{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/1202 <br>KARAR NO: 2025/501<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 10/03/2021<br>NUMARASI: 2017/1257 Esas, 2021/235 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 04/06/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı-karşı davalı taşeron tarafından açılan asıl dava, taraflar arasındaki ... Konut İnşaatı Projesinin mekanik imalatlarının yapılmasına ilişkin 07/01/2015 tarihli sözleşeme kapsamında 20.000,00 TL bakiye iş bedeli alacağı ile sözleşme ile belirlenen iş süresinin davalıdan kaynaklı sebeplerle aşılması nedeniyle işçilik ve malzeme maliyetleri ile döviz kurunun olağan dışı artmasından dolayı uğranılan 5.000,00 TL munzam zarar tazminatının davalı yükleniciden tahsili talebine ilişkindir.Davacı-karşı davalı vekili 14/10/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle, toplam 1.784.111,13 TL alacaklarının temerrüt tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı-karşı davacı yüklenici tarafından açılan karşı dava, davacı-karşı davalı taşeronun fazla aldığı ve iade etmesi gereken 1.000.000,00 TL avansın, eksik bıraktığı işlerin nama ifa olarak yaptırılmasından dolayı oluşan farka ilişkin 1.000,00 TL'nin, gecikme nedeniyle 1.000,00 TL cezai şart alacağının, gecikme nedeniyle davalı-karşı davacının arsa sahiplerine ve 3.kişilere ödemek zorunda kaldığı tazminata ilişkin 1.000,00 TL'nin, davacı-karşı davalının fazla avans almasına rağmen davalı-karşı davacı tarafından istenen çek ve senetleri icraya koyarak davalı-karşı davacıdan faiz, avukatlık ücreti, masrafa adı altında aldığı fazla bedellere ilişkin 1.000,00 TL'nin tahsili talebine ilişkindir.Davalı-karşı davacı vekili 24/12/2020 tarihli beyan dilekçesiyle, müvekkilinin alacağı dosya kapsamındaki kesin delillerle ve bilirkişi raporu ile sabit olduğundan karşı davaları yönünden; davacı/karşı davalının fazla aldığı ve iade etmesi gereken avansın şimdilik 1.000.000.-TL’sinin temerrüd tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte,davacı/karşı davalının eksik bıraktığı işlerin nama ifa olarak yaptırılmasından dolayı oluşan farkın(sözleşme gereği % 20 fazlasıyla) şimdilik 1.000.-TL’sinin ticari faiziyle birlikte, davacı/karşı davalının işi geciktirmesinden dolayı sözleşme gereği oluşan cezai şartın/gecikme bedelinin şimdilik 1.000.-TL’sinin ticari faiziyle birlikte,davacı/karşı davalının edimini geciktirmesinden dolayı müvekkilinin arsa sahipleri ve üçüncü kişilere ödemek zorunda kalacağı tazminatın şimdilik 1.000.-TL’sinin ticari faiziyle birlikte, davacı/karşı davalının fazla avans almasına rağmen müvekkilince iadesi istenen çek ve senetleri icraya koyarak müvekkilinden faiz, av. ücreti, masraf adı altında aldığı fazla bedeller için şimdilik 1.000.-TL’nin ticari faiziyle birlikte davacı/karşı davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, taraflar arasında yapılan sözleşmeden sonra 3 ayrı ek protokol ile yeni birim fiyat analizlerinin karşılıklı olarak imzalandığı, sözleşmenin anahtar teslim ve değişmez sabit birim fiyatlı olduğu, davacının mevcut sözleşmeye göre, sözleşme birim fiyatlarına ilaveten fiyat farkı talep edemeyeceği, davacının %5'den daha fazla eksik işleri olması nedeniyle Geçici Kabul yapılmasını talep edemeyeceği, davalının işin sözleşmede belirtilen süreyi aştığı sebeplerine dayanarak gecikme cezası talep edemeyeceği, davalı/karşı