitini talep etmiş iseler de mahkemece bu taleplerinin dikkate alınmadığını, mahkeme kararının bu kapsamda hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece davalının kullanımlarının dürüstçe kullanım kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de davalının kullanımlarının iyi niyetli ve dürüstlük kurallarına uygun olmadığını, aksine kötü niyetli olduğunu, marka hakkı ihlali ve haksız rekabet yarattığını, davalının orijinal ürün satışı yaptığını kesinlikle kabul etmemekle birlikte davalının orijinal ürün satması halinde dahi markaya tecavüz ve haksız rekabetin gerçekleştiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t:Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi  istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t6769 sayılı Kanun'un 29/1-a maddesi uyarınca, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7'nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka hakkına tecavüz sayılır. Atıf yapılan 7. maddenin 2/a maddesinde, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması, 2/b maddesinde ise tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, müteakip bentte de aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması hallerinde marka sahibinin, bu fiillerin önlenmesini talep hakkının bulunduğu açıklanmıştır. Aynı Kanun'un 7/5. maddesinde ise marka sahibinin, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının, gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi, malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması, özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması biçimlerinde kullanılmasını engelleyemeyeceği hüküm altına alınmıştır. <br>\t6102 sayılı TTK'nın 54 vd. maddelerinde haksız rekabet düzenlenmiş olup, \"Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.\"  denilerek, hangi fiillerin haksız rekabet teşkil ettiği genel olarak belirtilmiştir. Müteakip madde de ise örnekseme yoluyla başlıca haksız rekabet halleri hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda, başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler alınması, haksız rekabet halleri arasında kabul edilmiştir. <br>\tYapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; davacı tarafça, adına tescilli \"...\" ibareli markaların bulunduğu, davalının bu markaları işletme tabelası ve mağaza içindeki reyonlarda izinsiz olarak kullandığı ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince ise davalının işletme tabelasında, diğer tüm unsurlara göre çok daha büyük şekilde \"...\" ibaresinin yazıldığı, bu ibarenin davalı adına tescilli marka olduğu, işletme bünyesinde satılan farklı markaların logolarının, yine işyeri tabelasında ve fakat daha küçük bir şekilde yazılması suretiyle gerçekleştirilen kullanımların, dürüstçe kullanım kapsamında kaldığı, davalının mağaza içi reyonlarda, davacı yana ait markayı kullanmasının, tek başına davacı markalarından doğan hakları ihlal eder bir kullanım olarak değil, dürüstlük kurallarına uygun bir ticari kullanım olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu durumun aksini ispat eder delil ve emare bulunmadığı, davalının iş yerinde satışa arz edilen ürünlerin taklit ürünler olduğuna dair ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğu ve davacının, ürünlerin taklit olduğunu ispat edemediği, yine davalıya ait iş yerinde, davacı markalarını taşıyan hiçbir ürünün satışı yapılmadığı halde tabelada ve mağaza reyonlarında, davacı markalarının, salt davacı markalarının ününden, ticari itibarından, piyasadaki varlığından yararlanma amacıyla kullanıldığının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Görüldüğü üzere, ilk derece mahkemesince, davalının, davacı adına tescilli \"...\" ibaresini, işletme tabelası ve mağaza içi reyonlarda kullandığı kabul edilmiş, ancak iş yeri tabelasındaki ve mağaza içi reyonlardaki kullanımın dürüstçe kullanım kapsamında kaldığı, davalı iş yerinde satışa sunulan ürünlerin taklit olduğunun ya da davacı markalarını taşıyan ürünler satılmadığı halde bu markaların kullanıldığının ispat edilemediği kabul edilmiş, bu karara karşı yalnızca davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. O halde, ilk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, davalının iş yeri tabelası ve mağaza içi reyonlardaki \"...\" ibareli kullanımlarının, davacı adına tescilli markalara tecavüz teşkil edip etmediği, bu kullanımların, SMK'nın 7/5 maddesi kapsamında dürüstçe kullanım olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.<br>\tDavacı tarafça, dava dosyasına sunulan fotoğraflardan, davalı iş yerinin tabelasında, büyük şekilde yazılmış \"...\" ibaresine yer verildiği, bunun dışında daha küçük şekilde yazılmış marka ibarelerinin bulunduğu, bu kapsamda \"...\" ibaresinin de yazıldığı, yine mağaza içi reyonlarda da \"...