{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1753 Esas<br>KARAR NO:2025/844 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ...13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2019/103 Esas- 2021/103 Karar<br>TARİH:27/01/2021<br>DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının,müvekkili tarafından işletilmekte olan ... otelinde 03/01/2011 ila 26/04/2017 tarihleri arasında çalıştığını, bu tarihte istifa ederek işten ayrıldığını, taraflar arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesi uyarınca Marmara Bölgesinde bulunan ... otellerine bağlı otellerin satış ve pazarlama departmanında 6 aylık bir süre zarfı boyunca çalışmamayı kabul ve taahhüt etmiş olmasına rağmen işten ayrılmasından kısa bir süre sonra 15/06/2017 tarihinde müvekkili şirket ile rakabet halinde olan ... A.Ş tarafından işletilen...n-(...) otelinde satış müdürü olarak işe başladığını, bu şekilde müvekkili şirket ile yapmış olduğu rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiğini ve sözleşmede bulunan cezai şartı ödemesi gerektiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 16.419 TL'nin davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı cevap dilekçesinde özetle; Davacı nezdindeki işinden istifa ederek ayrılmadığını, davacının iş akdine son verdiğini, davacı firmada iş akdine son  verildiği tarihe kadar Rezervasyon ve Gelirler Müdürü olarak çalıştığını, sorumlu olduğu ve çalıştığı birim bireysel şahıs müşterilerle alakalı olup, sadece bireysel şahıs olan müşterilerin online ve telefonla rezervasyonlarını yaptığını, ayrıca gelirler müdürü olarakta ay sonu ciroları kontrol ettiğini, pazarlama ve satış işlemlerine bakmadığını, rekabet yasağı sözleşmesinin sonradan ve baskı ile imzalatıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 27/01/2021 tarih 2019/103 Esas- 2021/103 Karar sayılı kararında;\"Dava, rekabet sözleşmesine aykırı hareket nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir ...Tüm dosya kapsamı incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;Öncelikle belirtilmesi gereken önemli hususlardan biri, iş çıkış kodunun mutlak bağlayıcılığı olmadığıdır.Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; rekabet yasağının sona erme halleri;1-haklı bir neden olmadan işveren tarafından fesih2-işverene yüklenilen bir nedenle işçi tarafından fesih olup, Evlilik, TBK 447.maddede düzenlenen rekabet yasağının sona ermesine ilişkin 2 halden biri değildir. Bilirkişi raporunda ise evliliğin fesihte haklı neden sayılıp sayılmayacağının takdiri Mahkemeye bırakılmıştır.Davacı taraf, davalının cevap dilekçesine karşı sunduğu beyan dilekçesinde davalının 02/03/2017 tarihli istifa dilekçesi sunduğu ve 06/05/2017 tarihinde evleneceğini belirtmesi üzerine ihbar önel süresinin bitiminde işten çıkış işlemlerinin yapılarak kıdem tazminatı ödendiğini ve çıkış kodunun 13 olması gerekirken sehven 04 olarak yapıldığını beyan etmiştir.İş akdinin sona erme şekli çekişmeli olmakla birlikte; davacının dayanağı davalının evlenmesi nedeniyle iş akdinin ihbar önel süresi sonunda kıdem tazminatı ödenerek çıkış işleminin yapılması olup, davalının sicil dosyasında bulunan istifa dilekçesinde evlilikten bahsedilmemekte ve iş Mahkemesinde dinlenen davacı ... da, davalının evlilik nedeniyle ayrılmak istediğine dair beyanda bulunmuştur.Davalının nüfus kaydı incelendiğinde; 06/05/2017 tarihinde evlendiği görülmekte, hizmet döküm cetvelinde ise 26/04/2017 tarihinde çıktığı görülmektedir. Sonuç olarak; Davacının evlilik nedeniyle iş akdinin sona erdirildiği iddiası ile davalıya kıdem tazminatı ödemesi hususu dikkate alındığında; iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshedildiğinden bahsedilemez zira evlilik; işçiye haklı nedenle fesih hakkı tanımaktadır. Böylece TBK 447.maddede belirtilen rekabet yasağının sona erme hallerinden; haklı bir neden olmadan işveren tarafından fesih durumu söz konusu değildir.