davacının mevcut sözleşmeye göre taşeron nazmı hesabına yaptığı veya yapacağı masraftan 2.843.467,32 TL'sini rücu edebileceği ancak buna ilişkin yazılı delil sunmadığı, davacı/karşı davalı adına davalı/karşı davacı işveren tarafından ödenen 398.062,22 TL gecikmiş SGK primlerinin davacı/karşı davalı Taşeron alacağından düşülmesi gerekliği, davalı/karşı davacı tarafından eksik fatura edilen 29.739,06 TL tutarın şantiye kesintilerinin davacı/karşı davalı borcuna eklenmesi gerektiği, davacı/karşı davalı adına ödenmek üzere hak edişlerden kesilen 113.970,09 TL tutarındaki %3 gelir vergisi kesintisinin vergi dairesine ödenmediği anlaşıldığından davacı/karşı davalıya ödenmesi gerektiği, davacı/karşı davalının tanzim etmiş olduğu 3 adet KDV dahil toplam 3.441.557,23 TL tutarlarındaki faturaların hakediş karşılığı olmadığı, ... nolu 527.757,61 TL tutarındaki hakediş faturasının mükerrer olduğu, ... nolu 2.535.440,64 TL ve ... notu 378.358,98 TL tutarlanndaki faturaların yapılan işlerin günlük rayiç birim fiyat farkı olarak tanzim edildiği ve dolayısıyla mevcut sözlesme gereği davalı/karşı davacıdan talep edilemeyeceği, mevcut sözleşmeye göre davalı/karşı davacı ...'ın karşı davalıdan 1.129.688,49 TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığı, davalı/karşı davacının arsa sahiplerine ödediği tazminatlar ve açılan davalarla ilgili alacak talebine ilişkin hiçbir delil sunmadığı ve muaccel bir alacağın olup olmadığı hususunun ispatlanamadığı anlaşılmakla bu talebinin yerinde olmadığı, sözleşmenin 300 gün olmasına rağmen 852 gün sonra davalı tarafından 18. hakediş onaylanmış olduğundan davalı/karşı davacı tarafından cezai şart istenemeyeceği, tüm bu değerlendirmelere göre davalı/karşı davacının 1.129.688,49 TL hakediş iadesi isteyebileceği, ancak dava dilekçesinde ve devamındaki taleplerinde 1.000.000,00 TL talep ettiği, bu nedenle taleple bağlı kalınması ve karşı davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, karşı dava dilekçesinde faizin başlangıcı ile ilgili bir talep olmadığından ve açıkça avans faizi talep edilmediğinden dava tarihinden yasal faize hükmedildiği, asıl dava yönünden, tarafların cari hesaplarına, davacının tanzim ettiği faturalara, davalının davacıya teslim ettiği çeklere, iade alınan çekler yönünden yapılan mutabakatlara, davalının avans ödemeleri mahiyetinde verdiği çeklere ve davacının tüm bunları ticari defterlerine işlemiş olmasına göre mevcut yapılan iş ve ödemeler kapsamında davalıdan herhangi bir alacak talebinde bulunamayacağı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, ıslah edilen asıl davanın tümden reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile davacının talep ettiği zarar kalemlerinden fazla avans ödemesi iadesi alacağı olarak taleple bağlı kalınarak 1.000.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.Davacı-karşı davalı vekili istinafında, Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında sürekli olarak fiyat farkı alacağından söz ettiğini, hakkediş alacaklarıyla ilgili olarak ise dilekçelerindeki açıklamaları değerlendirmeden, hatalı ve haksız rapor tanzim eden bilirkişilerin beyanları doğrultusunda, denetime elverişli rapor almadan, son bilirkişi raporunu tekrar etme mahiyetinde karar verdiğini, davacı/karşı davalı müvekkili şirketin 18. Hakedişin yapıldığı gün itirazlarını şerh düştüğü gibi 18. Hakediş yapıldıktan 7. Gün sonra davalı