{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T. C.<br>K A Y S E R İ <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/750<br>KARAR NO: 2025/1164<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/12/2023<br>NUMARASI: 2021/909 Esas, 2023/1161 Karar<br>DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat<br>DAVA TARİHİ: 01.07.2021<br>İSTİNAF KARARININ<br>VERİLDİĞİ TARİH: 24.06.2025<br>YAZILDIĞI TARİH: 24.06.2025<br>Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/909 Esas, 2023/1161 Karar sayılı kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'in ... tarihinde ... Mah, ... Bulvarında yaya olarak yürümekte olduğu sırada ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın çarpmak suretiyle yaralanmasına ve vücudunda kemik kırığı oluşmasına sebebiyet verdiğini, sürücü ...'ın kaza meydana geldikten sonra kasıtlı olarak olay yerini hızla terk ettiğini,  ancak sonradan yapılan araştırma neticesinde araç ve kimliği tespit edildiği, yapılan incelemede ... plaka sayılı aracın... tarafından sigorta edildiği ve sigorta poliçesinin mevcut olduğu, davacının zararının da poliçe kapsamında ödenmesi gerektiği anlaşıldığını, sigorta şirketine poliçe kapsamında zararı karşılaması için 05/11/2020 tarihinde başvuru yapıldığını, başvuru dilekçe ekinde ödeme yapılması için gerekli olan evrakların tamamı davalı şirkete 10/11/2020 tarihinde teslim edildiğini, ilgili sigorta şirketinin 27/11/2020 tarihli  bir yazı göndererek bir takım evraklardan talep ettiğini bildirildiğini, bu güne kadar ne araç maliki olarak ... ve de sigorta poliçesi düzenleyen Sigorta Şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının kazadan kaynaklanan maddi ve manevi zararları davalılar tarafından karşılanmadığı için zorunlu arabuluculuk başvuru yollunun tüketilmesi gerektiğinden Kayseri Arabuluculuk Bürosunun ... esas sayılı dosyasında arabuluculuk yoluna başvurulduğunu,  anlaşmaya varılamadığını, davacının geçirmiş olduğu kaza nedeniyle uzun süre tedavi görmüş ve görmüş olduğu bu tedavi nedeniyle maddi anlamda kayba uğradığını, yaşamış olduğu bu kaza nedeniyle vücudunda( sol bacağında ) kemik kırığı meydana geldiğini, kemik kırığı nedeniyle uzunca süre bacağı alçıda kaldığını, bu süre içerisinde davacının çalışamaz hale geldiğini, kazadan aylar sonra kısmen yürümeye başlamış ise de halen yürümesi sırasında ağrısı olduğu için uzun mesafe yürüyemediğini, herhangi bir ağırlık taşıyamamakta ve bedensel açıdan güç gerektiren işleri kesinlikle yapamamakta olduğunu, davacının kısmi iş göremezliği halen devam ettiğini, davacının kazadan dolayı maruz kaldığı tam iş göremezlik , kısmi iş göremezlik oran ve süreleri ancak mahkeme kapsamında alınacak doktor raporları ile tespiti mümkün olacağını, şimdilik bu miktar harca esas olmak üzere 5.000,00 TL olarak bildirildiğini, yine uğradığı kazadan dolayı davalı ...'ın kaza yerinden kaçarak uzaklaşmış olması bu güne kadar davacıyı hiç aramamış olması, maddi ya da manevi yönden kaybını karşılamak için girişimde bulunmaması yaraladığı insanın bir baba ve bir değer olduğunu göz ardı edecek tutum ve tavır içerisine girmesi davacıyı manevi yörden üzdüğünü, bunun yanında davacı evli ve 8 çocuk babası ve ülkemize iltica etmiş yabancı uyruklu birisi olduğundan beden gücü gerektiren ara işlerinde çalışarak ailesini geçindirirken kazadan sonra uzunca süre hiç çalışamaz durumda olması ve halen beden gücünü gerektiren işlerde çalışamıyor olması sebebiyle gerek kendisi ve gerekse bakmakla yükümlü olduğu ailesi maddi ve manevi yönden ziyadesi ile mağdur olduğunu, davacının genç yaşında ve bakmakla yükümlü olduğu birçok çocuğuna bakamaz hale geldiğini, muhtaç ve bedensel engelli durumuna dönüşmesi manevi acısını ziyadesi ile bu sebeple de 42.000.00 TL manevi tazminat talep ettiklerini, davacının uğradığı geçici ve sürekli iş göremezlik ödeneği ile tedavi giderlerini kapsayan maddi zararın tazmini için HMK 107. Madde uyarınca fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyıa şimdilik 5000.00 TL maddi tazminat ile 42.000 00 TL manevi tazmınatın davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; Trafik kazasının Kayseri'de meydana geldiğini, dava dilekçesinden ve dosyada mübrez vekaletnamelerden de anlaşılacağı üzere gerek davalı ...'