{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/932 <br>KARAR NO: 2025/993<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/10/2024<br>NUMARASI: 2023/870 Esas - 2024/856 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan İtirazın İptali<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/06/2025<br>İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28/02/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkiline ait dava dışı sürücü ...nun sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca, davalı sigorta şirketi nezdinde Kasko Sigorta Poliçesi (-İMMS-) ile sigortalı bulunan dava dışı...'in sevk ve idaresindeki ... aracın arkadan çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan ... plaka sayılı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle müvekkiline ait araçta değer kaybı zararı oluştuğunu, oluşan zararın tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini, davalı tarafından yapılan itiraz neticesinde takibin durduğunu beyanla, davalı tarafından haksız bir şekilde yapılan icra takibine itirazın iptali ile davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından 19.08.2022 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu 2022.E.305761 sayılı dosyasından dava konusu  kaza nedeniyle aracında meydana gelen hasara ilişkin değer kaybı talepli başvuru yapıldığını, İtiraz Hakem Heyeti Kararı 14.05.2023 - 2023/İHK-23792 numaralı karar ile araçta 68.324,00-TL değer kaybı meydana geldiğini, aracın ZMM poliçesinin Türkiye Sigorta nezdinde olması ve kaza tarihinde poliçe teminatının 50.000,00- TL olması nedeniyle 50.000,00-TL'yi aşan 18.324,00-TL değer kaybı bedeli ve 270,00-TL eksper ücretinin ödenmesine karar verildiğini, İtiraz Hakem Heyeti kararının kesin olduğunu beyanla davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; \"...davacının daha önce aynı olay nedeniyle sigorta tahkim komisyonu hakem heyetine başvuruda bulunduğu, tahkim yargılaması sonucunda davacının talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, kararın kesinleştiği, tahkim kararının davalı sigorta şirketi yönünden HMK 114/1-i maddesi gereğince kesin hüküm teşkil etmekte olup davacının yeniden talepte bulunmasının mümkün olmadığı...\" gerekçesiyle; Davacının davasının kesin hüküm dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından; yargılama sırasında sigorta şirketlerine yazılan müzekkerede müvekkiline ait aracın plakasının hatalı yazıldığı, müvekkiline ait araçta meydana gelen hasar bedelinin kasko sigortacısı tarafından karşılanarak daha sonra kusurlu aracın sigortacılarına rücu edildiği, ... plaka sayılı aracın ZMMS sigortacısı tarafından yapılan 50.000,00-TL'lik rücu ödemesiyle ZMMS teminat limiti tüketildiği, bu nedenle de Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde hatalı karar verilerek 50.000,00-TL'nin tazminat tutarından düşüldüğü, bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğu; mahkemece kesin hüküm değerlendirilmesinin hatalı olduğu, Sigorta Tahkim Kurulu tarafından hatalı değerlendirme neticesinde 18.324,00-TL'ye hükmedildiği, ancak görülmekte olan itirazın iptali davası bakiye alacak olan 50.000,00-TL'nin tahsili amacıyla açıldığı, dolayısıyla Sigorta Tahkim Komisyonu kararının hükmü ile eldeki davanın talep miktarı aynı olmadığından kesin hükümden söz edilemeyeceği, kararın kaldırılması gerektiği belirtilerek istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen araç değer kaybı bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali isteğine ilişkindir.Bilindiği üzere kesin hüküm, ilişkin olduğu konuda uyuşmazlığı ortadan kaldırır. Bu yüzdendir ki açılan bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması bir yargılama koşulu olup, mahkemece re'sen gözetilmesini gerektirir.