tarafa hakedişe itiraz ettiğine dair ihtarname gönderdiğini, bu nedenle yerel mahkemenin 18. Hakedişe itiraz etmedikleri yönündeki kanaatinin hatalı olduğunu, 06/09/2019 tarihli bilirkişi raporunun 48. Sayfasının 4. Paragrafında yer alan ‘’... Nolu 527.757,61-TL tutarındaki hakediş faturasının mükerrer olduğu’’ açıklamasının gerçeği yansıtmadığını, bu faturanın raporun EK-119 numaralı yevmiye defterinde 18. Numaralı hakediş olarak değil, ek olarak yapılan ve ek projelere ilişkin işçilik bedeli olarak tanzim edilmiş fatura olarak yer aldığını, raporun EK-122 numaralı yevmiye defterinde sayfasının iyi incelenmesi durumunda bu faturanın mükerrer olmadığının görüleceğini, buna yönelik itirazlarının bilirkişilerce araştırılmadığını ve değerlendirilmediğini, işin normal süresi Sözleşmenin 11. Maddesine göre 300 gün olarak belirlenmesine karşın yaklaşık 852 gün sonra hakkediş yapılmasının müvekkili şirketi ciddi bir ekonomik krize soktuğunu, hatta şirket yetkililerinin tüm çalışanlarını işten çıkarmak zorunda kaldığını, şirketin maddi imkansızlıklardan dolayı tasfiye bile olmadığını, yerel mahkemenin buna rağmen uyarlama prensibini göz ardı ederek, sözleşmenin anahtar teslim ve değişmez sabit birim fiyatlı olduğu, davacının mevcut sözleşmeye göre sözleşme birim fiyatlarına ilaveten fiyat farkı talep edemeyeceği gerekçesiyle müvekkili aleyhine hüküm kurmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, bir tarafı mağdur eden, borçlandıran sınırsız süreli sabit fiyatlı sözleşmede müvekkili şirket lehine uyarlanma yapılması yönünde karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin müvekkili şirketin %5'den daha fazla eksik işi olduğu, dolayısıyla geçici kabul yapılmasını talep edemeyeceği yönündeki kararının da hatalı olduğunu, müvekkili şirketçe İstanbul Anadolu 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/51 Değişik İş dosyası üzerinden açılan delil tespiti davasına sunulan 28/06/2017 tarihli bilirkişi raporunda, müvekkili şirketin işlerindeki %5 eksik kısmın davalı taraftan kaynaklanan inşaat seviyesinin gecikmesinden kaynaklı olduğunun tespit edildiğini, davalı şirketin şantiyesine inşaat elektriği dışında sağlıklı kullanılabilirliği bulunan elektrik akımını sağlayamadığını, bu konuda imalatını gerçekleştirmesi gereken trafoların imalatını dahi gerçekleştiremediğini, müvekkili şirketin eksiklikleri tamamlamak adına imalatları kendisinin gerçekleştirdiğini ve davalı yandan kaynaklı eksikliklere rağmen çaba göstererek işlerini eksiksiz ve tam olarak tamamladığını, Yerel Mahkeme gerekçeli kararda ''davalının davacıya teslim ettiği çeklere, iade alınan çekler yönünden yapılan mutabakatlara, davalının avans ödemeleri mahiyetinde verdiği çeklere ve davacının tüm bunları ticari defterlerine işlemiş olmasına göre'' demiş ise de davalı şirketin müvekkili şirkete verdiği çeklerin avans ödemesi için değil ilerde doğacak hakedişlerin teminatı için verildiğini, davalı şirketin kendi cari hesabına davacı şirketin alacaklı olduğu hak edişleri işlemediği gibi cari hesabını düzeltmediğini, bu nedenle kendisini alacaklı ilan ettiğini, müvekkili şirketin göndermiş olduğu hakedişlerin davalı defterlerine işlenmesi durumunda davalı şirketin davacı şirkete borçlu konuma geçeceğini, dosyasına sunulu 06/09/2019 tarihli kök bilirkişi raporu ile 24/01/2020 tarihli ek rapor arasında ciddi manada çelişkiler bulunmasına rağmen