ın, gerekse davacı ...'in ikametgahlarının Kayseri'de olduğunu, davalının aracı, davalı sigorta şirketi tarafından kasko poliçesi ile sigortalandığı için davanın ticari dava olduğunu, Ardahan Sulh Hukuk Mahkemesinin iddia edilen gerekçelerle 10.02.2021 tarih, 2021/91 esas ve 2021/105 karar sayılı kararı ile Ardahan arabuluculuk bürosunun yetkisizliğine karar vererek arabuluculuk dosyasını Kayseri'ye gönderdiğini, bu sebeple davanın Kayseri Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, bu sebeple yetkisizlik kararı verilerek, dosyanın yetkili ve görevli Kayseri Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, davalı ...'ın ... günü saat:13:00 sıralarında, ... plakalı aracı ile, babası ile birlikte, ... Mah. ... Sok. Üzerinden ... Caddesine çıkış yapmadan önce yaya geçidini kontrol etmek için durduğu esnada, sol taraftan yaya olarak gelen davacı, davalının aracının sol ön tampon kısmına çarparak yere düştüğünü, davalı ebe olduğu için, araçtan inerek davacının genel durumunu kontrol ettiğini, olay mahallinde bulunan bir şahıs konuşmaları tercüme ettiğini, davacı, iyi olduğunu, kendisinin hastaneye gitmek istemediğini söylediğini, ancak buna rağmen davalı davacıyı arabasına bindirerek hastaneye götürmek için yola çıktığında, davacı, kendisini, ... Caddesi ... Işıklarda bırakmasını istediğini davalının da davacıyı ışıklarda bıraktığını, davacı, arabadan indikten sonra yürüyerek uzaklaştığını, davacı daha sonra hastaneye giderek davamı hakkında şikayetçi olduğunu,  davacı tarafın iddiasının aksine davalı olay yerinden kaçmadığını, kazanın meydana gelmesinde davalının hiçbir kusurunun olmadığını, davalı anayola çıkmak için durduğunda, davacı yaya olarak gelerek davalı aracının sol ön tampon kısmına çarparak yere düştüğünü, davalının davacıya çarpmadığını, davacının davalının aracına kendisi çarptığını, meydana gelen trafik kazasında davalının kusurlu olduğu düşünülse bile, istenilen manevi tazminat miktarı fahiş olduğunu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, fiilin ağırlığı ve davacının işgal ettiği makam dikkate alınırsa istenilen manevi tazminat miktarının oldukça fazla olduğunu, manevi tazminat zenginleşme aracı olarak kullanılmadığını, bu yönü ile de davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.<br>Davalı... A.Ş. vekili, cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin görevine ve yetkisine ilişkin itirazları olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu mahkemeleri olacağını, illiyet bağı yokluğu nedeniyle davanın reddine, maluliyet oranın belirlenmesini, her halükarda sigortalı araç sürücüsünün kusur oranlarının belirlenebilmesi için dosyasının kusur bilirkişisine tevdii edilmesini, maluliyet tazminatı hesabının ZMS sigortası genel şartları A.5/c maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılmasına, manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Davacının maddi tazminatları yönünden feragat nedeniyle reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 25.000,00 TL'ye 15/05/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davalı...dan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği görülmüştür.<br>Taraflarca İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı ... vekili, süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; Maddi tazminat alacağı dava şartının arabuluculuğa tabi olduğunu, arabuluculuk ücretinin, anlaşmama durumunda Adalet Bakanlığı tarafından arabulucuya ödenen bir ücret olduğunu, davacı tarafından arabulucuya ödenen bir ücret söz konusu olmadığını, maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen, arabuluculuk ücretinin tamamının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına karar verilmesi gerekirken, hüküm bölümünün 5. bendinde \"6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) kabul ve red oranına göre 809,52 TL'sinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına\" karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu yönü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, maddi tazminat davasının müvekkili davalı ...'a ve sigorta şirketine ikame edildiğini, manevi tazminat