Çıkış kodu ile mutlak bağlayıcı olunmadığı hususu göz önünde bulundurularak; davalının istifa dilekçesi, çıkış tarihi, evlenme tarihi ve davacı tanığının evlilik konusundaki beyanı dikkate alındığında iş akdinin evlilik nedeniyle sona erdiği ve bu durumun davalıya iş akdini haklı nedenle fesih imkanı tanıdığı, bu durumda da davacı tarafından kıdem tazminatı ödenmesini gerektireceği anlaşılmakla beraber, iş akdinin davalı tarafından evlilik nedeniyle haklı nedenle feshedilmesi rekabet yasağının sona erme hallerinden işverene yüklenilen bir nedenle işçi tarafından fesih durumu olmadığından her iki durumda da rekabet yasağının sona erdiğinden bahsedilemez.Rekabet yasağı sona ermediğinden ve bilirkişi raporu sonuç kısmında değerlendirildiği üzere rekabet yasağı düzenlemesi makul sayıldığından ve davalının, davacı nezdindeki iş akdinin sona erdiği 26/04/2017 tarihinden sonra 6 aylık süre geçmeden dava dışı ... A.Ş. Tarafından işletilen ... otelinde işe başladığı ve böylece rekabet yasağı düzenlemesine aykırı davrandığı anlaşılmakla davacının davasının kabulüne ve davalının en son brüt ücretinin 3 katı tutarında toplam 16.419,00TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.Ayrıca  6100 sayılı HMK'nun 331/2. maddesi \"Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise, talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderleri ödemeye mahkum eder\" hükmünü içermektedir.İstanbul 10. İş Mahkemesinin 2017/358 esas 2018/580 karar sayılı görevsizlik kararı gereğince de HMK'nun 331/2. maddesi gözetilerek, kendisini bir vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...\"gerekçesi ile,''Davanın Kabulüne,16.419,00TL cezai şart alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece Mahkemesi gerekçeli kararında \"davalının istifa dilekçesi, 26.04.2017 tarihinde işten çıkışı ve 06.05.2017 tarihinde evlenmesi gibi nedenlerle işçinin evlilik nedeni ile işten çıkmış olması karşısında rekabet yasağını sona erdirmediğinden bahisle\" davanın kabulüne karar verildiğini, verilen işbu kararın usul ve yasaya aykırı bir karar olduğunu, bu bağlamda ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararı istinaf etme zorunluluğu hasıl olduğunu;Müvekkilinin 06.05.2017 tarihinde evlendiğini, işten çıkarılmasının ise 26.04.2022 tarihinde 04 kod ile yapıldığını, İlk derece Mahkemesi gerekçeli kararında müvekkilinin evlilik nedeni ile istifa dilekçesi verdiği, davacı şirketin müvekkili davalıyı evlilik nedeni ile işten çıkardığı ve bu nedenle kıdem tazminatını ödediğinin belirtildiğini, dosya kapsamında sigorta sicil kayıtları ve müvekkili davalının nüfus kayıtları incelendiğinde; müvekkilinin 26.04.2017 tarihinde işten çıkartıldığı ve evlilik tarihinin ise 06.05.2017 olduğunun açıkça ortada olduğunu, yani müvekkilinin işten çıkarıldıktan sonra evlendiğini, bu hususun dahi dahi ilk derece mahkemesinin ortaya koyduğu gerekçenin usul ve yasaya aykırı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, müvekkilinin hiç bir şekilde evlilik nedeni ile işten çıkartılmadığını, müvekkilinin iş akdine davacı firma tarafından herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin 04 kod ile son verildiğini, müvekkili davalının evlilik nedeni ile iş akdine son verme niyeti olsa idi, evlilik tarihi olan 06.05.2017 tarihinden sonraki bir tarihte başvurup ve en nihayetinde kıdem tazminatını alarak işten ayrılabilecek olduğunu, bu noktada müvekkilinin evli olmadığı halde ilk derece Mahkemesinin