yerel mahkeme tarafından bu çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, 06/09/2019 Tarihli Kök Bilirkişi raporunun sonuç kısmında müvekkili şirketin alacaklı olabileceğine kanaat getirildiğini, mahkemenin vekalet ücretlerini yanlış hesapladığını, karşı davada davalı/karşı davacı tarafa maktu denmesine rağmen nisbi hesaplanan 67.050,00 TL vekalet ücretinin hatalı olduğunu, ayrıca taraflarına da reddedilen kısım üzerinden nisbi vekalet ücreti üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, asıl davada davalı/karşı davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin de fahiş hesaplandığını belirterek  kararın kaldırılarak asıl davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı-karşı davacı vekili istinafında, davacı/karşı davalı işi eksik olarak bıraktığından ve temerrüde düştüğünden bu nedenle müvekkilinin nama ifa olarak yaptırma hakkı doğduğundan, nama ifadan kaynaklı farktan sorumlu olduğunu, bu husus sözleşmede de düzenlenmiş olup, sözleşmenin 31. ve 23. maddelerine göre aradaki farka da % 20 fazla cezai şart ödemesi gerektiğini, yine aynı sebeplerle sözleşmede kararlaştırılan gecikme bedelini de ödemekle yükümlü olduğunu, Yerel Mahkemenin, sözleşme hükümlerine göre gecikmenin varlığını kabul ettiğini fakat 08.05.2017 tarihli 18. Hakedişten dolayı örtülü olarak gecikmenin kabul edildiği gibi yanlış bir sonuca vardığını, taraflar arasındaki sözleşmeye konu işler en son hakedişin düzenlendiği tarih itibariyle henüz tamamlanmamış olup devam etmekte olduğunu, buna göre eserin/işin teslim hali gerçekleşmediğinden müvekkilinin örtülü olarak kabulünün söz konusu olamayacağını, yani müvekkilinin hiçbir çekince ileri sürmeden işin tamamını teslim almış olma durumunun söz konusu olmadığını, sözleşmenin 13. Maddesindeki \"işbu madde hükmü gereğince kesilecek olan gecikme cezası taşeronun hakedişlerinden, ...teminattan kesilir. Teminatta yeterli olmaması halinde cezaların kalan kısmı ayrıca taşerondan tahsil edilir...\" düzenlemesinden anlaşılacağı üzere her halükarda cezai şart bedelinin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmede işin süresinin 300 gün olarak belirlendiğini, buna göre davalının işi yapma süresinin 29.10.2015 tarihinde dolduğunu, sözleşmenin 13. Maddesine göre davalının 790 gün cezalı duruma düştüğünü ve sözleşme bedeli olan 8.732.000.-TL’nin %0,1 =6.898.280.-TL (gecikilen her gün için) cezai şart ödemekle yükümlü olduğunu, davacı-karşı davalının eksik bıraktığı işler nedeniyle arsa sahiplerine bağımsız bölümlerin teslimi gerçekleştirilemediğinden müvekkilinin arsa sahipleri ve bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişilere gecikme bedeli/kira tazminatı ödemek zorunda kalmakta olduğunu, bu nedenle müvekkili aleyhine kesinleşmiş ve devam eden bir çok dava bulunduğunu, bu davalarının dosya numaraları bildirilmesine rağmen yerel mahkemece bu zararlara yönelik hiçbir araştırma ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, davacı/karşı davalının fazla avans almasına ve onun karşılığı kadar iş yapmamasına rağmen müvekkiline ait çek ve senetleri haksız olarak icraya koyarak müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu, bu icralara müvekkilinin faiz, masraf ve avukatlık ücreti ödemek zorunda kaldığını, davacı/karşı davalının aynı zamanda arefe günü müvekkilinin arabalarına fiili haciz uygulayarak müvekkilinin yöneticilerinin manevi