davasının ise müvekkili davalı ...'a ikame edildiğini, hukuken her iki talebin ayrı dava olarak değerlendirilmesi gerektiğini, manevi tazminat alacağının sadece müvekkili davalı ...'a karşı ikame edildiği için dava şartının arabuluculuğa tabi olmadığını, davanın dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığı için arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına karar verilmesi gerekirken, davanın kabul ve red oranına göre, arabuluculuk ücretinin müvekkili davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine ilişkin hüküm fıkrası hukuka açıkça aykırı olduğunu, maddi tazminat talebi, feragat nedeniyle reddedilmiş olmasına rağmen müvekkili davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hükmedilmemesinin de hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddedilmesine rağmen, yargılama giderleri ve harçların sadece manevi tazminat için değerlendirilerek sadece müvekkili aleyhine hükmedilmesinin de açıkça dosya kapsamına ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemece, davacının iş göremezlik oranının %3, kaza sebebiyle müvekkili davalının kusur oranının %80, davacının kusur oranının da %20 olduğu, bu sebeple manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiğini, davacıda herhangi bir maluliyet ve meslekte kazanma gücü kaybı oluşmadığını, davacının karakolda alınan 15.05.2020 tarihli ifadesinde sol ayağında yaralanma olduğunu belirttiğini, soruşturma kapsamında alınan 15.05.2020 tarihli Adli Raporda da sol ayağında yaralanma olduğunun tespit edildiğini, davacının bacağında herhangi bir yaralanma olmadığını ve bacağının alçıya alınmadığını, davacıda meydana gelen yaralanmanın, maluliyet oranının %3 oranında olmasının tıbben ve 12.05.2016 tarihinden sonra uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre mümkün olmadığını, davacının bizzat kendi kusurundan kaynaklı özürlülük durumundan müvekkilinin sorumlu tutulmasının, hukuken ve tıbben mümkün olmadığını, ayrıca raporda, maluliyetin, özürlülük ölçütü sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik ekindeki hangi cetvele göre belirlendiği belirtilmediğinden, raporun denetime de elverişli olmadığını, Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Grup Başkanlığının raporunda müvekkili davalı ...'ın meydana gelen kazada %80, davacı ...'in de %20 oranında kusurlu olduğu nun belirtildiğini, müvekkili ...'ın, ... günü saat:13:00 sıralarında, ... plakalı aracı ile, babası ile birlikte, ... Mah. ... Sok. Üzerinden ... Caddesine çıkış yapmadan önce yaya geçidini kontrol etmek için durduğu esnada, sol taraftan yaya olarak gelen davacının, müvekkilin aracının sol ön tampon kısmına çarparak yere düştüğünü, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin hiçbir kusuru olmadığını, müvekkili, anayola çıkmak için durduğunda, davacının yaya olarak gelerek müvekkilinin aracının sol ön tampon kısmına çarparak yere düştüğünü, müvekkilinin, davacıya çarpmadığını, davacının müvekkilinin aracına kendisinin çarptığını, meydana gelen trafik kazasında davacının tamamen kusurlu olduğunu, diğer taraftan, ceza dosyasında alınan kusur raporu ile bu dosyada alınan kusur raporu çelişkili olmasına rağmen çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurum Üst Kurulundan yeniden kusur rapor aldırılmasını talep etmelerine rağmen, talebinin reddedilmesinin de hukuki dinlenilme hakkının ihlali olduğu gibi hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğüne de aykırı olduğunu, bu yönü ile de karar açıkça hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararının taraflarına 31.01.2024 tarihinde tebliğ edildiğini,, karara karşı 14.02.2024 tarihli istinaf başvuru dilekçesini sunduklarını, ancak mahkeme tarafından gerekçeli kararın tekrardan taraflarına 20.02.2024 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin değerlendirilerek incelemeye alınabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi gerekir. Bu şartlar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmaktadır. İstinaf talebine konu eldeki dosya kapsamı incelendiğinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ön inceleme bakımından kabul edilebilir olduğu ve inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği tespit edilmiştir.