(HMK.m.303) Tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan kesinleşmiş karar, sonradan açılan dava için kesin hüküm teşkil eder. Gerek maddi, gerek şekli anlamda kesin hüküm dava şartlarından olmakla hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir ve varlığı saptandığı takdirde kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddi gerekir. Bir kararın kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi için de, evvelce verilen kararın usulüne uygun şekilde kesinleştirilmiş olması zorunludur. Anayasa Mahkemesi'nin 2005/465 nolu başvuru üzerine yaptığı inceleme sonucunda verilen 12/09/2018 günlü kararda; hakem heyeti kararları ile ilgili olarak, kararın mahkemece tebliğ edilmesi gerektiğine hükmedilmiş ve bu kararla aynı mahiyette bulunan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2018 gün ve 2018/5787 E. - 2018/11726 K. sayılı kararında; \"5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 23. fıkrasında, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun hükümlerinin sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı belirtilmiş, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın tahkim usulüne ilişkin tebligatı düzenleyen 438. maddesinde de, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça tebligatın 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla hakem kararı kendisine verilen mahkeme, hakem kararının kendisine verildiğini ve kararın neden ibaret olduğunu iki tarafa da yazılı olarak tebliğ etmelidir. Her iki taraf hakkında da temyiz süresi ancak bu tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.\" denilerek, sigorta tahkim komisyonu hakem kararlarına karşı istinaf/temyiz süresinin, mahkemesince tebliğinden itibaren başlayacağı kabul edilmiştir.  Yargıtay 11. HD. 31/05/2018 gün ve 2018/1476 E. - 2018/4167 K. Sayılı kararı da aynı yöndedir. Açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; dosya arasında yer alan Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 02/03/2023 tarihli K-2023/44304 sayılı kararının incelenmesinde; dosyamız davacısı tarafından davalı aleyhine davaya konu kaza nedeniyle araçta oluşan değer kaybı bedelinin tahsili istemiyle açılan davada; başvurunun kabulü ile 68.324,00-TL değer kaybı tazminatının ve 270,00-TL ekspertiz ücretinin 10/08/2022 tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile birlikte sigorta şirketinden alınarak başvurana ödenmesine karar verildiği, karara karşı davalı sigorta şirketi vekilince yapılan itirazın İtiraz Hakem Heyeti'nin 14/05/2023 tarihli 2023/İHK-23792 sayılı kararı ile; sigorta şirketi vekilinin 02/03/2023 tarihli K-2023/44304  sayılı Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına yönelik itirazlarının kısmen kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden; başvurunun kısmen kabulü ile 18.324,00-TL değer kaybı tazminatının ve 270,00-TL ekspertiz ücretinin 10/08/2022 tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile birlikte sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine ödenmesine karar verildiği, ancak mahkemece tahkim kararının usulünce kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılmadığı görülmüştür. Eksik araştırma ve incelemeyle karar verilemez.Hal böyle olunca; Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen itirazın kısmen kabulüne ilişkin kararın, kararı saklamakla görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilip gönderilmediği, gönderilmiş ise de mahkemece saklama kararı yazılıp yazılmadığı ve yazılmış ise kararın taraflara mahkemece tebliğ edilip edilmediği, bu suretle usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılıp belirlenmesi, henüz kesinleşmemiş ise talep edilen tazminat kalemleri yönünden derdest dava niteliği taşıyıp taşımadığını değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsizdir. Her ne kadar davacı tarafından; eldeki davanın konusunu oluşturan alacak miktarı ile Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından kabul edilen tazminat tutarı aynı olmadığından bahisle eldeki davanın kesin hüküm nedeniyle reddedilmesinin hatalı olduğu belirtilerek istinaf yasa yoluna başvurulmuş ise de; eldeki davanın taraflarının ve dava konusu kaza nedeniyle oluşan tazminat taleplerinin Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetine başvuru konusu yapılan talepler ile aynı bulunduğu gözetildiğinde, davacı vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf itirazının reddi gerekmiştir. Ancak; az yukarıda belirtilen nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK'nın 353/1-a/4 maddesi gereğince kaldırılmasına,  karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle  KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2024 tarih ve 2023/870 Esas 2024/856 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/4 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacıya İADESİNE, 4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü  uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8f6a4f01dd7e3523","SID":"dc530a0f7a6950e2"}}