duygularını da zedelediğini, bu nedenle bundan dolayı oluşan maddi ve manevi zararların karşılanması gerektiğini, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/4958 D. İş sayılı dosyasından alınan rapor, özel bilirkişi raporu ve dosya kapsamında alınan raporlarla müvekkilinin alacakları sabit olduğundan taleplerinin kabulü gerektiğini, yapılan bilirkişi incelemesinde müvekkilinin; 1.129.688,49-TL fazla ödenen avans, 2.843.467,32-TL eksik işlerin nama hesabına yapılma bedeli, 113.970,09-TL gelir vergisi kesintileri, 6.898,280,00-TL gecikme bedeli tazminatı olmak üzere toplam 10.985.405,09-TL talep edebileceğinin tespit edildiğini, karşı dava dilekçelerinde talepleriyle ilgili ticari faiz talep edilmiş olmasına rağmen yerel mahkemece yasal faize hükmedilmiş olmasının da hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve talepleriyle ilgili eksik inceleme yapıldığından bu hususta bilirkişi raporu alınarak (belirsiz alacak davaları nedeniyle talep artırım hakları saklı olarak) davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı-karşı davalı şirket taşeron, davalı-karşı davacı şirket yüklenicidir. Taraflar arasında, İstanbul ili Kartal ilçesi ... Ada ... , Parselde bulunan ... Konut İnşaatı Projesinin mekanik imalatlarının yapılması konusunda 07/01/2015 tarihli \"Anahtar Teslimi Götürü Bedel Yapım İşleri Sözleşmesi\", ayrıca 27.02.2015 tarihinde ek protokol ve 04.07.2016, 06.06.2016 ve 26.06.2016 tarihlerinde çeşitli işler için yeni birim fiyat analizleri imzalanmıştır. Dava konusu sözleşme \"anahtar teslimi götürü bedel\" şeklinde olup, taşeron tarafından kabul, taahhüt ve teklif edilen sabit birim fiyatlar ile detaylandırılan 7.400.000,00 TL toplam bedel üzerinden akdedilmiştir. Birim fiyatlara her türlü giderler, SGK, bütün vergiler, Mobilizasyon ve demobilizasyon ile taşeron karı ve genel giderler dahildir. Taraflar arasında düzenlenen 04/07/2019 tarihli tutanağa göre, inşaatın tamamlanmadığı hususu tarafların kabulündedir.Asıl dava bakımından;Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarında tarafların defter ve kayıtları, hakedişler, faturalar ile sundukları diğer deliller incelenerek, davacı-karşı davalı adına ödenmek üzere hak edişlerden kesilen 113.970,09 TL tutarındaki %3 gelir vergisi kesintisinin muhasebeleştirilmesinden kaynaklanan fark da düzeltilerek, davalı-karşı davacı defterine kaydedilmeyen toplam 3.441.557,23 TL bedelli 3 adet fatura haricinde, defter kayıtları örtüştürülmüş, bu 3 faturaya ilişkin yapılan teknik incelemede, davacı/karşı davalının tanzim etmiş olduğu 3 adet KDV dahil toplam 3.441.557,23 TL tutarlarındaki faturaların hakediş karşılığı olmadığı, bunlardan; ... nolu 527.757,61 TL tutarındaki hakediş faturasının mükerrer olduğu, ... nolu 2.535.440,64 TL ve ... notu 378.358,98 TL tutarlarındaki faturaların ise yapılan işlerin günlük rayiç birim fiyat farkı olarak tanzim edildiği ve mevcut sözleşme gereği davalı-karşı davacıdan talep edilemeyecekleri belirtilmiş olup, sözleşmenin 7. ve 14. Maddelerinde açık bir şekilde belirtildiği üzere; \"her ne sebeple olursa olsun taşerona verilen süre uzatımı sabit birim fiyatların artması için bir gerekçe olmayacağından, birim fiyatlar sabit ve kesin olduğundan, ilave bir artış talep edilemeyeceğinden\" yapılan bu değerlendirme yerinde bulunduğu gibi, davacı-karşı davalı vekilinin 527.757,61 TL tutarındaki faturaya ilişkin