müvekkili davalının iş akdinin evlilik nedeni ile sonlandırıldığına dair gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu;Müvekkilinden baskı ile alınan istifa dilekçesinde hiç bir şekilde evlenme kelimesi geçmediğini, yine davacı tarafından düzenlenen istifa kabul dilekçesinde ve ibra metninde de evlilikten bahsedilmediğini, davacının sunmuş olduğu dava dilekçesi ile müvekkilinin evleneceğini belirtmek sureti ile işten ayrıldığını ifade ettiğini, müvekkilini işten çıkartma kararı alan davacı firmanın, müvekkiline kıdem tazminatını alabilmesi için iş bu dilekçeyi yazmasını ve imzalamasını şart koştuğunu, müvekkilinin de kıdem tazminatını alabilmek adına bahsi geçen dilekçeyi yazdığını ve imzaladığını, müvekkilinin kıdem tazminatını kaybetme korkusu ile ilgili dilekçeyi imzaladığını, davacı tarafından müvekkiline imzalatılan ibranamede de hiç bir şekilde evlilik nedeni ile iş akdini sonlandırdığına dair bir ibare yer almadığını, dosya kapsamında yer alan tüm bu yazılı deliller karşısında İlk derece mahkemesinin sadece hali hazırda davacının yanında çalışan bir tanık anlatımına bağlı kalarak müvekkilinin evlilik nedeni ile işten ayrıldığına dair karar vemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu;Müvekkilinin davacı firma tarafından işten çıkartıldığını, bu hususun gerek davacının ...'ya yaptığı bildirimlerde gerekse müvekkiline yapmış olduğu kıdem tazminatı ödemelerinde açıkça görüldüğünü, ayrıca davacı her ne kadar müvekkilinin istifa ettiğini iddia etmiş olsa da; dilekçe ekinde sundukları banka dekontlarında da davacının müvekkiline \"kıdem tazminatı\" ödemesi yaptığının açıkça görüldüğünü, davacının ... kapsamında istifa kodu beyan edileceği yerde sehven işten çıkarılma kodunun girildiği iddiasının bu denli büyük kuruluşlarda yaşanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, güya sehven yanlış kod girilip kıdem tazminatı ödemesi yapılmasının tüm gerçeği ortaya koyduğunu, ayrıca her ne kadar davacı firma sehven hatalar yaptığını ifade etmiş olsa da; müvekkiline ekte sunulan işçi ibra sözleşmesini hazırladığını ve müvekkiline imzalattığını, ilgili ibra sözleşmesinde evlilik nedeni ile ayrıldığına dair bir ibare olmadığını;Bu hususların müvekkilinin davacı firma tarafında işten çıkartıldığını ortaya koyduğunu, davacının iş sözleşmesini müvekkiline işe başladıktan çok uzun zaman sonra işten çıkartılma tehdidi ile imzalattığını, müvekkili davacı firmada 03.01.2011 yılında çalışmaya başlamış olmasına rağmen, davaya konu iş sözleşmesinin müvekkiline 2015 yılında imzalatıldığını, müvekkilinin davacı firmada çalıştığı dönemde ve gerçek anlamda çalışmaya ihtiyacı olduğu dönemde sözleşmeyi; \"şifahi olarak imzalamayanlar işten çıkartılacaktır\" tehdidi ile imzalamak zorunda kaldığını, bahsi geçen iş sözleşmesini işini kaybetmemek adına okumadan imzalamak zorunda kaldığını, bu nedenle müvekkiline işten çıkarma baskısı ile imzalatılan 2015 tarihli sözleşmenin geçerli olmadığı düşüncesinde olduklarını; Müvekkilinin davacı firmada çalıştığı pozisyon ile daha sonra çalıştığı firmadaki pozisyonunun tamamen birbirinden farklı olduğunu, davacı firmada bireysel müşterilere hizmet vermekteyken; ... A.Ş.'de acente ve şirketlerde sorumlu satış müdürü olarak çalıştığını, yani davacının iddia ettiği gibi rekabet yasağına halel getirecek bir pozisyonda çalışmadığını, bu noktada davacının müşterilerini kendi çalıştığı firmaya çekme gibi bir durumun mümkün olmadığını, bu hususun dosya kapsamına sunmuş oldukları delillerle sabit olduğunu;Davacı firmanın beş yıldızlı, ...'nin ise dört yıldızlı bir otel olduğunu, en başta oteller arasındaki işbu farkın dahi rekabet yasağının ihlal edilmediğinin açık bir göstergesi olduğunu, her iki otel arasında fiyat farklılıkları, kalite farklılıkları vs. gibi bir çok farkın söz konusu olduğunu, 5 yıldızlı bir otelin müşterisini 4 yıldızlı bir otele çekerek rekabet yasağını ihlal etmenin mümkün olmadığını; Davacının, müvekkiline... A.