\" ibaresinin kullanıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim, ilk derece mahkemesinin kabulü de bu yöndedir. Her ne kadar, davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 31.08.2021 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde, bu fotoğrafların davacı tarafından çekildiği ve müvekkiline ait iş yeri ile ilgisi olmadığı savunulmuş ise de bu savunmaya itibar edilmemiş, söz konusu fotoğrafların davalı iş yerine ait olduğu değerlendirilmiştir. Kaldı ki, yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere bu husus, istinaf incelemesi yönünden tartışma konusu değildir. Zira ilk derece mahkemesince, davalının \"...\" ibaresini yukarıda açıklanan biçimlerde kullandığı kabul edilmiş, davalı, bu yönden karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmamıştır. Dolayısıyla gelinen bu aşamada, davalının, davacı adına tescilli \"...\" ibaresini, belirtilen biçimlerde kullandığının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.<br>\tDavacı adına tescilli \"...\" ibareli markaların kapsamlarında, 18. ve 25. sınıflarda yer alan moda – giyim ürünleri bulunmaktadır. Davalı tarafın ise \"...\" isimli mağazasında, çeşitli markalara ait giyim-tekstil ürünlerinin satışı yapılmaktadır. Buna göre, davalı taraf faaliyetleri, davacı adına tescilli markaların kapsamlarında kalan mal ve hizmetler ile örtüşmektedir. Yine, davalının \"...\" ibaresini markasal biçimde kullandığı da açıktır. O halde, <br>SMK'nın 29/1-a maddesi kapsamında, marka hakkına tecavüz koşulları somut olayda gerçekleşmiştir. Öte yandan davacı markası, onun malı ve iş ürünleri kapsamında bulunduğundan, TTK'nın 55/1-a-4 maddesi uyarınca, davalının eylemleri, haksız rekabete de yol açmıştır. <br>\tMarkaya tecavüzün ve haksız rekabetin bulunduğu tespit edildikten sonra davalı eylemlerinin, SMK'nın 7/5 maddesi kapsamında dürüstçe kullanım kapsamında kalıp kalmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalının kullanım şekilleri, özellikle iş yeri tabelasında \"...\" ibaresinin büyük yazılması, buna karşılık tabelada \"...\" ibaresine, diğer markalarla birlikte ve onlarla aynı büyüklükte yer verilmesi, yine mağaza içinde yer alan reyonlardaki kullanımın, ürünü tanıtmaya yönelik bulunması gibi hususlar gözetildiğinde, davalının \"...\" markalı ürünleri, hukuka uygun biçimde satması halinde bu kullanımların, dürüstçe kullanım kapsamında değerlendirileceği tabiidir. Ancak, bu husustaki ispat yükü davalının üstündedir. Diğer bir deyişle davalının, \"...\" markasını taşıyan ürünleri, hak sahibinden temin ettiğini ve satışa sunduğunu ispat etmesi halinde, söz konusu ibareyi, belirtilen şekillerde kullanması, hukuka uygun kabul edilecektir. Somut uyuşmazlıkta, davalı kullanımlarının, hukuka uygun kullanım olduğuna, yani davalının, söz konusu markayı taşıyan ürünleri, hak sahibinden hukuka uygun biçimde aldığı ve satışa sunduğuna dair dosyaya sunulmuş herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu durumda davalı kullanımlarının, SMK'nın 7/5 maddesi kapsamında dürüstçe kullanım kapsamında kaldığı ispat edilememiş olup, markaya tecavüz ve haksız rekabet koşulları oluşmasına rağmen, ilk derece mahkemesince ispat yükü ters çevrilerek, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları haklı bulunmuştur. \tYargılama sırasında yapılan keşifte, davalının \"...\" ibareli kullanımlarına son verildiği tespit edildiğinden, markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden davranışların durdurulması ve önlenmesi yönündeki davacı talepleri, konusuz kalmıştır. Bu itibarla, anılan talepler yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davanın açıldığı tarihte davacı haklı görüldüğünden, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş, yargılama giderlerinden ise davalı sorumlu tutulmuştur. <br>\tYukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davalının \"...\" ibareli markasal kullanımlarının, markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, bu kullanımların dürüstçe kullanım kapsamında kaldığının davalı yanca ispat edilemediği kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 05/07/2022 gün ve 2021/144 Esas - 2022/236 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜ ile davalının \"...\" ibareli kullanımlarının, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun TESPİTİNE, <br>\t3-Davalı kullanımlarının durdurulmasına ve önlenmesi talepleri yönünden dava konusu kaldığından, bu hususlarda KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,  <br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 556,10-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.250,00-TL bilirkişi ücreti, 47,50-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 97,50-TL tebligat ve posta ücreti, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.615,70-TL yargılama giderine, 59,30-TL peşin harç, 59,30-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.734,30-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,\t<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.   <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"87fc696eb9bc522f","SID":"cfb2d988055785a3"}}