itirazları da ek raporda değerlendirilerek yerinde görülmemiş olmakla, bu faturaya ilişkin değerlendirme de yerinde bulunmaktadır.Buna göre, bilirkişi heyeti raporunda keşifteki tespitlere ve hakedişlere (teknik hesaplamalara) göre bulunan sözleşmesel toplam iş bedeli ile örtüşen ihtilafsız 18 adet fatura ve hakediş bedeli dikkate alınarak hesaplama yapılması yerinde olduğu gibi, bunların yanında; sabit olan ödemeler, davalı-karşı davacı yüklenici tarafından ödenen ve davacı-karşı davalı taşeron alacağından düşülmesi gereken 398.062,22 TL gecikmiş SGK prim ödemeleri ile davacı-karşı davalı borcuna eklenmesi gereken davalı-karşı davacı tarafından eksik fatura edilen 29.739,06 TL şantiye kesintileri de dikkate alınarak, mevcut sözleşme kapsamında davalı-karşı davacı ...'ın davacı-karşı davalı ...'dan 1.129.688,49 TL alacaklı olduğuna, asıl davadaki bakiye iş bedeli alacağı talebinin yerinde olmadığına, ayrıca sözleşmenin ilgili maddeleri (7. ve 14. Maddeler) gereğince iş süresinin uzamasından kaynaklı fiyat farkı (munzam zarar) talebinin yerinde olmadığına dair yapılan değerlendirme ve asıl davanın tümden reddi kararı yerinde bulunmaktadır.Karşı dava bakımından;1-)Yukarıda asıl davaya ilişkin olarak yapılan değerlendirmelere göre davalı-karşı davacının 1.129.688,49 TL hakediş iadesi isteyebileceği belirlenmiş olmakla, karşı davadaki buna ilişkin talebin, talep miktarı (1.000.000,00 TL) ile bağlı kalınarak kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmuştur.2-)Karşı davada \"davacı-karşı davalı taşeronun  eksik bıraktığı işlerin nama ifa olarak yaptırılmasından dolayı oluşan farka ilişkin de\" bedel talebinde bulunulmuş ve alınan bilirkişi heyeti raporunda 2.008.098,39 TL eksik iş bedeli hesaplanmış, sonrasında sözleşmenin 13/8. Maddesine göre bu bedelin %20'si oranında ceza eklenerek 2.409.718,07 TL, bu bedele KDV ilave edilerek toplam 2.843.467,32 TL'lik bir bedele ulaşılmış ise de, sözleşmenin 13/8. Maddesi gereğince bu eksik işler bedeli ve %20 oranında ceza ilavesi ancak bu hususta 3. Kişiye ödeme yapılmış olması halinde davacı-karşı davalı taşerondan talep edilebilecek olduğundan, böyle bir ödeme yapıldığı hususu ispat edilemediğinden, mahkemece bu talep kaleminin reddine karar verilmiş olması da yerinde olmuştur.3-)Karşı davada \"gecikme nedeniyle davalı-karşı davacının arsa sahiplerine ve 3.kişilere ödemek zorunda kaldığı tazminata ilişkin de\" bedel talebinde bulunuluş ise de, her dava açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceğinden, karşı dava tarihi itibariyle bu talep kalemi kapsamında bir ödeme yapıldığına dair bir delil sunulmadığından, sadece bu husuta açılan ve devam eden davalardan bahsedildiğinden, mahkemece bu talep kaleminin reddine karar verilmiş olması da yerinde olmuştur.5-)Gecikmeye dayalı talep bakımından ise;Dosya kapsamına göre işin süresinde teslim edilmediği sabittir. Asıl dava davacısı taşeron (yüklenici), davalı yüklenici (iş sahibi) tarafından öncelikli edimler yerine getirilmediğinden kendisinin yapması gereken işleri süresinde yapamadığını, bu nedenle davalı yüklenicinin kusuru nedeniyle gecikmenin yaşandığını ileri sürmüştür.Davacı-karşı davalının iddiasına göre, gecikmenin yüklenicinin (iş sahibinin) kusurundan kaynaklandığının kabul edilebilmesi için, davacı-karşı davalı taşeronun, davalı-karşı davacı yüklenicinin öncelikle yapması gereken işler bakımından