<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, incelemesini kamu düzenine ilişkin hususlar hariç olmak üzere istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapması gerektiği hususu düzenlenmiştir. HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince davalı ... vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde;<br>İstinaf incelemesine konu dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Davacının, davalılardan maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. Bu karara karşı sadece davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>Bilindiği üzere, trafik kazasında sürücünün kusurlu olması halinde zarar gören maddi ve manevi zararını 6098 sayılı TBK'nun 49, 54 ve 56. maddeleri uyarınca sürücüden (somut olayda davalı ...) isteyebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca bir motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zararına sebep olması halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi bu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Aynı Kanun md. 3 uyarınca aracın maliki işleten sayıldığından araç malikinden de maddi ve manevi zararın tazmini talep edilebilir. Öte yandan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, düzenlenmiştir. Dolayısıyla davacının, maddi zararını ... plaka sayılı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı... A.Ş.'den isteme hakkı da vardır.<br>Somut olayda; ... günü, saat 13.00 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile ... sokak üzerinde ... caddesi istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalli kavşağa geldiğinde aracının sol ön kısımları ile, seyrine göre sol tarafından kaplamaya girerek kavşak başını kullanarak karşıdan karşıya geçmek isteyen davacı yaya ...'e çarpması neticesinde davaya konu yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir. Davalı sürücü ... idaresindeki otomobil ile meskun mahalde kavşak mahalline yaklaştığında seyrini mahal şartlarına göre sürdürmesi, görüş alanını kontrolü altında bulundurması, kavşak başını kullanarak geçiş yapmakta olan müşteki yayaya ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, mevcut seyir durumu ile tedbirsiz bir şekilde seyrini sürdürdüğü esnada kavşak başını kullanarak geçiş yapan müşteki yayaya çarptığı anlaşılmakla gerçekleşen kazada dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile %80(yüzde seksen) oranında kusurludur. Davacı yaya ... kaplama üzerinden karşıdan karşıya geçmeden evvel taşıt yolu üzerindeki araçların hız ve mesafe durumlarını gözetmesi, geçişi boyunca yol üzerindeki kontrollerini sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, yaklaşmakta olan davalı idaresindeki araca rağmen kontrolsüz ve tedbirsiz bir şekilde kaplamaya girerek kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile %20(yüzde yirmi) oranında kusurludur. İlk Derece Mahkemesince de kabul edilen bu kusur durumu gerek dosya kapsamındaki deliller gerekse olayın gelişim şekliyle uyumlu olduğundan davalı ... vekilinin, kusur oranının hatalı belirlendiği ve yeni kusur raporu alınması gerektiği yönündeki istinaf itirazlarının yerinde olmayıp reddedilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.<br>Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E:2021/11777, K:2022/4888 sayılı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E:2021/12597, K:2022/4965 sayılı kararları da aynı yöndedir.) Somut olayımızda kaza ...tarihinde gerçekleştiğinden mahkemece   20/02/2019 tarihinden sonra uygulanması gereken Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanan Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın... tarihli maluliyet raporu hükme esas alınarak karar verilmesi doğrudur. Dolayısıyla davalı ... vekilinin maluliyet raporunun yetersiz olduğu, raporun hangi yönetmeliğe göre hazırlandığının belirtilmediği ve maluliyet oranı bakımından hata bulunduğu kapsamındaki istinaf itirazlarının reddedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Ayrıca maluliyet raporunda açık bir şekilde kaza nedeniyle ortaya çıkan kalıcı maluliyetin belirlendiği belirtildiğinden kaza ile maluliyet arasında illiyet bağının kurulamadığı yönündeki davalı istinaf itirazları da haklı bulunmamıştır.