Ş.'de çalışmasına ilk olarak izin verdiğini daha sonra kötü niyetli olarak işbu davayı ikame ettiğini, müvekkilinin davacı firmada çalıştığı dönemde, tüm ... Otellerinde çalışan personelin kullanmakta olduğu hilton.com uzantılı ... mail adresini kullandığını, bahsi geçen ...com uzantılı mail adresinin başka bir... Otelinde çalışmaya başlandığı zamanda kullanılabildiğini ancak eski ...Oteli’nin buna izin vermesinin tek şart olduğunu, aksi halde ilgili mail aktivasyonunun sağlanamadığını ve mailin kullanım dışı kaldığını;Müvekkilinin davacı firmadan ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı ... A.Ş.'nin de... Zincirlerinde yer alan bir otel olması nedeni ile ilgili mail adresinin kullanması için davacı firmadan onay alınması gerektiğini, aksi halde müvekkilinin ilgili maili kullanmasının söz konusu olmadığını, bu bağlamda davacı ile teknik hizmet veren teknik elemanlarla gerekli yazışmaların yapıldığını ve davacının onay vermesi ile teknik birim tarafından mailin kullanıma tahsis edildiğini, yani davacının burcu.... adlı mailin çalıştığı firmada kullanımına onay vermek sureti ile çalışmasına zımnen de olsa izin verdiğini, ancak daha sonra işbu huzurdaki davayı açtığını, bunun davacının kötü niyetli olduğunun açık bir göstergesi olduğunu;Müvekkilinin ekte sunulan ... oteline 22.05.2017 tarihinde girdiğini ve 08.11.2017 tarihinde ayrıldığını, müvekkilinin ilgili otelde beş küsür ay çalıştığını, bu süreçte ilgili rekabet yasağını ihlal edip davacı tarafı zarara uğratmasının mümkün olmadığını, babasının kanser hastası olması ve evlilik arifesinde olması nedeni ile çalışmak zorunda olduğu için derhal işe başladığını beyanla İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.01.2021 tarih, 2019/103 Esas ve 20121/103 Karar sayılı ilamının hakkaniyete, usul ve yasaya aykırı olması açısından kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranıldığından bahisle cezai şart talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; davalının işten evlilik nedeniyle ve kendi isteği ile ayrılmadığı, davacının iş akdine herhangi bir haklı sebep olmaksızın son verdiği, evliliğin işten ayrıldıktan sonra gerçekleştiği, davacı tarafından kıdem tazminatının dahi ödendiği, rekabet yasağı sözleşmesinin davalıya işe girdikten çok sonra ve işten çıkarılma tehdidi ile imzalatıldığı, davalının her iki otelde yaptığı işin farklı olduğu ve ayrıca otellerin niteliklerinin farklı olması sebebiyle davacıya zarar vermesinin mümkün olmadığı, davacının, davalının kendi bünyesinde çalışırken kullandığı mail adresini sonradan çalışmaya başladığı aynı zincirdeki otelde kullanmasına onay vererek esasen bu otelde çalışmasına da onay verdiği, davalının babasının kanser hastası ve kendisinin de evlenecek olması sebebiyle kısa sürede çalışmaya başlamak zorunda kaldığına ilişkindir 6098 Sayılı TBK'nın 444 ve 445 maddesi hükümleri ile, iş sözleşmesinde rekabet yasağına aykırılık anlaşmasının geçerliliği; işçinin fiil ehliyetinin olması, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içermemesi, hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve  aynı zamanda bu bilgilerin kullanılmasının, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması koşullarına bağlanmıştır. Bu koşullardan birinin eksikliği halinde rekabet yasağına aykırılık anlaşması, hakimin hakkaniyete aykırı anlaşmalar için müdahale imkanı müstesna olmak üzere, kural olarak geçersizdir.Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin \"Rekabet yasağı ve sırların saklanması\" başlıklı 12. maddesi; \"çalışan, iş sözleşmesinin haklı nedenlerle işveren tarafından veya haklı nedenler olmaksızın kendisi tarafından feshedilmesi veya tarafların anlaşması yahut iş sözleşmesi belirli süreli ise sürenin geçmesi ile sona ermesi halinde; iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 6 ay süre ile, Marmara Bölgesi ile sınırlı olarak, işverenin faaliyet konusunu oluşturan otelcilik alanındaki işleri kendi nam ve hesabına yapmamayı, ortak veya benzeri sıfatlarla kullanmamayı, bu çerçevede otelcilik alanında faaliyet gösteren ve merkezi Marmara Bölgesinde bulunan ... Otellerinde bağlı otellerin satış ve pazarlama departmanında çalışmamayı, iş bu sözleşme uyarınca kabul ve taahhüt eder. Rekabet yasağı ve sırların saklanması hakkında düzenlenen iş bu hükme aykırı davranması halinde çalışan almakta olduğu en son brüt aylık ücretinin 3 katı tutarında cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder.\" düzenlemesini içermektedir. Davalının, fiil ehliyetine sahip olduğu, rekabet yasağının süre, coğrafi bölge sınırı ve iş alanının sınırlandırılmasını içerdiği, davalının görev tanımı gereği, davacı şirketin müşteri portföyüne ve satış politikalarına vakıf olduğu, davacı şirketteki işinden ayrıldıktan kısa bir süre sonra, henüz altı aylık süre dolmadan davalı ile rekabet halindeki ve sözleşmede özellikle yasaklanmış zincir otellerden birisinde yasaklanan ve daha önce yaptığı iş ile aynı nitelikteki pozisyonda çalışmaya başladığı, bu sebeple davacı için bir zarar tehlikesinin de mevcut olduğu ve koşulları itibariyle geçerli olan rekabet yasağı sözleşmesinin davalı tarafından ihlal edildiği açıktır. Davalı tarafından söz konusu sözleşmenin baskı altında imzalatıldığı iddia edilmiş ise de, bu kapsamda dosyaya herhangi bir delil sunulmamış ve işten ayrıldıktan sonraki süreçte TBK'nın 37. maddesinde düzenlenen \"korkutma\" geçersizlik sebebine dayalı olarak herhangi bir dava açılmamıştır. Yine davalı tarafından davacının, aynı mail adresini kullanmasına onay verdiğine dair savunmasını ispata yarar bir delil sunulmadığı gibi, böyle bir onayın, davalının söz konusu iş yerinde çalışmasını da kapsadığının kabulü mümkün değildir. Taraflar arasındaki son ve asıl ihtilaf konusu, davalının işten evlilik nedeniyle kendi isteği ile mi ayrıldığı, yoksa davacı işveren tarafından haklı bir sebep olmaksızın işten mi çıkarıldığı ve rekabet yasağı sözleşmesinin TBK'nın 447. maddesi uyarınca sona erip ermediğine ilişkindir.Davacı tarafından ...'ya davalının işten ayrılış kodu \"işverence haklı neden olmaksızın fesih\" olarak bildirilmiş ise de, savunma olarak davalının evlilik nedeniyle ve kendi isteği ile işten ayrıldığı ileri sürülerek, dosyaya davalı tarafından imzalanan istifa dilekçesi sunulmuş ve dinlenen davacı ..., davalının işten evlilik nedeniyle ayrıldığını beyan etmiştir. Ayrıca davalı işten ayrıldıktan kısa bir süre sonra evlenmiştir. Davacının, davalıya kıdem tazminatı ödemiş olması da işine evlilik nedeniyle son verildiğini destekleyici bir durumdur. Davalı kendi imzasını taşıyan istifa dilekçesinin aksini, dilekçenin baskı altında imzalatıldığını ispat edemiştir. Bu itibarla davacı, davalının işten ayrılış kodunun yanlış bildirildiğini ve evlilik nedeniyle işten ayrıldığını ispat etmiş olup rekabet yasağı sözleşmesi geçerli olduğundan Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.121,58 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 280,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 841,18‬ TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dce3907efd9da2b1","SID":"df402018b42f4e73"}}