yükleniciyi usulünce temerrüte düşürmesi gerekir. Aksi halde gecikmeden kendisi sorumlu olur.Dosya kapsamına göre, davacı-karşı davalı taşeron, iddia ettiği gecikme sebeplerine ilişkin olarak davalı-karşı davacı yükleniciyi temerrüte düşürdüğünü usulünce ispatlayamamıştır. Buna göre, yüklenicinin (iş sahibinin) karşı davadaki gecikmeden kaynaklı taleplerinin değerlendirilmesi gerekmekte olup, Mahkemenin buna ilişkin talebi sadece \"sözleşmenin 300 gün olmasına rağmen 852 gün sonra davalı tarafından 18. hakediş onaylanmış olduğundan davalı/karşı davacı tarafından cezai şart istenemeyeceği\" gerekçesiyle reddetmiş olması yerinde olmamıştır.Bu nedenle, karşı davaya konu \"gecikme cezası\" talebinin düzenlendiği sözleşmenin 13/2-4-5 madde ve betleri ile sözleşmenin birim fiyatlı yaklaşık bedelli olduğu da dikkate alınarak, gecikme cezasının talep edilebileceği süre belirlenerek, bu talebin incelenip araştırılıp değerlendirilerek bilirkişiye hesaplattırılması gerekmektedir.6-)Ayrıca, karşı davadaki \"davacı-karşı davalının fazla avans almasına rağmen davalı-karşı davacı tarafından istenen çek ve senetleri icraya koyarak davalı-karşı davacıdan faiz, avukatlık ücreti, masrafa adı altında aldığı fazla bedellere ilişkin\" tazminat kalemi talebi bakımından ne bilirkişi raporunda ne de gerekçeli kararda bir değerlendirme bulunmamakta olup, bu talep kaleminin de usulüne araştırılıp değerlendirilmesi gerekmektedir.7-)Mahkemenin mevcut kabulüne göre de, karşı dava dilekçesinde açık bir şekilde ticari faiz talebinde bulunulmuş olmasına rağmen karşı davada hükmedilen bedele avans faizi yerine yasal faiz işletilmesine karar verilmiş olması da yerinde olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı-karşı davalı vekilinin asıl davanın reddedilen kısmına ve karşı davaya yönelik istinaf taleplerinin reddine, davalı-karşı davacı vekilinin karşı davanın reddedilen kısmına ilişkin istinaf talebinin ise yukarıda 5, 6, ve 7. Numaralı betlerde belirtilen sebeplerle kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı-karşı davalı vekilinin asıl davanın reddedilen kısmına ilişkin istinaf talebinin REDDİNE, 2-Davacı-karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik istinaf talebinin REDDİNE,3-Davalı-karşı davacı vekilinin karşı davanın reddedilen kısmına yönelik istinaf başvurusunun KABULÜNE, 4-İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/03/2021 tarih, 2017/1257 Esas, 2021/235 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,5-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 6-Davacı-karşı davalı bakımından;a-)Asıl dava yönünden; alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10-TL istinaf karar harcının davacı-karşı davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, b-)Karşı dava yönünden; alınması gereken 68.310,00-TL istinaf karar harcından peşin alınan 17.220,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 51.090,00-TL istinaf karar harcının davacı-karşı davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-)Davalı-karşı davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 8-Davalı-karşı davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,9-Davacı-karşı davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,10-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04/06/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"77a4ebcf242c9e5f","SID":"a66c3cba48ae389b"}}