<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Mağdurun zararı azaltma külfetine aykırı davranarak cerrahi müdahale veya bunun dışında kalan tıbbi bir tedaviye başvurmaması müterafik kusur oluşturabilir. Ancak cerrahi müdahale veya bunun dışında kalan tıbbi bir tedaviye başvurmamanın zararın azaltılması külfetine aykırılık teşkil edip etmediği belirlenirken, zarar görenin sağlık durumu, yaşı, mesleği gibi zarar görene ilişkin özellikler de değerlendirilmelidir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılması gerekir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.<br>Somut olayımızda, davacının mağdurun zararı azaltma külfetine aykırı davranarak tıbbi bir tedaviye başvurmaması gibi bir davranışının mevcudiyeti ispatlanamadığından davalı ... vekilinin bu kapsamdaki istinaf itirazlarının da reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm sonucu bölümünün 5 numaralı bendindeki arabuluculuk ücretinden sorumluluk noktasındaki hata bakımından davalı ... vekili tarafından yapılan tashih talebi üzerine mahkemece verilen 05/03/2024 tarihli tashih kararında arabuluculuk ücretinden sorumluluk noktasındaki hatanın düzeltildiği tespit edilmekle davalı ... vekilinin bu kapsamdaki istinaf itirazında hukuki yararının kalmadığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf itirazının da reddine karar verilmiştir.<br>Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesinde “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.” düzenlemesi mevcuttur. Yine 6100 sayılı Kanun'un 331. maddesinde \"davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan durumlarda, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.\" düzenlemesi karşısında hernekadar ilk derece mahkemesince feragat nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ise de davacı hakkın özünden feragat etmemiştir,  dava  konusu  maddi  tazminat alacağına yargılama sırasında kavuştuğu için feragat etmiştir. Esasen burada dava konusuz kalmıştır. Mahkemece konusuz kalan maddi tazminat davası bakımından davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğrudur. Dolayısıyla davalı ... vekilinin, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumluluk bakımından yaptığı istinaf itirazının da reddi gerekmiştir. (Benzer hukuki uyuşmazlıkta Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E:2020/2791, K:2021/2553 sayılı kararında da aynı yönde kabul ve açıklamalara yer verilmiştir.)<br>6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesinde belirtilen koşulların varlığı halinde, incelenen ilk derece mahkemesine ait dava dosyasındaki kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması durumunda istinaf incelemesi sırasında istinaf talebinin esastan reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durum istinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadan karar verilebilecek haller kapsamında yer almaktadır. <br>Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı ve istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme üzerine; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)<br>1-) Davalı ...'ın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-) Alınması gereken 1.707,75 TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf başvurusu sırasında peşin alınan 426,94 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.280,81‬ TL'nin davalı ...'dan alınarak Hazineye gelir kaydına, bu davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının da Hazineye gelir kaydına,<br>3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>4-) Davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-) Davalı ... tarafından istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatırana İADESİNE,<br>6-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin 6100 sayılı HMK md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-1 uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1 - a maddesi uyarınca uyuşmazlık miktarı itibariyle Yargıtay'da temyiz yolu kapalı (kesin) olmak üzere oybirliği ile karar verildi.24/06/2025 <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aac856c95c52114f","SID":"56b86db4223c7776"}}